İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/402 E. 2026/528 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/402
Karar No
2026/528
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/402 Esas KARAR NO : 2026/528

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/06/2025 KARAR TARİHİ : 15/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin Bodrum'da bulunan ... adlı oteli işlettiğini, davalının ise "..." adresi üzerinden rezervasyon hizmeti veren seyahat acentesi olduğunu, müvekkili ile davalı arasında cair hesap ilişkisi bulunduğunu, bu doğrultuda davalının müvekkiline muhtelif tarihli faturalardan kaynaklanan toplam 83.313,12-TL borcunun bulunduğunu ve borcun ödenmediğini, bu nedenle müvekkilinin davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı dosyası ile takip başlattığını ancak davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Taraflar arasında online olarak sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince komisyon ve şartlarının belirlendiğini, diğer yandan faturanın tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olmasının hizmetin tam ve eksiksiz sunulduğu anlamına gelmediğini, müvekkilin davcıdan komisyon ve fatura alacaklarının bulunduğunu iddia ederek; davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine 83.313,12-TL asıl alacağın ödenmesi amacıyla 18/02/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 26/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 26/02/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali Müşavir ve Bilgisayar Mühendisi Bilirkişilerden Oluşan Bilirkişi Heyetinin 13/04/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı tarafından incelemeye ibraz edilen 2023-2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı tarafından incelemeye ibraz edilen 2023-2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı yasal defterlerinde davacı taraf davalı taraftan 83.313,12-TL tutarında alacaklı olarak görünmekteyken, davalı yasal defterlerinde davalı tarafın davacı firmaya 83.723,12-TL borçlu göründüğü, tarafların birbirlerine kesilen faturaları ticari defterlerine kayıt ettiği söz konusu faturalara itiraz edildiğine veya iade edildiğine dair dosyada mevcut bilgi ve belge bulunmadığı, dava dosyasında mevcut alacak konusu faturaların GİB tarafından davacı ve davalı şirkete ait Ba-Bs Formlarında bildirildiği, taraflara ait bildirimlerin birbirini doğruladığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturaların da davalı ve davacı taraf ticari defterlerinde kayıt altına alındığı ve cari hesapta mahsup edildiği, bu nedenle davalının ayrıca takas ve mahsup talebine konu edebileceği bir alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacı şirketin davalıdan 83.313,12-TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacıya ait otelin davalıya “otelz” isimli platform üzerinden online rezervasyon alımı gerçekleştirmiş olduğu, bu rezervasyonlara ilişkin olarak davalı şirketin ödemelerini almış olduğu rezervasyonlar üzerinden komisyon bedelini düştükten sonra kalan bedeli davacıya ödemesi gerektiği, davalıya ait otelz platformu üzerinde davacıya tanımlanan hesap üzerinde yapılan incelemede yer alan cari hesap ekstresine göre 83.723,12-TL bedel ödemesinin davalı tarafından davacıya yapılmamış olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -Davacı vekili tarafından sunulan; 317,68-TL, 1.093,26-TL, 8.732,13-TL, 3.024,00-TL, 7.047,59-TL, 49.980,00-TL, 3.842,00-TL, 2.946,75-TL, 8.353,00-TL, 2.720,00-TL, 10.200,00-TL, 8.670,00-TL ve 2720,85-TL bedelli fatura suretleri, cari hesap dökümü -Davalı vekili tarafından sunulan; taraflar arasında akdedilen 17/01/2014 tarihli sözleşme sureti -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tarafların ticari defter ve kayıtları -Bilirkişi raporu -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, sözleşme ve faturadan doğan alacak için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, internet sitesi üzerinden verilen rezervasyon hizmet sözleşmesine dayalı ticari ilişki nedeniyle açık cari hesap kapsamında takibe dayalı faturaların ödenmediğinden bahisle itirazın iptalini talep ederken, davalının borçluluğu inkar ederek davanın reddine aksi halde takas mahsup yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; konaklama platformu sunulması ve rezervasyon üzerinden komisyonla gerçekleştirilen hizmet/aracılık sözleşmesi kapsamında talep edilen alacağın açık cari hesaptan takip edildiği, taraf defterlerinin fatura bedelleri yönünden uyuştuğu, davalının faturalara itiraz etmeyerek ticari defterlerine kaydettiği, tarafların ba/bs bildirimlerinin de uyuştuğu, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle takipteki asıl alacak miktarı kadar alacaklı olduğu, takas mahsup define yönelik bir kaydın defterlerden görülmediği gibi bu savunmanın dayanağının da bulunmadığı, davalı defterlerinden de aynı miktardaki alacaklılık durumunun örtüştüğü, bu kayıtlara itibar edilerek alacağın varlığı ve miktarının ispatlandığının kabulü gerektiği anlaşılmış, davanın kabulüne karar verilerek takipteki asıl alacağa ilişkin itirazın iptali gerekmiştir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, davacı alacağının davalı defterlerinden açıkça görüldüğü, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takipten sonra asıl alacağa avans faizi uygulanmasına, takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarla takibin aynen devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 16.662,62 -TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 3-Alınması gereken 5.691,12-TL karar ve ilam harcından 1.006,21-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 4.684,91-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 1.006,21-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.621,61-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan toplam 12.375,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 15/06/2026

Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/402, K. 2026/528, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-402-e-2026-528-k-c6cac38bae6c