İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/303 E. 2025/312 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/303
Karar No
2025/312
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/303 Esas KARAR NO : 2025/312

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2025 KARAR TARİHİ : 24/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Davacı müvekkil şirket ... Şirketi ile davalı/borçlu ...Rektörlüğü arasında 19.10.2022 imza tarihli “Ana Şartlar" sözleşmesi (EK-1: 19.10.2022 tarihli Ana Şartlar Sözleşmesi) akdedilmiş olup işbu sözleşme ile bir bütün ve eş zaman içerisinde 19.10.2022 imza tarihli "Sipariş Formu" imzalanmıştır.Taraflar arasında akdedilen sözleşme ve sipariş formu tahtında müvekkil şirket; tüm dünyadaki günlük, anlık para, kur, altın, emtia ve sair tüm ekonomik verilerini derleyerek abone olan müşterilerine tedarik etmekte ve finansal veri tabanı sağlanmaktadır. Bu kapsamda, davacı müvekkil tarafından sağlanan finansal piyasa verileri, davalının iç sistemlerine otomatik olarak geçmesi sağlanmış, veriler davalının erişimine açılmış, davalıya eksiksiz ve gereği gibi hizmet verilmiş ve müvekkil şirket Sözleşme ve mevzuattan doğan tüm edimlerini kusursuz ve ayıpsız biçimde ifa etmiştir. Davalı borçlunun talebi ve siparişi üzerine ilgili hizmet (... Veri Tabanı) dolayısıyla 14.12.2023 tarihli ... fatura numaralı toplam 190.229,73 TL tutarlı fatura düzenlenmiş ve davalı yana gönderilmiş olmasına karşın işbu faturaya konu borç tutarı ödenmemiş ve bunun üzerine davalı borçluya hitaben ... 45. Noterliği ... yevmiye numarası ile ... tarihli ihtarnamesi gönderilmek sureti ile faturaya konu borcun ödenmesi ihtar edilmiş ancak davalı yanca hukuka aykırı olarak ödemeden imtina edilmiştir.Bu nedenle bahsi geçen alacağın tahsili maksadı ile davalı borçlu aleyhine ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış, ödeme emri 02.01.2025 tarihinde davalı borçluya tebliğ edilmiş ancak davalı borçlu tarafça işbu takibe 08.01.2025 tarihinde itiraz edilmiştir.Her ne kadar davalı borçlu tarafından; taraflar arasındaki sözleşmeye konu borcun ait olduğu hizmet yılına ait borcun ödendiği, sonraki yıllarda bir sipariş verilmediği veyahut uzatma talebi bulunmadığı, Ekim 2023 tarihinden sonra bir kullanım gerçekleşmediğinden bahisle, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edilmiş ise de, Sayın Mahkemenizce yapılacak yargılama sonucunda davalı borçlunun işbu itirazında haksız ve kötüniyetli olduğu, işbu itirazı sırf müvekkil alacaklının haklı alacağına kavuşmasına engel olmak kastı ile gerçekleştirmiş olduğu sübuta erecektir.Huzurdaki dava ikame edilmeden uyuşmazlığın dostane bir şekilde çözülebilmesi ve ticari davalarda arabuluculuğa başvurulması dava şartı olduğundan takip dosyası yönünden...Arabuluculuk Bürosu'na başvuru yapılmış ise de yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanmaksızın süreç sonuçlandırılmıştır.davalı yan, sözleşme'nin yenilenmemesi veya hizmetin iptal edilmesi yönündeki talebini sözleşmede kararlaştırılan süreden önce yazılı olarak bildirmesi, aksi durumda sözleşme'nin yenileneceği, servislerin açık kalacağı ve faturalandırmanın devam edeceği hüküm altına alınmış olduğundan davalı yanın işbu ödemeyi yapmaması temerrüte düşmesine neden olmuştur. davalı/borçlunun faize ilişkin itirazları da haksız ve mesnetsiz olup tacir olan davalıdan, temerrüt tarihinden itibaren reeskont avans faizi talep edilmesi hukuka uygundur. dava konusu alacağın likit bir alacak olmasından ve davalının likit bir alacağa haksız şekilde itiraz etmesinden dolayı, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. İzah edilen ve re'sen gözetilecek sebeplerle; dava konusu takibe davalı tarafından sunulan haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve kötü niyetli borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle; takip tarihi itibariyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının tespiti ile icra inkar tazminatına ilişkin koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesinin...Esas, ... Karar sayılı ilamında, davacı ... Ltd. Şti. İle davalı ... Üniversitesi arasındaki uyuşmazlıkta vurgulandığı üzere "... Bu açıklamalar uyarınca somut olay değerlendirildiğinde; dava, satım ilişkisi nedeniyle düzenlenen faturadan kaynaklı alacağa yönelik olup davanın mutlak ticari dava niteliği bulunmamaktadır. Öte yandan, davacı şirket tacir ve uyuşmazlığa konu alacağı ticari işletmesi ile ilgili ise de; nispi ticari davanın varlığı için aynı niteliğin davanın diğer tarafı içinde bulunması gerekmekte olup, davalı kamu kurumu tacir değildir. Bu nedenle, mahkemece ticari dava niteliği bulunmayan davaya asliye hukuk mahkemesi olarak bakılması gerekirken ile ticaret mahkemesi olarak bakılması doğru görülmemiş, kararın görev kuralına aykırılık nedeniyle kaldırılmasına karar verilmiştir...". İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda davacı, davalıya verilen reklam hizmeti nedeniyle ödenmeyen fatura bedelinin tahsili istemiyle başlatılan takibe itirazın iptalini talep etmiş olup, davalı vakıf üniversitesinin tacir sıfatının bulunmamasına göre uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...". İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı ilamında "... Somut olayda uyuşmazlık TTK 4. maddesinde sayılan sözleşmeler arasında bulunmayan TBK da düzenlenen satım sözleşmesinden kaynaklanmasına göre mutlak ticari dava niteliği bulunmamaktadır. Bu durumda dava da ticaret mahkemesinin görevli olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından davanın nispi ticari yani uyuşmazlığın her iki tarafın ki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığının da tespiti önem arz edecektir. Davacı şirket tacir olup, davalı vakıf üniversitesi tacir olmadığından (YHGK'nın 13.05.2015 tarih ve ...) davaya bakmakla görevli 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli asliye hukuk mahkemesi olduğundan mahkemece davanın görev dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır...". Tüm dosya kapsamından; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı şirket ile davalı üniversite arasındaki sözleşmeden kaynaklı olarak davalı tarafından ödenmediği ileri sürülen fatura alacağına ilişkin yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, davacının tacir olduğu, davalının ise kamu tüzel kişiliğini haiz kamu kurumu olduğu, TTK m. 16/2 uyarınca üniversitenin tacir sayılmadığı, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, ayrıca işbu davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 20 mad. gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı hususunun gerekçeli kararın tebliği suretiyle ihtarına, 3-6100 sayılı HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine, 4-Sair hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/04/2025

Katip E-imzalıdır

Hakim E-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/303, K. 2025/312, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-303-e-2025-312-k-4caf5c96efcf