İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/320 E. 2026/140 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/320
- Karar No
- 2026/140
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/320 Esas KARAR NO : 2026/140 DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/02/2025 KARAR TARİHİ : 11/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA : Davacı dilekçesinde özetle ; 18.12.2024 tarihinde kullanmış olduğum --------- nolu cep telefonuma --------- müşteri hizmetleri tarafından arama gerçekleştirildiğini, Arayan şahıs --------- şubesinde bulunan hesabında şüpheli işlemler yapıldığını bu işlemlerden bilgisi olup olmadığını sordu, ben işlemlerden bilgisi olmadığını yapılan işlemlerin iptal edilmesini ve bu süreç içerisinde hesaplarına bloke konulmasını talep ettiğini, ---------- bulunan hesapları ve kartlarını da kapattırdığını, Telefon görüşmesi üzerinden yarım saat kırk beş dakika içerisinde ---------- şubesine gittiğini, Bankadan aldığı bilgilerde ---------- şubesinde bulunan hesabından kredi başvurusunda bulunulduğunu, bu çekilen kredi ile birlikte eksi hesabından tanımadı --------- adına ---------- iban numaralı hesaba 73.000 TL gönderildiğini öğrendiğini, Kredi kullanırken ve para havalesi yapılırken herhangi bir bildirim yahut onay kodu gelmediğini, ayrıca herhangi bir linke tıklamadığını, Bu hırsızlığın gerçekleştiği saatte bankanın müşteri hizmetleri tarafını aradığını, Hesaplarının kapatılmasını herhangi bir işlem yapılmasına onayı olmadığını demiş olmasına rağmen izni ve onayı olmadan hesabından işlemler yapıldığını, maddi yönden kayba uğratıldığını belirlendiğini, mağduriyetine sebebiyet veren bu kişi ve kişilerin tespiti, olayın gelişimine sebebiyet veren sorumluların belirlenerek eylemlerinden dolayı cezalandırılmaları için bu talebin yapılmasının zorunlu olduğunu, bankada meydana gelen bu usülsüzlükten sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; Davanın dolandırıcılık eylemini gerçekleştirdiği iddia edilen --------Ş. Nezdinde --------- IBAN numaralı -----------ihbarına, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsiz olduğuna, Mahkemeniz aksi kanatte ise dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmadığından dava şartı noksanlığından reddine, mahkeme aksi kanaatte ise, ---------- Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından tebliğ edilen muhtıra'nın yerine getirilmemiş olması sebebi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, haksız ve usule aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Tüketici ise, 6502 sayılı Kanun'un 3/k maddesinde; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." düzenlemesi yer almaktadır. Tüketici işlemi, 6502 sayılı yasanın 3/l. maddesinde; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, olarak tanımlanmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin vasıflandırılması gerekmektedir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki tüketici işlemi mahiyetindedir. Nitekim, davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte Hesaplarının kapatılmasını herhangi bir işlem yapılmasına onayı olmadığını demiş olmasına rağmen izni ve onayı olmadan hesabından işlemler yapıldığını, maddi yönden kayba uğratıldığını belirlendiğini, mağduriyetine sebebiyet veren bu kişi ve kişilerin tespiti, olayın gelişimine sebebiyet veren sorumluların belirlenerek eylemlerinden dolayı cezalandırılmaları için bu talebin yapılmasının zorunlu olduğunu, bankada meydana gelen bu usülsüzlükten sorumlu tutulmaması talebinde bulunduğu ve davalının sıfatı dikkate alındığında davanın görülmesinde mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmaktadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1- k maddesindeki tanıma göre "tüketici", ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, 3/1-l maddesine göre ise “tüketici işlemi”, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki amaçlarla hareket veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak ifade edilmiştir. Yine anılan yasanın 73/1 maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun göreve ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hükme bağlandığından, tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli --------- Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere ---------- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Kararın taraflara tebliğinden itibaren hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda incelenen dosya üzerinden karar verildi. 11/02/2026