İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/165 E. 2025/99 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/165
- Karar No
- 2025/99
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/165 Esas KARAR NO :2025/99
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:12/02/2024 KARAR TARİHİ:21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili alacaklı lehine ... İcra Müdürlüğünün ... E. Nolu dosyası ile davalı hakkında icra takibi yapılmış ise de borçlu tarafından borca itiraz edilmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu, davalıdan toptan hazır döner almak için müvekkilinin kredi kartıyla davalıya ait post cihazından çekim yapıldığını, ancak müvekkiline hiç mal gönderilmediğini, müvekkilinin dava açmadan önce dava şartı olarak olarak zorunlu arabuluculuğa gittiğini, İstanbul ...Bürosunun 2023/... nolu dosyasından yürütülen arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama şeklinde sonuçlandığını iddia ederek; davalının ... İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yıllardır gıda sektöründe hizmet veren saygın bir firma olduğunu, davacının iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket bünyesinde çalışan mal teslimine çıkan elemanların söz konusu mal teslimini gerçekleştirdiğini ve mal teslimine ilişkin ödemeyi teslim yapıldıktan sonra tahsil ettiğini, bu bağlamda davacı şirket tarafından soyut ve gerçeğe aykırı beyanlar ile ödemenin yapıldığı ancak mal teslimin yapılmadığına ilişkin talepler ile ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, taraflarınca işbu haksız ve dayanaksız icra takibine itiraz edilmiş olup takibin durduğunu, müvekkili şirkette mal teslimi yapılmadan tahsilat yapılması gibi bir çalışma işleyişi bulunmadığını, huzurda görülmekte olan dosyada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacı taraf tacir olmadığından Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin işbu davada görevsiz olduğunu, müvekkili şirketin yerleşim yerinin Sultangazi olup yargı yerinin ... Adliyesi olduğunu, bu bağlamda söz konusu davaya konu icra dosyasının da ... İcra Müdürlüğü'nde olduğu görüldüğünden yetkisiz mahkemede ikame edilen işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmamakla birlikte davacının müvekkili şirkete işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle davacının işbu haksız ve mesnetsiz davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda müvekkili şirketin davacıya işbu icra takibine konu ettiği söz konusu borcunun bulunmadığını, müvekkili şirkette mal teslimi yapılmadan tahsilat yapılmasına ilişkin bir uygulama bulunmadığını, ancak müvekkili şirkette dağıtım elemanı olarak çalışan ...'in, müvekkili şirketin müşterilerinden aldığı söz konusu bedelleri zimmetine geçirerek usul ve yasaya aykırı tahsilatlar yaptığını, işbu durumun müvekkili şirket tarafından sonrasında öğrenildiğini ve ...'in iş sözleşmesi görevi kötüye kullanma nedeniyle feshedildiğini, ...'in, müvekkili şirket bünyesinde çalışan ve davacının kredi kartından post cihazı ile işbu davacı tarafından talep edilen bedelleri tahsil eden kişi olduğunu, davacının kredi kartından çekilen bedellerin, ... tarafından nakden alınan başka müşteri satışlarının tahsilatı gibi gösterildiğini, müvekkili şirket tarafından davacı ile ...'in söz konusu usul ve yasaya aykırı işlemlerinin öğrenilmesi nedeniyle yapılan araştırmada; ... tarafından ...'ın 26/04/2021 tarihinde çekilen 900 TL'sinin; ... tarafından ... adlı müşteriden alınan 930 TL nakdi ücretin 900 TL'sinin zimmetine geçirildiği, ...'ın kredi kartından çekilen tutar olan 900 TL'nin işbu ...'e verilen malın bedeli olduğunun müvekkili şirkete bildirildiğini, yine aynı şekilde 26/04/2021 tarihinde ...'ın kredi kartından alınan 800,00 TL ve 400,00 TL bedelin ... Bey'den alınan nakdi bedelin bir kısmının kredi olduğundan bahisle müvekkili şirkete bildirildiğini, ... Bey'den tahsil edilen tüm nakdi tutarın bir kısmının ... tarafından zimmetine geçirildiğini, aynı şekilde 26/04/2021 tarihinde davacının kredi kartından çekilen 400,00 TL'nin Ksara'dan nakdi alınan bedelin zimmete geçirilmesi ile 28/04/2021 tarihinde çekilen 250,00 ve 400,00 TL'nin Ksara'dan alınan nakdi bedel yerine, 28/04/2021 tarihinde çekilen 500,00 TL'in Ksara'dan alınan nakdi bedel yerine, 28/04/2021 tarihinde çekilen 350,00 TL'nin ...'den alınan nakdi bedel yerine, 17/07/2021 tarihinde çekilen 3.225,00 TL'nin ...'dan alınan nakdi bedel yerine, 10/06/2021 tarihinde çekilen 1.000,00 TL bedelin ...'den alınan nakdi bedel yerine, 10/06/2021 tarihinde tahsil edilen 1.000,00 TL'in ... Bey'den alınan nakdi bedel yerine, 10/05/2021 tarihinde çekilen 500,00 TL'nin Ksara'dan alınan nakdi bedel yerine, 10/05/2021 tarihli 1.000,00 TL'nin ...'ten alınan nakdi bedel yerine, 19/05/2021 tarihli çekilen 1.000,00 TL'nin ...'ten nakden alınan bedel yerine gösterilmiş olup nakden alınan bedellerin ... tarafından zimmete geçirildiğini, ... tarafından davacının kredi kartından çekilen ve başka müşterilerden alınmış gibi gösterilen bedeller nedeniyle müvekkili şirketin hukuki hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafından 69.000,00 TL bedelle icra takibi başlatıldığı ortada olduğundan bu kadar yüksek meblağda ödeme yapıldığı halde mal tesliminin yapılmamış olmasının kabul edilemez olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacının ödeme yaptığını iddia ettiği ... hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile ceza yargılamasının devam ettiğini, işbu dosya kapsamında dava dışı ...'in zimmetine para geçirme suçu işlediği açıkça ortada olduğundan işbu dosya kapsamında davacının haksız davasının reddine karar verilmesini mahkeme aksi kanaate ise söz konusu ceza dosyasının sonucu işbu dosyada verilen kararı etkileyeceğinden ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, huzurda görülmekte olan dosyada ispat yükünün davacıda olup davacının söz konusu kredi kartından çekilen bedellere ilişkin malların teslim edilmediğini ispatla mükellef olduğunu, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde müvekkili şirketin davacıya borcunun bulunmadığının açıkça ispatlanmış olacağını savunarak; davacının haksız ve mesnetsiz iddiaları ile ikame ettiği söz konusu davasının reddine, müvekkili şirketin haklı alacağına dayanılarak açılmış söz konusu icra takibine itiraz eden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, davalının ... İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiği, itirazın İptali davasıdır. 26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir. Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir. Somut olayda, davanın itirazın iptali davası olduğu, ... Vergi Dairesi’nin 13/02/2024 tarihli cevabi yazısı ile davacının 2021-2022 yılında ticari kazançtan dolayı işletme hesabı esasına göre defter tutmak suretiyle 2. Sınıf mükellef olduğunun, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 13/02/2024 tarihli cevabi yazısı ile de davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, davacının dava tarihi itibariyle tacir olmadığı anlaşılmıştır. TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez. Dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir. HMK 114. Maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/10/2025
Kâtip ... Hâkim ... ¸e-imzalıdır e-imzalıdır