İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/415 E. 2025/941 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/415
Karar No
2025/941
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/415 Esas KARAR NO : 2025/941

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/05/2025 KARAR TARİHİ : 18/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkili hakkında İstanbul .... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyası ile kambiyo yoluyla takip başlattığını, takibin müvekkili yönünden kesinleştiğini, takip konusu bononun müvekkili tarafından ... adına düzenlendiğini, daha sonra müvekkili tarafından ...'ye takibe konu bono bedelinin ödendiğini, davaya konu bono yönünden müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, davalı tarafın dava dışı ...'ın eşi olduğunu, dava dışı ... ve ....ın ortak olduğunu, ancak bu ortaklığın harici bir ortaklık olduğunu, ... ve ...ın beraber Esenyurt İlçesi'nde ... adında araç satış galerisi işlettiğini, müvekkili dava dışı ... vasıtasıyla ticari iş yapmak üzere dava dışı ....ın ... ve davalı ile tanıştığını, müvekkili ile ... arasında yapılan ticaret gereği müvekkili tarafından 4 adet bononun ... lehine düzenlendiğini, müvekkilinin 4 adet bono bedelini de ...'ye ödediğini, bu bonolardan ilkinin müvekkiline iade edildiğini, diğer 3'ünün de iade edileceğinin söylendiğini, ancak kalan 3 bonodan 1'inin davalı adına işleme konulduğunu, diğer iki bononunda davalı eşi ... adına takibe konulduğunu, bu bono için Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile ...'a karşı dava ikame edildiğini, müvekkili ile ... arasında yapılan ticari ilişkinin ...'nin ortağı olan ... ve eşi davalı tarafından bilindiğini, hatta işbu ticari ilişkinin taraflar arasında protokol edildiğini, bu protokolde davalının eşi ...'ın da imzasının bulunduğunu, müvekkili ile ... arasında yapılan ticari ilişkide ...'ın ...'nin ortağı olarak bulunduğunu, yani davalı tarafın eşi ...'ın da bu ticaretin tarafı olduğunu, bu protokolde bonoların ödenmesi ile müvekkillinin borcu kalmayacağının belirtildiğini, davalı tarafın takibe konu bonoların ödendiğini bildiği halde kötü niyetle haksız kazanç el etmek için işlemler başlattığını, ... ve ... arasında ortaklıktan doğan ihtilaf sebebi ile davaya konu bononun müvekkiline iade edilmediğini, davalı tarafından bu bonoya dayanılarak müvekkili, ... ve aval hakkında takip başlatıldığını, davalı tarafından başlatılan işbu takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, İstanbul .... İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyası yönünden takibin kesinleştiğini ve müvekkilinin mal varlığına haciz uygulandığını, müvekkiline ait aracın yakalandığını ve yediemine çekildiğini, ayrıca müvekkilinin taşınmazına ve banka mevduatlarına haciz uygulandığını, müvekkilinin işbu takibe konu bono yönünden davalıya ve ...'ye borcu olmadığından işbu davanın açıldığını, şimdilik 5.000 TL yönünden müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesi ...Esas sayılı takibe konu 24.08.2023 keşide tarihli, 10.11.2023 vadeli, 1.000.000 TL bedelli bono yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitini, İstanbul .... İcra Dairesi ...Esas sayılı takibin müvekkili yönünden iptalini, davalının icra tazminatına mahkum edilmesini, İstanbul .... İcra Dairesi ...Esas sayılı takibin teminatsız olarak müvekkili yönünden tedbiren durdurulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın haksız ve hukuksuz ikame edildiğini, hiçbir hukuki zemini olmayan, mesnetsiz iddialar ile dolu bir dava olduğunu, dava dilekçesinin olay akışı noktasında bir isabetsizliği bulunmadığını, davacı ... ile dava dışı ... arasında bazı ticaretler geliştiğini ve bu ticaretler sonucunda davacı yanın dava dışı ...'ye borçlandığını, bu borçlanma kapsamında da davacı ..., dava dışı ...'ye davaya konu senetleri teslim ettiğini, ciro silsilesi ve borç ilişkisinin bu şekilde başladığını, devam eden süreçte ise ... adlı dava dışı 3. Şahıs ile müvekkilinin eşi dava dışı ... arasında da ticari ilişki geliştiğini ve bu ticaret alacak ilişkisi kapsamında dava dışı ... müvekkilinin eşine ait olan borcunu ödemek maksadıyla davaya konu senetleri ciro ederek müvekkilinin eşi ...'a teslim ettiğini, haliyle bu aşamadan sonra senet alacaklısı sıfatının artık müvekkili eşi ... olduğunu, akabinde ise müvekkilinin eşi ...ın söz konusu senedi eşi davalı müvekkili adına ciro ettiğini ve nihai olarak senet alacaklısının müvekkili ... ... olduğunu, davacı yanın sözde borcu ödediğini iddia etmekle birlikte borcu ödediğini ortaya koyan hiçbir delili dosya dahline alamadığını, davaya konu icra dosyalarından birinin icra ediliş tarihi 10.01.2024 ( Tahsil ile Kapalı ) diğer icra dosyasının icra başlangıç tarihi ise 28.03.2024 tarihleri olduğunu, haliyle davacı yanın ilgili icra dosyalarından ve müvekkilinin alacak iddiasından 1,5 yıldır haberdar olduğunu, borçlu olmayan bir kimseden 1.5 yıl sözde alacak iddiasına sessiz kalmasının beklenemeyeceğini, haliyle bu alacaklının banka hesaplarına haciz koyduğunu, tapu ve araç hacizleri gerçekleştirdiğini ve fiili hacizlerin gerçekleştirildiği bir ortamda gerçekten borçlu olmayan bir kişinin bu kadar uzun süreler bekleyerek daha sonrasında dava açması ve borçlu olmadığını iddia etmesinin hayatın olağan akışıyla uyum sağlamadığını, bu nedenlerle haksız ve hukuksuz davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLER VE GEREKÇE: Dava, İİK m. 72 uyarınca açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... ... olduğu, borçlusunun ..., ..., ... olduğu, 1.000.000,00-TL senet alacağı, 131.150,68-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.131.150,68-TL üzerinden icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takibine dayanak 1.000.000,00 TL bedelli 10/11/2023 vade tarihli senet nedeniyle borçlu olup olmadığı hususların tespitinden kaynaklanmaktadır. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Takibe konu bononun incelenmesinde; keşidecinin davacı, son cirantanın davalı olduğu, 10/11/2023 vade tarihli, 24/08/2023 düzenleme tarihli ve 1.000.000,00-TL miktarlı olduğu görülmüştür. Taraflar arasında kambiyo senedinden kaynaklanan bir borç ilişkisi olduğu, senedin davalı ...(...)'a intikal ettiği, davacının senet bedelini dava dışı ...'ye ödendiğinin belirtildiği, takip alacaklısı olan davalıya senet bedelinin ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay ... HD 30/11/2016 tarihli ve ... E.K. Sayılı içtihatında; "...takip alacaklısıının(hamilin) kötü niyetli olduğu, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği iddia ve takip hukuku açısından geçerli bir belge ile ispatlanmadıkça keşidecinin lehtara karşı ileri sürebileceği ödeme ve benzeri şahsi def'ileri vadeden önceki temlik cirosu ile senede hamil olan takip alacaklısında karşı ileri sürülemeyeceği..." belirtilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının icra takibine dayanak senedin borçlusu olduğu, senet bedelini dava dışı ...'ye ödediğinin belirtildiği ancak senet aslını teslim almadığı, senedi ciro yolu ile teslim alan davalının davacı aleyhine icra takibi başlattığı, takibe konulan senedin, bono niteliğinde olup tüm yasal unsurları barındırmakta olduğu, davalının davacının iddia ettiği hususları kabul etmediği, senet metnini talil etmediği, davalının son ciranta olduğu, davacının senet üzerindeki imzaya bir itirazının bulunmadığı, senet bedelinin ödendiği yönündeki savunması doğrultusunda dosyaya sunmuş olduğu protokolde davalının isminin yer almadığı, protokolün davacı ile dava dışı şahıslar arasında akdedildiğinin görüldüğü, senet lehdarına yapılan ödemenin şahsi def'i niteliğinde olması ve hamil olan davalının kambiyo senedini iktisap ederken borçlunun zararına hareket etmiş olduğuna dair delil bulunmaması, davalı hakkında yürütülen bir ceza soruşturması da bulunmaması nedenleriyle, lehdara yapıldığı belirtilen ödemenin hamile karşı ileri sürülemeyeceği, davacının iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği, bu yönde bir kanıt sunmadığı, kıymetli evrak niteliğindeki bononun illetten mücerret olduğu; davacının hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanmadığı da görülerek, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 615,40 TL peşin harç ve 16.462,10-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 17.077,50-TL harçtan mahsubu ile bakiye 16.462,10-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa İADESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 156.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/11/2025

Katip ... ¸e-imza

Hakim .... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/415, K. 2025/941, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-415-e-2025-941-k-89a1fadaa453