İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/151 E. 2026/199 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/151
- Karar No
- 2026/199
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/151 Esas KARAR NO : 2026/199
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 25.02.2025 KARAR TARİHİ : 07.04.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01.05.2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." isminin ve haklarının sahibi olduğunu bildiği davalı ...Ş. ile, "..." ismiyle ...'nde bir restoran açmak amacıyla ... sözleşmesi yapmak istediğini, davalı tarafından bu isteğin olumlu karşılandığını, akabinde müvekkilinin, davalı yetkililerinden olan ... ile birlikte ...'ne gittiğini, ancak devamında, davalının ...'de "..." isim hakkına dahi sahip olmadığının öğrenildiğini, bu durumda ifası imkansız olduğu anlaşılan sözleşmeden daha imza dahi atılmamışken dönmek gerektiğini, müvekkili tarafından, davalıya sözleşme kurulacağını düşündüğü dönemde, ilk olarak 07.11.2023 tarihinde 142.400,00-TL, devamında ise 18.12.2023 tarihinde 100.000,00-TL, 11.01.2024 tarihinde 73.989,00-TL ve yine 11.01.2024 tarihinde 1.011,00-TL gönderilerek kapora amacıyla toplamda 317.400,00-TL ödeme yapıldığını, söz konusu ödemelerin müvekkiline iadesi amacıyla, davalı şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrine davalı tarafından itiraz edilmesi neticesinde icra takibinin 11.02.2024 tarihinde durduğunu, bunun üzerine taraflarınca 24.01.2025 tarihinde dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmış olmakla birlikte herhangi bir anlaşma zemini sağlanamadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket yetkilisinin görüşmesi üzerine Amerika'da "..." isimli şubenin yarısına talip olunması üzerine bayilik şartı olarak 30.000,00-USD karşılığında anlaşmaya varıldığını, sonrasında davacının şubeyi görüp beğenmesi üzerine taraflarca anlaşma sağlandığını, ... ... şirketinin yetkilisi ... tarafından 30.01.2024 tarihinde ... adına ... ile kira sözleşmesi imzalandığını, bu kira sözleşmesinde davacının tanık sıfatıyla taraf olduğunu, bu kira sözleşmesi kapsamında depozito olarak 32.000,00-USD bedelli çek verildiğini, sonrasında tadilata başlandığını ve 60.000,00-USD'ye yakın harcama yapıldığını, bu konuda ...'de açılmış davaların da olduğunu, ancak davacının hiçbir haklı neden yok iken keyfi şekilde anlaşmadan vazgeçtiğini, kötüniyetli olarak takip başlattığını, davacı tarafından yapılan ödemelerin yarısının hizmet bedeli olarak ...'e ödendiğini, müvekkili şirket yetkilisinin 2 aya yakın süre ...'de kalıp 15.000,00-USD'ye yakın harcama yaptığını, sonuç olarak davanın haksız olduğunu, mahkemenin de görevli olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından dönülen bayilik sözleşmesi nedeniyle yapılan depozito vd. ödemenin iadesi amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce deliller toplanmış, davacı yönünden tacir araştırması yaptırılmış, davaya dayanak ...sayılı takip dosyası celp edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya dayanak ... sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından davalı aleyhine 324.145,00-TL üzerinden başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğu, davacı tarafından eldeki itirazın iptali davasının 10.000,00-TL üzerinden 1 yıllık hak düşürücü süresi içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Dosyanın tevdi edildiği mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiler tarafından sunulan 24.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerinin açılış ve kapanışlarının usulünce yapılıp usulünce tutulduğu, davacıya ait ticari defterlerin mevcut haliyle sahibi lehine delil vasfını haiz olduğu, ... davalı tarafından ticari defterlerinin ibraz edilmediği, gerek mali incelemede gerekse dosyaya sunulan belgeler nazara alındığında davacının 317.400,00-TL'yi davalı şirkete göndermiş olduğunun anlaşıldığı, uçak biletine ilişkin belgeye dosyada rastlanmadığı, dosyada ... ... ile dava dışı ... arasında düzenlenmiş ... mevcut olduğu, ...'un ... alan konumunda olduğu, 14.11.2023 tarihinde ... ile ... arasında ... ... a ait 200 adi hissenin 120.000,00-USD bedelle satımı hususunda hisse senedi satın alma sözleşmesi düzenlendiği,
... ile ... ... arasında ... nolu yerle ilgili kira sözleşmesi bulunmakta olup sözleşmenin 6. maddesinde başkasına kiralama yetkisi olduğunun görüldüğü,
bu belgeler nazara alındığında ... ile ... isim hakkına sahip ... arasında ... sözleşmesinin mevcut olduğu, davacının tüm ödemelerini ...'a ödemiş olduğunun anlaşıldığı, bu durumda davacının bayilik almak üzere hisse devir sözleşmesi dahi yapmış iken bu sözleşmeden haklı bir gerekçe sunmadan ayrılmak istediğinin görüldüğü, ... alan ... tarafından yapılan kira sözleşmesinin davacının bayilik sözleşmesi için düzenlediğinin düşünülmesi halinde iki aylık kira ve depozito olarak 19.12.2023 tarihinde 32.000,00-USD ödediği tespit edilmiş olup davacı tarafından yapılan ödemelerin de aynı tarihlere rastladığının anlaşıldığı, 19.12.2023 tarihinde ... efektif satış kuru 1 USD = 29,1258-TL olup 317.400,00-TL/29,1258=10.897,55-USD'ye tekabül ettiği, yani kira bedelinin 1/3 ü kadar olduğu, davacının ödediği bedelin hisse satın alma anlaşması gereğince ödendiği düşünülürse de hisse satın alma bedelinin 120.000,00-USD olduğu, taraflar arasında hisse satın alma sözleşmesinin mevcut olduğu ve bu sözleşme feshedilmemiş olduğundan davacının ödediği bedellerin tümüyle sebepsiz olmadığının anlaşıldığı, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin feshi söz konusu olduğunda davacının ödediği bedelden davalının uhdesinde fazla kalan bir bedel olması halinde bu hususun isbatı halinde fazla bedelin iadesinin gerekli olacağı, davacının ödemiş olduğu 317.400,00-TL'nin taraflar arasındaki hisse devir protokolüne istinaden ödenmiş olabileceği, nitekim ... A.Ş.'den ... alan konumunda olup, devir hakkı bulunduğu, sadece davacıya devirle ilgili izin alındığına dair belgeye dosyada rastlanmamış ise de davacının tüm ödemeleri ... isim hakkına sahip ... A.Ş.'ye yapması nedeniyle bu iznin olduğunun varsayılacağı, bu durumda yapılan ödemenin bedelsiz olmadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık, "..." isimli işletmeye ilişkin olarak taraflar arasında yapılması öngörülen bayilik sözleşmesi nedeniyle yapılan ödemelerin iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme yapılmadığı ancak sözlü bir anlaşma olduğu, bu sözlü anlaşmadan ise davacı tarafından dönüldüğü ve akdin ifası ile davacıya bayilik verilmediği konusunda niza bulunmamaktadır. Sözleşmeden dönme, sözleşmeyi geriye etkili olarak sona erdirir; bu halde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bundan başka kusursuz olan taraf, menfi zararının tazmini isteyebilir. Bu minvalde menfi zarara, güvenden doğan zarar veya güven zararı da denilmektedir. Somut olayda; HMK md. 222/3 gereğince davalı tarafından ibrazdan kaçınılmakla davacı lehine kesin delil niteliğini haiz ticari defter kayıtları ile tarafların karşılıklı beyanları nazara alındığında, icra takibine konu edilen 317.400,00-TL miktarlı ödemenin davacı tarafından davalıya niza konusu bayilik işi nedeniyle yapıldığı sabittir. Bunun dışında, 6.745,00-TL miktarlı olarak talep edilen uçak bileti bedelinin ise, taraflar arasındaki niza konusu iş ile ilgisi davacı tarafından kanıtlanmamıştır. Bilirkişi raporunda, dava dışı ... ile dava dışı ... .... arasında franhise sözleşmesi bulunduğundan bahisle, davacı ile dava dışı ... arasında yapılan dava dışı ... .... şirketine ait hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ... ile dava dışı ... arasındaki kira sözleşmesine dayanılarak, davacı tarafından yapılan ödemenin sebepsiz olmadığı sonucuna varılmış ise de, dava dışı kişilerin taraf olduğu mezkur sözleşmeler ile taraflar arasındaki edimlerin ifa edildiği sonucuna varılamayacağı görülmüş, bilirkişi raporunda yer alan bu minvaldeki görüş ve kanaatlerin hükme esas alınabilir yönünün olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalı tarafından, davacının sözleşmeden sebepsiz dönmesi nedeniyle, niza konusu iş için yapılan harcamalar dolayısıyla zarara uğradığı iddia edilmiş ise de davalı tarafından menfi zarar mahiyetindeki mezkur harcamalar nedeniyle uğradığı zararına ilişkin olarak cevap dilekçesinde usulüne uygun olarak takas/mahsup defi ileri sürülmediği gibi bu zararının varlığını kanıtlar mahiyette, uyuşmazlığın miktar ve niteliğine göre yazılı bir delil sunulmamış, ticari defter ve kayıtları da ibraz edilmemiştir. Hal böyle olunca, davalının zarar iddiasının eldeki davaya konu alacağın varlığı ile miktarının tespiti bakımından hükme esas alınamayacağı kabul edilmiştir. Son tahlilde, davacının talebi ile de bağlı kalınarak, davalının ... sayılı takibe itirazının 10.000,00-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek üzere devamına karar verilmesi gerekmiştir. Davacı tarafından icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, takibe konu alacağın varlığının bilirkişi incelemesini gerektirdiği ve likit olmadığı görülmekle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve son tahlilde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; davalının ... sayılı takibe itirazının 10.000,00-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek üzere devamına, 2-İcra inkâr tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 10.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç, 1.820,00-TL tebligat, 27,50-TL müzekkere gideri ve 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.078,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 07.04.2026
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.