İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/385 E. 2026/509 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/385
- Karar No
- 2026/509
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/385 Esas KARAR NO : 2026/509
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/05/2025 KARAR TARİHİ : 29/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13.07.2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;Davalının davacı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyası ile 353.548,80 TL fatura tutarının tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, davacının davaya konu olan takip dayanağındaki faturaya ilişkin hiçbir borcu bulunmadığını, davalının tanzim ettiği faturaların ödemesinin yapıldığını, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, teminatsız veyahut sayın mahkemece takdir olunacak teminat karşılığında takibin durdurulmasına, davacının davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespitine, davacının mal varlıklarına konulan hacizlerin kaldırılmasına, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporunda özetle;Davacı tarafın 2020-2021 yılı ticari defter ve kayıtlarında, davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği, davaya ve takibe konu fatura ile birlikte toplam 3 adet ve 1.854.728,93 TL tutarlı faturanın ve davacı tarafın davalı tarafa yaptığı toplam 15 adet ve 1.594.207,20 TL tutarlı ödemenin kayıtla olduğu, aradaki 260.521,73 TL tutarlı farkın davacı tarafın davalı tarafa borcu olduğu, DAVACI ÖDEME-TL DAVALI FATURA-TL FARK-TL 1.594.207,20 1.854.728,93 260.521,73 Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, ticari defter ve kayıtlarıyla birlikte davaya ve takibe konu faturanın tamamı yönünden alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiği, Davacı tarafın 2020-2021 ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı tarafa 260.521,73 TL borçlu olduğu, davacı tarafın takip tarihinden önce temerrüde düştüğüne /düşürüldüğüne dair dosya muhteviyatına herhangi bir belge sunulmadığı, Tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; Dava, İcra takibine konu fatura bedellerinin takipten evvel davacı tarafça ödenip ödenmediği, mükerrer alacak iddiasının yerinde olup olmadığı, takipten ötürü davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti davasıdır. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerindedir. Zira dava menfi tespit davası olup, bu tür davalarda alacaklı olduğu iddia edilen davalının genel olarak iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. Davacı da esasında borçlu olmadığını iddia ettiğinden ispat yükü davalı üzerine düşmektedir. Bu doğrultuda tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuş ve davalı tarafça herhangi bir ticari defter incelemeye sunulmamıştır. Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının dava konusu faturadan önce ödemeler yaptığı ve takibe konu faturadan sonra bile ödeme yaptığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin ... tarih ve ... sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin .... tarih ve ... sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine ... sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davalının defter ve belge sunmaması nedeniyle davacı kayıtlarına itibar edilmiş olup, davacının ticari defter kayıtları ile davacının takibe konu faturadan sonra davalıya ödemeler yaptığı, söz konusu ödemelerin en eski tarihli faturalardan mahsubunun gerektiği hususu dikkate alındığında, davacının takibe konu faturadan sonra yapmış olduğu muhtelif tarihlerdeki ödemelerin eski tarihli fatura borcundan mahsubunun gerektiği, bu haliyle takibe ve davaya konu .... tarihli ... numaralı, KDV dahil 353.548,80 TL tutarlı 1 adet faturadan ötürü davacının davalıya bu faturadan sonra yapmış olduğu ödemeler dikkate alındığında borcunun kalmadığı anlaşılmış, davalının takip yapmada ise kötü niyeti ispatlanamadığından kötü niyet tazminatına ilişkin şartların oluşmadığı da dikkate alınarak tüm talepler hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, davacının aleyhine yapılan Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasından ötürü davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davalının takip yapmada kötü niyeti ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 51.827,37-TL harçtan davacı tarafça yatırılan (Başvurma, peşin, vekalet harcın) 9.866,21-TL harcın mahsubu ile bakiye 41.961,16-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 9.866,21-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 7.440,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 119.806,27-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekilinin yüzüne karşı karar verildi.29/06/2026
Katip .... ¸e-imzalıdır.
Hakim .... ¸e-imzalıdır.