İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/390 E. 2025/970 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/390
- Karar No
- 2025/970
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/390 Esas KARAR NO : 2025/970
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/04/2025 KARAR TARİHİ : 17/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/11/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkilinin arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafın yapılması gereken işleri ile ilgili sipariş verdiğini, müvekkilinin üm siparişleri yerine getirdiğini ve davalı şirkete siparişlerini teslim ettiğini, ticari ilişkiler sonucunda yapmış olduğu işlerin karşılığı alacaklarını davalıdan talep ettiğini, davalının işin bedeline ödeyeceğini kabul ettiğini, keza bu borcunun bir miktarını ödediğini, kalan miktarını ödemediğini, müvekkilinin cari hesap ekstresi ve fatura kaynaklı borcun ödenmesi talebi davalı borçluya sözlü olarak defalarca istendiğini ancak ödeme yapılmadığını, müvekkilinin Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası üzerinden tüm alacağı ile ilgili ilamsız takibe geçtiğini, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, açıklanan nedenlerle davalı borçlunun Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takibe yönelik olarak yaptığı itirazın iptalini,(kalan alacak miktarı ile ilgili fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla) ve takibin sadece 46.520,00-TL üzerinden devamını, davalı borçlunun asıl alacağın %20’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalının davacı ile yapmış olduğu ticaret ilişkisine istinaden adına düzenlenen tüm fatura ödemelerini yaptığını, davacıya firmaya herhangi bir borcu kalmadığını, ödemeleri gösterir cari hesap ekstresi ve banka ödeme dekontlarının sunulduğunu, dava konusu taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacı tarafın fatura düzenlediğini, ancak davacı tarafından müvekkili davalı adına düzenlenen 10.03.2025 tarihli ... seri no'lu KDV dahil 75.120,00 TL tutarlı faturaya konu hizmetin müvekkili şirket tarafından alınmadığını, müvekkilinin 12.03.2025 tarihinde e arşiv portal sisteminden ilgili faturaya itiraz ederek kabul etmediğini, ilgili faturanın itiraz edilerek iade edilmesinin sebebinin davacıdan iptal edilen faturaya ilişkin herhangi bir hizmet alınmamış olması olduğunu, davacı tarafın müvekkili tarafından iade edilen fatura içeriğine ilişkin satış yaptığı ve ürünleri teslim ettiği iddiasının tamamen mesnetsiz olduğunu, ayrıca davacı tarafın icra takibine 121.640,00 TL üzerinden başlayıp daha sonra talebini 46.520,00 TL ye düşürmesinin davacı tarafın kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davacı tarafın hakkı olmadığı halde kabul edilmeyen bir tutar üzerinden icra takibine girdiğinin gayet açık olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddini, haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, yapılan itirazın 26/04/2025 tarihli 46.520,00 TL bedel yönünden kısmen iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 121.640,00-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün satışlarının yapıldığı, bu kapsamda düzenlenen fatura bedellerinin bir kısmının ödendiği ancak davaya ve takibe konu edilen bakiye 46.520,00 TL 'nin ödenmediği dayanmakta iken davalı taraf davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi inkar etmemekle birlikte takibe konu kapsamında herhangi bir teslimin gerçekleşmediğini bu nedenle fatura borcunun bulunmadığını iddia etmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 19/09/2025 tarihli raporda özetle; davacının 2024 yılı defterlerinin yasal süre içerisinde noter huzurunda tasdik ettirildiği, davacının 2025/6 dönemi ve davalının 2024 yılı- 2025/3 dönemi elektronik ortamda tutulan e mühürlü yevmiye ve kebir defterinin Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, davanın esasıyla ilgili incelenen kısımları kebir ve yevmiye defterinin birbiriyle uyumlu olduğu ve defterler üzerinde denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, yine davanın esas konusu ile ilgili kısımların muhasebe ve teknik usullerine uygun tutulduğu, davacıyla davalı arasındaki ticari ilişki öteden beri devam eden beri ilişki olduğu, davacı davalıya gıda maddeleri satışı gerçekleştirdiği, satışını yaptığı ürünlerin teslimini elektronik ortamda düzenlediği e-irsaliye ile gerçekleştirdiği, elektronik irsaliyeler davalının ekranına otomatik gönderildiği, davalının elektronik ortamda düzenlenen ve ekranına düşen e-irsaliyeleri reddetme ve diğer taraf düzeltirme imkanın bulunduğu, malın fiili sevki sırasında araç içinde e-İrsaliyenin bir örnek kağıt çıktısının bulundurulması ya da elektronik olarak görüntülenmesinin sağlanması zorunlu olup, söz konusu kağıt çıktı üzerinde ıslak imza ya da kaşe bulunması zorunluğu bulunmadığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen, iş bu davanın konusu cari hesap alacağın dayanağını oluşturan e -temel faturalara 433 sayılı VUK kanunu mevzuat hükümleriyle devamın da ki maddeler gereği elektronik ortamda davalıya otomatik ebliğ edildiği, TTK.21-2 maddesince yasal 8 gün itiraz süresi olan faturalara itiraz edilmediği, davacı şirketin davalı firma ile ilgili faturaları ve ödemeleri 2024 yılı 2025/6 dönemi defter, kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, davacının; raporun tespitler kısmında yer verilen yevmiye kayıtları ile detayı verilen tüm faturalardan ve ödemelerden sonra 20.03.2024 takip tarih itibariyle 120.968,00-TL defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözüktüğü, davalının davacı firma ile ilgili faturaları ve ödemeleri 2024 yılı 2025/6 dönemi defter ve kayıtlarına işlediği, davalının; raporun tespitler kısmında yer verilen yevmiye kayıtları ile detayı verilen tüm faturalardan ve ödemelerden sonra 20.03.2024 takip tarih itibariyle defterlerinde 46.520,00 TL davacıya borcu gözüktüğü, huzurdaki davada davacı toplam;121.640,00-TL cari hesap alacağına, 20.03.2025 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, ancak davacının 46.520,00 TL’lik kısmını davaya konu ettiği, bu tutar davalı kayıtlarında tespit edildiği, davacı alacağının ödenmesinin yerindeliği ve takibin devamı hususu ayrıca takip talebinden sonra işlemiş faiz talebi Sayın Mahkemenin görev alanında ve takdirinde olduğu, tarafların sair taleplerinin Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu, -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı davacı tarafından dava konusu edilen cari hesap alacağının takip tarihi ile dava tarihi arasındaki ödemeler düşüldükten sonra bakiye 46.520,00-TL'lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. -Buna göre dava konusu alacağın 46.520,00 TL'lik kısmının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir. -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtları kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap ve fatura alacağının bakiye 46.520,00 TL'lik kısmının ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 46.520,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devam olunmasına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 9.304,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.177,78-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.562,38- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 917,78-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 7.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 286,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 7.901,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 30.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/10/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır