İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/141 E. 2026/36 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/141
Karar No
2026/36
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/141 Esas KARAR NO: 2026/36 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 18/02/2025 KARAR TARİHİ: 15/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıl şirket; şarapçılık sektöründe iştigal etmekte olup,----- markali şarabın üreticisidir. ---- tutarında ve --- tutarında olmak üzere; davalı tarafa toplamda ---- tutarında ürün satmıştır.(EK-1, Faturalar ve Cari Hesap Ekstresi) Ancak, faturaların içeriklerinden de görüleceği üzere, faturaların vade tarihleri 45 gün olmasına rağmen, davalı tarafça müvekkil şirkete vadeleri içerisinde ödeme yapılmamıştır. Davalı tarafa defalarca ödeme yapması gerektiği iletilmişse de, davalı taraf sürekli farklı bahaneler ile ödemeleri ertelemiştir. Davalı taraf, 27.12.2024 tarihinde yalnızca 3.900 TL tutarında kısmi bir ödeme yapmış olup, 480.931,08 TL bakiye borcunu ise ödememiştir. Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle ve Sayın Mahkemece resen dikkate alınacak hususlara binaen; Öncelikle Sayın Mahkemece; borçlunun menkul, gayrimenkul ve 3.şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini, Davalı/ borçlu tarafından------Sayılı dosyasına yapılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun İTİRAZIN İPTALİ ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini, Davalı/ borçlu aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icar inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz. ‘’ diyerek iddia ve talepte bulunmuştur.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Bir faturanın kendisi bir ürünün teslim edildiğine dair bir evrak değildir. Fatura, yalnızca ve yegane itiraz edilmemesi şartıyla, satıcı tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiş ve ürünün hangi cins, miktar ve bedelle satıldığını gösteren bir belgedir. TTK uyarınca, bu belgeye itiraz edilmemesi, yalnızca faturada belirtilen ürünün, belirtilen tarihte ve fiyatta belirtilen adette alındığının alıcı tarafından zımni ikrarı anlamına gelir. Dolayısıyla teslimat olgusu tamamen farklı bir konudur. İlgili davanın değeri ve niteliği itibariyle, ---- senetle ispat kuralında belirtilen parasal sınırların çok üzerindedir. Bu nedenle, davacı senetle ispat yükü altındadır. Dilekçeler teatisi tamamlanmış olup, bu aşamadan sonra davaya yeni delil sunulması mümkün değildir. Dilekçeler teatisi sırasında dosyada herhangi bir teslim tutanağı ya da irsaliye bulunmamaktadır. Dolayısıyla, davalının altında imzası, kabulü ya da muvafakati bulunan herhangi bir irsaliye, teslim tutanağı ya da sair teslim belgesi mevcut değildir. Bu haliyle teslim olgusu ispat edilemediğinden, iddiada bulunan tarafın iddiasını ispatla mükellef olması nedeniyle davanın reddi zorunludur. Davacı taraf, dava dilekçesi ekinde birtakım mesajlaşma kayıtları sunmuştur. Ancak belirtmek gerekir ki, ----- mesajları, Türk Ticaret Kanunu'nda veya HMK’da öngörülen irsaliye ya da teslim tutanağı yerine geçmez. Dolayısıyla hakkaniyetli ve hukuka uygun bir karar için davanın reddi gerekmektedir. Aksi hâlde, HMK’da öngörülen senetle ispat kuralı, irsaliye ve teslim tutanaklarının hukuki niteliği anlamını yitirecek ve kanunda delil tanımı yapılmamış olan---- ya da---gibi sosyal medya uygulamaları üzerinden verilen mesajlara dayanılarak karar verilmek zorunda kalınacaktır.----------yalnızca kanunlara ve geçerli delillere göre karar verir. Bu nedenle davanın HMK gereğireddinr karar verilmelidir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; Davacının, davalı aleyhine açmış olduğu işbu davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği haksız ve dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddine, tarafımızca sunulan beyanlarımız doğrultusunda hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesini arz ve talep ederiz." iddia ve isteminde bulunmuştur.

RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Davacı firmanın, dava konusu 2024 yılı ticari defterler ve dosya kapsamındaki verileri incelemem ve konudaki tesbitlerim sonucu firmanın temerrüt faizi dahil davalıdan 07.01.2025 icra takip tarihi itibariyle 545.643,56 TL. alacaklı olduğu kanaatine varmış bulunmaktayım." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Davacı şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafından davalı şirketten 480.931,08 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce 16/10/2025 tarihli üç nolu celsede davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılması amacıyla ara karar kurulduğu, duruşmada hazır olan davalı vekiline gerekli ihtaratın yapıldığı, davalı yanca ticari defter ve kayıtlar mahkememize ibraz edilmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirilmediği, 6100 sayılı Hmk'nın 222/3. maddesinde, 28/07/2020 tarihli resmi gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunla ticari defterlerin sunulmamasına ilişkin 23. madde ile değişiklik yapılmış ve ticari defterlerin davalı tarafından sunulmaması halinde davacının ticari defter kayıtlarının lehine delil olabileceğinin belirtildiği, davacı şirketin incelenen defter kayıtlarına göre, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 480.931,08 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği anlaşılmakla bilirkişinin davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 480.931,08 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği hususu nazara alınarak davacının davasını asıl alacak üzerinden ispat ettiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Alacağın likit olması konusunu-------Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. ------- Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

TASHİH Her ne kadar kısa kararın başında (1) no' lu maddesinde; "Davanın KABULÜNE; davalı tarafından------sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin DEVAMINA," şeklinde yazılmış ise de gerekçeli kararın yazım aşamasında yapılan incelemede icra dosya numarasının-------- sayılı...." kısmının klavye hatası nedeni ile yapıldığı fark edilmiştir.6100 sayılı kanunun 304. Maddesi " Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir." hükmünü getirmiştir. Henüz karar tebliğe çıkartılmadan söz konusu hata fark edildiğinden resen tashih yapılmıştır. Bu nedenle hükmün (1) no' lu maddesinde yer alan -----ibaresinin düzeltilerek "Davanın KABULÜNE; davalı tarafından-----sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin DEVAMINA," şeklinde tashihine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE; davalı tarafından ------sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin DEVAMINA, 2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 480.931,08 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 32.852,40 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 5.808,45 TL harçtan mahsubu ile bakiye 27.043,95 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 76.948,97 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 5.808,45 TL peşin harç toplamı 6.423,85 TL ile 8.687,50 TL ( bilirkişi ücreti, kep reddiyatı, posta masrafı, elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 15.111,35 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk ücreti 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde --------- Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/01/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/141, K. 2026/36, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-141-e-2026-36-k-1ffe16f6e80c