İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/162 E. 2026/14 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/162
Karar No
2026/14
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/162 Esas KARAR NO : 2026/14 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/03/2025 KARAR TARİHİ : 09/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; Davacı, davalı ile arasındaki anlaşma gereği, davalının ... adresinde danışma, karşılama ve yönlendirme hizmeti verdiğini, ekte sunulan tarafların imzasını havi mutabakat ve faturalar ile bu hususun sabit olduğunu, ancak davalı, işbu hizmet fatura bedellerini tam ve zamanında ödemediğini, bu nedenle davalı hakkında ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takip işlemi başlatıldığını, borçlu tarafından takibe haksız itiraz edildiğini, Yargıtay içtihatlar gereği, davalı icra takibine yapmış olduğu itirazında belirttiği sebeplerle bağlı olduğunu, davalının itirazında hiçbir gerekçe göstermediğini, faturalara, yapılan hizmete itirazda bulunmadığını, yapılan itirazın sadece davacının alacağını geciktirmek maksatlı kötüniyetli olduğunu, davalı ile yapılan tüm görüşmeler ve yine arabuluculuk görüşmeleri de anlaşmama ile sonuçlandığını, belirtilen nedenlerle, davalının hizmet bedelleri konusu faturalara itiraz etmemesine rağmen açıkça takibe itiraz etmiş olması karşısında mal kaçırma ihtimaline teminatsız /veya mahkemece takdir olunacak teminat karşılığında mal varlığına ihtiyati tedbir konulmasını, davanın kabulünü, davalının ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptalini, takibin devamını, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebligat hazırlanmış olup, cevap dilekçesi sunulmadığı ayrıca duruşmalara da katılmadığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacının davalıdan alacağı olduğu iddiası ile davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf, davalının ...adresinde danışma, karşılama ve yönlendirme hizmeti verildiğini, davalı tarafın işbu hizmet fatura bedellerini tam ve zamanında ödememiş, bu nedenle davalı hakkında ... İcra Müdürlüğünün ...esas numarasından icra takip işlemi başlatılmış, borçlu tarafından takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının dosyamız davacısı ... Şti, borçlunun dosyamız davalısı ...A.Ş olduğu görülmüştür. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı taraf, davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmek durumundadır. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Dosya taraf defterleri üzerinde inceleme yapılıp davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişiye tevdi edilmiş, davalı taraf ticari defterlerini mahkememize sunmamış olup davacının defterleri HMK 222/3 maddesi gereği kendisi lehine kesin delil niteliğine sahiptir. Bilirkişinin dosyaya sunduğu 17/07/2025 tarihli raporda Usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafın takip tarihi itibarıyla davalı taraftan 116.627,19 TL alacaklı olduğu, buna karşılık davalı tarafça ticari defter ibrazında bulunulmamış olduğundan HMK 222/3 gereği sahibi lehine delil niteliği taşıyan davacı tarafa ait ticari defter kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği, Davacı tarafça takibe konulan asıl alacak 123.194,50 TL olduğundan, asıl alacak yönüyle takibin 6.567,31 TL tutarındaki kısmının haksız olduğu, işlemiş faiz yönüyle ise takibin itiraz edilebilir bir yönünün bulunmadığı yönünde rapor ibraz etmiştir. Davalı itirazlarının değerlendirilmesi ve BK 100 maddesi gereği hesap yapmak üzere ek rapor için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi ek raporunda Davalı tarafın takip öncesinde yapmış olduğu kısmi ödemelere karşılık davacı tarafça faiz faturalarının düzenlenmemiş olması ve davacı tarafın 12.07.2024 tarihli mutabakat yazısında faiz talebine yer vermemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının yaptığı kısmi ödemelerin davacı tarafın kabulü ile asıl borca mahsup edilmiş olduğu kanaatine varıldığı, bu itibarla tarafımızca düzenlenen 17.07.2025 tarihli kök raporda yapılan hesaplamalarda her hangi bir değişikliğe gidilmesine gerek bulunmadığı, Ancak, sayın mahkemenizin bu değerlendirmemize iştirak etmeyerek, davacı tarafın takip öncesinde yapılan kısmi ödemeler yönüyle faiz hesaplayarak kısmi ödemelerden düşebileceği görüşünde olması ihtimaline karşılık işbu ek rapor ile davacı tarafın itirazı doğrultusunda hesaplama yapıldığı, Takip öncesi dönemde davalı tarafça yapılan kısmi ödemeler itibarıyla TTK 1530/4 madde kapsamında işlemiş faiz hesabı yapılarak, T.B.K. madde 100 gereği yapılan kısmi ödemeler öncelikle işlemiş faizlere mahsup edildiğinde davacı tarafın takip konusu yapabileceği asıl alacağın 122.992,09 TL olarak hesaplandığı, bu durumda takibin asıl alacak yönüyle haksız olan kısmının 202,41 TL olacağı, Davacı tarafça talep edilen işlemiş faiz miktarı ise talep edilebilecek tutarın altında kaldığından, işlemiş faiz yönüyle takibin itiraz edilebilir bir yönü bulunmadığı yönünde ek rapor ibraz edilmiştir. Davacı taraf dosyaya 12/07/2024 tarihli mutabakat metni sunmuş ve bu metinde 12/07/2024 tarihi itibariyle taraflar arasındaki borç ilişkisinin 104.299,31 TL olduğu hususunda taraflar anlaşmış olup bu mutabakat davacı tarafı bağlamaktadır. 12/07/2024 tarihi itibariyle davacının davalıdan 104.299,31 TL alacaklı olduğu anlaşılmış ve bilirkişi kök raporundaki hesaplamanın doğru olduğu ve dosyada BK 100 maddesi gereği değil mutabakat metni dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde davacının davalıdan 116.627,19 TL asıl alacak ve 21.482,62 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu kanaatine varılmış ve davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalının ... icra müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 116.627,19 TL asıl alacak, 21.482,62 -TL işlemiş faiz olmak üzere 138.109,81 -TL üzerinden devamına, asıl alacak 116.627,19 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 oranındaki 23.325,43 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Davalının ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 116.627,19 TL asıl alacak, 21.482,62 -TL işlemiş faiz olmak üzere 138.109,81 -TL üzerinden devamına, asıl alacak 116.627,19 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, asıl alacağın %20 oranındaki 23.325,43 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 9.434,28-TL karar harcından peşin yatırılan 1.732,66-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.701,62-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 1.732,66-TL peşin harç ile 615,40-TL başvurma harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 6.125,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranları dikkate alınarak 5.895,92-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına, 6-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Kullanılmayan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, 8-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin kabul ve red oranları dikkate alınarak 3.465,36-TL'sinin davalıdan, 134,64-TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/01/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/162, K. 2026/14, T. 09.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-162-e-2026-14-k-fb320c676ca8