İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/156 E. 2025/823 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/156
- Karar No
- 2025/823
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/156 Esas KARAR NO : 2025/823
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 08/01/2025 KARAR TARİHİ : 06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın tarım ve hayvancılık işini yapmakta olup traktör alabilmek için davalı kurum bünyesinde kredi sözleşmesi kapsamında Temmuz-Ağustos ayı 2024 tarihinde davalı bankadan kredi çektiğini, kredi sözleşmesi kapsamında çekilen kredilerin ödemesinin ilk taksitinin 2025 tarihinden başlanmak üzere 5 yıl içinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, krediye teminat olarak bono tanzim edilmesinin talep edildiğini, talep doğrultusunda düzenleyeni ..., lehtarı ... olan, 5.750.000,00 TL bedelli ve 01.10.2024 vade tarihli kambiyo senedi tanzim edildiğini, akabinde 03.10.2024 tarihinde lehtar ... tarafından ... A.Ş.ne ciro edilmiş olarak gösterildiğini, kredilerin taksit ödeme tarihleri başlamadan 04.10.2024 tarihinde ... Banka Alacakları İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin taşınır ve taşınmaz mal varlığına haciz konulduğunu ve şuanda satış işlemlerine başlandığını, müvekkili ...'ın iş bu senedi eşi ...'a hatır senedi olarak verdiğini, TTK.nun 687 gereği senedin bedelsiz olup davalı tarafın iş bu durumu bildiğini, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, kredi taksit ödemelerinin başlangıç tarihlerinin 2025 yılı olmasına rağmen kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen iş bu senetler göz önünde bulundurulduğunda davalı kurumun kötü niyetli davrandığını ve müvekkili ...'ın zararına hareket ettiğini gösterdiğini, bankanın bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, müvekkili ... yönünden hatır senedi olarak verilen senedin bedelsiz olması sebebiyle müvekkilin davalı kuruma borçlu olmadığının tespitini talep etiklerini, müvekkili ... yönünden ise söz konusu senedin Temmuz ve Ağustos 2024 tarihlerinde çekilen ve geri ödeme başlangıç tarihi 2025 yılı olan kredi sözleşmelerinin teminatı olarak verildiğini, senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’inin hamile karşı da öne sürülmesinin mümkün olduğunu, bankanın teminat senedi olduğunu bildiği halde borçlunun zararına hareket ettiğini ve çekilen kredilerin taksit ödeme günü gelmeden icra takibi başlattığını, müvekkilinin taşınmaz mal varlığına ve tüm banka hesaplarına haciz konulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek teminat olarak alınan bu senedin kredi ödemelerinin başlangıç taksit ödemesinin gelmemesi nedeniyle senedin bedelsizliğinin tespitini talep etiklerini, sonuç olarak, müvekkili ... yönünden hatır senedinin bedelsiz olması nedeniyle, müvekkili ... yönünden çekilen kredilerin teminatı olarak verilen ve kredi ödeme taksit tarihi gelmeden ikame edilen icra takibinde teminat senedi bedelsizliğinden müvekkillerin davalı kuruma ... Banka Alacakları İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin müvekkilleri yönünden dava sonuçlanıncaya teminatsız olarak durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise dava sonuçlanıncaya kadar satış işlemlerinden dolayı dosyaya yapılacak olan ödemenin icra veznesinde tutulması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibinin ...'da başlatıldığını, ayrıca takibe konu bononun müvekkili Bankanın ... Şubesi lehine düzenlendiğini, diğer yandan takibe konu bonoda " iş bu bono vadesinde ödenmediği takdirde müteakip bonolarında muacceliyet kasbedeceğini ve ihtilaf vukuunda ... mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkisini şimdiden kabul ederiz." denilmek suretiyle ... mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılındığını, bu nedenle, davanın ... Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerekmekte olup öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, kesinleşen takip alacağı üzerinden harç hesaplanarak harcın tamamlanması gerektiğini, müvekkili banka ile davacı ... arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını, diğer davacı ...'ın ise işbu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredilerin vadesinde ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek ... 1. Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek muhataplara gönderildiğini, ihtarnameye rağmen kredi borcu ödenmediğinden, borçlular tarafından düzenlenen 5.750.000,00- TL bedelli 01/10/2024 vade tarihli bononun vadesinde ödenmemesi üzerine senet protesto edilerek borçlulara karşı ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin... E. sayılı dosyası ile kambiyo senedine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, senedin hatır senedi olduğu ve müvekkili bankanın borçluya zarar verme amacıyla senedi devraldığı, bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddialarının yazılı delille ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER; ... Banka İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası, ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ve davacı bankaya yazılan müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. Davaya konu ... Banka İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dosyamız davacısı alacaklı...A.Ş tarafından dosyamız davalıları ... ve ... aleyhine 3.501.717,57 TL Anapara (İstenen: Yıllık Reeskont Avans) 1.323,45 TL Protesto Evrakı, 567.585,91 TL İşlemiş Faiz, 28.379,30 TL BSMV, 43.511,90 TL KKDF, 4.067,90 TL İhtiyati Haciz Masrafı, 10.505,15 TL Komisyon olmak üzere toplam 4.157.091,18 TL alacağın tahsili amacıyla 5.750.000,00 TL bedelli, 28.07.2023 tanzim ve 01.10.2024 vade tarihli kambiyo senedine dayalı 04.10.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...-D. İş sayılı dosyasına istinaden ihtiyati haciz uygulandığı görülmüştür. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle 09/09/2025 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacı ... yönünden hatır senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla, davacı ... yönünden çekilen kredilerin teminatı olarak verilen ve kredi ödeme taksit tarihi gelmeden ikame edilen icra takibinde teminat senedi bedelsizliği iddiasıyla davacıların ... Banka Alacakları İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Davalının yetki itirazının davalının adresi itibariyle mahkememiz yetkili olduğundan İİK 72/son maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacı Traktör alabilmek için davalı kurum bünyesinde kredi sözleşmesi kapsamında Temmuz- Ağustos ayı 2024 tarihinde bankadan kredi çektiğini, çekilen kredilerin ödemesi ilk taksit 2025 tarihinden başlanmak üzere 5 yıl içinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafın talebi doğrultusunda A4 kağıdına düzenlenen ve düzenleyeni ..., Lehtarı ... olan 5.750.000,00 TL bedelli ve 01.10.2024 vade tarihli kambiyo senedi tanzim edildiğini, akabinde 03.10.2024 tarihinde lehtar ... tarafından ... A.Ş ye ciro edilmiş olarak gösterildiğini, davalının 1 gün sonra 04.10.2024 tarihinde ... Banka Alacakları İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine özgü haciz yolu ile icra takip başlattığını; ...'ın iş bu senedi eşi ...'a hatır senedi olarak verdiğini, senedin bedelsiz olup davalı tarafın iş bu durumu bildiğini, davalı tarafça hazırlanan ve ... tarafından ciro edilmiş olan iş bu senetlerin temmuz ve ağustos 2024 tarihlerinde çekilen ve geri ödeme başlangıç tarihi 2025 yılı olan kredi sözleşmelerinin teminatı olarak verildiğini, açıklanan nedenlerle ... yönünden hatır senedinin bedelsiz olması nedeniyle; ... yönünden çekilen kredilerin teminatı olarak verilen ve kredi ödeme taksit tarihi gelmeden ikame edilen icra takibinde teminat senedi bedelsizliğinden davacıların davalı kuruma ... Banka Alacakları İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili ise müvekkili banka ile davacı ... arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını, diğer davacı ...'ın ise işbu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredilerin vadesinde ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek ... 1. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek muhataplara gönderildiğini, ihtarnameye rağmen kredi borcu ödenmediğinden, borçlular tarafından düzenlenen 5.750.000,00- TL bedelli 01/10/2024 vade tarihli bononun vadesinde ödenmemesi üzerine senet protesto edilerek borçlulara karşı ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senedine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, senedin hatır senedi olduğu ve müvekkili bankanın borçluya zarar verme amacıyla senedi devraldığı, bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddialarının yazılı delille ispatlanması gerektiğini savunmuştur. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, ..., 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 687/1. maddesi gereğince, keşideci borçlu, lehtara ve cirantalara karşı ileri sürebileceği şahsi def'ilerini, iyiniyetli hamile karşı ileri süremez. Borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen kişi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde caizdir. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Bu nedenle senet sebepten mücerret olduğundan, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı ... yönünden hatır senedinin bedelsiz olduğu iddiası bakımından; davacı, dava konusu senedin verilme nedeni olarak hatır sözleşmesini belirtmiştir. Senede karşı ileri sürülen bu iddianın yazılı bir delil ile ispatı mümkün olacaktır. Davacının buna yönelik bir ispatı bulunmamakla birlikte takibe konu senette takip alacaklısının senedi ciro yoluyla devralan hamil olduğu, buna göre 3. kişi olduğu anlaşıldığından, şahsi defi, bonoyu temlik cirosu ile devralan alacaklı iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemez. Kaldı ki, hamilin kötüniyetli olduğu da ispat edilmemiş olduğundan davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ... yönünden çekilen kredilerin teminatı olarak verilen ve kredi ödeme taksit tarihi gelmeden ikame edilen icra takibine konu senedin teminat senedi olduğu iddiası bakımından; İstanbul BAM...E -... karar sayılı ilamında "Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve ...E., ...K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir." şeklindedir. Yargıtay 19. HD'nin 26/09/2016 tarih ...E. ... K. Sayılı kararı ise "...bankaların verdikleri krediye karşılık teminat olmak üzere bono almalarını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Esasen senet üzerinde teminat olduğunu gösteren herhangi bir kayıt da bulunmamaktadır. Davalı da dava konusu senedin kredi borcunun ödenmesi amacıyla, başka bir anlatımla ifa amacıyla düzenlendiğini belirterek teminat iddiasını kabul etmemiştir. Bir an için senedin teminat amacıyla verildiği kabul edilse bile teminatını teşkil ettiği kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcu bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle saptanması gerekir."şeklindedir. Anılan içtihatlar dikkate alındığında krediye ilişkin kayıtlar kontrol edilerek davacının borçlu olup olmadığı, alacağın muaccel hale gelip gelmediği, takibe konu senedin teminat senedi olduğu ile ilgili davalı banka kayıtlarında bir bilgi bulunup bulunmadığı, senedin hangi krediye istinaden verildiği, teminat fonksiyonunun devam edip etmediği, devam ediyor ise hangi miktarda teminat vasfı bulunduğunun takip ve dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi hususlarında davalı banka kayıtları üzerinde yerinde yapılacak olan inceleme için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş; bilirkişi yapmış olduğu incelemede özetle " Davalı banka ile davacı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ... arasında toplam 15.000.000,00 TL limitli Kredi Çerçeve Sözleşmesi akdedilmiş olduğu görülmektedir. Bahse konu İşbu sözleşmeleri davacı kefilinde (...) toplam 15.000.000,00 TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları açıkça görülmektedir. Taşıt Rehni Sözleşmesi: Taraflar arasında 05.07.2024 tarihinde... plakalı Zirai Traktör aracı üzerinde Taşıt Rehni Sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı Kredi Lehtarı Şirkete Kullanılan Krediler davacı kredi lehtarı (asıl borçlu) ...'a Rotatif kredi, KMH ve kredi kartı ile Traktör kredisi kullandırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Hesabın Kesilip Kat edilmesi ve Temerrüt: Hesabın Kat ihtarı Davacı banka sözleşmenin .... Maddesine göre; ... 1..Noterliği aracılığı ile ... tarihinde ... sayılı ihtarnamesini keşide ettiği, hesap kesim tarihi 03.10.2024 itibariyle aşağıda detayı belirtilen —4.141.194,68 NAKDİ kredi borcunun (1) gün içinde faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi, ayrıca gayrinakdi çek taahhüt bedeli 27.810,00 TL'nın depo edilmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği. Davacı bankadan temin edilen yukarıdaki tablonun 1-5 sıra arasındaki 5 adet Kredi hesap ekstreleri ile hesap kat ihtarnamesi karşılıklı olarak tetkik edildiğinde, anapara bağlamında birbiriyle uyumlu oldukları görülmektedir. Temerrüt: Davalı kredi lehtarı asıl borçlu şirkete ve davacı kefillere ödeme için verilen (1) günlük mehil müddeti bitimini izleyen 10.10.2024 tarihi itibariyle temerrüde düşürülmüş sayılabilecekleri kanısına ulaşılmıştır. Cirantalar; Bonoda bulunan lehtar cirantanın ... olduğu, borçlu-keşidecinin ... olduğu, en son cirantanın ise ... A.Ş. olduğu, bu durumda yetkili meşru hamilin ... A.Ş. olduğu ifade edilebilir. Bononun, ciro silsilesinde şeklen herhangi bir bozukluk olmadığı ve tam bir teselsülün bulunduğu söz konusu bono üzerinde olarak verildiğine ilişkin, mezkur bono üzerinde “ bedeli teminattır, teminat senedir ve/veya bedeli rehindir ” vs... gibi herhangi bir açık kayıt ve meşruhatın bulunmadığı görülmektedir... Mezkur bonoda davalı bankanın temel ilişki dışında kaldığı nazara alındığında, davalı bankanın, davacı bono borçlularının kendi arasındaki temel ilişkiyi bilebilecek konumda bulunmadığı aşikardır. Dolayısıyla davalı bankanın temel ilişkiyi ispatla yükümlü olmadığı söylenebilir. Yani işbu bono karşılığında davalı banka, davacı(asıl borçlu) ile diğer davacı lehtar ciranta arasındaki temel ilişkiyi bilmek zorunda olmadığı dikkate alındığında, davalı banka bono borçlularından/keşidecilerinden ... 'a kredi kullandırmamış ise de, bonodaki diğer davacı lehtar ciranta konumundaki ...'a kredi kullandırılmış olduğu aşikardır. Başka bir deyişle davacı keşideci borçlu hem bonoda ve hem de akdedilen sözleşmede kefaleten borçlu konumundadır. Kredinin bonoya atfen kullandırıldığının kabulü halinde bu durumda davacıların mezkur bonodaki keşideci ve lehtar ciranta sıfatıyla borçtan sorumlu oldukları söylenebilir. Yukarıda irdelendiği üzere, davalı banka vermiş olduğu ödünç parayı ispatla mükellef olmakla birlikte, bu ispat keyfiyetini ticari defter kayıt ve belgeleriyle ispatlamış durumdadır...O halde davacıların TAKİP TARİHİ itibariyle nakdi krediden dolayı 4.157.091,18 TL ve DAVA TARİHİ itibariyle ise 4.638.382,73 TL davalı bankaya BORÇLU olduklarının söylenebileceği, Takibin dayanağı bononun tanzim/keşide tarihi 28.07.2023 günü nazara alındığında, traktör kredisi daha sonra 05.07.2024 tarihinde kullandırılmıştır. Bahse konu 28.07.2023 keşide/tanzim günü kredi ilişkisinin ilk kurulduğu tarihi göstermektedir. Bu durumda davalı banka anılan bonoya atfen önce diğer kredileri ve daha sonra da traktör kredisini kullandırmıştır.Davalı bankadan temin edilen kayıt ve ekstrelere göre takibe konu edilen bononun teminat senedi olduğuna ilişkin açık bir kayda/şerhe rastlanılamamış olduğu, takibe konu edilen bono halen ortada fiziken mevcut olduğuna göre (Ödendiğine ilişkin geçerli bir makbuz ya da açık bir ibraname olmadığına göre) teminat fonksiyonun halen devam ettiğinin söylenebileceğini," bildirmiştir. Sonuç olarak takip dayanağı bononun teminat vasfında olduğunun kabul edilmesi halinde dahi bu durum bononun doğrudan bedelsiz olduğu sonucunu doğurmayacaktır. Burada tartışılması gereken husus takip tarihi ve dava tarihi itibariyle bononun teminat vasfının devam edip etmediği, devam ediyorsa hangi miktarda teminat vasfı bulunduğudur. Yargılama aşamasında alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile takip ve dava tarihlerinde davalı bankanın davacı alacaklı olduğu senedin teminat fonksiyonunun devam ettiği tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı taksit tarihi gelmeden senedin işleme konulduğunu iddia etmiş ise de davacı kredi lehtarı (asıl borçlu) ...'a Rotatif kredi, KMH ve kredi kartı ile Traktör kredisi kullandırılmış olduğu, ... 1.Noterliği aracılığı ile ...tarihinde ... sayılı ihtarnamesinin keşide edildiği, hesap kesim tarihi 03.10.2024 itibariyle 4.141.194,68 nakdi kredi 27.810,00 TL gayri nakdi kredi yönünden hesabın kat edildiği, davacının takip tarihi itibariyle nakdi krediden dolayı 4.157.091,18 TL ve dava tarihi itibariyle ise 4.638.382,73 TL davalı bankaya borçlu olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda, davalı banka tarafından davacının kat ihtarının tebliği ile oluşan temerrüt tarihi beklenmeden takibe başlandığı tespiti bakımından icra takibi ve dava ile talepde bulunabilmek için muaccel bir alacağın varlığı gereklidir. Somut olayda hesabın kat edildiği belirlendiğinden muaccel (istenebilir ) olduğunun kabulü gerekir. Nitekim bu husus İstanbul BAM 12. HD. nin 2024/1324 Dosya 2024/1235 Karar sayılı kararında da "Yargı uygulamasında bu husus yerleşik kabul edilmiştir.Kat ihtarı düzenlenmesi ile istenebilir hale gelen alacak nedeniyle, kat ihtarının tebliğ edilip edilmemesine göre farklı sonuçlar doğar. Kat ihtarının asıl borçluya tebliği veya tebliğ edilmiş sayılması müteselsil kefile başvuru koşullarını da belirleyecektir.Ancak, kat ihtarının tebliğinin, borçlunun mütemerrit sayılması için önemi vardır. Ancak borçlu mütemerrit sayılırsa temerrüt faizi işletilecek, aksi halde temerrüt tarihine kadar akdi faiz işlemeye devam edecektir. Hesabın katı ile birlikte; kredi kullanımı durdurulsa da; sözleşmede kararlaştırıldığı üzere akdi faiz işlemeye devam edecektir. Açıklanan nedenlerle; alacağın muaccel olması ile temerrüdün farklı olgular olduğu, Yargıtay kararları arasında az sayıda farklı yönde kararlar bulunsa da; tüm yargı kararları dikkate alındığında farklı yöndeki kararların genel kabulden ayrılınmasını gerektirmediği gözetilmelidir. İhtarnamede verilen sürenin sadece temerrüdü bir başka deyişle temerrüt faizinin işlemeye başlamasını sağladığı; kat ihtarı ile verilen sürenin gerçekleşen muacceliyeti ortadan kaldırmadığı sadece temerrüdün gerçekleşmesini sağladığı , aksinin kabulü halinde, kat ihtarının asıl borçluya ve müteselsil kefile hiç tebliğ edilememesi halinde alacaklının hiç takip başlatılamayacağı sonucuna varılacağı..." şeklinde belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle dava borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, menfi tespit davalarında borçluluk durumunun dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiğinden dava tarihi itibariyle davacı ... yönünden senedin teminat fonksiyonunun devam ettiği kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiştir. Davalı aleyhine açılan dava ret olmuş ise de davalı alacaklının alacağını tedbir nedeniyle geç almasını gerektirecek ve infaz edilmiş bir tedbir kararı mevcut değildir. Bu nedenle İİK m.72/f.4 hükmü uyarınca davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi yasal olarak mümkün bulunmadığından tazminata hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı ... yönünden davanın REDDİNE, 2-Davacı ... yönünden davanın REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL harç ile tamamlama harcı olarak alınan 71.000,00 TL harcın toplamı 71.615,40.TL harcın mahsubu ile artan 71,000,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 571.280,03 TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 571.280,03 TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına, 8-Arabuluculuk Ücreti olan 4.700,00 TL ücretin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma ile) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2025
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır