İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/251 E. 2026/640 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/251
Karar No
2026/640
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/251 Esas KARAR NO :2026/640

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:05/08/2024 KARAR TARİHİ:13/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin perde ticari yağtığını, müvekkilinin vefat eden eşinin maliki olduğu "İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah., 2527 ada, 23 parselde" bulunan arsası üzerine inşaat yaptığını, söz konusu inşaatın bodrum katındaki dairenin davalıya satıldığını ancak tapu işlemlerinin davalının eşi ... adına yapıldığını, müvekkilinin eşinin yaptığı inşaatın "... Mah., 9. Sk., No: 44/2" bağımsız bölümünü davalıya sattığını, ancak satılan dairenin fiili durumu ile ... ... projesindeki durum arasında farklılık olduğunu, bu nedenle taraflar arasında 28/07/2010 tarihinde protokol imzalandığını ve davalıya ... adına senetler verildiğini, sonrasında davalı vekili ile müvekkilinin eşi arasında 19/01/2011 tarihli protokolün imzalandığını, bu kapsamda davalıya 33.000,00-TL'lik senedin verildiğini, söz konusu senetlerin davalı tarafça icraya konduğunu, akabinde dava dışı ...'ün davalıya kısmi ödemeler yaptığını, davalının o dönemlerde müvekkilinin vefat eden eşini sıkıştırdığını ve müvekkilinin imzasının eşi tarafından taklit edilerek dava konusu olan icra takibinin dayanağı olan 30.01.2013 tanzim tarihli ve 250.000,00-TL meblağlı senedi verdiğini, işbu senedin .... İcra Müdürlüğü'nün 2016/... sayılı dosyası ile takibe konduğunu, işbu takibe itiraz sürelerini kaçırmaları nedeniyle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile imzaya itiraz ettiklerini ve menfi tespit davası açıldığını, mahkemenin %20 teminat ile icra takibinin durdurulmasına karar verdiğini ancak o dönem teminatın yatırılamaması nedeniyle müvekkilinin aracının haczedildiğini ve ihaleye çıkarıldığını, 26/10/2016 tarihinde müvekkili vekili ile davalı vekili aracında protokol imzalandığını ve davalıya 50.000,00-TL ve davalı vekiline vekalet ücreti ödemeleri yapıldığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası kararından sonra davalı vekilinin .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Sayılı dosyası üzerinden 26.10.2016 tarihli protokol kapsamında 65.000,00-TL icra takibi başlattığın ve takibin durdurulduğunu, taraflar arasında yapılan 26.10.2016 tarihli protokol gereğince müvekkilinin borcu kabul ettiğini, bu nedenle imza itirazının yerinde bulunmadığını, müvekkilin davalıya borcunun olmadığını, dairenin imardan kaynaklı sorunun giderildiğini iddia ederek; davanın kabulünü, .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Sayılı takibinte dosyaya yatan ödemenin davalıya ödenmemesi için tedbir kararı verilmesini, işbu dava dosyasına konu olan senet yönünden borçlu olmadıklarını tespitini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek HMK'nın 128. maddesi uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. Mahkememizin; 25/11/2026 tarih, 2024/... Esas ve 2024/... Karar sayılı gerekçeli kararı ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, davacı vekilinin 25/12/2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesini sunduğu, İstanbul BAM. 19. HD'nin; 06/03/2025 tarih, 2025/159 Esas ve 2025/362 Karar sayılı karar ilamı ile mahkememiz gerekçeli kararının kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın mahkememize yeniden tevzi edilerek mahkememizin 2025/251 esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin; 06/03/2025 tarih, 2025/159 Esas ve 2025/362 Karar Sayılı Karar İlamı Kaldırma Gerekçesinde; "(...) Somut uyuşmazlıkta yapılan yargılama ve toplanan delillerden, kesin hüküm olarak kabul edilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., 2018/... K., sayılı davanın konusu takip konusu senede ilişkin imzaya itiraz olduğu, reddedilen davanın konusunun ise taraflar arasında imzalanan 26.10.2016 tarihli protokol gereği borçlu olmadığının tespiti hakkında olduğu dayanılan vakıala farklı olup, kesin hükümden bahsedilemeyeceği, mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın kesin hüküm nedeniyle reddi kararı yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve belirtilen hususlarda yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerektiği (...)" şeklinde karar verilmiştir. İnşaat Mühendisi Bilirkişinin 12/01/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Dava konusu 2 nolu bağımsız bölümün bulunduğu ana taşınmazın tamamı için 09.03.2010 tarihli yapı kullanma izni belgesi düzenlenmiş ise de; 04.08.2010 tarihli yapı tatil tutanağı düzenlenerek sığınak alanlarının bu bağımsız bölüme katıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar 30.04.2019 tarihinde yapı kayıt belgesi düzenlenmiş ise de; bu belge sonrası mimari projenin yeninden çizdirilmesi ve maliklerin muvafakatinin alınarak 2. bir başvurunun tapu müdürlüklerine yapılması gerekmektedir. Buna ilişkin bir evraka dosyada rastlanmamıştır. Mevcut hali ile taşınmazda kat mülkiyetine geçilmemiş, kat irtifaklı olduğu ve onaylı projeye olan aykırılıklarla ilgili işlemler tamamlanmadığı kanaatine varılmıştır. Fiili durumunda dava konusu 2 nolu daireye yaklaşık 36m2 sığınak alanın ve 5 m2 kat holünün katıldığı, mimari projeye göre bunun giderilmediği belirlenmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında yıkım veya idari para cezası kararı verilen yapılar için bu kararlar iptal edilmekte olup, bunun daire alanının değişikliği nedeni ile taşınmazın değeri yönünden uyuşmazlığa bir etkisinin olmadığı kanaatine varılmıştır. Yapı kayıt belgesi alındıktan sonra, mevcut durumun yeniden mimari projesinin çizilmesi, zemin tespit tutanağı düzenlenmesi ve tüm maliklerin muvafakati ile tapuya başvurulması gerektiğinden ve buna ilişkin belge sunulmadığından mevcut halin yasal hale gelmesi için işlemlerin tamamlanmadığı kanaatine varılmıştır. Dava konusu dairenin fiili durumunun 81m2 alanlı olduğu, bu alana 36m2 sığınak alanı ile 5 m2 kat holündeki ortak alanın ilave edildiği, onaylı projesindeki yasal kullanım alanının ise yaklaşık 40m2 olduğu projesinden tespit edilmiştir. Mevcut durumu ile mimari projesi arasındaki farkın değer kaybına neden olduğu, değer kaybı oranının alandaki fark nedeni ile 100x41/81=% 50,62 nispetinde olduğu, devir tarihlerinin belirlenmesi için dava konusu 2 nolu bağımsız bölümün tüm tedavülleri gösteren tapu kayıtları ve resmi senetlerin dosyaya celbi gerektiği" görüş ve kanaatine varılmıştır. İnşaat Mühendisi Bilirkişinin 17/04/2026 Tarihli Ek Raporunda Özetle; "Dava konusu dairenin fiili durumunun 81m2 alanlı olduğu, bu alana 36m2 sığınak alanı ile 5 m2 kat holündeki ortak alanın ilave edildiği, onaylı projesindeki yasal kullanım alanının ise yaklaşık 40m2 olduğu projesinden tespit edilmiştir. Yapı kayıt belgesinin 2.fazı olan tapu müdürlüğüne başvuru yapılarak kat mülkiyetine geçiş sağlanmamış olması nedeni ile ayıbın ortadan kalkmadığı, bunun taşınmazın değerine olumsuz etkidiği kanaatine varılmıştır. Dava konusu 2 nolu bağımsız bölümün tüm tedavülleri gösteren tapu kayıtları ve resmi senetlerin dosyaya celbi gerektiği" görüş ve kanaatine varılmıştır. İnşaat Mühendisi Bilirkişinin 16/06/2026 Tarihli Ek Raporunda Özetle; "... Tapu Müdürlüğü'nün 24.04.2026 tarih ve ... sayılı yazısında 2527 ada 23 parsel 2 numaralı taşınmazın resmi senet tablosu ve tapu kaydının yazı ekinde gönderildiği bildirilmiş olup, yazı ekindeki tapu kaydında 2 nolu bağımsız bölümün 29.11.2006 tarihinde ... adına tescil olduğu, ondan da 23.01.2023 tarihinde Kasım Kengil'e satıldığı 23.01.2023 tarih ve 1642 nolu resmi senette satış bedelinin 550.000-TL olarak belirtildiği görülmüştür. Emsallerin m2 ortalaması (4.750.000TL/82m2 +6.250.000TL/90m2+6.300.000TL/85m2) / 3=67.163TL/m2 olup, dava konusu daire için değerin 81m2 x 67.163TL/m2=5.440.200-TL olduğu, TUİK verileri kullanılmak sureti ile 23.01.2023 devir tarihindeki değerin 1.597.864-TL olduğu hesap edilmiştir. Dava dosyasına sunulan tapu kayıtlarında 29.11.2006 tarihli satış işlemine ait resmi senede rastlanmamıştır. Kök raporda, taşınmazın mevcut durumu ile mimari projesi arasındaki farkın değer kaybına neden olduğu, değer kaybı oranının alandaki fark nedeni ile %50,62 nispetinde olduğu kanaatine varılmış olup, 29.11.2006 devir tarihindeki değer kaybının178.151TLx0,5062=90.180-TL kadar olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -.... İdare Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası -.... İcra Dairesi'nin 2018/... sayılı dosyası -.... İcra Dairesi'nin 2024/... sayılı dosyası -... Belediye Başkanlığı'ndan gelen dava konusu taşınmazın yapı kayıt belgesi ve imar dosyasını içerir müzekkere cevabı -... Kaymakamlığı'nın gelen dava konusu taşınmazın tapu kaydını içerir müzekkere cevabı -Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı müzekkere cevabı -Davacı vekili tarafından sunulan; ... yevmiye numaralı Resmi Senet sureti, yapı kayıt belgesi sureti, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yazı sureti -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Bilirkişi raporları -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, kambiyo takibi kapsamında menfi tespit istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılan davacının 26/10/2016 tarihli protokol gerekleri yerine getirildiğinden bahisle borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında aynı şekilde .... ATM ... E. sayılı dosyasının bulunup senetten dolayı menfi tespit istemine ilişkin olduğu, davanın reddine dair kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının ise protokol gereklerinin yerine getirildiğinden bahisle yeniden borçsuzluk tespiti talebinde bulunduğu anlaşıldı. Taraflar arasında .... ATM ... E. 2018/... K. sayılı dosyasında aynı taraf sıfatlarıyla bulunduğu, davacının aynı takip ve kambiyo senedi kapsamında hukuki ilişki bulunmadığı iddiasıyla imza inkarını da içerecek şekilde menfi tespit isteminde bulunduğu, ilk derece Mahkemesince imzanın davacıya ait olmadığından bahisle davanın kabulü kararı verilmiş ise de istinaf incelemesi ile davacının eşine ait olan imzada uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasında senedi teyit eden protokol bulunup bunun ve ticari ilişkinin inkar edilmediği, protokole göre alım satım ilişkisinden kaynaklı ticari ilişkinin varlığı karşısında senetten dolayı davacının borçlu olduğunun ispat edildiği kanaatiyle hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. HD. 2022/5575E., 2024/1728K sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür. Davacı anılan dosya kapsamındaki aynı talep sonucunu içeren dava dilekçesiyle bu sefer de protokol gereğinin yerine getirildiğinden bahisle menfi tespit isteminde bulunmuştur. Taraflar arasındaki senet, Nuri paşa ...ada ... parsel ... arsa paylı bodrum kat 2 nolu dairenin davacının inşaatı yapan eşi tarafından davalının eşine satımından sonra ve bu ilişkiye dayalı olarak ortaya çıkmıştır. Davalı 29/11/2006 tarihinde taşınmazı satın alma yoluyla edinmiştir. Satımdan sonra 2010 yılında Belediye Encümen kararı ile 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlere sığınağın dahil edilmesi nedeniyle idari işlem yapılmış, bu suretle fiili durum ile belediyedeki projenin uyumlu olmadığı, yapının imara aykırı olduğu alıcı davalı tarafından öğrenilmiştir. Bunun üzerine 28/04/2010 tarihli protokolde taşınmazın, belediyede müteaahitin taahhütleri aksine 55 m2 olarak görülen ancak müteahhitçe sığınak ve ortak alanlar katılarak genişletilmiş ve normal daire olarak ...'e satılmış olan bu kusurlu daire sebebiyle alıcı ...'in zararına karşılık kendisine; 4 adet senet verileceği düzenlenmiş, böylece ayıp ve zarar durumu satıcı tarafından kabul edilmiştir. Yine encümen tarafından kesilen para cezasının da davacının eşi tarafından ödeneceği 01/09/2010 tarihinde, davalının eşi olan idari para cezası borçlusuna taahhüt edilmiştir. 26/10/2016 tarihli, ... ilamından sonra gündeme gelen 2016/... sayılı takip dosyası üzerine yapılan protokolde, daire takası ile zarar giderilecek, daire alınsa dahi davacı yanca ödeneceği belirlenen 65.000,00 TL bedel iade edilmeyecektir. Taraflar arasındaki protokoller, genel manada, davacının da kendi kabulünde olduğu şekilde, oluşturduğu mağduriyetin giderilmesi ve davalının taşınmazda tasarrufta bulunamamasının çözümüne yöneliktir. 2016 tarihli protokol gereğinin yerine getirilmediği iki tarafın da kabulündedir. Protokolde bahsi geçen yan daire veya başka bir yerden 3+1 davalı eşi adına satın alınmamıştır. Uyuşmazlık aynı şekilde devam etmiştir. Davalı, protokoldeki cezai şart için de ayrıca takip başlatmıştır. Davacı yan imzalanan protokol gereklerinin yerine getirilmediğini, imar affı üzerine alınan yapı kayıt belgesi ile imara aykırılığın giderildiğini, davalı tarafından taşınmazın rayiç değeriyle üçüncü kişiye satıldığını, elden çıkarıldığını, kendisince başkaca işlem yapılmasına gerek olmadığını, dolayısıyla senedin bedelsiz kaldığını iddia etmektedir. Dava konusu taşınmaz hakkındaki Belediyenin idari işlemi yönünden, idari yargıda, yapı tatil tutanağında metrekare belirlemesi yapılmadığı ve cezanın belirliliği sağlanamadığından idari işlemin iptaline karar verilmiş, sonrasında imar affı ile yapı kayıt belgesi alındığından encümen kararı da ortadan kaldırılmıştır. Davalı 23/01/2023 tarihinde taşınmazı 550.000,00 TL bedelle elden çıkarmıştır. Davacı menfi tespit talebi ile senedin bu suretle bedelsiz kaldığını ileri sürmekle, talebinin özünde, senet kapsamında ödeme yapması halinde davalının sebepsiz zenginleşeceğini iddia etmiş olmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın temeli, hukuka aykırılığı ortadan kaldırıldığı iddia edilen taşınmaz nedeniyle, davalının protokol kapsamında aldığı senedin dayanaksız, bedelsiz kaldığı, ödeme yapılması ihtimalinde ise sebepsiz zenginleşmeye vücut vereceği yönündedir. Diğer bir deyişle, davalının senet bedelini alması halinde sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşup oluşmayacağının irdelenmesi gerekmektedir. Dava konusu senet, bahsi geçen protokolün gereği, ayıp kabulü ve zarar giderimi amacıyla alınmıştır. Ana taşınmazdaki 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlere sığınağın dahil edilmesinin hukuka uygunluğuna dair bir tespit bulunmamaktadır. İmar affı ile yapı kayıt belgesi alınması fiili durumun olması gereken mimari projeye uyarlandığı anlamına gelmemektedir. Nitekim mimari projedeki sığınak mevcutta fiilen bulunmamaktadır. Ya da dava konusu bağımsız bölümün arsa payı karşılığı fiili durumu ile uyuşmamaktadır. Kaldı ki aksinin kabulünde dahi hukuki ayıbın sonradan ortadan kalkması, ya da davalının taşınmazı satın aldığı gibi aynı metrekareyle satması zararının bu suretle tazmin ve tatmin edildiği anlamına da gelmeyecektir. Neticede yapı kayıt belgesi, imar affından yararlananın beyanı üzerine, idarece, imara aykırılığın sonuçlarından vazgeçilmesinden ibaret bir durum ortaya çıkarmaktadır. Davacı tarafından yıllara sari olacak şekilde kabul edilen ayıp ve zarar durumuna, borçluluk ikrarına rağmen, 2018 yılında çıkan imar affı ile davalının zararının ortadan kalktığını ve senetten dolayı borçlu olunmadığını ileri sürmek; kabul edilmesine rağmen sürüncemede bırakmak ve borcunu ödememek suretiyle kendi kusurundan hak iktisap etmektir. Davalının taşınmazı satmak için imar affından sonra hareket etmesi ele geçen ilk fırsat itibariyle zararını minimize etmeye yöneliktir. Nitekim davalı taşınmazı 2006-2018 yılları arasında satmış olsaydı tapudaki resmi metrekareye göre değer kaybını göze alması gerekecekti. Mevcut satışta da mimari proje farklılığı, sığınak eksikliği, arsa payının düşüklüğü, imar affından yararlanmış olmasının yarattığı serbest piyasada yarattığı olumsuz düşünce etkisiyle piyasa rayicini yakalaması mümkün değildir. Davacının, bu yönüyle, davalının tasarruf hakkını kısıtladığı, kusurlu davranışının sonucu oluşan zarardan hak iktisap etmeye çalışmasını hukuk düzenini korumayacağı sabittir. Kaldı ki halihazırdaki durumu itibariyle de ortada bir değer kaybı bulunduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Dolayısıyla, zararın ve ayıba dayalı tasarruf kısıtlamasının karşılığı olarak tam bir mutabakatla alınan, miktara dayalı uyuşmazlık içermeyen senedin bedelsiz hale gelmediği, karşılığının davalıya ödenmesi halinde davalının sebepsiz zenginleşmeyeceğinin kabulü gerekmektedir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın 5.040,03-TL peşin harçtan düşümü ile artan 4.308,03-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya geri verilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 47.220,27-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 13/07/2026

Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/251, K. 2026/640, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-251-e-2026-640-k-fc2bb12c43f0