İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/396 E. 2026/729 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/396
Karar No
2026/729
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/396 Esas KARAR NO:2026/729

DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :02/06/2025 KARAR TARİHİ:30/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında ... Taşımacılığı Hizmeti sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye konu işin PTT işyerleri tarafından kabulü yapılan yurt dışı varışlı ... gönderilerinin alıcılarına havayolu aracılığıyla hızlı ve güvenli şekilde ulaştırılmasının sağlanması olduğunu, davalı ile müvekkili arasında hizmet sözleşmesi kapsamında yürütülen işbirliğinde işletmesel ve finansal konulardan kaynaklanan tartım/hacimsel farklılıklar gönderi iade süreçleri, riskli bölge ve adres düzeltme ücretleri, ek faturalamalar, kur farklılıkları gibi çeşitli sebeplerle anlaşmazlıklar ortaya çıktığını, taraflar arasındaki orperasyon durdurulduğunu ve müvekkili şirketin lehine 116.329,62 Avro ve 38.764,09 TL tutarında alacak doğduğunu, tüm müzakere ve ihtarlara rağmen davalının anılan borcu ödemediğini, bu nedenle akdedilen sözleşme uyarınca yasal yollara başvurma zorunluluğunun doğduğunu, bununla birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu ettikleri alacak, müvekkili kurumun ticari defter ve kayıtlarının incelemesi ve aynı zamanda da davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının celp edilerek incelenmesi ile anlaşılacağını, müvekkilinin alacaklarının ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir . Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde belirtilenlerin hiçbirinin soyut ve afaki birer iddiadan öteye geçmediğini, huzurdaki davada ileri sürüdüğü iddialarına ilişkin olarak bugüne kadar asla yasa veya sözleşme tahtında belirtilen şekilde ve sürelerde itiraz etmediğini herhangi bir yasal yola başvurmadığını, ihtarname dahi göndermediğini, faturalara dair bir uyuşmazlık bulunmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere haksız davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde de benzer hususları ileri sürmüştür. PTT'ye müzekkere yazılarak, davalı ile imzalanan sözleşme, Teknik Şartname, Finansal anlaşmazlıklara ilişkin tablo, ... Zimmet Listesi, İhtarname, Davalıya ödeme talepli gönderilen KEP yazısı, Hesap Dökümleri, ödeme talepleri, kurum yazışmaları, mail yazışmaları, kurumda dava konusu ile ilgili yer alan ödeme belgeleri, raporlar ve ilgili tüm bilgi ve belgeler celp edilmiştir. Deliller toplanmış ve bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkememizce resen seçilen mali müşavir, nitelikli hesaplama uzmanı ve sektör uzmanı bilirkişi raporunda özetle; " Yapılan PTT muhasebe defter kayıtlarının incelemesinde; 01.01.2025 tarihli açılış kayıtlarında 120 Alıcılar hesap grubunun kamu kurumları, özel bütçeli kuruluşlar, yurtiçi özel şahıslar, yurtiçi tüzsel şahıslar, yurtdışı tüzsel şahıslar ve benzeri alt hesaplar itibarıyla toplu bakiyeler halinde açıldığı görülmüştür. Aynı şekilde yıl sonu büyük defter kayıtlarında 120 Alıcılar, 128 Şüpheli Ticari Alacaklar ve 129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı hesaplarına ilişkin dönem içi hareketler ile kapanış kayıtlarının incelendiğini, Ancak yapılan incelemelerde; dava konusu uyuşmazlığa esas alınan alacak tutarlarının, önceki yıllarda devrettiği iddia edilen alacakların, bu alacakların şüpheli ticari alacak niteliği kazanarak 128 Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktarıldığını, buna bağlı olarak 129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı hesabında karşılık ayrıldığını, ya da söz konusu alacakların herhangi bir alt müşteri hesabında münferit olarak izlendiğini, gösteren açık, doğrudan ve spesifik bir muhasebe kaydına rastlanılmadığını, ... tarafından düzenlenen cari hesap tablosunda 2022, 2023 ve 2024 dönemlerinde toplam 143.291.830,95 TL tutarında fatura ve aynı tutarda ödeme kaydının bulunduğu, dönem sonlarında oluşan bakiyelerin sonraki dönemlerde kapatıldığı ve 2024 yılı sonu itibarıyla cari hesabın sıfır bakiye ile kapandığının tespit edildiğini, Buna karşılık PTT kayıtlarına göre hazırlanan cari hesap tablosunda 2021-2024 dönemleri itibarıyla toplam 141.818.885,81 TL tutarında ödeme ve aynı tutarda hizmet alım faturası kaydının bulunduğu, dönemsel farklılıklar oluşmasına rağmen 2024 yılı sonunda cari hesabın sıfır bakiye verdiği tespit edildiğini, Bu tablolardaki en önemli husus, her iki tarafın da cari hesabının dönem sonunda sıfır bakiye ile kapanmış olduğunu, Mevcut belgelerin, ...’nin yeniden tartım ve hacimsel ağırlık esaslı ücretlendirme yapma yetkisinin sözleşmesel dayanağı bulunduğunu göstermektedir. Ancak PTT’nin çok sayıda gönderi bakımından ikinci ölçüm yaptığı, kabul öncesi hassas cihazlarla kontrol uyguladığını, buna rağmen ... faturalarda önemli ölçüde kg/desi ve boyut farkı çıktığını bildirmesi, uyuşmazlığın soyut değil gönderi bazlı teknik denetime elverişli olduğunu göstermektedir. Bu durumda ...’nin ölçümlerinin otomatik olarak doğru, PTT kayıtlarının otomatik olarak hatalı kabul edilmesi teknik olarak mümkün olmadığını, Özellikle 2024 Ocak ayında 347, Şubat ayında 228 gönderide boyut/ağırlık farkı iddiası; münferit hata değil, sistematik ölçüm veya faturalandırma farklılığı ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu farklılıkların teknik olarak kabul edilebilmesi için her gönderi bakımından ... numarası, PTT kabul ağırlığı/desisi, ... ilk tartım verisi, ... son tartım verisi, hacimsel ölçü değerleri, reweigh/raw scan kaydı, cihaz kalibrasyon bilgisi ve fatura satırı birlikte karşılaştırılmadığını, Dosya kapsamındaki tüm kalibrasyon raporları, servis kayıtları, reweigh belgeleri ve ... bazlı faturalar birlikte değerlendirildiğinde; ...’nin yeniden tartım ve hacimsel ağırlık esaslı ücretlendirme sisteminin teknik altyapısının bulunduğu anlaşıldığını, 6100 sayılı HMK’nın 266. maddesi uyarınca, bilcümle hukuki takdir ve tavsfif münhasiran Sayın mahkemeye ait olduğunu" bildirmişlerdir. Mahkememizce bilirkişi raporun yönelik itirazların, yeni bir rapor veya ek rapor alınmasının davaya bir yenilik katmayacağı, itiraz edilen hususların mahkemece resen dikkate alınacağından reddine karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yurt dışı hızlı kargo taşıma hizmetinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Davacı, davalının sözleşmeye aykırı ve hatalı hesaplamalar ile fazla tahsilat yaptığını ileri sürmüş, davalı ise, kabul edilen alacaklar yönünden hesap mutabakatı yapıldığını, buna göre de ödemeler yapıldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Dosyadaki belgelerden ve alınan bilirkişi raporundan, taraflara arasındaki ilişkinin ve uyuşmazlık konularının uzun bir zamana yayıldığı, kargo dağıtım öncesinde davalının sözleşmeye uygun olarak tekrar ölçüm ve tartım yaptığı, bunların davacıya da bildirildiği ve mutabakat sağlanarak ödemeler yapıldığı, boyut farkları, adres düzeltmeleri ve doğrudan göndericiye iade konusunda yapılan işlemlerin davacının zararına ve sözleşmeye aykırı olmadığı, tam aksine, adres düzeltmelerinin iade etme ve tekrar dağıtıma çıkmaya oranla davacıya ekonomik avantaj sağlayacağı, gönderici adreslerine doğrudan iadelerden kaynaklı masraf olması ve bunun davacıya faturalandırılmasında bir hukuka aykırılık olmadığı, uzun süre bu şekilde yapılan işlemler sonucunda ödemeler yapılıp hesap kapandıktan sonra geriye yönelik ve faturalara itiraz edilmeksizin iade istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, bu haliyle davanın reddi gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Davacının davasının, sübuta ermediğinden REDDİNE, Alınması gerekli 732,00TL karar harcının, davacının peşin yatırdığı 88.769,15 TL harçtan mahsubu ile ‬ artan 88.037,15 TL harcın davacıya karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Kallanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine, Dava açılmadan evvel sonradan haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 685.781,94TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/09/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/396, K. 2026/729, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-396-e-2026-729-k-84f52a9290ed