İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/188 E. 2025/1104 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/188
- Karar No
- 2025/1104
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/188 Esas KARAR NO : 2025/1104
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/05/2024 KARAR TARİHİ : 08/12/2025 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Davalının müvekilleri ile çiçek büfesi işletme konusunda anlaştığını ve sözleşme imzaladığını fakat sözleşme tarihinden sonra devam ettiğini, haksız işgalden dolayı açılan icra takibenede haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davanın görevli mahkemede açılmadığını, müvekillerinin tacir olmadığını, ayrıca dava konusu sözleşmenin işletme değil kira sözleşmesi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın icra takibine konu edilen tasarruf hakkı davacı şirkete ait olan çiçek büfesinin davalı tarafından haksız kullanıldığı iddiasıyla ecrimisil bedeline ilişkin alacak kapsamında davacının, davalıya borçlu olup olmadığı ve davacının kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/1 maddesinde yer alan "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." şeklindeki ifade nedeniyle ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Ticari davalar ise TTK 4. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre 4/1 maddesinde nispi ticari davalar tanımlanmış, 4/1-a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a),(b),(c),(d),(e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması, ya da açılan davanın maddede 6. bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Esnaf işletmesi sınırının ne olduğu ise, TTK'nın 11/2.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, sınır Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak kararname ile belirtilecektir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. TTK'nın 11-15 maddeleri yollamalarıyla ve ..... No'lu Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesi yollamasıyla VUK 177 ve 178. maddeleri ve Bakanlar Kurulu'nca her yıl yayınlanan 1. sınıf defter tutma hadleri nazara alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkememizce verilmiş olan .... E .... K sayılı ilam İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin ..... E ..... K sayılı ilamında ""Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Davacı tacir olup dava konusu ticari işletmesini ilgilendirmektedir. Dava konusu aynı zamanda davalının da işletmesi ile ilgili ise de, davalının tacir olup olmadığı ve buna göre işletmesinin niteliğinin belirlenmesi gerekir. Gelir İdaresi Başkanlığı Şişli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 24/06/2024 tarihli cevabi yazısında, gerçek kişi davalının ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu VUK'nun 178. maddesine göre işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olduğu bildirilmiş, ancak Mahkemece davalının ticari ilişki tarihlerini de kapsar şekilde yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannamelerinin gönderilmesi istenilmemiş ve Vergi Dairesi yazı cevabı ekinde de Mahkemeye gönderilmemiştir. (yalnızca 2023 yılı gelir vergisi beyannamesi istenilmiş ve gelmiştir.) Davalının ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu VUK'nuın 178. maddesine göre işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olması tek başına esnaf olduğunu göstermemektedir. Mahkemece gerçek kişi davalının yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannameleri celbedilerek ticari ilişki yıllarına ilişkin yeniden değerlendirme oranları da dikkate alınmak suretiyle VUK'nun 177. maddesinde belirtilen sınırları aşıp aşmadığı ve yukarıda belirtilen yasal mevzuat kapsamında tacir olup olmadığı, buna göre işletmesinin de ticari işletme olup olmadığı tespit edilmeden, sadece Vergi Dairesi Müdürlüğü cevabı yazısına göre eksik araştırma ve değerlendirme ile esnaf kabul edilmesi ve buna göre görevsizlik kararı verilmesi isabetli olmamıştır." denmek suretiyle kaldırılmış ve kaldırma kararında belirtilen eksiklerin (2016 tarihinden itibaren vergi beyannamelerinin ) giderilerek yeniden inceleme yapılmıştır. Somut olayda; davanın mutlak ticari davalardan olmadığı dikkate alındığında nispi ticari dava olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerektiği, davaya konu uyuşmazlıkta davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığına ilişkin mahkememizce yazışmalar yapıldığı, davalının İTO kaydının bulunmadığı, davalı .....'nın 19.07.2017 tarihinde .... sicil numarası ile İstanbul Çiçekçiler Esnafı Odası'na kayıtlı olduğu, davacı ile ilişkisinin başladığı 2016 yılından bu yana vergi beyannameleri istenmiş ve tek tek değerlendirildiğinde herhangi bir yıl için esnaf sınırını aşacak boyutta alım satımına yönelik kaydın bulunmadığı, bu hali ile davalının tacir olmadığı tespit olunmuştur. Bu bilgiler ışığında iki tarafın tacir olmadığı değerlendirilmekle davanın nispi ticari davalardan da olmadığı değerlendirilmiş olup görevli mahkemenin genel görevli asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, -Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın görevli Nöbetçi Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, -Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verilmesine 2-Harç, yargılama giderleri ve diğer hususların HMK.nun 331/2 maddesi gereğince Yetkili ve Görevli Mahkemece değerlendirilmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/12/2025
Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır