İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/546 E. 2025/997 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/546
Karar No
2025/997
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/546 Esas KARAR NO : 2025/997

DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/07/2024 KARAR TARİHİ : 17/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...'a 31/07/2023 tarihinde .... Bankası hesabından 400.000,00-TL ve ... Bankası hesabından 300.000,00-TL olmak üzere toplam 700.000,00-TL borç para verdiğini, ... Bankası ve .... Bankası Anonim Şirketi aracılığı ile gönderilen paralara ilişkin e-dekontu sunduklarını, müvekkilinin ...'a güvenerek borç para vermiş ancak borcunu geri ödemesini istediğinde davalı tarafından oyalandığını, alacağı kendisine ödenmediğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek amacı ile Bakırköy .... Noterliği'nin 09/02/2024 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtarname çektiğini, ancak borçlu yine borcunu ifa etmemiş gerçeğe aykırı beyanlar ile müvekkili oyalamaya devam ettiğini, Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin .. esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı borçlu bu takibe de haksız bir şekilde itiraz ettiğini, davalının müvekkilinden 31/07/2023 tarihinde 700.000,00-TL borç almış ancak borcunu ödenmediğini, Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında borçlu tarafından yapılmış olan itirazın iptalini, takibin devamını, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe verilen borcun ticari nitelikte olmadığını, herhangi bir şekilde faturalandırılmadığını, bir ticari işin kaynağı olmayan, şirket yetkilisi ile davalının arkadaşlığına binaen oluşan güven sonucu gönderilen bir borç olduğunu, davalının, müvekkili şirketinin imzası bulunmayan protokolü delil olarak sunduğunu, davalı tarafa borç adı altında gönderilen paranın iade edilmediğini, açıklama kısmına protokol bilgileri ile ödeme yapılmasını talep etmediğini cevaben bildirmiştir. Mahkememize Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı 10/03/2025 tarihli görevsizlik kararı ile tevzi edilen dosyanın mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapılmıştır. DELİLLER : Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, ... Bankası Anonim Şirketi'nden ... Elektrik Sanayi Ticaret Ltd. Şti. tarafından ...'a ait ... ıban numaralı hesaba 31/07/2023 tarihinde gönderilen 300.000,00-TL tutarlı işleme ilişkin dekont örneği, ... Bankası Anonim Şirketi'nden gelen yazı cevabı, Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan ...'ın tarh dosyası ve bilgisayar kayıtlarımız tetkikinde, Vergi Usul Kanununun 176. ve 177. maddeleri kapsamında ticari kazanç yönünden 1. sınıf tüccar olduğu ve bilanço esasına göre defter tuttuğu anlaşılmıştır, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ...'ın en son sicil kayıtları, ilgili belgeler dosyamıza celp edilerek incelenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle başlatılan Büyükçekmece .... İcra Dairesi ... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir, Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; Müvekkiline ilamsız takip yapıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, müvekkilinin, alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Büyükçekmece .... İcra Dairesi ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 700.000,00 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 31/01/2025 havale tarihli raporunda;" Davacı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin 2023 yılı yasal defterlerinin GİB onaylarının yasal süresi içinde yapılmış olduğu, davalı ...'ın 2023 yılı yasal defter açılış kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapılmış olduğu, takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere , davacı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti ile davalı ... arasında ihtilafa konu 700.000,00-TL ödemenin ticari defterinde kayıt altına alındığı görülmüş olup, davacı tarafın yasal defterlerinde verilen sipariş avansları hesabında, davalı tarafın satıcılar hesabında kayıt altına alındığı, ancak karşılıklı düzenlenen alım/satım faturalarının taraflarca yasal defterlerinde kayıt altına alınmadığı, satış faturalarının dosyasına sunulmadığı, devir bakiyelerinde farklılık bulunduğu, yukarıda detaylıca izah edildiği üzere, davacının ... adına tutulan tüm hesapların virman kayıtları neticesinde, davalıdan 31.12.2023 taril 1.600.000,00-TL alacaklı olduğu, davalı tarafa düzenlenen satış faturası dışında 159.11.30264 verilen sipariş avansları hesabın bakiyesi dikkate alındığında davacının davalıdan 31.12.2023 tarihi itibariyle 700.000,00-TL alacaklı olduğu, davalı tarafça davacı tarafa düzenlenen 30.11.2023 tarihli ... no'lu 6.000.000,00-TL tutarlı faturanın dosyasına sunulmadığı, Sayın Mahkemece bu faturanın kabul edilmesi 4.780.399,00-TL alacaklı olduğu, faturanın kabul edilmemesi halinde davalı tarafın davacı tarafa 1.219.601,00-TL borçlu olduğunun tespit edildiğine" ilişkin bilirkişi raporu düzenlendiğini bildirmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 386 ncı maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." Öte yandan; 6098 sayılı Kanun'un 555 ve devamı maddelerinde düzenlenen "havale" bir ödeme vasıtasıdır. Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersinin (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil) bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2003 tarihli ve 2003/3-118 E., 2003/158 K. sayılı ilamı). Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Kanun’un "İspat yükü" başlıklı 6 ncı maddesi uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Çekişmeli vakıaların ispatı için ise delillere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu noktada kesin deliller arasında sayılan “ikrar” kavramı hakkında açıklama yapılmasında yarar vardır.6100 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinde, taraflar veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağı ve ispatının gerekmediği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır. İkrar, davanın temelini oluşturan bir somut vakıa iddiasının doğru olduğunun, o vakıayı ispat yükünü taşımayan (karşı) tarafça kabul edilmesi olarak tanımlanabilir. İkrar, vakıa iddiasının doğru olduğunun karşı tarafça tamamen kabul edilmesi şeklinde olursa basit ikrar; sadece maddi vakıanın kabul edilip bu vakıanın hukuki sebebinin farklı olduğuna ilişkin ise vasıflı ikrar (veya gerekçeli inkar); vakıa iddiasını tam olarak kabul edilmesine rağmen, bu vakıadan iddiada bulunan taraf lehine hukuki sonuç doğmasını engelleyecek nitelikte yeni bir vakıa iddiasında bulunulması (eklenmesi) şeklinde olursa bileşik ikrar olarak adlandırılır. (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, Medeni Usul Hukuku, On İki Levha Yayıncılık: İstanbul, 2017, s. 1640 - 1641). Ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2021 tarihli ve 2017/(13) 3 -3146 E., 2021/1051 K. sayılı ilamı) (Yargıtay 3. H.D 2023/982 Esas 2023/2769 Karar sayılı ilamından ) Bileşik ikrar; ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Bağlantılı bileşik ikrarda; ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında doğal bir bağlantı vardır; ikrara eklenen vakıa, ikrar olunan vakıanın doğal bir sonucudur. Ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2021 tarihli ve 2017/(13) 3 -3146 E., 2021/1051 K. sayılı ilamı) 6100 sayılı Kanun'un 200 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Somut olayda davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır. Davacı delil olarak banka havale dekontuna dayanmış olup, davaya konu dekontun açıklama olarak “borç” ibaresi bulunmakta olup, bu haliyle davacı parayı borç olarak verdiği iddiasını ispatlamış durumdadır. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin son dönemlerde verdiği 2022/4857 Esas 2022/6423 Karar, 2022/8418 Esas 2023/1557 Karar sayılı emsal ilamlarında havalede yalnızca "borç" ibaresinin bulunmasının paranın ödünç olarak verdiğine karine teşkil edeceğine hükmetmiştir. 6098 sayılı TBK 'nun 392 nci maddesi ; ''Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. İşbu maddede yer alan ''ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunması, sonrasında altı hafta beklemesi gerektiğinin anlaşılmadığı, bu ibarenin yalnızca temerrüdün oluşması ve dolayısıyla faiz talep edilebilmesi için istemin üzerinden altı hafta geçmesi gerektiğinin vurgulandığı anlaşılmaktadır. ( Yargıtay 3. HD 11.04.2023 tarihli ve 2022/4305 E., 2023/1080 K. sayılı kararı) Açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı borç ibaresi bulunan ödemelerin kendisine verilen borç olarak gönderilmediğini yada borcu ödediğini yazılı kesin deliller ile ispat külfeti altındadır. Somut olay irdelendiğinde; Bilirkişi raporu kapsamında raporda davacı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti ile davalı ... arasında ihtilafa konu 700.000,00-TL ödemenin ticari defterinde kayıt altına alındığı görülmüştür. Davalı gönderilen paranın dükkan satışına ilişkin protokol kapsamında gönderildiğini savunmuş olup, protokolün davacı tarafça kabul edilmediği gibi, davacının ve davalının imzasının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; havalede yer alan borç ibaresinin davacı tarafça davalıya borç verildiğine karine olmasına davalıya gönderilen havalenin ödünç amacıyla yapıldığının ispatlanmasına, davalının gönderilen paranın borç olmadığı yada ödediği yönünde dosyaya yazılı delil sunulmadığından, davanın kabulü ile likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına da hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, davalının Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı koşullar ile devamına, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 140.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 47.817,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 8.454,25 TL harcın mahsubuyla bakiye 39.362,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 8.454,25 TL peşin harç olmak üzere toplam 8.881,85 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 6.530,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 111.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/11/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/546, K. 2025/997, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-546-e-2025-997-k-6297fe88429c