İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/358 E. 2026/860 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/358
Karar No
2026/860
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/358 Esas KARAR NO:2026/860

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/05/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davacı şirket, uzun süredir üzerinde çalıştığı ve Türkiye’de şu an elektrikli araç şarj istasyonu kurulum işini yapan sayılı şirketlerden biri olduğunu, davalı yan, elektrikli araç şarj işi için lisans alınması ve tüm alt yapı işlemlerinin yapılması hususunda davacı ile çalışmak istediğini beyan etmiş; tarafların mutabakatı sonucunda da işlerin yapılmasına başlandığını, dilekçe içeriğinde ayrıntılı bir şekilde izah edileceği üzere müvekkil şirket, üzerine düşen tüm yükümlülüklerine her proje için eksiksiz olarak yerine getirmiş olup davalı yan ödemelerini hiçbir zaman tam yapmamış; en son davaya konu fatura alacağının ödenmemesi üzerine de .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini, davacının haklı alacağına kavuşmasını engellemek kastı ile yapılan bu itirazın iptalini talep etme zarureti hasıl olduğunu, davacı ile davalı yan 2024 yılından itibaren elektrikli araç şarj istasyonu kurulum işi hususunda çalışmakta olup tüm diğer işlerde olduğu gibi faturaya konu işler de eksiksiz yerine getirildiğini, davacının üzerine düşen ifa yükümlüğününü eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen davalı yan faturaya konu edilen alacağı ödemekten haksız ve hukuka aykırı olarak kaçtığını, davalı yanın faturaya konu işlerle ilgili davacıyı etkilendirmesiyle başlayan süreç davacının tüm hizmetleri tamamlaması ve bunu da “...” adresinde tanımlaması ile son bulduğunu, davalı yan başlatmış olduğu takibe yönelik haksız ve kötüniyetli bir şekilde itiraz etmiş olup söz konusu alacağın da likit bir alacaktan kaynaklanmasından dolayı davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini, haklı davanın kabulü ile itirazın iptalini, takibin .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. Sayılı dosyası üzerinden devamını, haksız itiraz eden davalı/borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı/borçlu yana tahmili yönünde hüküm tesis edilmesini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan bu davada davalının davacıya herhangi bir borcu mevcut olmadığını, davacı taraf, haksız olarak davalıdan alacağı olduğunu iddia ettiğini, zira davacı taraf, davaya konu icra takibinde de alacağın varlığına dair somut bir delil sunmadan kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu sebeplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, işbu iddiaların hem usul hem de esas açısından bakıldığında hukuki gerçeklikle bağdaşmadığı anlaşıldığını, bu sebepler doğrultusunda işbu haksız davanın reddi gerektiğini, davanın dava şartı noksanlığından usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davacının itirazın iptali talebinin ve icra-inkâr tazminatı talebinin reddini, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... ESAS Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 1.100.163,00-TL borcun ödenmesi amacıyla icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 17/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 12/03/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Bilirkişi heyetinin 04.04.2026 tarihli raporunda özetle; Davacı ibraz edilen ticari defterlerinde 2024 yılı kebir defteri ibraz edilmediği, 2024 yılı noter açılış tasdiklerinin yaptırıldığı yevmiye defterinin kapanış tasdiki ibraz edilmediği, 2025 yılı envanter defteri ibraz edilmediği, davalının banka aracılığı ile davacıya 2024 yılında yaptığı bazı ödemeler 2025 yılı nisan ayında ticari defter kayıtlarına alındığı, davalının ibraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu ancak 2024 ve 2025 yılı envanter defteri ibraz edilmediği , mevcut tespitlere göre davalının ibraz edilen ticari defterleri kendi lehine delil olarak değerlendirilmesi hakkında nihai karar sayın mahkemeye ait olduğu, icra takip ve dava konusu olan 13.02.2025 tarih ve ... nolu ve 1.100.163,00.-TL tutarlı faturanın davacının ticari defterlerde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu, icra ve dava konusu yapılan 13.02.2025 Tarih Ve ... Nolu ve 1.100.163,00.-TL tutarlı fatura davalının ticari defterinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafından dava konusu faturaya yasal süresi içinde itiraz ettiği değerlendiriliği 2024 yılına dair işler bakımından hizmetin verildiğinin iki tarafın da kabulünde olduğu, davacının son faturada bu döneme ilişkin de bakiye talep ettiği, taraf defterlerinden 2024 yılına dair uyuşan bir bakiye bulunup bulunmadığı, yönünden değerlendirme 2024 yılında davacı tarafından davalı tarafa 8 fatura tanzim edilmiş olup toplam tutarı 5.025.711,26.-TL olduğu Mevcut faturalar taraflarca herhangi bir itiraz olmadan kabul edilmiş olup ticari defterlere kayıt edildiği, davacının ibraz edilen ticari defterlerinde davalı tarafından 2024 yılında ödemelerin büyük bir kısmı 2025 yılında (01.04.2025 tarihinde) ticari deftere kayıt edildiği, bu nedenle davalının 2024 yılı ticari defterlerde kayıtlı olan davalıdan olan alacak tutarı ispata muhtaç olduğu, davalının ibraz edilen ticari defterine göre 2024 yılı sonu itibariyle davacıya fazla ödemeden kaynaklı olarak 936.717,70.-TL alacağı olduğu tespit edildiği, taraf defterlerinde 2024 yılına dair uyuşan bir bakiye bulunmadığı, davacının 2 Nolu ara karara dair beyan ve delilleri, bu beyan ve delillerin EPDK açık verileriyle karşılaştırılması, ... Belediyesi İşi iddiasında davacının varsa davalı adına yaptığı masrafları, varsa vekaleten gördüğü işin bedeli, bu faturadan kaynaklanan alacak iddiasında uyuşmazlık içermeyen dönemdeki hizmet edimleri ve rayici gözetilerek uyuşmazlık içeren faturanın miktar itibariyle davalı aleyhine borç doğurup doğurmadığı, yönünden değerlendirme, dava konusu 13.02.2025 tarih ve tek kalem olarak belirtilen 1.100.063,00 TL tutarında fatura düzenlendiği yapılan incelemede EPDK’ nin listesindeki; ... Mh. No:9-A-B- C-D Başakşehir/İstanbul adresinde yer alan "..." istasyon adlı ŞRJ/... istasyon numaralı halka açık proje ve ... Mah. 1904. Sok. No:11/C Oto Şarj .../Ankara adresinde yer alan ... Alışveriş Merkezi Yöneticiliği istasyon adlı ŞRJ/... istasyon numaralı halka açık proje işlerinin yapıldığının tespit edildiği, faturadaki kalan diğer işlerin yapımına ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge görülmediği, yapılan yukarda belirtilen 2 işin bedelinin faturadaki tutarın tek lalem olması nedeniyle tespit edilemediği, faturadaki kalan diğer işler (... Oval bahçe Sitesi Kurulumu, ... Belediyesi ihale hazırlık sözleşme ve teminatları, PDG Şarj ağı işletmeciliğine ait mobil uygulama indirim izinlerinin alınması, çeşitli şarj istasyonları keşif çalışmaları, operatör danışmanlık hizmetleri) bedellerini davacının davalıdan talep edemeyeceği kanaatine varıldığı, görülmüştür. DELİLLER: -.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas Sayılı İcra Dosyası -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Bilirkişi Raporu -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu ve bu kapsamda sunulduğu ileri sürülen hizmetlerden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, taraflar arasında 2024 yılından itibaren elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu, lisans alınması ve altyapı işlemlerinin gerçekleştirilmesi hususunda ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafından üstlenilen edimlerin eksiksiz yerine getirildiğini, ancak 13.02.2025 tarihli ve 1.100.163,00 TL bedelli faturanın davalı tarafından ödenmediğini, bu nedenle .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise davacının iddia ettiği alacağın mevcut olmadığını, takibin somut delillere dayanmadığını savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı, dava konusu faturada belirtilen hizmetlerin davalıya sunulup sunulmadığı, bu hizmetlerin bedelinin davalıdan talep edilmesinin mümkün olup olmadığı ve davacının takip tarihi itibarıyla alacaklı bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilmesi gerekmiştir. Mahkememizce alınan 04.04.2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davacının ticari defterlerinin bir kısmının ibraz edilmediği, ibraz edilen defterlerde de bazı tasdik ve kayıt eksikliklerinin bulunduğu, davalının ibraz edilen ticari defterlerinin ise genel olarak usulüne uygun tutulduğu ve kayıtlarının birbirini doğruladığı belirtilmiştir. Dava konusu 13.02.2025 tarihli, ... numaralı ve 1.100.163,00 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca davalı tarafından dava konusu faturaya süresi içerisinde itiraz edildiği değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki 2024 yılı ticari ilişkisi kapsamında davacı tarafından düzenlenen toplam sekiz adet ve 5.025.711,26 TL bedelli faturanın taraflarca itiraz edilmeksizin kabul edildiği ve ticari defterlere kaydedildiği, ancak tarafların ticari defterleri arasında bu döneme ilişkin mutabık kalınan bir bakiye bulunmadığı belirtilmiştir. Davacının ticari defterlerinde davalı tarafından 2024 yılında yapılan ödemelerin önemli bir kısmının 01.04.2025 tarihinde kaydedildiği, davalının ticari defterlerine göre ise 2024 yılı sonu itibarıyla davacının fazla ödemeden kaynaklanan 936.717,70 TL borçlu göründüğü tespit edilmiştir. Dava konusu faturanın içeriği yönünden yapılan incelemede, faturada tek kalem olarak gösterilen 1.100.163,00 TL tutarın birden fazla hizmet ve iş kalemini kapsadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetince, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun açık verileri üzerinden yapılan incelemede, Başakşehir/İstanbul adresindeki ... Residence isimli, ŞRJ/... istasyon numaralı proje ile .../Ankara adresindeki ... Alışveriş Merkezi Yöneticiliği isimli, ŞRJ/... istasyon numaralı projelerin gerçekleştirildiğinin tespit edildiği; ancak faturada yer alan diğer işlerin yapıldığına ilişkin dosya kapsamında yeterli bilgi ve belge bulunmadığı bildirilmiştir. Ayrıca, faturanın tek kalem olarak düzenlenmiş olması nedeniyle tespit edilen iki projeye ilişkin hizmet bedellerinin toplam fatura bedelinden ayrıştırılarak belirlenemediği ifade edilmiştir. Bilirkişi raporu, tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında önceki dönemlerde ticari ilişki bulunduğu ve 2024 yılına ilişkin bazı hizmetlerin gerçekleştirildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, bu durumun dava konusu faturada yer alan tüm hizmetlerin davalıya sunulduğunu ve faturanın tamamının davalı tarafından ödenmesi gerektiğini tek başına kanıtlamadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim dava konusu faturanın birden fazla iş ve hizmet kalemini içermesine rağmen toplam bedelin tek kalem halinde düzenlendiği, faturada belirtilen işlerin kapsamı ve her bir işin bedeli konusunda ayrıştırma yapılmasına elverişli bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığı, bilirkişi incelemesi sırasında yalnızca iki projeye ilişkin faaliyetin EPDK verileri üzerinden doğrulanabildiği, faturada yer alan diğer işlerin gerçekleştirildiğini ve bunların bedellerinin davalıdan talep edilebilir olduğunu ortaya koyan yeterli delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Gerçekleştirildiği tespit edilen iki projeye ilişkin hizmet bedelinin de faturanın toplam tutarı içerisinden belirlenememesi karşısında, bu tespitler davacının takip konusu alacağının miktarını ispatlamaya yeterli görülmemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca, bir faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmediği takdirde bu içeriği kabul etmiş sayılır. Anılan düzenleme, faturaya süresinde itiraz edilmemesine belirli bir ispat sonucu bağlamakta olup, süresinde itiraz edilmesi hâlinde faturanın içeriğinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve fiilî ifaya uygun olduğunu ispat yükü faturayı düzenleyen tarafta kalmaktadır. Somut olayda, bilirkişi raporunda dava konusu faturaya davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edildiği ve faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Bu itibarla, dava konusu fatura yönünden TTK’nın 21/2. maddesinde düzenlenen, faturanın içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin davacı lehine doğduğu kabul edilemez. Bununla birlikte, faturaya süresinde itiraz edilmiş olması, tek başına borcun mevcut olmadığını veya faturaya konu hizmetlerin hiç verilmediğini de göstermemektedir. Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki temel ticari ilişki, hizmetlerin fiilen yerine getirilip getirilmediği ve talep edilen bedelin dayanağı olan deliller birlikte değerlendirilerek çözümlenmesi gerekir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; dava konusu faturanın 1.100.163,00 TL tutarında ve birden fazla iş kalemini içermesine rağmen tek kalem olarak düzenlendiği, bilirkişi incelemesinde EPDK verileri üzerinden yalnızca ... Residence ve ... Alışveriş Merkezi projelerinin gerçekleştirildiğinin doğrulanabildiği, faturada belirtilen diğer iş ve hizmetlerin ifasını kanıtlayan yeterli bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, gerçekleştirildiği tespit edilen iki projeye ilişkin hizmet bedellerinin toplam fatura bedeli içerisinden ayrıştırılarak belirlenemediği görülmüştür. Bu durumda, davacının kendi ticari defterlerine kaydettiği fatura ve taraflar arasında önceki dönemlerde ticari ilişki bulunması, tek başına takip konusu alacağın tamamının doğduğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Davalı tarafından faturaya süresinde itiraz edilmiş olması nedeniyle fatura içeriğinin kabul edildiği yönünde bir karine bulunmadığı gibi, davacı tarafından da faturada yer alan tüm hizmetlerin ifa edildiği ve talep edilen toplam bedelin bu hizmetlerin karşılığı olduğu hususu yeterli ve denetlenebilir delillerle ispatlanamamıştır. Davacının ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olması, faturanın davacı tarafından düzenlenerek kendi defterlerine işlendiğini göstermekte ise de faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmaması, davalı tarafından faturaya itiraz edilmiş bulunması ve hizmetlerin ifasına ilişkin yukarıda açıklanan delil durumu karşısında, yalnızca davacı defterindeki kayıt esas alınarak fatura bedelinin tamamının davalıdan istenebileceğinin kabulü mümkün görülmemiştir. Ticari defter kayıtları, diğer delillerle birlikte değerlendirilmiş; taraf defterleri arasında önceki dönemlere ilişkin mutabık bir bakiye bulunmaması ve davalının yaptığı ödemelerin davacı kayıtlarına geç işlendiğinin belirlenmesi de dikkate alınmıştır. Davacının tanık dinletme talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu faturanın davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraza uğradığı ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu nedenle faturanın içeriğinin davalı tarafından kabul edildiği sonucuna ulaşılamayacağı anlaşılmıştır. Bu durumda, faturaya konu hizmetlerin fiilen yerine getirildiğini ve talep edilen bedelin gerçekleştirilen işlerin karşılığı olduğunu ispat yükü davacıya ait olup, davacının yanında çalışan kişilerin hizmetlerin yapıldığına ilişkin beyanları, tek başına fatura kapsamındaki tüm işlerin gerçekleştirildiğini ve takip konusu alacağın tamamının doğduğunu ispata yeterli kabul edilemez. Nitekim dava konusu fatura birden fazla iş kalemini içermesine rağmen tek kalem olarak düzenlenmiş, bilirkişi incelemesinde yalnızca iki projeye ilişkin faaliyetin EPDK verileri üzerinden doğrulanabildiği, diğer işlerin gerçekleştirildiğine ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunmadığı ve doğrulanan projelerin bedellerinin toplam fatura tutarı içerisinden ayrıştırılamadığı tespit edilmiştir. Bu itibarla, tanık anlatımlarıyla ispatlanmak istenen hususların, somut olayda alacağın kapsamını ve miktarını belirlemeye elverişli yazılı ve objektif delillerle desteklenmediği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, faturaya itiraz edilmiş olması tek başına ret sebebi kabul edilmeksizin, faturanın içeriğinin ve bedelinin ispatlanamaması nedeniyle davacının takip konusu alacağını kanıtlayamadığı sonucuna varılmış ve davanın reddine karar verilmiştir. İcra inkâr tazminatı talebi yönünden; itirazın iptali davasında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için takip konusu alacağın mevcut olması ve borçlunun haksız itirazının belirlenmesi gerektiğinden, davacının alacağının varlığı ve miktarı ispatlanamadığı için bu talebin de reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise davacının takip başlatmakta kötüniyetli olduğunun, yani alacağın mevcut olmadığını bilmesine rağmen davalıyı zarara uğratmak amacıyla takip başlattığının dosya kapsamındaki delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 13.287,23-TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.555,23-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 171.024,45-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2026

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/358, K. 2026/860, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-358-e-2026-860-k-8a215be4955e