İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/208 E. 2025/792 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/208
- Karar No
- 2025/792
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/208 Esas KARAR NO : 2025/792
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/03/2025 KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 21/03/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen "Film Dağıtım Lisans Sözleşmesi"nin 14.maddesinde açık bir şekilde İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmelerini düzenleyen 17.maddesi gereğince ve tarafların tacir tüzel kişiler olması nedeniyle huzurdaki davada İstanbul Mahkemeleri yetkili olduğunu, davalı şirket sözleşmenin güçlü tarafını oluşturmakta olup, filmin dağıtımını ve gösterimini isteyenler davalının sunduğu koşulları olduğu gibi kabul etmek zorunda kaldığını, zira, ...Sinema'nın sinema sektöründe piyasa devi olduğu bilinen bir husus olduğunu, filmin dağıtımı ve gösterimi hususunda davalı şirket ile anlaşma sağlanırken ve anlaşma sonrasında da davalı şirket görevlileri tarafından davacı şirkete "...: ..." adlı sinema filminin en az 200 salonda gösterileceği belirtilmiş olup bu hususta tanıklarınızın da dinleneceğini, zira, davalı taraf "..." sinemalarının da sahibi olup ilgili sinemaların ülkemizde en fazla lokasyon ve salona sahip sinemalar olduğunu, davalı şirket, davacı şirket ile yapılan görüşmelerde, sinema filminin başarısına yönelik olarak geniş çaplı bir reklam ve tanıtım çalışmasının zaruri olduğunu belirtmiş ve bu kapsamda davacı şirket, sektördeki en tecrübeli kişilerle anlaşma sağlandığını, davacının bu beyanlara güvenerek ve davalı şirketin yönlendirmesi doğrultusunda, film için yaklaşık 3.000.000-TL tutarında reklam ve tanıtım çalışması gerçekleştiğini, davalı şirketin davacının tanıtım ve pazarlama faaliyetlerini daha da genişletebilmesi amacıyla bir avans ödemesi yapacağını belirtmiş ancak bu avans hiçbir şekilde ödenmediğini, açıklanan bu nedenlerle; taraflar arasındaki "... Dağıtım Lisans Sözleşmesi"nin genel işlem koşullarına tabii olması ve davalı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümlerine aykırı davranması nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilince sunulan 22/04/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; hiçbir şekilde davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki, haksız rekabet hükümlerine aykırılık sebebiyle açılacak tazminat davası, TTK m.60 hükmü uyarınca davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, davaya konu sözleşme hükümleri genel işlem koşulu olarak nitelendirilemeyeceği gibi somut olayda "dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak" şeklindeki haksız rekabet halinin oluştuğundan da söz edilemeyeceğini, taraflar arasında akdedilen 23.05.2023 tarihli Film Dağıtım Lisans Sözleşmesi TACİR olan tarafların gerçek ve ortak iradelerine dayalı olarak ve karşılıklı kapsamlı müzakereler sonucu düzenlenmiş olup genel ve soyut nitelikte bir sözleşme olmadığını, bu yönüyle davaya konu Sözleşmenin genel işlem koşullarına tabi olduğundan söz edilemeyeceğini, her durumda, davaya konu sözleşme ticari bir sözleşmedir ve iki taraf da tacir olduğunu, davacı Satre Film, tacir sıfatını haiz olup basiretli bir iş insanı gibi hareket etme yükümlülüğü altında olduğunu, davalının şirket mars hakkında yürütülen rekabet kurulu soruşturmasının huzurdaki davaya ve davacının iddialarına dayanak teşkil etmesi mümkün olmadığını, davalı şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davacının, davalı şirkette kalan hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, dava dilekçesinde, davalı şirket tarafından vaat edildiği ve yerine getirilmediği iddia edilen hususların tamamı soyut ve mesnetsiz iddialardan ibaret olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; davacının davasının ve tüm taleplerinin öncelikle usulden reddine; esasa ilişkin hüküm verilecek olması durumunda davacının haksız, mesnetsiz ve yasal dayanaktan yoksun davasının ve tüm taleplerinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi Raporu, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 23/10/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "TTK m. 55/1-f hükmü kapsamında haksız rekabetin varlığının tespit edilebilmesi, öncelikle TBK hükümleri çerçevesinde genel işlem koşulunun varlığı ve bu koşulun TBK anlamında kesin hükümsüz olduğunun belirlenmesine bağlıdır. Somut uyuşmazlıkta, TBK kapsamında geçersizlik yönünde bir tespit yapılamamış, dolayısıyla TTK m. 55/1-f bakımından ön koşulların oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Sinema sektörü ve dağıtım açısından davalının sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirdiği, Gösterim sayısı ve vizyon süresindeki düşüşün sektörel dinamiklerden kaynaklandığı, - Tanıtım ve gala faaliyetleriyle ilgili kayıpların davalıdan bağımsız olduğu, - Pazar rekabetinin davalı aleyhine bir engel oluşturmadığı, Bu bağlamda, davacının iddia ettiği zarar, sinema sektöründe normal işletme ve pazar risklerinin bir sonucu olarak değerlendirilmektedir." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. GEREKÇE: Dava, genel işlem koşullarına tabi film dağıtım sözleşmesinin haksız rekabet yarattığı gerekçesiyle açılan tazminat davasıdır. Davanın, taraflar arasında imzalanan 23.05.2023 tarihli "...Lisans Sözleşmesi" imzalandığı, hazırlanan sözleşmenin genel işlem koşullarına tabi olduğu ve davacının sözleşmeye etki edemediği, davacı şirket tarafından hazırlanan "...: ..." adlı sinema filminin en az 200 salonda gösterileceği belirtilmesine rağmen film birinci haftasında 50, ikinci haftasında 18, üçüncü haftasında 12 ve son haftasında ise 8 salonda gösterildiği, davalının haksız rekabet eylemleri nedeniyle dava şirketin zarara uğradığından bahisle açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı yanca savunmasında, davalı şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davacının, davalı şirkette kalan hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını ve davanın reddini savunduğu görülmüştür. Davacının, taraflar arasında imzalanan 23.05.2023 tarihli "Film Dağıtım Lisans Sözleşmesinin" genel işlem koşullarına tabi olduğu iddiası yönünden yapılan incelemede; Bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK'da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da "sözleşme serbestisi" ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalan- ması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır. TBK ve TTK'da genel işlem koşullarına aykırılığa ilişkin öngörülen yaptırımın hukuki nitelik ve sonuçlarındaki ciddi farklılığının yanı sıra TTK m.55/1-f hükmü ile genel işlem koşullarının haksız rekabet teşkil ettiği hallere yönelik ticari bir hüküm getiren TTK öncelikle uygulama alanı bulur (TTK m.1/2). Eş deyişle ticari niteliği haiz iş ve işlemlerde genel işlem koşulları denetimi haksız rekabet hallerine münhasır biçimde TTK m.55 çerçevesinde yapılmalıdır. Adi borç ilişkilerinde haksız rekabet halinde TBK m.57 tatbik edileceğinden bu hallerde genel işlem koşulları varsa TBK m.20-25’in uygulanacağı tereddüt içermez. Bu açıdan genel işlem koşullarının haksız rekabet teşkil ettiği ticari sözleşmelerde öncelikle TBK m.20-25 değil TTK m.55 hükmü uygulanmalıdır. Genellikle de bu hüküm oldukça yeterli bir korunma sağlamaya kâfidir. Kaldı iki her iki normun koruma altına aldığı hukuki menfaat de farklılık arz etmektedir. Doktrinde isabetli olarak belirtildiği üzere TTK m.55/1-f hükmü dürüst ve bozulmamış rekabet ortamının oluşturulmasını, TBK m.20-25 ise sözleşme dengesinin temini amaç edinmektedir. Ancak genel işlem koşullarına ilişkin yorum, değiştirme yasağı ile söz konusu hükmün geçersizliğinin saptanması vb. TTK’nın hüküm sevk etmediği yani boşluk bulunan hallerde TBK hükümlerinin uygulama kabiliyetini korumakta olduğu da gözden kaçırılmamalıdır (OĞUZMAN, Kemal / ÖZ, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt:1, Gözden Geçirilmiş 11.Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2013, s.92). Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, dava konusu sözleşmenin anlaşılır şekilde hazırlandığı ve bu sözleşmenin her iki tarafça imzalandığı görülmekle, dava konusu sözleşmenin taraflarca müzakere edildiği, varılan mutabakat ve "sözleşme serbestisi" dahilinde imzalandığı, sözleşme içeriğine göre sözleşmesinin 4.3. maddesinde; filmin davalının belirlediği Sinema işletmelerine ve de davalının sinema salonlarına dağıtılacağı ve bu salonlarda gösterime girmesinin sağlanacağı belirtilmiş ancak burada kaç adet salonda gösterim yapılacağına dair bir taahhütte bulunulmadığı, sözleşmesinin 4.10 maddesinde filmin gösteriminin yapılacağı süre, sinema salonu ve seansların davalı tarafından tahmini olarak verildiği ve bu tahminlerin taahhüt anlamına gelmeyeceği, filmin vizyon süresi, salon sayısı ve seanslar sinema işletmecilerinin takdirine bağlı olduğu kararlaştırıldığı, davalı tarafça davacıya sözleşmeye aykırılık nedeniyle yapılmış bir bildirimin bulunmadığı gözetildiğinde, "sözleşmede yer alan hükümlerin genel işlem koşulu niteliğinde olduğu" savunmasına itibar edilmemiştir (İstanbul BAM 3.HD. 26/12/2022 Tarih, 2022/898 Esas ve 2022/3310 Karar sayılı kararı). Davacının, taraflar arasında haksız rekabet eyleminin gerçekleştiği iddiası yönünden yapılan incelemede; Rekabet Kurulundan davalı aleyhine açılan 22.08.2024 tarih ve 24-34/822-M sayılı kararı gereği açılan soruşturma dosyasının incelenmesinde, iddia edilen hususların ön araştırma aşamasında olduğu ve soruşturmanın yeni açıldığı görülmekle, usul ekonomisi gereği soruşturma akıbeti beklenmeden yargılamaya devam olunmasına karar verilmiştir. TTK'nın 54 vd. maddelerinde ise haksız rekabete ilişkin hükümlere yer verilmiş olup, 55. maddesinde haksız rekabet olabilecek haller örnek olarak belirtilmiştir. Bu kapsamda taraflar arasında imzalanan film dağıtım sözleşmesi gereği davalının edimlerini gereği gibi ifa edip etmediği, davalının haksız rekabet eylemi içerisinde olup olmadığı ile varsa davacının uğradığı zararın tespiti için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 23/10/2025 tarihli raporunda; TBK kapsamında geçersizlik yönünde bir tespit yapılamadığı, dolayısıyla TTK m. 55/1-f bakımından ön koşulların oluşmadığı, sinema sektörü ve dağıtım açısından davalının sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirdiği, Gösterim sayısı ve vizyon süresindeki düşüşün sektörel dinamiklerden kaynaklandığı, - Tanıtım ve gala faaliyetleriyle ilgili kayıpların davalıdan bağımsız olduğu, - Pazar rekabetinin davalı aleyhine bir engel oluşturmadığı, Bu bağlamda, davacının iddia ettiği zarar, sinema sektöründe normal işletme ve pazar risklerinin bir sonucu olarak değerlendirildiği, bildirilmiştir. Dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hangi madde ya da maddelerinin haksız rekabet teşkil ettiği açıkça belirtilmediği gibi hazırlanan rapora yapılan itiraz dilekçesinde de bu hususta beyanda bulunulmadığından TBK hükümlerine göre hangi hükmün genel işlem koşulu olduğu bilirkişi heyeti tarafından da Mahkememizce de tespiti yapılamadığından bu husustaki talebin de reddi gerekmiştir. Bilirkişi heyetinde yer alan sektör bilirkişisi tarafından yapılana tespitlerde; "Davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme, bir film dağıtım ve gösterim Sözleşmede davacının talep ettiği “200 salon ve ...garantisi” gibi belirli bir sayısal garanti açıkça yer almamaktadır. Türkiye'de sinema sektöründe, salon sayısı ve vizyon süresi genellikle dağıtımcı ile salon işletmecisinin takdirine bırakılır. Bu durum, sektörel bir uygulamadır ve sözleşme şartlarıyla çelişmemektedir. Dolayısıyla davalının sözleşmeye aykırı davrandığını iddia etmek sektörel açıdan sınırlı bir tartışma konusudur. Filmin gösterildiği salon sayısının davacının beklentilerinin altında kalması, sinema sektöründe sık rastlanan bir durumdur. Bu durum; filmin hedef kitlesi, salonların doluluk oranları, rakip filmler ve mevsimsel yoğunluk gibi çok sayıda sektörel faktöre bağlıdır. Dağıtımcılar, film gösterim sayısını artırma veya azaltma kararını tamamen kendi pazarlama ve operasyonel stratejileri çerçevesinde alırlar. Bu nedenle davalının kasıtlı olarak gösterim sayısını düşürdüğünü kanıtlamak sektörel olarak mümkün değildir. Davacının düzenlediği gala ve tanıtım harcamaları, filmin gişe başarısını etkileyen unsurlardır. Ancak sinema sektöründe tanıtım faaliyetlerinin geri dönüşü izleyici ilgisine, sosyal medya tepkilerine, rakip filmlerin tanıtımlarına ve eleştirmen yorumlarına bağlıdır. Bu çerçevede, davalının tanıtım etkinliklerini engellediği veya filmin başarısızlığından sorumlu olduğu kanıtlanamadığı," açıkça belirtilmiş olmakla, hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığında, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/11/2025
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır