İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/225 E. 2025/1243 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/225
Karar No
2025/1243
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/225 Esas KARAR NO : 2025/1243

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 12/03/2025 KARAR TARİHİ : 23/12/2025 K.YAZIM TARİHİ : 06/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Şirket nezdinde ..... numaralı ZMMS ile sigortalı bulunan .....' ın maliki olduğu ..... sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın 11/12/2012 tarihinde yol kontrolü sebebiyle durdurulmak istendiği sırada araç sürücüsünün aracı kasten dava dışı Jandarma er ...... üzerine uzayabileceğinin belirlendiği, aktüerya raporuna göre gerçek maddi zararın 34.300,51 TL, bakıcı gideri zararının 2.911,67 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin 2.019,90 TL olmak üzere toplam 39.232,08 TL olduğu, bu kapsamda AND .... ATM ..... E. ..... K. Kapsamında işbu tutarların 20/02/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .....' dan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, karar kapsamında davacı ..... tarafından İST AND .... İCRA Müdürlüğü ..... sayılı dosya ile takibe konulduğu, dosya kapsamında şirket tarafından 74.712,84 TL ödeme yapıldığı, AND .... ATM ..... E. ..... K. Sayılı dosyada alınan raporlar ve belgeler ışığında ödenen tazminattan 9100 oranında davalı sigortalı malik .....' ın sorumlu olduğu, buna göre .....' a ait aracın kasten dava dışı ....' ya çarpması, kaza yaptıktan sonra firar etmesi ve kazada 94100 kusurlu olması nedeniyle poliçe genel ve özel şartlarının ihlal edilmiş olması nedeniyle davalıya rücu edildiği, davalıya gönderilen ihtarnameye cevap alınamadı, bu kapsamda Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ..... E. sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığı, ancak borçlular tarafından borca itiraz edildiği, bu kapsamda İTİRAZIN İPTALİNE, başlatılan TAKİBİN DEVAMINA davalı taraf hakkında haksız itirazdan dolayı 9020'sinden aşağı olmamak üzere İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına > karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava zorunlu mali mesuliyet sigortasına dayalı olarak üçüncü kişiye ödenen bedelin sigortalıdan rücuen tahsili istemine dayalı itirazın iptali davasıdır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacı sigorta şirketi tarafından davalıya ait olan ..... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazası nedeni ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca olay yeri terk sebebiyle rücu şartlarının oluşup oluşmadığı; tarafların kusur durumu, nihayetinde davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı; alacaklı ise miktarı ile icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı tespit edildi. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3'ncü maddesinin (l) bendinde "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi," ifade edeceği belirtilmiş, yine anılan kanunun 83'ncü maddesinin ikinci fıkrasında "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." denilmek suretiyle tüketici işlemi ile ilgili her türlü olayda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un uygulanacağı, aynı kanunun 73'ncü maddesinin birinci fıkrasında ise "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." denilerek tüketici işlemlerinde tüketici mahkemelerinin görevli olacağı hüküm altına alınmıştır. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketi ile davalı ..... arasında zorunlu mali mesuliyet sigortası akdedildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı aracın, şoför ..... sevk ve idaresinde iken trafik kazasına karıştığı, söz konusu kaza nedeni ile dava dışı üçüncü kişiye ödeme yapıldığı, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca rücu şartlarının oluştuğu, bu nedenle davacı tarafından üçüncü kişiye ödenen bedelin rücuen tahsili istemli olarak araç maliki aleyhine huzurda görülen dava açılmıştır. Davalı .....'ın tacir olduğu yönünde herhangi bir iddia olmadığı gibi dosya kapsamında bu yönde herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Ayrıca davalıya ait araç hususi nitelikte bir araçtır. Bu itibarla dava konusu uyuşmazlık; 6502 sayılı TKHK'nin 3/1-k maddesi kapsamında tüketici olan davalı Burak ile davacı sigorta şirketi arasında tüketici işlemi niteliğinde akdedilen sigorta poliçesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle huzurda görülen davaya bakma görevi tüketici mahkemesine aittir. (Aynı yönde kararlar için bknz; İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/2661, K. 2025/1484 sayılı kararı ile İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesi'nin E. 2020/1794, K. 2022/973 sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle davalı Burak'ın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun çerçevesinde Tüketici Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olup kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025

Katip ..... e-imzalı

Hakim.... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/225, K. 2025/1243, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-225-e-2025-1243-k-5bbf9898721e