İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/136 E. 2026/34 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/136
- Karar No
- 2026/34
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEME
ESAS NO : 2025/136 Esas KARAR NO : 2026/34
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 25/02/2025 KARAR TARİHİ : 16/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketli davalı arasında taşıma sözleşmesinden doğan ilişki neticesi oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla ... 8. İcra Dairesi ... Esas esas sayılı dosyası üzerinden borçlu hakkında cari hesaba dayanarak 5.933,30 TL tutarında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 3244,02 TL'sine borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, işbu itiraz sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapıldığını, işbu davaya ve icra takibine konu alacağın likit olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalıya ait BA-BS formlarının ilgili Vergi Dairesinden celbine ilişkin ara karar tesis edilmesini, işbu ara kararın yerine getirilmesinin akabinde ön inceleme duruşması beklenmeksizin celse arasında ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak üzere inceleme günü verilmesini, davalının borca itirazının yerinde olmadığını, yargılama sırasında deliler ile haklılıklarının ortaya çıkacağını, borçlunun itirazının kötü niyetli ve haksız olarak müvekkiline alacağına kavuşmasını engelleme amacında olduğunu, davanın kabulünü, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme haklarının saklı kalmak kaydı ile 3.224,02 TL asıl alacak miktarı takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 8.İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyasından müvekkiline 5.933,30 TL tutarlı ödeme emri gönderildiğini, dosya kapsamındaki asıl alacağa 3.244,02 TL tutar yönünden itiraz ettiklerini, bu doğrultuda 3.244,02 TL alacak talebi yönünden borcun tüm fer'ilerine, faizine, icra vekalet ücretine, bu tutar yönünden takip için yapılan tüm masraf ve harçlara itiraz ettiklerini, bu hususların icra dosya hesabına dahil edilmemesini, dolayısıyla icra takibi kısmi olarak haksız, kötüniyetli ve hukuka aykırı olup bununla birlikte davacı tarafça ikame edilen iş bu dava da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, reddine karar verilmesini, müvekkili ve alacaklı ...A.Ş arasında, müvekkili kargolarını, belli tutarlar üzerinden taşınmasına ilişkin olarak bir sözleşme yapıldığını, söz konusu takip bu sözleşmeden kaynaklandığını, söz konusu sözleşmeden kaynaklanan ve takibe konu olan bir çok fatura, alıcı ödemeleri faturalar olduğunu, söz konusu faturalar alıcı tarafından ödenmesi gerekirken bir çok fatura kargo işleminde gönderici olan müvekkiline gönderildiğini, alacaklı şirket ile yapılan sözleşme gereği şirket kargı taşıma edimini borçlanarak ve bunun karşılığından müvekkilinin kargo şirketine sözleşmeden kararlaştırılan bedeli ödeyeceğini, alacaklı şirketi ile müvekkili arasında böyle bir sözleşme olmasın rağmen alacaklı şirketin müvekkiline haber vermeden ve müvekkilinin rızasını almadan sözleşmede belirtilen kargo taşıma ücretlerini arttırdığını, müvekkilince re'sen tutulan evrak kayıtları, alıcı ödemeli fatura sayısı ve iki taraf arasındaki kargo taşımaya yönelik sözleşmede kararlaştırılan taşıma bedelleri incelendiğinde alacaklı şirketin müvekkilinden toplamda sadece 2.689,28 TL alacaklı olduğu görüleceğini, bu nedenle, icra takibi 3.244,02 TL asıl alacak tutarı ve tüm ferileri yönünden haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olup aleyhe hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tüm icra dosya toplam borcu hesabının bu doğrultuda, yani asıl alacağın sadece 2.689,28 TL olduğu gözetilerek yapılmasını, cari hesap sözleşmesindeki kayıtları tek başına alacağın varlığını ispata yetmediğini, alacağın tarafların arasındaki faturalar, ticari defterler vb. kayıtlarla desteklenmesi gerektiğini, bir tacirin ticari defterlerinin sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafının ticari işletmesini ilgilendirilmesi gerektiğini, buna ek olarak karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtların bu defterdeki kayıtlara aykırı olmaması gerektiğini, davanın reddini, davanını reddi yönünde kanaat hasıl olmaması halinde ise asıl alacağın sadece 2.689,28 TL olduğuna karar verilerek alacak fer'ielrinin icra dosya borcunun bu tutar üzerinden yapılmasını, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davası fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Celp edilen takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine ... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebi ve ödeme emrinde takibe dayanak olarak "Alacak" ibaresinin yazılı olduğu, davalı tarafından icra takibine süresi içinde itiraz edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, alacağın dayanağının davacı tarafından davalı adına tanzim edilen faturalar olduğunu ileri sürmüş ve fatura suretlerini dosyaya ibraz etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından davaya dayanak faturalardan dolayı davacının davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, varsa alacak miktarının ne kadar olduğu, davacı tarafından tanzim edilen faturaların taraflar arasında imzalandığı iddia edilen sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. 19.09.2025 tarihli ön inceleme duruşmasında tesis edilen ara karar ile taraf vekillerine tayin edilen inceleme günü olan 13.10.202025 tarihinde müvekkillerinin 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerini Mahkememiz duruşma salonunda hazır etmeleri yönünde ihtarat yapılmış ve defterlerin ibraz edilmemesinin sonuçları usulüne uygun olarak taraf vekillerine ihtar edilmiştir. Mahkememizce görevlendirilen mali, müşavir bilirkişisi 23.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; uyuşmazlığın davalı aleyhine 08.08.2018 tarihinde ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarının ne kadar olduğu hususlarından kaynaklandığı, uyuşmazlık konusunda rapor tanzimi için, takip ve dava konusu bakiye bedele esas faturanın tekiki, davacı tarafından toplu fatura şeklinde düzenlenen faturaların incelenmesi, alacağa konu edilemeyecek faturaların tespiti, tarafların BA-BS formlarının ve dosya müfrecatı tetkiki neticesinde alacağın tespitinin değerlendirilebileceği, tarafların mahkememiz tarafından belirlenen gün ve saatte ticari defterlerini incelemeye sunmadıkları, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yapılacak ticari defter incelemesinin yapılamadığı, tarafların 2018-2019 yılı ticari defterlerinin TTK.m64/3 kapsamında lüzumlu defterleri tutulup tutulmadığı, m. 64/3 gereği defterlerin açılış kapanış tasdikine haiz olup olmadığı ve m. 64/1 gereği kayıtlarının dürüst resim ilkesine göre ticari işletmenin alacak ve borç kayıtlarını içerip içermediği ve defter kayıtlarının kendi içinde tutarlı olup olmadıkları nedeni ile defterlerin sahibi lehine delil olmak özelliğine sahip olup olmadığı hususları tespite muhtaç olduğu, 08.08.2018 tarihinde davacının davalıdan 5.993,30 TL olup olmadığı, ne kadar alacağın olduğunun tespite muhtaç kaldığı yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E.,...K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi... Esas ... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamın göre, usulüne uygun yapılan ihtara rağmen inceleme gün ve saatinde tarafların ticari defterlerini bilirkişi incelemesi için hazır etmediği, bu durumda tarafların ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış sayıldığı, davacının davaya dayanak faturalardan dolayı davalıdan alacağının bulunduğuna dair dosyaya başkaca bir delil sunulmadığı, bu durumda davacının davalıdan alacaklı olduğunun usulüne uygun olarak ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının davasının REDDİNE, Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 3.244,02 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne MİKTAR İTİBARİ İLE KESİN OLMAK ÜZERE verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/01/2026
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır