İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/321 E. 2026/109 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/321
- Karar No
- 2026/109
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/321 Esas KARAR NO : 2026/109
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/05/2025 KARAR TARİHİ : 18/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ...Sokaktaki taşıt yolunda, davalı idarenin yetki ve sorumluluğundaki kanalizasyon bakım onarım çalışmaları nedeniyle ... önündeki kanalizasyon kapağının açıkta/yüksekte bırakılması nedeniyle müvekkiliNİN sevk ve idaresindeki ...plakalı aracıyla 02.12.2022 tarihinde Saat 18:25 sıralarında meydana gelen çarpma sonucunda maddi hasar oluştuğunu, Araçta meydana gelen hasarın, trafiğe açık yolda açık bırakılan rögar kapağına çarpma sonucu oluştuğu kaza raporundan açıkça anlaşıldığını, Yine ekli fotoğraflardan görüldüğü gibi, davalı tarafından bakım onarım çalışması sebebiyle kapağın açık bırakıldığına dair çarpmayı/kazayı önleyici işaret, levha, çit, bariyer vs. herhangi bir tedbir alınmayarak kazaya adeta davetiye çıkartıldığını, Davalı idarenin, görev alanıyla ilgili topluma hizmet sunarken, çağdaş anlayışla görevin gereklerine uygun davranma yükümlülüğü bulunduuğunu, Somut olay bağlamında davalının, kamusal ve kurumsal kimliğini gözardı ederek, çift yönlü taşıt trafiğine açık yolda hiçbir önleyici tedbir almadan rögar kapağını açık bırakmak suretiyle kazaya sebebiyet vermesi tam bir hizmet kusuru teşkil ettiğini, davalı ... %100 kusurlu eylemiyle gerçekleşen kazada, müvekkilin aracında meydana gelen hasar nedeniyle uğradığı maddi zararlarının hükmen karşılanması maksadıyla işbu davanın açılması zorunlu hale geldiğini, Davalı ... bakım onarım çalışmaları sırasında; hiçbir işaret ve tedbire başvurulmaksızın rögar kapağının açıkta/yüksekte bırakılmak suretiyle hizmet kusuru teşkil eden eylemi sebebiyle müvekkili aracında meydana gelen KDV dahil 29.028,00 TL hasar bedelinin 17.01.2023 fatura/ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle birlikte davalı idareden alınarak müvekkile ödenmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili idare, yol bakım ve onarımlarından sorumlu değildir yol yüzeyinde zarara neden olabilecek her türlü kusur belediyeye ait olup ...'nin böyle bir görev ve sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili idareye bu olayda husumet tevcih edilmesi hukuka aykırı olup, davanın husumetten reddi gerektiğini, Haksız fiilden mütevellit zararların tazminini düzenleyen B.K md.49’e göre zararın tazmini için kusur-zarar-illiyet bağı şartları oluşmadığını, Dava konusu hasar iddiasına bağlı tazminat talebinin muhatabı müvekkili İdaredeleri olmadığını, İdarelerinin eylem ve işlemlerinden doğan bir zarar olmadığnıı, hukuken sorumluluğu da bulunmadığını, Yolların bakım ve onarımından ana arterlerde Büyükşehir Belediyesi; ana arter bulunmayan yerlerde ise, ilçe belediyesi sorumlu olduğunu, İş bu davada Husumetin müvekkil idareye yöneltilmesi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın, müvekkili idare açısından “Pasif Husumet ” yokluğundan reddi gerektiğini, Dava konusu yapılan hasara neden olan şebeke sisteminin, atıksu kanalına mı yoksa yağmur suyu kanalına mı bağlı olduğu hususunun öncelikle araştırılması gerektiğini, Zira; hasara neden olan şebeke sistemi yağmur suyu kanalına bağlı ise; diğer davalı sorumlu olduğundan, davanın husumetten reddi gerektiğini, Aleyhimize açılan haksız ve mesnetsiz davanın süre ve esas yönünden reddine, Yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini, talep etmiştir. DELİLLER / Taraf vekillerinin belirttiği, Çarpmaya ilişkin kaza tutanağı, alkol muayene test raporu, kaza yerine ait çeşitli açılardan çekilen fotoğraflar, araçta meydana gelen hasarlı malzeme listesi ile 17.01.2023 tarihli ... sayılı E-Arşiv Fatura, idari başvuru dilekçesi ile başvuruya ilişkin iadeli taahhütlü posta alındısı, ... 9.İdare Mahkemesi'nin... ve ... BİM 9. İdari Dava Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyaları, lüzumunda mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi, delil olarak değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davaya konu kazanın yaşandığı taşıt yolundaki kanalizasyon kapağının açık bırakılması sebebiyle davacının sevk ve idaresindeki araçta meydana gelen maddi zararlarlardan davalının sorumluğu olup olmadığı ve buna ilişkin tazminat talebinde bulunup bulunamayacağına ilişkin olduğu anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE / Dava, tazminat talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda, davalı idarenin sorumluluğunda bulunan taşıt yolundaki kanalizasyon kapağının açık bırakılması sebebiyle oluşan kaza sonucu davacının sevk ve idaresindeki araçta meydana gelen maddi zararların tazminini talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı gerçek kişi olup, davacıya ait bulunan...plaka sayılı aracın, dosyada mevcut ruhsat kayıtlarına göre özel-hususi araç olduğu anlaşılmaktadır. Yani kayden ticari nitelikte bir araç değildir. Hal böyle olunca; davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmadığı, haksız fiilden kaynaklanmakta olduğu sabit olup; az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında uyuşmazlık ticari dava kapsamında bulunmamaktadır. (-Yargıtay 17 HD 18.10.2017 gün ...K. sayılı ilamı; Yargıtay17 HD 24.05.2017 gün ...E -... K. sayılı ilamı-) Bu durum karşısında davanın ticari nitelikte olmadığı gözetilerek; Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olmakla resen dikkate alınırlar. İzah edilen nedenlerle, Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; davanın HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, -Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*