İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/434 E. 2025/1244 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/434
- Karar No
- 2025/1244
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/434 Esas KARAR NO : 2025/1244
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 20/05/2025 KARAR TARİHİ : 23/12/2025 K.YAZIM TARİHİ : 06/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkil şirket tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta edilen ....... plakalı aracın, 14.09.2022 tarihinde davalının işleteni olduğu ....... plakalı çekicinin ve çekiciye bağlı ....... plakalı römorkun sebebiyet verdiği kaza neticesinde ağır şekilde hasarlandığını, kaza sebebiyle müvekkil şirket tarafından sigortalısına 17.07.2023 tarihinde 400.657,56 TL hasar tazminatı ödendiğini, davalı şirkete ait aracın trafik sigortacısı ..... Sigorta A.Ş'den tahsil edilen 100.000 TL ve ..... Sigorta A.Ş.'den 100.000 TL tahsil edildiğini, bu miktarların mahsubundan sonra müvekkil şirketin davalıdan asıl alacak olarak 200.657,56 TL tazminat talep hakkı bulunduğunu, yaptığı ödeme ile sigortalısının haklarına halef olan müvekkil şirket tarafından bu halefiyete dayanarak; Silivri İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının yapılan icra takibine itiraz etmeleri ile takip durduğunu" beyan ve iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, ayrıca %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;14.09.2022 tarihli kazada iddia edilen kusurun teknik bilirkişi incelemesine dayanmadığını, davacı tarafın sigortalısı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, ayrıca kazaya karışan aracın fiili kullanımı, maliki ve zilyedi kimliği bakımından da davacının somut bir tespiti bulunmadığını, buna göre müvekkil şirketin kaza ile nedensellik bağı açıkça ortaya konulmadığını, ödeme dekontlarının tek başına müvekkilin borçlu olduğunu göstermeyeceğini" beyan ve iddia etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının kasko sigortası ile sigortalı araç ile davalının maliki olduğu aracın karıştığı trafik kazasında tarafların kusur durumu, davacının aktif husumet ehliyetine sahip olup olmadığı, davacının sigortalısına ödediği bedeli davalılardan talep edemeyeceği, nihayetinde davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı (alacağın var olup olmadığı), tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, düştü ile temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve nihayetinde toplam alacağın ne olduğu, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Celp edilen Silivri İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 200.657,56 TL asıl alacak, 24.161,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 224.818,92 TL üzerinden borçlu aleyhine rücuen tazminat dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 14/09/2024 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 18/09/2024 tarihinde icra müdürlüğünün yetkisine, borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Dosyaya sunulan 23/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu kazanın oluşumunda ....... plakalı araç sürücüsü .....'ün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, ....... plakalı araç sürücüsü ..... 'nun ise kusurunun bulunmadığı; ....... plakalı ..... tankında oluşan hasarın onarımı için gerekli masrafların toplam 406.747,56 TL olduğu, aracın olay tarihindeki rayicine göre onarımın ekonomik olacağı, mevcut bu duruma göre gerçek zararın 406.747,56 TL olduğu; dosyaya sunulan dekont suretine göre davacı sigorta şirketi tarafından 17.10.2023 tarihinde (sigortalısı) ..... Doğal Gaz İletim A.Ş'ye 400.657,56 TL fiili ödeme yapıldığı (sigorta tazminatının ödendiği), bu nedenle davacı sigorta şirketi tarafından fiilen ödenen (daha az olan) 400.657,56 TL'nin hesaplamada dikkate alındığı; zarara neden olan aracın trafik sigorta şirketi ile ihtiyari mali sorumluluk (kasko) sigorta şirketi tarafından ödenen toplam 200.000 TL mahsup edildiğinde davacı sigorta şirketinin (400.657,56 - 200.000 olmak üzere) bakiye 200.657,56 TL'yi, zarar sorumlularından (zarara neden olan aracın sürücüsünden, işleteninden ve hatta sürücünün istihdam edeninden) ve ödeme tarihinden işleyecek faiziyle birlikte talep edebileceği; dosyadaki belgelere göre, ....... plakalı aracın malikinin ..... Kiralama A.Ş. ve sigorta ettireninin davalı şirket (.....) olduğu, bu nedenle davalının davacı sigorta şirketinin rücu edebileceği "asıl zarar sorumluları" kapsamında olduğu; takibe konu edilen 200.657,56 TL için ödeme tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş yasal faizin 24.210,84 TL olduğu tespit edilmiştir. Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketi tarafından Genişletilmiş Kasko Sigortası ile sigortalı ....... plakalı araç ile davalının işleteni olduğu ....... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ....... plakalı römorkun karıştığı trafik kazası sonucunda davacı tarafından sigortalısına ödenen bedelin rücu istemi ile huzurda görülen itirazın iptali davası açılmıştır. Davacıya, huzurda görülen dava açılmadan önce ..... Sigorta A.Ş.'den 100.000,00 TL ve ..... Sigorta A.Ş.'den 100.000,00 TL olmak üzere dava konusu hasara ilişkin olarak 200.000,00 TL tazminat ödendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalı vekili tarafından icra müdürlüğünün yetkisi ile mahkememizin yetkisine ilişkin itirazda bulunulmuştur. HMK'nın 16/1. maddesinde "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." düzenlemesinin yer aldığı; dava konusu kazanın Silivri, İstanbul adresinde meydana geldiği, HMK'nın 16. maddesi uyarınca haksız fiilin meydana geldiği yerin bağlı bulunduğu Silivri İcra Müdürlüğü'nün dava konusu alacak bakımından yetkili olduğu ve söz konusu adresin yargı sınırlarımız dahilinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin icra müdürlüğü ile mahkememizin yetkisine ilişkin itirazlarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Mahkememize uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda; dava konusu kazanın oluşumunda ....... plakalı araç sürücüsü ..... 'ün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, ....... plakalı araç sürücüsü ..... 'nun ise kusurunun bulunmadığı; ....... plakalı ...... tankında oluşan hasarın onarımı için gerekli masrafların toplam 406.747,56 TL olduğu, aracın olay tarihindeki rayicine göre onarımın ekonomik olacağı, mevcut bu duruma göre gerçek zararın 406.747,56 TL olduğu; dosyaya sunulan dekont suretine göre davacı sigorta şirketi tarafından 17.10.2023 tarihinde (sigortalısı) .... Gaz İletim A.Ş'ye 400.657,56 TL fiili ödeme yapıldığı, bu nedenle davacı sigorta şirketi tarafından fiilen ödenen 400.657,56 TL'nin hesaplamada dikkate alındığı; zarara neden olan aracın trafik sigorta şirketi ile ihtiyari mali sorumluluk (kasko) sigorta şirketi tarafından ödenen toplam 200.000 TL mahsup edildiğinde davacı sigorta şirketinin bakiye 200.657,56 TL'yi, zarar sorumlularından (zarara neden olan aracın sürücüsünden, işleteninden ve hatta sürücünün istihdam edeninden) ve ödeme tarihinden işleyecek faiziyle birlikte talep edebileceği; dosyadaki belgelere göre, ....... plakalı aracın malikinin ..... Kiralama A.Ş. ve sigorta ettireninin davalı şirket (.....) olduğu, bu nedenle davalının davacı sigorta şirketinin rücu edebileceği "asıl zarar sorumluları" kapsamında olduğu; takibe konu edilen 200.657,56 TL için ödeme tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş yasal faizin 24.210,84 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı, dava konusu kazaya sebebiyet veren aracın sigorta ettireni olup bu nedenle söz konusu aracın işleteni sıfatını haiz olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Kaldı ki dosya kapsamında davalının söz konusu aracın işleteni olmadığı yönünde herhangi bir iddiası da bulunmamaktadır. Tekniğine uygun ve denetime elverişli düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının işleten sıfatıyla dava konusu zarardan sorumlu olduğu anlaşıldığından açılan davanın kabulü ile davalının Silivri İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazın taleple bağlı kalınarak 200.657,56 TL asıl alacak ve 24.161,36 TL faiz olmak üzere toplam 224.818,92 TL üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile davalının Silivri İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazın taleple bağlı kalınarak 200.657,56 TL asıl alacak ve 24.161,36 TL faiz olmak üzere toplam 224.818,92 TL üzerinden İPTALİNE, takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, 2- Alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 15.357,38-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.715,26-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 12.642,12-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 2.715,26-TL Peşin/Nisbi Harç, 14.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 80,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 17.410,66-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025 Katip ..... e-imzalı Hakim .... e-imzalı