İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/330 E. 2026/122 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/330
Karar No
2026/122
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/330 Esas KARAR NO : 2026/122

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 06/05/2025 KARAR TARİHİ : 10/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ... Şti.’nin, davalı ...Tic. A.Ş. tarafından gönderilen gıda ürünlerine ilişkin laboratuvar analiz hizmeti sunduğu, yapılan analiz sonuçlarının davalıya bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından verilen hizmetler karşılığında 12/12/2022 tarihli ve ... numaralı 2.902,80 TL bedelli, 14/12/2022 tarihli ve ... numaralı 967,60 TL bedelli faturalar ile 12/01/2023 tarihli ve ... numaralı 1.250,80 TL bedelli, 13/01/2023 tarihli ve ... numaralı 18.372,60 TL bedelli, 31/07/2023 tarihli ve ... numaralı 14.510,40 TL bedelli, 21/11/2023 tarihli ve ... numaralı 18.240,00 TL bedelli ve 12/12/2023 tarihli ve ... numaralı 15.960,00 TL bedelli faturaların düzenlendiği; 27/09/2024 tarihli cari hesap ekstresine göre önceki dönemden devreden 3.870,40 TL borç ile birlikte taraflar arasındaki ticari ilişkinin kayıtlara yansıdığı belirtilmiştir. Davalı tarafından 08/03/2023 tarihinde 22.500,00 TL, 27/10/2023 tarihinde 15.504,20 TL ve 09/02/2024 tarihinde 17.554,77 TL olmak üzere toplam 55.558,97 TL ödeme yapıldığı, ancak 16.645,23 TL bakiye borcun ödenmediği ve bu tutarın davacı şirketin muhasebe kayıtlarında borç olarak göründüğü ifade edilmiştir. Söz konusu bakiye alacağın tahsili amacıyla ... 37. İcra Müdürlüğü’nün... sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının takibe, borcun tamamına, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça, faturaların bir kısmının davalı tarafından ödenmiş olmasının borcun varlığını kabul anlamına geldiği, ödenmeyen faturalar yönünden ise TBK ve TTK hükümleri gereğince davalının sorumluluğunun devam ettiği ileri sürülmüştür. Dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğu, ancak 01/11/2024 tarihli son oturum tutanağı ile sürecin anlaşmazlıkla sonuçlandığı belirtilmiştir. Bu nedenlerle davacı tarafından, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa 09/02/2024 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafça sunulan dilekçede, öncelikle 6100 sayılı HMK’nın 25, 119, 121, 140, 190, 194 ve 318. maddeleri uyarınca hâkimin taraflarca ileri sürülmeyen vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı, ispat yükünün iddia edilen vakıadan lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu ve tarafların dayandıkları vakıaları somutlaştırarak delilleriyle birlikte açıkça bildirmeleri gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda, davacının dava dilekçesinde iddialarını ispata elverişli somut deliller sunmadığı, sunulan belgelerin hangi vakıanın delili olduğunun açıkça belirtilmediği, cari hesap ekstresi ve dayanak faturalar dosyaya sunulmuş olsa dahi davalılara tebliğ edilmediği, bu suretle savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülmüştür. Ayrıca davacının hukuki sebepleri açıkça göstermediği, delil listesinin HMK’ya uygun şekilde düzenlenmediği, bu nedenle mevcut delillerin dikkate alınmaması ve süresinden sonra delil sunulmasına izin verilmemesi gerektiği savunulmuştur. Esasa ilişkin olarak ise, davalıların dava dilekçesinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde bir borcunun bulunmadığı, takip konusu faturaların dayanağı olan bir mal veya hizmet tesliminin gerçekleşmediği, taraflar arasında yazılı ya da sözlü bir sözleşme veya cari hesap ilişkisi bulunmadığı ileri sürülmüştür. Faturanın tek başına alacağı ispatlamaya yeterli olmadığı, borç doğurucu temel ilişkinin ve teslim olgusunun davacı tarafından kanıtlanması gerektiği, bu hususun yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu belirtilmiştir. Ayrıca takip konusu belgelerde davalıya ait geçerli bir imza bulunmadığı, imzaya da itiraz edildiği ifade edilmiştir. Öte yandan, icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belirlenebilir olması gerektiği, somut olayda alacağın miktarının ancak taraf defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle tespit edilebileceği, bu nedenle alacağın likit sayılamayacağı ve icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığı savunulmuştur. Sonuç olarak davanın haksız ve kötü niyetli olduğu ileri sürülerek davanın reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;laboratuvar analiz hizmeti için düzenlenen fatura ve cari hesap alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali isteminden ibaret olduğu görüldü. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 30/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ... Ltd. Şti. tarafından, davalı ...A.Ş. aleyhine 16.645,23 TL bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla ... 37. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu; davacıya ait 2023-2024 hesap dönemine ilişkin e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde GİB sistemine yüklendiği, davacı taraf yasal kayıtlarında davalı hesaplarının 120.50.818 Alıcılar hesabında izlendiği ve takip tarihi itibarıyla davacının 16.645,23 TL davalıdan alacaklı olduğu; davalı ...Tic. A.Ş. tarafından yasal defter ve kayıtların ibraz edilmediği; dosya kapsamında yer alan e-faturaların analiz ve laboratuvar test hizmetlerine ilişkin faturalar ile birlikte 09/02/2024 tarihli “kur farkı gelirleri” açıklamalı, TL cinsinden düzenlenmiş faturayı da kapsadığı, fatura içeriklerinin cari hesap kayıtlarıyla uyumlu olduğu; söz konusu e-faturalara karşı davalı tarafından GİB sistemi üzerinden red yanıtı, iade faturası, iptal kaydı, noter veya KEP yoluyla yapılmış yazılı bir itirazın dosyada yer almadığı; davacı tarafından faturaya konu hizmetin ifasına ilişkin olarak sunulan ve örnek olarak incelenen 21/11/2023 tarihli bakır (Cu) analizine ait numune kabul kayıtları, analiz raporları ve cihaz ölçüm çıktılarının düzenlenen faturanın açıklaması ile uyumlu olduğu; faiz yönünden 09/02/2024-07/10/2024 dönemi için 16.645,23 TL anapara üzerinden yapılan hesaplamada 5.687,54 TL temerrüt faizi hesap edildiği, ancak icra takip dosyasında 5.509,68 TL faiz talep edildiği, bu nedenle HMK m. 26 uyarınca taleple bağlılık ilkesi gereği değerlendirmede icra dosyasında talep edilen faiz tutarının esas alınabileceği" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, laboratuvar analiz hizmeti için düzenlenen fatura ve cari hesap alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacının ödenmeyen cari hesap alacağı bulunduğu iddiasıyla 16.645,23 TL asıl alacağın ve bundan kaynaklı 5.509,68 TL işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair icra dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, davacının itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip, bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek, hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme, cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından açık hesap ilişkisi mevcuttur. Açık hesap ilişkisi, önceki borçların tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın, hesaplaşma yaptıklarından ve davaya konu sözleşmenin 6.2. maddesinde yer alan düzenlemede bahsi geçen ödemelerin mutabakat sonuna bırakılmadığı anlaşılmakla, taraflar arasındaki hukuku ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2018 tarih, ...E. ...K. sayılı ilamı) Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, zamanaşımının değerlendirilmesi için taraflar arasındaki ilişkinin niteliğinin tespit edilmesi zorunluluğu doğmuştur. Davalı vekili ilişkinin taşıma ilişkisinden kaynaklandığını iddia etmiş, davacı vekili taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine ilişkin aşamalarda herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Mahkememizce alınan mali müşavir bilirkişi raporunun incelenmesi sonucu, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davacının davalıdan 16.645,23 TL alacaklı olduğu, davalının yasal defterlerini sunmadığı belirtilmiştir. Davalı taraf kesin süre verilmesine rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. ... Esas, ...Karar sayılı kararı) Davacı vekili dava dilekçesinde delil olarak ticari defter ve kayıtlara dayanmıştır. Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmiş ve davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacı davalı ile arasındaki ticari ilişki nedeniyle icra takibine konu alacağını ispat ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda ticari defter kayıtları ile fatura konusu hizmetin verildiğini ispatlanmıştır. (Aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin ...esas, ... sayılı kararı) Davacının düzenlediği faturaların e-fatura olması sebebiyle alıcıya ulaşması ile resmileştiği ve sistem üzerinden itiraz edildiğine ilişkin bir beyanın bulunmaması karşısında faturaların geçerli faturalar olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeplerle davanın kısmen kabulü ile davalının ... 37. İcra Dairesi'nin ...sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 16.645,23 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafça davalının takip öncesinde temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bilgi ve belge sunulmaması sebebiyle icra takibine konu işlemiş temerrüt faizine yönelik talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1-Davalının ... 37. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 16.645,23 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarlarının %20 oranına tekabül eden 3.329,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 1.137,04 TL nispi karar harcının, peşin ve tamamlama ile alınan 709,49 TL harcın mahsubu ile geri kalan 427,55 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 16.645,23 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 5.509,68 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 1.412,39 TL (615,40 TL BHV, 87,50TL VSH, 615,40TL peşin harç, 94,09 tamamlama harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 7.635,00 TL (135,00 TL tebliğler ve posta, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 5.736,26 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 8-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 895,28 TL'sının davacıdan, 2.704,72 TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 10/02/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/330, K. 2026/122, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-330-e-2026-122-k-9d37e19b4545