İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/39 E. 2025/264 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/39
Karar No
2025/264
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/39 Esas - 2025/264 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/39 KARAR NO : 2025/264

.... DAVA : Alacak (Tüketici Kredi Sözleşmesi ve Bağlı Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/01/2025 KARAR TARİHİ : 28/03/2025 G.K. YAZIM TARİHİ : 01/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Tüketici Kredi Sözleşmesine Dayalı Akdedildiği Belirtilen Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın müşterisi olan .... 11/07/2019 tarihinde 30.000,00 TL anapara kredi tutarlı 53.245,80 TL geri ödemeli ihtiyaç kredisi kullandığı; kredinin alınması esnasında muris ....sertifika numaralı hayat sigortası poliçesinin düzenlendiği; müvekkili bankanın söz konusu sigorta ilişkisinde .... ve .... konumunda olduğu; müşterisinin vefatı üzerine alacaklı şube tarafından sigorta tazminat bedelinin ödenmesi için davalı sigorta şirketine başvurulduğu; davalı şirket tarafından yapılan başvuruya eksik evrak bildirildiği; istenilen evrakların müvekkili banka ve davalı sigorta şirketi tarafından temin edilemediği; davalı sigorta şirketi tarafından eksik evrak nedeniyle müvekkili bankanın talebinin yerine getirilmemesinin hukuka aykırı olduğu beyan edilmiş olup; davanın kabulüne ve 22.762,66 TL sigorta vefat tazminat bedelinin davalı sigorta şirketinden (müvekkili bankaya verilen cevap tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte) tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) SAVUNMA : Davalı vekili tarafından 06/02/2025 tarihinde (kendilerine tanınan ek cevap süresi içerisinde) sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; muris ...'ün vefat tarihi itibariyle davalı şirket nezdinde .... numaralı hayat sigortası poliçesi bulunduğu; murisin ....'den kullanmış olduğu tüketici kredisi sonrasında krediyle bağlantılı olarak davalı şirket nezdinde sigorta kapsamına dahil edildiği; talep edilen tazminatın değerlendirilmesinin yapılabilmesi için gerekli belgelerin başvuruya karşı cevap dilekçesi kapsamında bildirildiği ancak istenilen belgelerin davalı şirkete gönderilmediği; bu kapsamda tazminat değerlendirilmesinin yapılamadığı ve tazminat ile ilgili red ya da kabul şeklinde bir sonuca varılamadığı beyan edilmiş olup; davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) DELİLLER : ....Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. .... Sayılı Cevabi Yazı. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememizde açılan davanın; davacı .... ("davacı banka" olarak anılacaktır) tarafından, davalı .....'ye ("davalı sigorta şirketi" olarak anılacaktır) yönelik olarak açılan "3. Kişi ile Sigorta Şirketi Arasında Akdedilen Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan, Halefiyet İlkesine Dayalı Alacak Davası" olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında; "davacı banka müşterisi bulunan muris ...'ün vefat tarihi itibariyle, davalı sigorta şirketi nezdinde hayat sigortası poliçesi bulunduğu" hususunda, herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın; davacı banka müşterisi bulunan muris ... tarafından kullanılan ihtiyaç kredisi ile ilgili olarak, murisin vefatı sonrasında davalı sigorta şirketinin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü bulunup bulunmadığı; bulunmakta ise miktarı ve davalı sigorta şirketinin temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği ile temerrüt tarihinin yanı sıra uygulanacak faizin türü ve oranının tespiti hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Genel Hukuki Tasnif : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında açıkça belirtilmekte olduğu üzere; Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu doğrultuda; gerek yasal mevzuat, gerek Yüksek Yargı içtihatları ve gerekse Doktrin incelemeleri dikkate alındığında; "kamu düzenine ilişkin" olan görev kurallarının uygulanmasının, Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında tetkik edilmesi zorunlu unsurlardan olduğu ve bu doğrultuda gerek tarafların talebi üzerine ve gerekse Mahkeme tarafından re'sen, yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği hususu izahtan varestedir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup; söz konusu düzenleme uyarınca, yargı çevresinde ayrı bir ... bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmemektedir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin Görev Alanı : 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Davalar ve Çekişmesiz Yargı İşlerinin Görüleceği Mahkemeler" başlıklı 5. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) ... (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) ..."

Yukarıda belirtilen TTK.'nın 4. ve 5. maddelerinde hüküm altına alındığı üzere; öğretide "Mutlak Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve taraflarının "tacir" sıfatları dikkate alınmaksızın 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde belirtilen bentler kapsamında sayılan işlere ilişkin bulunan davalar ile öğretide "Nispi Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve tarafların her birinin "ticari işletmesi ile ilgili olan" davalar Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir.

6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesi uyarınca mutlak ticari davalar; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, 4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerinde; rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501. maddelerinde; kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519. maddelerinde; komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545. maddelerinde; ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554. maddelerinde; havale hakkındaki 555 ilâ 560. maddelerinde ve saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları olarak belirlenmiştir. Yukarıda belirtilen genel kuralın istisnası mahiyetindeki düzenleme, yine 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 maddesi kapsamında belirlenmiştir. Buna göre; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen "havale", "vedia" ve "fikir ve sanat eserlerine ilişkin" haklardan doğan davalar da, "ticari dava" niteliğindedir. Tüketici Mahkemelerinin Görev Alanı : 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un, Tüketici Mahkemelerinin görev alanını düzenleyen, "Tüketici Mahkemeleri" başlıklı 73/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." Anılan Kanun hükmünde de açıkça belirtilmekte olduğu üzere Tüketici Mahkemelerinin görev alanı; "tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklar" olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda Tüketici Mahkemelerinin görev alanının incelenmesinde, öncelikle "tüketici" ve "tüketici işlemi" kavramlarının detaylı olarak tetkik edilmesi önem arz etmektedir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin, "Tüketici" tanımını düzenleyen (k) bendi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ... ifade eder." 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin, "Tüketici İşlemi" tanımını düzenleyen (l) bendi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ... ifade eder." Yukarıda belirtilen 6502 Sayılı TKHK.'nın 3. maddesi kapsamında da açıkça belirtilmiş olduğu üzere tüketici; "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi"; tüketici işlemi ise "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Bu doğrultuda Tüketici Mahkemelerinin görev alanının; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanan "tüketici gerçek veya tüzel kişilere yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklar" ile "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemden doğan uyuşmazlıklar" olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. ...Görev Sınırları : Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve sair açıklamalar kapsamında da belirtilmekte olduğu üzere; Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Tüketici Mahkemeleri arasındaki görev sınırının belirlenmesinde, öncelikle dava konusu uyuşmazlığın niteliğinin ("ticari iş" veya "tüketici işlemi" olarak) tespiti gerekmekte olup; bununla birlikte dava konusu uyuşmazlık taraflarının "tacir" veya "tüketici" sıfatlarının da belirlenmesi ayrıca önem arz etmektedir. Bu doğrultuda; uyuşmazlık konusunun "ticari iş" olması ve/veya uyuşmazlık taraflarının "tacir sıfatını haiz" bulunduklarının anlaşılması halinde, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girmekte; bununla birlikte uyuşmazlık konusunun "tüketici işlemi" olduğunun anlaşılması halinde ise, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Bu noktada uyuşmazlık konusunun "sigorta sözleşmesi" veya "bankacılık sözleşmesi" olması ihtimallerine münhasıran belirtilmesi önem arz eden diğer bir husus ise; TKHK.'nın 3. maddesinin (tüketici işlemini tanımlayan) (l) bendinde belirtilen "sigorta sözleşmelerinden" ve "bankacılık sözleşmelerinden" doğan uyuşmazlıklarda görevli Mahkemenin tespitinde (anılan sözleşmelerin münferit nitelikleri doğrultusunda uyuşmazlıkların çözümünün, ....görev alanlarına girebilecekleri hususu dikkate alındığında) söz konusu sigorta sözleşmesinin veya bankacılık sözleşmesinin "tüketici işlemi" olarak tanımlanıp tanımlanamadıklarının tespiti gerektiği hususudur. Belirtilen açıklamalardan hareketle, uyuşmazlık konusunun "sigorta sözleşmesi" veya "bankacılık sözleşmesi" olması halinde; söz konusu sigorta veya bankacılık sözleşmesinin, "tüketici işlemi" olduğunun anlaşılması halinde, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girmekte; bununla birlikte anılan sözleşmelerin "tüketici işlemi" olarak tanımlanmasının mümkün bulunmadığı hallerde ise, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması ("ticari iş" olarak tanımlanması veya tanımlanamaması ihtimallerine münhasıran) ... görev alanlarına girmektedir. Halefiyet İlkesi İle İlgili Olarak : Genel mevzuat ışığında detayları belirtilen "Hukuk Mahkemelerinde Görev" müessesesinin incelenmesinde; ayrıca "Halefiyet İlkesinin" ve bu konuda .... tarafından verilen .... Karar sayılı ilamın da irdelenmesi büyük bir önem arz etmektedir. Mahkememiz nezdinde ikame olunan işbu davada; davacı .... tarafından, "banka müşterisinin vefatı akabinde, kredi alacağının (banka müşterisi ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen sigorta sözleşmesi uyarınca) davalı sigorta şirketinden tahsilinin talep edildiği" anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla davacı banka; bizzat taraf olmadığı, dava dışı muris ile sigorta şirketi arasında akdedilmiş bulunan sigorta sözleşmesi uyarınca ve dava dışı murise halef sıfatıyla, kredi bedelinin sigorta şirketinden tahsilini talep etmektedir. Halefiyet ilkesi ile ilgili olarak, .... Karar sayılı ilamı kapsamında bu husus, benzer şekilde sigorta şirketlerinin halefiyeti ile ilgili olarak değerlendirilmiş olup, bu kapsamda; "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Başka bir anlatımla; davacı .... tarafından, kredi alacağının tahsili talebiyle açılan işbu dava; bankacılık ve/veya kredi sözleşmesinden doğan dava niteliğinde bulunmamakta olup; dava dışı muris ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen (davacı bankanın taraf olmadığı) sigorta sözleşmesi uyarınca ve davacı bankanın halefiyetine dayalı olarak açılan bir dava niteliğindedir ve bu nedenlerle, söz konusu davanın aynen "sigortalı kimsenin sigorta şirketine karşı açmış olduğu bir dava" olarak yorumlanması gerekmektedir. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda ... Karar sayılı karar kapsamında da bu husus; "Bu durumda, davacının sigortalısının tacir olmadığı ve davanın sigorta sözleşmesinden değil, davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın ... görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde açıkça belirtilmiştir. Bu durumda; davacı banka tarafından (banka müşterisine halef sıfatıyla) sigorta şirketine yönelik ikame edilen işbu davada, görevli mahkemenin belirlenmesi hususunda; "taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sebebinin" tetkiki; başka bir anlatımla "davanın, sigorta poliçesinden doğup doğmadığı ve bankanın sözleşmeye taraf olup olmadığı - halefiyeti" hususlarının tespiti büyük bir önem arz etmektedir.

c) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu "sigorta sözleşmesinin, dava dışı muris ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilmiş olduğu" ve "davacı bankanın, işbu sözleşmeye taraf olmaması" hususları birlikte değerlendirildiğinde; işbu davanın davacı banka tarafından "halefiyet ilkesi doğrultusunda" ikame edildiği ve bu nedenle davanın (yukarıda detayları belirtilen Yargı Kararları doğrultusunda) aynen "sigortalı kimsenin (dava dışı murisin) sigorta şirketine karşı açmış olduğu bir dava" olarak kabulü gerekmektedir. Neticeten; dava konusu kredi alacağının, "tüketici kredi sözleşmesinden" kaynaklanması; bunun yanı sıra (yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda) Mahkememizde ikame olunan işbu davanın sigortalı kimsenin -dava dışı murisin- sigorta şirketine karşı açmış olduğu bir dava olarak kabulü nedenleriyle ve 6502 Sayılı Kanunun 73/1. maddesinde belirtilen "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." hükmü uyarınca Mahkememizin görevsizliğine ve Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.

V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE; 2) Görevli Mahkemenin, Tüketici Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE; 3) Mahkememiz kararına yönelik, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle, kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın, görevli olan .... GÖNDERİLMESİNE; 4) İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA; 5) Harç ve yargılama giderlerinin; 6100 Sayılı HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca, görevli Mahkeme dosyası kapsamında DEĞERLENDİRİLMESİNE; Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 28/03/2025

... Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/39, K. 2025/264, T. 28.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-39-e-2025-264-k-6486e739ab05