İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/334 E. 2026/141 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/334
Karar No
2026/141
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/334 Esas KARAR NO : 2026/141

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 12/01/2018 KARAR TARİHİ : 18/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının eşi 05/07/2016 tarihinde motoru ile seyir halinde iken karşı yönden gelen ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpmasıyla meydana gelen trafik kazası sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğini, ... Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 10/05/2017 tarihli raporunda ...'ın asli kusurlu olduğu, müteveffanın tali kusurlu olduğu yönünde rapor düzenlendiği, müteveffanın desteğinden yoksun kalan müvekkillerinin adına tazminat ödenmesi talebiyle 25/12/2017 tarihinde ... Hesabına başvurulduğu, ancak ... Hesabından olumlu yanıt alınamadığını belirterek davanın kabulüne, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava şartını yerine getirmediğini, davacıdan müteveffanın kimlik belgesi ve nüfus kayıt örneğinin ... Konsolosluğu ve ilgili Valilikçe tasdik edilmiş belge aslının müvekkili kuruma gönderilmesi tazminat ödemesi yapılması için müvekkili kuruma gönderilmesinin istenmesine rağmen müvekkili kuruma gönderilmediğini, müteveffanın motosikletin sürücüsü olduğundan bu araç yönünden talebin söz konusu olamayacağını, müteveffanın trafik kazası esnasında motosiklete kasksız ve benzeri koruyucu tedbirler olmadan binmiş olması ve motosikleti ehliyetsiz olarak kullanması sebebiyle müterafık kusurlu olduğunun sabit olduğu, müvekkilinin sorumluluğunun tespiti açısından gerekli olan birçok hususun dava dilekçesinden anlaşılamadığını, zararın tespit edilmesi gerektiğini, mahkemenin kusur incelemesi yaptırması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, müvekkili kurumun sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Mahkememizden verilen 03/07/2024 tarih ve... sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 17/04/2025 tarih ve 2024/2429 Esas, 2025/566 Karar sayılı ilamı ile; "...Dosya kapsamından 05/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından sonra ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturmaya ilişkin evraklara göre (otopsi tutanağı, cenaze nakil ve defin ruhsatnamesi, kaza tespit tutanağı vs.) kazada hayatını kaybeden şahsın Nuri oğlu 01/01/1999 Halep ... doğumlu ... şahıs nolu ... olduğu, ikamet yerinin ... olarak gösterildiği ve geçici koruma kimlik belgesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava açan dilekçeye ekli nüfus kayıt bilgilerine göre ölenin evli olduğu, ... uyruklu davacıların da ölenin eş ve çocukları bulunduğu görülmüştür. Her ne kadar Dairece verilen kaldırma kararında, talep sahiplerinin hukuki statülerinde hataya düşülmek suretiyle sehven değinilmemiş ise de; Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun adli yardıma ilişkin 334/3 madde hükmünde de, "Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri, ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır." denilmektedir. Dosya kapsamından davacıların ... uyruklu olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2022 gün, 2021/13414 E.-2022/10635K. sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 12/04/2023 gün 2021/27291 Esas-2023/5354 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle mahkemece, davacıların tam statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacı tarafa kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekil ve biçimde karar verilmiş olması isabetsiz bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan bu sebeple kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/4 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve kaldırma kararının gerekçesi gözetildiğinde davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklindeki gerekçe ile kaldırılmış olup, karar kaldırma ilamı doğrultusunda ilgili kurumlara müzekkereler yazıldığı, bir kısım müzekkereye verilen yanıtta davacının vatandaşı olduğu ...'de henüz bilgi edinilmesi bakımından gerekli altyapının bulunmadığının bildirildiği, göç idaresi tarafından verilen müzekkere yanıtında ise birden fazla yabancı kimlik numaralı ve farklı baba ismine sahip davacılarla aynı ismi taşıyan birden fazla yabancı şahsın tespit edildiği, doğum tarihi, anne adı baba adı gibi bilgilerin verilmesi halinde gerekli değerlendirme yapılabileceği hususunun bildirildiği, bu kapsamda davacı vekiline davacıların anne-baba adı, doğum tarihi, doğum yeri gibi kimlik bilgilerinin bildirilmesi hususunda 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesindeki bilgiler doğrultusunda göç idaresine yeniden müzekkere yazıldığı, verilen müzekkere yanıtında davacı yabancıların geçici koruma kayıtlarının iptal edildiği bildirilmiştir. Bu kapsamda mahkememizce davacıların teminattan muaf olmadıkları anlaşılmakla, mahkememizce takdir edilen 2.000,00 TL dava teminatının davacılar vekili tarafından yatırılması ile dava şartı noksanlığı giderilmiş olup davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı Sara için 163.698,95-TL, davacı Menal için 46.482,72-TL, davacı Kevser için 46.482,72-TL olmak üzere toplam 256.664,39-TL'nin maddi tazminatın 12/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 2-Alınması gereken 17.532,74-TL karar ve ilam harcından 35,90-TL peşin harç ile 875,00-TL ıslah harcı ile 3.495,40-TL tamamlama harcının mahsubu ile geriye kalan 13.126,44-TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı taraflarca başlangıçta yapılan 77,00-TL yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 18.836,80-TL masraf ile 3.495,40-TL tamamlama harcı ile 875,00-TL ıslah harcının olmak üzere toplam 23.284,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, 4-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 5-Davacı taraflar vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/02/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/334, K. 2026/141, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-334-e-2026-141-k-8488b1530d8e