Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1110 E. 2025/1860 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1110
Karar No
2025/1860
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1110

KARAR NO : 2025/1860

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 31.03.2022

NUMARASI : 2018/722 Esas - 2022/277 Karar

DAVA: Alacak (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın Pendik Şubesinden 13.05.2005 tarihinde kullandığı kredi nedeniyle dosya masrafı alındığını, ancak yapılan bu kesintinin kesintilerin haksız ve dayanaksız olduğunu,z4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki kanuna aykırı işlem yapıldığını, tip sözleşme şeklinde düzenlenen sözleşmenin genel işlem şartları içerdiğini, yapılan kesintilerin müvekkiline iadesinin gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL kredi dosya masrafının avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile müvekkili banka arasında farklı tarihlerde 3 farklı genel kredi sözlemesi imzalandığını, bu sözleşmelere istinaden davacıdan proje/ komisyon bedeli tahsil edildiğini, tacir olan davalının ticari kredi kullanırken basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, alınacak masraflar hakkında davacının, şube tarafından, internet sitesinden ve bilgi formları ile bilgilendirildiğini, yapılan kesintilerin sözleşme ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasında 2005 yılında akdedilen bankacılık sözleşmesi yönünden 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu, somut olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun genel işlem şartlarına ilişkin 20. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre emsal banka uygulamalarına göre uygulanan komisyon oranlarına göre davalı banka tarafından tahsil edilen kesintinin fahiş olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, dosyaya celp olunan emsal banka uygulamalarına göre komisyon oranlarının 100,00 TL ile %2,5 oranı arasında değiştiğinin bildirildiği, davacının kullanmış olduğu 1.000.000,00 TL bedelli krediden ise 15.000,00 TL tutarında kredi komisyonu ve işbu komisyon tutarı üzerinden 750,00 TL BSMV tahsil edildiği, bunun da %1,5 oranına isabet ettiği, hali ile bildirilen banka uygulamalarına göre fahiş nitelikte olmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde genel olarak komisyon ve masraf tahsil edileceğine dair düzenleme yer aldığı, geri ödeme planında alınacak masraf veya komisyon tutarı bulunmadığı, ancak davacının imzasını içeren Üretim Desteği Talep Formu'nun üst kısmında %1,5 komisyon ifadesinin yer aldığı, tahsilat işleminin davacının bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığı, yapılan tahsilatların kanun ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu, basiretli bir tacir olan davacının sözleşme serbestisi çerçevesinde yapılan kesintilere katlanmak durumunda olduğ,.." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı bankadan çektiği 1000.000 TL tutarındaki krediye ait dosya masraflarının iadesi için dava açtığını, mahkemece yapılan kesintinin emsal banka uygulamalarına uygun olduğu ve kesinti konusunda davacının bilgilendirildiği gerekçesi ile talebin kabulüne karar verildiğini, uyuşmazlığın TTK'nın 22.maddesinde düzenlenen ücret isteme hakkı ile ilişkisi bulunmadığını, yasa ve Yargıtay kararlarının açılığı karşısında ticari kredilerde, bankanın aldığı paraların iadesi gerektiği yönünde olduğunu, Yargıtayın yeni kararları ile ticari kredilerde de komisyon, ipotek fekki, kredi erken kapatma ücreti, dosya masrafı gibi adlarla kredi sözleşmesine konulmuş masrafların yazılmamış sayıldığını; yazılmamış sayılan bu bedellerin tahsilinin hukuka aykırı olduğu ve bu bedellerin iadesi gerektiğinin kabul edildiğini, mahkemenin bunun aksine emekli bankacı bir bilirkişiden aldığı rapora itibar edilerek karar verdiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davacının hesabından kredi dosya masrafı adı altında kesilen paranın geri tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı banka arasında tarihsiz şekilde 1.300.000 TL ve 3.000.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmeleri düzenlenmiştir. Her iki sözleşmenin kar payı, komisyon, ücret, masraflar kredi/fon kesintisi, vergiler ve sair mali yükümlülükler başlıklı 10/2. maddesinde, bu ücretlerin müşteriden talep edilebileceği yazılmaktadır. Anılan genel kredi sözleşmesi kapsamında bankaca 13.05.2015 tarihinde 36 ay vadeli olarak 1.69 kar payı oranı ile 1.000.000 TL bedelli taksitli ticari kredi kullandırılmıştır. Kredi gere ödeme planında kesintiye ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır. Davacının imzasını içeren 13.05.2015 tarihli ürün desteği formumunda, başka kişilerin hesaplarına yapılacak havale talep formunda %1.5 ibaresinin yer aldığı görülmektedir. Davacı vekili, davalı tarafından yapılan kesintinin tüketici hukuku ile genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, bir çok Yargıtay kararında yapılan kesintilerin faiziyle birlikte iadesi gerektiğinin kabul edildiğini belirterek, davacının hesabından yapılan dosya masrafı kesintisinin iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı tarafça, bu kesintinin, TTK'nın 11 ve devamı maddeleri ile ücrete ilişkin 20. maddesine ve özellikle, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi ve bankaların alabileceği ücret ve komisyonlara ilişkin Bankacılık Kanun'unun 144. maddesi ile bu düzenlemeye göre çıkarılan Tebliğ hükümlerine uygun olduğu savunulmuştur. Kesinti tarihleri ve miktara ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın kesintinin haksız olup olmadığı noktasında toplandığı görülmüştür. Banka tacir olup, yaptığı hizmet karşılığında kararlaştırılmamış olsa bile TTK'nın 20. maddesine göre ücret talep edebileceği gibi yaptığı giderleri de talep edebilir. Ayrıca taraflar arasında, sözleme özgürlüğünün sınırlarını belirleyen TBK'nın 26 ve devamı maddelerine göre yapılacak hizmetlere karşılık ücret kararlaştırılması da mümkündür. Nitekim sözleşmede, bankaca verilen hizmet karşılığı ücret alınabileceği kararlaştırılmıştır. Bankalar Kanunun 144. maddesi ile buna göre çıkarılan Bakanlar Kurulunun 16.10.2016 tarih ve 2006/11188 Sayılı kararı ve TCMB'nin 2006/1 sayılı tebliğinin 4. maddesine göre de, bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışındaki sağlanacak diğer menfaatleri ve tahsil olunacak masrafların niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyebilirler. Somut olayda, İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 10/2. maddesinde komisyon alınabileceğinin kararlaştırıldığı, ancak bunun hangi oran üzerinden tahsil edileceği hususunda bir belirleme bulunmadığı, gerek Dairemiz gerekse Yargıtay uygulamalarına göre, bu tür uyuşmazlıklarda, sözleşmede oran veya miktar belirlenmemiş ise davalı banka ile diğer bankaların uygulaması araştırılarak, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan komisyon, masraf, erken kapama ücreti vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup karşılaştırılarak, davacıdan fazladan bir dosya komisyonu kesilip kesilmediği konusunda bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerekmedir. Bu durumlarda 5411 Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu ilgili tebliğ hükümleri de dikkate alınmak suretiyle davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı, kesintinin dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı ile iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. (Yargıtay 11.HD'nin 26/06/2018 tarih, 2016/11653 E. 2018/4811 K. ve 2017/276 E. 2018/5662 K. sayılı ilamları). Davacı vekilinin istinaf başvurusunda açıkladığı gibi, ticari krediler yönünden bankaca alınan her türlü ücretin veya komisyonun iadesine ilişkin genel bir yasa hükmü veya Yargıtay kararı bulunmamaktadır. Davacı tüketici olmayıp tacirdir. Bu nedenle uyuşmazlıkta Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri uygulanamayacaktır. Tacir olan taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin TBK ve TTK'ya uygunluğu ile yapılan kesintinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK'nın 20.maddesinde de tacirin kararlaştırılmamış olsa dahi yaptığı bir iş ve hizmet için ücret isteyebileceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmede esas olarak komisyon alınacağı yazılı olup, oranı veya miktarı hakkında bir açıklık bulunmadığından bu hususta emsal banka uygulamalarının araştırılarak karar verilmesi gerekmektedir. Tacir olan tarafların TBK'nın 26 ve 27.maddesine uygun şekilde sözleşme içeriği konusunda anlaşmaları mümkündür. Mahkemece yapılan araştırmada taksitli ticari krediler bakımından ... Bankasının asgari 350 TL olmak üzere %2 oranında, ... Bankası AO'nun asgari 250 TL olmak üzere Binde beş oranında, ... Bankasının ise asgari %2 oranında dosya komisyonu aldığı; davacının ise bu oranlara yakın şekilde %1.5 oranında komisyon aldığı belirlenmiştir.Her iki taraf tacir olup, bankanın kredi komisyonu diğer giderleri talep etmesi mümkündür. Kredi sözleşmesindeki hükümlerin genel işlem koşulu niteliğinde olması tek başına bu hükümleri geçersiz hale getirmez. Bu hükümlerin ayrıca dürüstlük kuralına aykırı haksız şart niteliğinde de olması gerekir. Her iki taraf tacir olup özenli ve tedbirli davranmakla yükümlüdür. Kredi sözleşmesinin 10/2. maddesindeki, "Kurumun, bu kredi/fonlarla ilgili işlemler dolayısıyla, ilgili kanun, kararname ve kararlarda gösterilmiş en yüksek oran veya miktarlarda her türlü komisyon, ücret ve masrafı müşteriden talep etme yetkisine sahip olup bunları nakden veya hesaben tahsile yetkili..." olduğu ve komisyon alınabileceğine ilişkin sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı olduğundan söz edilemez. Bu nedenle davacı vekilinin, genel işlem koşullarına ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1110, K. 2025/1860, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1110-e-2025-1860-k-31a1fe573302