İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/148 E. 2026/60 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/148
- Karar No
- 2026/60
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/148 Esas KARAR NO : 2026/60
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2015 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Av. .... ’ın avukat olduğunu, icra takip dosyası borçluları .... ..Planlama Ticaret A.Ş. ve temsil yetkisine sahip yetkilisi ..... arasında 26.05.2014 tarihinde bir hukuki danışmanlık ve ücret sözleşmesi imzalandığını, böylece taraflar arasında vekâlet ilişkisi kurulduğunu, söz konusu sözleşme ile müvekkili tarafından yükümlenilen edimin kapsamının, dava ve icra dosyalarının da takibini içerecek şekilde tüm hukuki konularda davalılara aylık danışmanlık hizmeti verilmesi çerçevesinde belirlendiğini, aylık danışmanlık ücretinin 3.000-TL+KDV olarak belirlendiğini, KDV ile birlikte davalılar tarafından ödenmesi gereken meblağın 3.675-TL‘sına tekabül ettiğini, taraflar arasında vekâlet ilişkisinin kurulması ile birlikte davalılar tarafından müvekkili .....'a Beykoz ..... Noterliğinin 24.06.2014 tarih ve .... yevmiye sayılı vekâletname çıkarıldığını, mezkûr vekâletname ile birlikte borçlu şirket ve şahsa avukatlık hizmeti verilmeye başlandığını ve bu kapsamda borçlu şirketin eski çalışanlarından ..... tarafından işçilik alacaklarınım tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ..... İş Mahkemesinde ..... E. Sayılı dosya üzerinden açılan davanın takip edildiğini, aylık danışmanlık hizmetine ilişkin faturaların 3.540-TL’sı hariç hiçbir şekilde ödenmediğini, buna rağmen müvekkili ..... n anlayışlı bir tavır sergilediğini ve uzun süredir bu konuda bir görüşmede bulunmadığını ancak zaman geçtikçe davalıların bu duruma iyiniyetli yaklaşmadıklarını, ödeme hususunda .bir girişimde bulunmayacaklarının anlaşıldığını, her defasında şirket yetkilileri tarafından süre talep edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bunun üzerine borçlular hakkında Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... E. Sayılı dosyası üzerimden icra-takibi başlatıldığını, davalı borçluların haksız şekilde itirazı sonucu bu davanın açıldığını, davalı tarafın kısmi ödeme yaptığı iddiasının ilk fatura yönünden doğru bulunmakla birlikte avukatlık hizmeti alamadıkları iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davalıların haksız şekilde kendilerini vekâlet ücretini ödeme yükümlülüğünden kurtarmaya çalıştıklarını belirterek, yapılan itirazın iptaline ve alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle, sözleşmeden kaynaklanan ilk ödemeyi davacı yanın 02,06.2014 tarihli- faturasına istinaden yaptıklarını, takip eden 01.07.2014 tarihli faturanın o dönemde şirket kasasında nakit para bulunmaması sebebiyle ödenmediğini, davacı yanın ise ödemenin gecikmesi üzerine sözleşmeyi feshetme tehdidinde bulunarak 01.07.2014 tarihli fatura bedelini hem de gelecek aylarda tahakkuk edecek ücretleri teminat altına alacak bir senet verilmesi talebinde bulunduğunu, bunun üzerine davacı yana müvekkil tarafından düzenlenen 17.07.2014 düzenleme tarihli, 20.000.-TL meblağlı ve 25.09.2014 tarihli bir bono verildiğini, vadesi geldiğinde senet bedelinin - o ana kadar hiçbir hukuki hizmet verilmemesine rağmen ödendiğini- buna ilişkin kayıtların ..... Bankası ..... şubesinde bulunduğunu, bunun dışında bu ödeme tarihi itibarıyla davacı taraf ile hiçbir hizmet alışverişinde bulunulmadığını, davacı tarafın davaları takip etmediğini ve müvekkillerin esasen hak kaybına uğratıldığını, sözleşme kapsamında davacı yana fazlasıyla ödeme yapıldığını; sözleşme kapsamında davacı yanca müvekkillere tek bir kez dahi hizmet verilmediğini, davacının tercih edilme sebebinin müvekkili şirketin ..... Üniversitesi ..... Kampüsü’ndeki .....’a yeni taşınmasından hızla büyüyen ve hukuki yardıma ihtiyacı olan bir firma olarak o dönem üniversite rektörlüğünün de avukatlığını yapan davacı yandan böyle bir hizmet talep edildiğini ancak davacı yanın sözleşme akdedilmesinden sonra müvekkillerin toplantı taleplerini iş yoğunluğu sebebiyle reddettiğini sorulan sorulara gerekli araştırmayı yaptıktan sonra yazılı cevap vereceğini söylediğini fakat hiç cevap vermediğini müvekkiller tarafından kendisine iletilen derdest davalara vekâlet sunmak dışında hiç katılmadığını, davacı yanca müvekkillere fiilen hukuki danışmanlık hizmeti sunulduğuna dair dosyada tek bir mail dahi bulunmadığını, davacının kendisine iletilen davaları kusurlu olarak takip edilmediğini, İstanbul Anadolu ..... İş Mahkemesinin ..... sayılı dosyasına davalı vekili olarak cevap dilekçesi sunmadığı, delilleri göstermediği, hiçbir savunmada bulunmadığı 19.11.2014 tarihli ön inceleme duruşmasına mazeret bildirerek katılmadığı ve sonradan da dosyadan istifa ettiği bu çerçevede müvekkilin büyük hak kayıplarına uğradığını belirterek davacıya ödenen 23.450.000.-TL’nın iadesine, % 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. DELİLLER : Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... e esas sayılı dosya, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının, Hukuki Danışmanlık ve Ücret Sözleşmesine dayalı alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Bakırköy ..... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada ..... esas, ..... karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek, Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine kararı verildiği, Bakırköy Tüketici Mahkemesinde açılan davada, Bakırköy ...... Tüketici Mahkemesinin ..... E. -..... K. Sayılı dosyasında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu sebebiyle verilen görevsizlik kararı, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 07/03/2016 tarih, ..... E.- .... K. sayılı ilamı ile onanmış, mahkememizin .... esasına kaydının yapıldığı ve bu kararın davalının talebi üzerine istinaf incelemesine gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ..... esas, ..... karar sayılı ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verilerek dosyanın yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı görülmüştür. Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde 33.210,00 TL asıl alacak, 1.345,63 TL faiz olmak üzere toplam 34.555,63 TL alacağa işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili için faturalara dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçlulara ödeme emrinin tebliği üzerine borçluların süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememize ibraz edilen 16/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Taraflar arasında (Av. ..... ile Takip borçlusu ..... Planlama Tic. A.Ş. temsil ve ilzama yetkilisi ....) 26/05/2014 tarihli “Hukuki Danışmanlık ve Ücret Sözleşmesi” imzalandığı ve sözleşme dayanağında davalılar tarafından Beykoz ..... Noterliği 24.06.2014 tarih ve ..... yevmiye no ile çıkartılan vekaletname ile vekalet ilişkisinin 24.06.2014 tarihinde başladığı, davaya dayanak takibe konu edilen vekalet ücreti mahiyetindeki asıl alacak ve vekalet ilişkisinin dayanağı 26.05.2014 tarihli“Hukuki Danışmanlık ve Ücret Sözleşmesi” olduğundan, huzurdaki davanın konusu, tarafların iddia ve savunmaları ile taleple bağlılık ilkesi gereğince raporda yapılan inceleme ve hesaplamaların hukuki danışmanlık sözleşmesi çerçevesinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına bağlı kalınarak yapıldığını, 26/05/2014 tarihli “Hukuki Danışmanlık ve Ücret Sözleşmesi”, kapsamında kararlaştırılan hukuki danışmanlık ücretinin miktarı ile sözleşmenin kurulmuş olması ve hükümlerine taraflarca herhangi bir itirazda bulunulmadığının tespit edildiğini, rapor kapsamında da yer verilen dosya kapsamında mübrez deliller, taraflar arasında mevcut yazışmalar ve İstanbul Anadolu ..... İş Mahkemesi'nin ...... E. sayılı dava dosyasının incelemesinde davalı şirket genel müdürü tarafından davacıya şirkette yaşanan hukuki sorunlar hakkında bilgi verildiği ve danışmanlık talep edildiğinin görüldüğü; buna göre davacı vekil tarafından, vekilliğinin sona ermesine kadar davalılara hukuki yardım ve danışmanlık hizmeti verildiğinin tespit edildiğini, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin davacı avukatın vekillikten çekilmesi (istifa) ile sona erdiği; buna göre mevcut deliller ve istinaf mahkemesi bozma ilamı doğrultusunda taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin davacı avukatın vekillikten istifasıyla 25.03.2015 tarihinde sona ereceği ve yasa gereği avukatın istifadan sonra 15 gün daha görevinin devam edeceği dikkate alınarak taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 10.04.2015 tarihli sonlandığının kabulü ile inceleme ve değerlendirme yapıldığını, davalılar yönünden yazılı delile karşı yazılı delille ispat yükümlülüğü dahilinde sözleşmeye dayalı vekalet ilişkisinin azledilmesi gerektiği ile yazılı yapılması gerektiği, davalıların vekil avukattan memnun olmayışının sözleşmenin feshi anlamına gelmeyeceği ile sözleşmenin fesih koşullarının sağlanmadığı, dosyanın incelemesinde davacı avukat tarafından vekillikten istifa edilmesine kadar, davalı tarafça, sözleşmenin sona erdirilmesi veyahut hizmet alınmadığına dair herhangi bir beyan ve itirazın dosya kapsamında mevcut olmadığını, dava konusu diğer uyuşmazlık yönünden bono ile yapılan 20.000,00 TL’lik ödemenin sözleşme uyarınca borca mahsuben ve ileri vadeli bir ödeme olarak yapıldığı ile takipten önce ödenmiş olmakla da borçtan mahsubunun gerekeceğinin değerlendirildiğini, Asıl alacak yönünden, dayanak sözleşme kapsamında talep edilebilecek ödenmeyen fatura alacağının 11.860,00 TL olması gerektiği hesaplanmıştır. Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde 2. seçenek başlığı altında 31.860,00 TL hesaplandığı, işlemiş faiz yönünden, talep edilebilecek işlemiş faiz tutarının 91,72 TL olması gerektiği hesaplanmıştır. Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde 2. seçenek başlığı altında 901,68 TL hesaplandığı, toplam takip talebinin asıl alacak yönünden 11.860,00 TL ve işlemiş faiz yönünden 91,72 TL ile toplamda 11.951,72 TL olması gerektiği hesaplanmıştır. Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise 2. seçenek başlığı altında toplam takip talebinin asıl alacak yönünden 31.860,00 TL ve işlemiş faiz yönünden 901,68 TL ile toplamda 32.761,68 TL olması gerektiği görüş ve kanaati bildirilmiştir. Mahkememize ibraz edilen 09/12/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda, Asıl alacak yönünden, dayanak sözleşme kapsamında talep edebilecek ödenmeyen fatura alacağının 13.210,00-TL olması gerektiği, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde 33.210,00-TL olarak hesaplandığı, işlemiş faiz yönünden, talep edilebilecek işlemiş faiz tutarının 202,24-tL olması gerektiği, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde 1.179,71-TL olması gerektiği, takip talebinin asıl alacak yönünden 13.210,00-TL ve işlemiş faiz yönünden 202,24-TL ile toplamda 13.412,24-TL olması, mahkemece aksi kanaate olunması halinde 34.389,71-TL olarak hesaplandığı görüş ve kanaat bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre; mahkememizce kaldırma kararı öncesi ve sonrası yapılan değerlendirmede; taraflar arasında yazılı Hukuki Danışmanlık ve Ücret Sözleşmesi akdedildiği, davacının sözleşme uyarınca hukuk danışmanlık ücreti vermediğini beyan eden davalının takibe itiraz edilinceye kadar davacının hizmet vermediği bu nedenle sözleşmeyi sona erdirdiğine dair bir ihtarname veya bir belge sunmadığı, yazılı sözleşmenin varlığı uyarınca sözleşmenin ifa edilmediğini/ hizmetin verilmediğinin davalılarca ispat edilmesi gerekeceği, dosya kapsamı itibariyle takip tarihine kadar davalıların hizmet verilmediği bu nedenle sözleşmenin feshedildiğine yönünde bilgi ve belge olmaması nedeniyle, sözleşmenin sona erdiği tarihin icra takibinin başlangıç tarihi olan 25/03/2015 tarihinde sona ereceği, yasa gereği avukatın istifadan sonra 15 gün daha görevinin devam edeceği dikkate alınarak 2014 yılı 7-8-9-10-11-12 ve 2015 yılı 1-2-3. aylarına ilişkin ödenmeyen toplam 9 aylık 33.210,00 TL asıl alacağı talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık davalılar tarafından davacı lehine düzenlenen 25/09/2014 tarihli 20.000 TL bedelli, nakden kaydı bulunan senet nedeniyle yapılan ödemenin sözleşme uyarınca danışmanlık hizmeti alacağına ilişkin olup olmadığıdır. Davacı senedin borç nedeniyle verildiğini iddia etmiş, davalılar ise senedin danışmanlık ücreti için düzenlendiğini beyan etmiştir. Bonoya konulacak bedel kaydı, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı sebebi gösterir. Bedel kaydı içeren bir bononun lehtarı artık senedin "kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı" olduğu yolundaki soyutluk kuralına dayanamaz. İkrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin ispat edilmesi gerekir (Poroy, Reha / Tekinalp, Ünal: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 23. Bası, İstanbul 2019, s. 171; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 12/04/1933 tarihli ve 1933/30 E., 1933/6 K. sayılı İBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (6100 sayılı HMK m. 191/1, 4721 sayılı TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. 6100 sayılı HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve 4721 sayılı TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. Dava konusu bonoda; davalı keşideci- borçlu, davacı ise lehtar- alacaklıdır, ihdas nedeni olarak “nakten” kaydı bulunmaktadır. Bu durumda senedin hizmet nedeniyle verildiğini beyan eden, senet üzerindeki ihdas nedeninin talil eden davalı tarafın ispat yükünü üzerine aldığı, davalı tarafça senedin nakden değil, hizmet karşılığı verildiğinin ispatlanması gerektiği, dosya kapsamı itibariyle bono ile yapılan 20.000,00 TL’lik ödemenin sözleşme uyarınca yapıldığının ispatlanamaması nedeniyle kabul edilen alacaktan mahsup yapılmamış, 33.210,00 TL asıl alacak yönünden davanın kabulüne, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle işlemiş faiz yönünden talebin reddine, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; 2-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı dosyasında, davalıların 33.210,00 TL asıl alacağa yönelik itirazlarının iptali ile, asıl alacak yönünden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Kabul edilen alacağın %20’si oranında belirlenen 6.642,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Alınması gerekli 2.268,57- TL harçtan davacı tarafça yatırılan 417,35-TL harcın mahsubuyla bakiye 1.851,22-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 27,70-TL başvurma harcı, 417,35-TL peşin harç olmak üzere toplam 445,05-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça 652,00-TL posta/tebligat ve 19.300,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere 19.952,00-TL yargılama giderinin, kabul/red oranına göre, 19.175,04-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça 250,90-TL posta/tebligat ve 700,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 950,90-TL yargılama giderinin, kabul/red oranına göre, 37,02-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 9-AAÜT gereğince hesap edilen 33.210,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-AAÜT gereğince hesap edilen 1.345,63-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/01/2026
Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır