İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1241 E. 2026/541 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1241
Karar No
2026/541
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1241 Esas KARAR NO : 2026/541

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/12/2025 KARAR TARİHİ : 12/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu, .... kumaş üretimi yaptığını, davalı .... Müvekkili olduğu şirketten kumaş satın almış fakat aldığı kumaşların ödemelerini eksik yaptığını, dava şartı kapsamında 26.11.2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu ... dosya no.lu arabuluculuk dosyası kapsamında yapılan görüşmeler 12.12.2025 tarihinde anlaşmama olarak neticelendiğini, yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen de tespit olunacak sebeplerle; davanın kabulüne, Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapılan İtirazın İPTALİNE ve TAKİBİN DEVAMINA, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar gerçeği yansıtmadığını, müvekkili olduğu şirketin, davacıya dava konusu edilen herhangi bir cari hesap borcu bulunmadığını, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen cari ekstre ve faturalar, borcun varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, davacı taraf, müvekkili olduğu şirketin borçlu olmadığını bilmesine ve ticari defterler ile cari hesap kayıtları incelendiğinde bu hususun açıkça ortaya çıkacak olmasına rağmen, haksız ve dayanaksız şekilde icra takibi başlatmış ve işbu davayı ikame ettiğini, mevcut olmayan bir alacak üzerinden müvekkilini yargılamaya zorlayan davacının bu tutumu dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, müvekkili olduğu aleyhine ticari itibar zedeleyici nitelikte olduğunu, bu nedenle, davanın reddi halinde, davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddine, %20’sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekâleten talep ederiz. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Güneşli Vergi Dairesi'ne b-Yıldırım Vergi Dairesi'ne müzekkereler yazılmıştır. 3- Bilirkişi tarafından mahkememize sunulan .... tarihli raporda "Dava Konusunun; 6100 Sayılı HMK'nın 105 ile 113. md arasındaki düzenlemeye göre; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının İtirazın iptali talebinden ibaret olduğu davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Tarihinde Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas s numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, Davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda.... tarihinde T.C. Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı huzurdaki davanın ikame edildiği belirlendiği, Davacı tarafın davalı yana kestiği faturaların E-Arşiv Portalından Davalı yanan gönderildiği davalı tarafından itiraz edilmediği görülmüştür. Bu hususta Nihai Takdir Sayın Mahkemenize Aittir. Davacı tarafça 2025 yılında düzenlenen KDV hariç 3.538.680,66TL bedelli 6 adet faturanın, ilgili vergi dairesine yasal mevzuata uygun şekilde bildirimde bulunulduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında ticari ilişkinin 2025 yılına ait olduğu, Davacı Tarafın ticari Defter ve belgelerinde, 4.287.661,33TL Hizmet Satımı -Alımı olduğu, Yine Davacı Tarafın ticari Defter ve belgelerinde 4.171.984,83TL'Lik Ödemelerin Yapıldığı olduğu, Davacının 17.11.2025 tarihinde 12.895,71USD (517.744,23TL) tutarında Alacaklı Olduğu Görülmüştür. Davacı tarafında kesilen faturaların davalı tarafın ticari 2025 yılında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı taraf kanuni süresinde itiraz edilmediği fatura, tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine delil olabilecektir. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre;“ (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır Davacı Üniversal Tekstil San ve Tic İtd şti davalı adına tanzim edilen takibe konu faturanın e-fatura şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın davalı yana e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, fatura içeriği ürün hizmetine konu faturaları dava dosyası davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki Hizmetinin davalının dahilinde olduğu kanaati hasıl olmuştur. Davacının yanın davalıdan kaydı olarak 17.11.2025 Tarihi İtibariyle Asıl Alacak 12.895,71USD (517.744,23TL) tutarında Alacaklı olduğu Bu hususta Nihai Takdir Sayın Mahkemeye Aittir. şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisine istinaden malların davalıya teslimine rağmen davalı tarafından bedellerin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde taraf ticari defterleri karşılaştırıldığında borcunun bulunmadığının görüleceğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise inceleme süresi içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamış olup, bilirkişi davalı tarafından inceleme için bildirilen telefon numarası ile iletişime geçtiğinde ise davalının bildirdiği ilgili kişi tarafından bilirkişiye firmanın ilgili tarihlerde resen terk olduğunu faturanın defterlerde olmadığını bildirerek defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2053 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının kısmi ödemeler düşüldükten sonra 12.895,71-USD davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi cevap dilekçesinde faturalara itiraz edildiğine dair bir iddia veya savunmanın da bulunmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi tarafından gönderilen 12.05.2026 tarihli müzekkere cevabı incelendiğinde davacı tarafından kesilen tüm faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davacının BS formları ile davalının BA formlarının uyumlu olduğu ve faturaların BA BS formları ile iki tarafça da bildirildiği bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi .... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ..... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 12.895,71-USD borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının malları teslim ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... Esas, .... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise .... Esas ve .... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."

Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı tarafından davalıya toplam bedeli 84.197,21-USD olan 3 ayrı fatura kesildiği, faturalarda USD karşılığı gösterildiği ve fatura açıklamalarında döviz karşılığı satış yapıldığının belirtildiği, yapılan ödemelerin tahsilat tarihindeki USD karşılığının borçtan düşüleceğinin yine faturalarda belirtildiği, davalı tarafından faturalara yasal süresinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği bu suretle davacı tarafından düzenlenen faturalardaki alacağın ve malın teslim edildiğinin davacı lehine kabul edilmesinin gerektiği ve aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, yine davacı tarafından sunulan faturalar ve defter kayıtlarına göre taraflar arasında dövize endeksli alım satım bulunduğunun sabit olduğu, dolayısıyla davacı tarafından davalıdan borcun döviz olarak ödenmesine yönelik talebin de usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafından bu faturalara karşılık çeşitli tarihlerden banka havalesi yolu ile davacıya 2.572.000‬,00-TL kısmi ödeme yapıldığı, ödemelerin yapıldığı tarihteki kur üzerinden davacı tarafından USD'ye çevrilerek ticari defterine kaydedildiği ve davalı borcundan düşüldüğü, buna göre ödeme tarihlerine göre davalının yaptığı kısmi ödeme toplamının USD karşılığının 71.301,5‬0-USD olduğu ve 84.197,21-USD bedelli faturalardan düşümü neticesinde davacının davalıdan 12.895,71-USD alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ticari defter kayıtlarına göre davalı tarafından davacıya çek verilmiş ise de çek bedelinin ödenmediği ve karşılıksız kaldığı anlaşılmakla söz konusu bedelin borçtan düşülemeyeceği, çek bedelinin davalı tarafından ödenmemesi karşısında davalı borcundan düşülemeyeceği (davalı tarafından da çek bedelinin ödendiğine dair bir delil sunulmadığı gibi ödendiğine yönelik bir davalı iddiasının da hiçbir aşamada öne sürülmediği) gibi davalı tarafından mevcut durumda davacıya yapılan tüm ödemelerin de nakit havale olduğu bu sebeple davacının talep ettiği alacağın da kur farkı alacağından kaynaklanmadığının yalnızca asıl alacaktan kaynaklandığının anlaşıldığı, davalı tarafından davacıya 26.09.2025 tarihinde bir iade fatura kesilmiş ise de bu faturanın davacı tarafından itiraz ve iade edilerek 26.09.2025 tarihinde aynı tarihte karşı iade faturasının kesildiğinin davacının defter kayıtları ile anlaşıldığı, davalının bu iade faturası öncesinde taraflar arasındaki son fatura ilişkisinin 2025 yılının Mart ayında olduğu gözetildiğinde davalı tarafından davacıya 6 ay sonra kesilen iade faturasının süresinde bir itiraz ve iade işlemi olarak algılanamayacağı gibi davalının cevap dilekçesinde söz konusu iade faturasının içeriğine yönelik ayıp, eksik teslim vs gibi bir savunma ve iddiada da bulunmadığı gözetildiğinde davalının 26.09.2025 tarihli faturasına yönelik içeriği ve iddiasını ispatlayamadığı gibi dayanağını da açıklamadığı bu sebeple ilgili faturanın davalı borcundan mahsubunun mümkün olmadığı anlaşılmakla davalının borçlu olmadığına yönelik iddia ve savunmasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Sonuç olarak davacının takip tarihinden davalıdan 12.895,71-USD alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 12.895,71-USD asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre alacağın USD olduğu gözetilerek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden de davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 109.111,63-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyasında davalının yetkiye, 12.895,71-USD asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranına yönelik itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 109.111,63-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 37.678,63-TL harçtan peşin alınan 6.981,87-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 30.696,76-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 6.981,87-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 7.597,27-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Davacı tarafça yapılan 8.800,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 88.253,29-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/05/2026

Katip .... e-imza

Hakim .... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1241, K. 2026/541, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1241-e-2026-541-k-dddaddf0d4a6