İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/321 E. 2025/370 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/321
- Karar No
- 2025/370
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/321 Esas KARAR NO:2025/370
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ:09/05/2025 KARAR TARİHİ:21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından 06/02/2024 tarihinde ... İşletme müdürlüğü sorumluluk sahasında bulunan ... ilçesi ... Mahallesi, ... Caddesi, no : 7 adresinde yapılan çalışma esnasında davalı tarafça gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkili şirketin yüklenicisi tarafından giderilmiş olduğunu, işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik bedeli, dağıtılamayan enerji bedeli ve eşik kesinti süresi aşımı gibi bedellerin zarar verenlerden tahsili amacıyla KDV dahil toplam 4.394,36-TL borç davalı yana tahakkuk ettirildiğini, davalı borçlu tarafından hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 4.880,51-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip yapıldığını ve borçluya Örnek no:7 ödeme emri gönderildiğini, davalının ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlu itirazında icra dairesinin yetkisine, takibe, takibe konu borca, borç miktarın faize, faiz oranına, ödeme emrine, asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz ettiğini, takibin durdurulmasını talep ettiğini, davalının davaya konu eylemi Türk Borçlar Kanunu'nun 49. Maddesi kapsamında haksız fiil teşkil etmekte olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın tazmininden sorumlu olduğunu, zararın kesin tutarının ancak bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkabileceğini, borçlunun itirazı sonrasında arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurmasının haksız ve dayanaksız olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının.... İcra Müdürlüğü 2024/... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız itirazının şimdilik 9.794,54-TL itirazının iptali ile takibin devamına, hasar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, davalı aleyhine hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, arabuluculuk vekalet ücreti yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahminline kadar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davalıların kazı çalışması sırasında davacının alt yapısına zarar verildiği iddiası ile tazminat talebine ilişkindir. Davacının tazminat talebi niteliği itibariyle haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır. TBK md. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören karşı tarafın kusurunu ve zarara uğradığını ispat yükü altındadır. Davacı, husumeti ...’ye yöneltmiştir. ... yönünden yapılan incelemede, davalının hukuki konumu itibariyle yargı yolunun caiz olup olmadığı mahkememizce araştırılmıştır. HMK md. 114’te dava şartları düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasının b bendi “yargı yolunun caiz olması” şeklindedir. Dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden özetilmesi gereken unsurlardır. Bunlardan birinin eksik olması halinde davanın usulden reddine karar verilir. Somut olayda davalı taraf ... olup, ... kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ...’nin kamu hizmeti görürken vermiş olduğu zararlar hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmektedir. Hizmet kusuruna ilişkin açılacak tam yargı davalarında ise idari yargı yoluna gidilmesi gerekir. Bu hususta Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen 05/02/2024 tarihli 2023/545 E. ve 2024/40 K. sayılı ilamda “17. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz ... Müdürlüğünün (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda da yapılan kazı çalışmasının alt yapı sisteminin onarımına ilişkin, davalı idarenin görmekte olduğu kamu hizmetine ilişkin olduğu ve hizmet kusuru olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu sebeple hizmet kusuruna ilişkin idari yargıda dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılmasında HMK md. 114/1-b uyarınca yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın idari yargı yolu caiz olduğundan HMK Madde 114/1-b ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan REDDİNE, 2-Yatırılan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 571,53-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların yokluğunda, nihai kararla birlikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.21/05/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır