İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/393 E. 2025/854 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/393
- Karar No
- 2025/854
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/393 Esas KARAR NO : 2025/854
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) DAVA TARİHİ : 06/02/2024 KARAR TARİHİ : 04/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Davalı ...'ın diğer davalı bankanın şube müdürü olup ... tarafından tertip edilen hususi fon ve yüksek kar vaadiyle müvekkilinden para aldığını, müvekkilinin zararının 237.000 usd olduğunu,Davalı ...'ın iş ve muamelelerinin suç teşkil ettiğini, ceza dosyası bulunduğunu, bunların davalı banka kaynakları ve kontrolünde yapıldığını, her iki davalının müştereken mes'ul olduğunu, Davalı ...'ın davalı banka şube müdiresi olmasından dolayı ticari temsilci hükmende olup kusursuz mes'uliyet hükümlerine göre de bankanın mes'ul olduğunu beyanla kısmi dava olarak 3.000 USD mukabili 91.654,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. SAVUNMA / Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davacı ile ... arasında gerçekleştiği iddia edilen para alışverişlerinin tamamının elden ve nakit olarak gerçekleştirildiği ve para alışverişinin önemli bir bölümünün şube dışında gerçekleştiğini, davacının davalı ... ile yaptığını iddia ettiği işlemlerdeki getiri beklentilerinin gerçek olmayacak kadar fahiş olduğunu, davacının iddia ettiği para alışverişini dayandırdığı ...'tan sadır herhangi belgenin bulunmadığını, müvekkili bankanın huzurdaki uyuşmazlıkta taraf sıfatının bulunmadığını, davacının iddia ettiği alacağın yaklaşık %1' ine denk gelen bir kısmı için, kısmi dava olarak açmış olması, bizzat kendisinin davasının haklılığına inanmadığının göstergesi olduğunu, davalı ... hakkında hazihazırda devam eden ceza yargılamasının huzurdaki davada bekletici mesele yapılmasını, davacının ...'a güvendiği yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, aksine davacının dava konusu para alışverişi sırasında tek ve yegane muhatap olarak ...'ı aldığını, TBK'nın 66.Maddesi alamında adam çalıştıranın sorumluluğunun şartlarının oluşmadığını, TBK' nın 116. Maddesi anlamında yardımcı kişinin fiilinden sorumluluğun unsurlarının mevcut olmadığını, davacının alacaklı olduğuna dair kendisine düşen ispat yükünü kesinlikle yerine getirmediğini, davalı ...'ın dava konusu sözde fon işlemleri özelinde bankayı temsile yetkili olmadığını, dava konusu eylemlerin zimmet suçu teşkil etmediği kesinleşmiş mahkeme kararı ile ortaya çıkacak bir durum olduğunu beyanla kısmi dava olarak açılmış huzurdaki davanın reddine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'a yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, davayı takip etmediği gibi, yazılı bildirimde de bulunmadığından, HMK'nın 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettiği varsayılmıştır. KANITLAR VE GEREKÇE / Dava; Bankacılık mevzuatından kaynaklanın maddi tazminat talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ''Dava Şartı olarak Arabuluculuk'' başlıklı md.5/A-f.1: ''Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' şeklindedir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesine göre; bu Kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat ve menfi tespit talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı HUAK'ın "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenlemeler gereğince 01.01.2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olup, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya son tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi zorunludur. Ticari nitelikteki menfi tespit, tazminat, alacak ve istirdat davalarında da dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu olup ve arabulucuya başvurulmuş olması 6100 sayılı HMK m.114/2 ve 6102 sayılı TTK m. 5/A hükümleri gereği dava şartı olduğuna karar verdiğinden, eldeki tazminat davasının dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. (Bknz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 07/03/2024 tarih, ... Esas ve ... Karar ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45.Hukuk Dairesinin 30/10/2024 tarih,...Esas ve ...Karar sayılı ilamları) Somut olayda; eldeki davanın 06/02/2024 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nde arabulucuya başvurulmadan açıldığı, ... 25.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10/10/2024 tarih,... Esas ve...Karar sayılı ilamı ile "1-Davanın vazife dava şartı noksanından dolayı usulden reddine, mahkememizin vazifesizliğine..." karar verildiği, verilen karara karşı davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesinin 16/04/2025 tarih, ... Esas ve... Karar sayılı ilamı ile; ''Usûl ve yasaya uygun ... 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas, ...Karar sayılı ve 10/10/2024 günlü kararına yönelik davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,...'' karar verilerek dosyanın Mahkememize tevzii edildiği ve Mahkememizin 2025/393 Esas sayılı sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin 19/05/2025 tarihli dilekçesinin ekinde sunduğu arabuluculuk tutanağı başlıklı belgeden de anlaşılacağı üzere davanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararını verdiği gün olan 16/04/2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu, anlaşamama üzerine 13/05/2025 tarihinde arabuluculuk son tutanağı düzenlediği, davacı vekilince bu tutanağın yine 19/05/2025 tarihli dilekçesinin ekinde mahkemeye sunulduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, bir an için, dosyanın Mahkememize tevzii edildiği tarih olan 02/06/2025 tarihine kadar davacının arabuluculuk sürecini tamamladığından HMK md.115 gereğince artık başlangıçtaki dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilemeyeceği düşünülebilir ise de; yukarıda detaylı olarak izah edildiği üzere 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m.115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte olan bir dava şartı olmaması ve eldeki davanın dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulmadan açılması nedenleriyle Mahkememizce davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Benzer mahiyette içtihat İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesinin 03/11/2022 tarih, ... Esas ve... Karar, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesinin 10/01/2023 tarih,... Esas ve ...Karar ile Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesinin 09/11/2022 tarih,... Esas ve ...Karar saylı ilamları) Yukarıda açıklanan nedenlerle; H Ü K Ü M / 1-Davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının başlangıçta peşin alınan 1.565,23-TL harçtan mahsubu ile kalan 949,83-TL'nin hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi md.7/2 gereğince 45.000,00- TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.' ye verilmesine, 4-Davalı ... yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 1.120,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 7-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı ... A.Ş. vekillerinin huzurunda, davalı ...'ın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/12/2025
Katip ¸
Hakim ¸