İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1586 E. 2026/267 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1586
- Karar No
- 2026/267
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1480 Esas - 2026/266 T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/1480 KARAR NO: 2026/266
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
DAVACILAR: VEKİLİ : DAVALI : HASIMSIZ
ALACAKLILAR: VEKİLİ : VEKİLİ : VEKİLİ : VEKİLİ : VEKİLİ : VEKİLİ : VEKİLİ : VEKİLİ : : VEKİLİ : VEKİLİ : : VEKİLİ : VEKİLİ : VEKİLİ : VEKİLİ : VEKİLİ :
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 27/11/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2026 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP :Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; 08.02.2012 tarihinde kurulan müvekkili şirketin ana faaliyet konusu İkamet Amaçlı Binaların İnşaatı işi ile uğraştığını, alanında tanınan firmanın tamamlanmasına katkı sağladığı pek çok proje bulunduğunu, mesleki deneyim sonucu kurulan müvekkili şirketin kalite ve memnuniyet odaklı çalışması sayesinde, ulusal pazarda rakiplerine karşı üstünlük sağladığını ve en çok tercih edilen firma haline geldiğini, Türkiye ekonomisini büyük ölçüde etkileyen fabrika, iş yerleri, hastane ve büyük firmalarla çalışan müvekkili şirketin önce güven stratejisiyle yola çıktığını ve büyük başarılara imza attığını, şirketin yatırımlarını yaparken özellikle son dönemlerde ülke ekonomisinde yaşanan ekonomik belirsizlikler ve kur ve enflasyon artışları sonucu borçlanma maliyetlerinin artması ayrıca yatırım sürecinde öngörülmeyen fiyat artışları ayrıca finansman maliyetlerinin aşırı yükselmesi sonucu son dönemlerde likidite problemi yaşamaya başladığını, ekonomik darboğaz nedeniyle ülkemizde madencilik ve inşaat yatırımlarının azalmasının makine talebini azalttığını, ayrıca artan üretim maliyetlerinin satış fiyatlarına direkt olarak yansıtılamaması neticesinde karlılıklarının azaldığını, bunun sonucu, beklenen gelir ile gerçekleşen gelir arasında olumsuz farklar oluştuğunu ve bu farklardan dolayı şirketin öngördüğü ödeme planlarının bozulduğunu, alternatif finansman arayışları ile finansman maliyetlerinin arttığını ve bunun sonucu olarak müvekkili şirketin ciddi likidite problemi yaşanmaya başladığını, bu durumun hissedilmesine bağlı olarak, yapılan uzman finans çalışmalarında şirketin borçlarının ciddi arttığı ve finansman maliyetlerinin karşılanamaz hale geldiği ve şirketin kısa vadelerle borçlandığını, bu borçlar için bir vade yapılandırmasına ihtiyaç olduğunun raporlandığını, maalesef öngörülmeyecek şekilde keşide edilen çeklerin yazılmasının an meselesi olduğunu, bu durumda kredibilitenin tamamen bozulacağı ve işin içinden çıkılmaz hale gelebileceklerini, bu süre zarfında ekonomik tedbirlerin alındığını, ancak bunların da yeterli olmadığını, yeni finansman kaynaklarının arandığını, ancak çözüm bulunamadığını, üretim süresince oluşan enflasyon nedeniyle girdi maliyetlerinin artması ve bu artışların fiyatlara direkt yansıtılamaması sonucu karlılıkların beklenen düzeyde gerçekleşmemesi, bunun dışında birçok üründe teminin zorlaşması ve mal temininde vadeli alımının mümkün olmaması ayrıca şirketin likit olmaması sebebiyle daha yüksek bedeller ödemek durumunda kalması, mevcut borçlarda planlama yapılmasını zorlaştırdığını, yapılan analizlerde, bu durumun geçici bir durum olduğu ve yapılan araştırma ve değerlendirmelerde bunca yaşanan zorluğa rağmen şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi durumunda ek finansman kaynağına ihtiyaç duyulmadan dahi nihai üretim ve satış sonucu tüm borçlarını kapatabilecek düzeye geleceğinin görüldüğünü, üretilen ürünlerin milli ve yerli olup, ülke şartlarında ve coğrafyaya uygun olarak üretildiği gibi bu üretimlerin yapılmasının ülkeye kazandıracağı değerler de düşünüldüğünde, üreten şirketlerin yok olmasının ülkemizi dışarıya bağımlı yapacağını, önemli bir istihdam kaybı yaşanacağı dikkate alındığında üretim yapan şirketlerin yaşatılması gerekeceğini, şirketin eski borçlarının vadelere yayılması durumunda haciz ve icra baskısı altına girmeden kendi ticari faaliyetlerimiz ile borçlarımızı ödeyebileceklerini, sadece vadeye ihtiyaçları bulunduğunu belirterek, yararlarına geçici mühlet kararı verilmesini, akabinde de kesin mühlet kararı ve konkordatonun tasdiki kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Dava hasımsız açılmıştır. Duruşmalara iştirak eden ve dosyaya beyan dilekçesi sunan alacaklılar davanın (talebin) reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. GEREKÇE :Dava, 2004 sayılı İİK'un 7101 sayılı yasa ile değişik 285 vd. maddeleri uyarınca konkordato (geçici mühlet kararı verilmesi, akabinde kesin mühlet kararı verilmesi ve neticesinde konkordatonun tasdiki) talebi ile ilgilidir. Davacılar vekili mahkememize sunduğu 27/11/2025 tarihli dilekçe ile konkordato talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinin ekinde, İİK'un 286. maddesinde sayılan belgelerin eklendiği, konkordato talebiyle mahkemeye müracaat için şirket genel kurul kararı ile vekile (konkordato başvurusuna ilişkin) yetki veren vekaletnamenin bulunduğu görülmüştür. Yapılan inceleme neticesinde; davacılar yararına 22/12/2025 tarihinde İİK'un 287/1 maddesi gereği geçici mühlet kararı verilmiş, borçlunun malvarlığının muhafazası içinde tüm tedbirler alınmıştır. Davacılara verilen üç aylık geçici mühlet süresi bitmeden mahkememizce kesin mühlet hakkında bir karar vermek için İİK'un 289/2 maddesi uyarınca duruşma açılmış, 25/03/2026 tarihi itibariyle geçici mühletin uzatılmasına karar verilmiş, yine geçici mühlet süresi bitmeden borçlular ve geçici konkordato komiserler kurulu duruşmaya çağrılmış ve beyanları alınmıştır. Davacılar, dava dilekçesinde ve ekinde sunduğu konkordato ön projesinde; alacaklılara vade konkordatosu teklif ettikleri, Adi Alacaklıların 24 ay vade ve % 25 faizle ödemeyi teklif ettikleri görülmüştür. Konkordato komiserler kurulu tarafından 09/03/2026 tarihli ara rapor sunulmuş, rapor doğrultusunda mahkememizce duruşma açılmıştır. Konkordato komiserler kurulu raporunda özetle; şirketin 22.12.2025 geçici mühlet tarihi itibariyle rayiç değerler dikkate alındığında borca batık olduğu, varlıklarının borçlarını karşılamaya yetmediği, bu durumun 28.02.2026 tarihli mali tablolarda da devam ettiği, 22.12.2025 geçici mühlet tarihli kayıtlara göre; şirketin toplam borçlarının 420.177.390,83 TL olduğu, toplam borcun 66.094.786,31 TL'sinin 7 şahıs ve kuruma olan rehinli ve imtiyazlı borçlardan oluştuğu, bunun da 20.085.541,65 TL'sinin rehinli borçlardan oluştuğu, toplam borcun 351.519.255,16 TL'sinin 85 şahıs veya kuruma olan kısmının adi borçlardan oluştuğu, talepte bulunan Şirkete ait huzura sunulan ön projesi incelendiğinde, vade konkordatosu talebinde bulunulduğu ve “24 ay vade ve %25 faizli konkordato” teklif edildiği, konkordato ön projesinde, davacıların öngörülen kaynakları ile toplam borçlarını ödeyebileceği ve sundukları teklifin uygulanabilir olduğunu, ancak özellikle faaliyetlerden elde edileceği belirtilen tutarların çok iyimser şekilde hesaplandığı, 22.12.2025 geçici mühlet tarihli veriler dahilinde tarafımızca yapılan değerlendirmeler ile birlikte, toplam kaynak/toplam borç oranı 9677,5 olarak, toplam kaynak/konkordatoya dahil borç oranının ise %89 olarak hesaplandığı, davacı şirketin geçmiş ve mevcut performansına ilişkin değerlendirmeler dikkate alındığında sunulan konkordato ödeme teklifinin mevcut durum itibariyle uygulanabilir olmadığı, sonuçta davacı şirketin konkordato teklifi alacaklılar tarafından kabul edilse bile öngörülen tahmin ve tedbirler ile konkordato ön projesinin uygulanabilir olmadığının değerlendirildiği, Şirket ortağı için de vade konkordatosu talebinde bulunulduğu, şirketin bir kısım borçlarına kefaleti nedeniyle oluşan borçlarının şirket kaynaklarından ödenmesi ile şahsi borçları için de “24 ay vadede eşit taksitlerle ödenmesi” teklif edildiği, şirket ortağının davacı şirketin mali borçlarına kefaleti dışında bir kısım şahsi borcunun da olduğu, şirketin konkordato teklifinin uygulanabilir olmaması nedeniyle, şirket ortağının kefaleten borçlarının da ortadan kalkmayacağı değerlendirildiğinde şirket ortağının konkordato teklifinin de uygulanabilir olmadığının değerlendirildiği, sonuç olarak davacı şirketin ve ortağının konkordato tekliflerinin alacaklılar tarafından kabul edilse bile öngörülen tahmin ve tedbirler ile uygulanabilir olmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla İİK'nun 292.maddesi gereğince kesin mühlet içerisinde konkordatonun başarıya ulaşma şansının olmadığı,bu arada davacı tarafın alacaklılar zararına hareket ettiği anlaşıldığından kesin mühletin kaldırılmasına ve şirketin borca batık olduğu anlaşıldığından davacı şirket hakkında iflas kararı, iflasa tabi olmayan borçlu diğer davacı hakkında davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Ankara Ticaret Sicil Memurluğunun ..... nosunda kayıtlı olan, .... vergi numaralı, ..... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin konkordato talebinin REDDİ ile İİK nın 292/1 maddesi gereğince 15/04/2026 günü saat 14:53'ten itibariyle İFLASINA, ..... T.C. Kimlik numaralı .....'un konkordato talebinin REDDİNE, 2-Dosya kapsamında konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasına, 3-Konkordato komiserlerinin görevinin sonlandırılmasına, 4-Ödenmeyen konkordato komiser ücreti var ise, dosyada bulunan gider avansından ve gerekirse iflas avansından karşılanarak kendilerine ödenmesine, 5-Kararın bir suretinin Ankara Ticaret Sicil Memurluğuna gönderilmesine, 6-Konkordato talebinin reddine ilişkin kararın İİK'nun 288/son maddesi uyarınca ilan edilmesine, 7-Davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 9-Karardan sonra yapılacak yargılama giderlerinin davacının gider avansından karşılanmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ile alacaklı vekillerinin yüzüne karşı, istinaf kanun yolu açık olmak üzere (kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, istinaf incelemesinin Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılacağı) oy birliğiyle karar verildi. 15/04/2026
Başkan ..... e-imzalı Üye .... e-imzalı Üye .... e-imzalı Katip ..... e-imzalı