İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/111 E. 2025/379 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/111
Karar No
2025/379
Karar Tarihi

T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/111 Esas - 2025/379 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/111 KARAR NO : 2025/379

DAVA : Marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü. DAVA TARİHİ : 17/03/2025 KARAR TARİHİ : 16/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/11/2025

TALEP: Davacı vekili 17/03/2025 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin 2003/17230, 2004/32030, 2005/56959, 2005/56960, 2006 /11166, 2006/35656, 2006/35658, 2007/60268, 2016/94099, 2017/48703, 2018/100995, 2018/98498, 2022/069735, 2022/069736, 2022/069739, 2022/202401 sayılı "... marine şekil", "... marine şekil", "... marine kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri", "... marine pilotage&towage services construction industry trade inc", "... group m şekil", "... marine şekil", "... holding m şekil", "... marine holding", "... marine", "... marine kılavuzluk ve römorkör hizmetleri inşaat sanayi ve ticaret anonim şirketi", "... pilot", "... pilot ... marine", "medtug?", "medboat?", "medpilot?", "voltra ... marine since 1995" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TÜRKPATENT’e başvuruda bulunduğunu, 2023/088502 kod numarası alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu red kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira; müvekkilinin “...” ibaresi taşıyan çok sayıda markasının bulunduğu, taraf markaları arasında iltibas riskinin ortaya çıkacağını, dava konusu markanın da bu serinin devamı algı yaratır bir marka olduğunu, müvekkili markalarının SMK m. 6/5 düzenlemesi uyarınca tanınmış olduğunu ileri sürerek, 2024-M-19395 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde özetle: YİDK tarafından verilen kararın usule ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik unsuru bulunmadığını, ilgili tüketiciler tarafından karıştırılmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Dava dilekçesi davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan 2023/088502 sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak TÜRKPATENT YİDK tarafından alınan... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler TÜRKPATENT'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin 2023/088502 başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan YİDK kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, TÜRKPATENT'in... sayılı YİDK kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen YİDK kararının davacıya 20/01/2025 tarihinde tebliğ edildiği, 17/03/2025 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.

İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ 2023/088502 başvuru sayılı markanın dosya örneği incelendiğinde; dava konusu "..." ibaresinin 39. Sınıf hizmetleri kapsar şekilde 07.07.2023 tarih ve 2023/088502 sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.09.2023 tarih ve 428 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanmasına karar verildiği görülmüştür. Söz konusu ilana karşı davacı tarafça itirazda bulunulduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 15.03.2024 tarihli kararı neticesinde davacı itirazlarının taraf markaları arasında başta SMK m. 6/1 koşullarının oluşmadığından bahisle reddine karar verdiği görülmüştür. Bu karar üzerine davacı tarafın, dava konusu başvuruya karşı bir kez daha itiraz ettiği, davacı itirazlarını inceleyen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 17.01.2025 tarih ve... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır.

TÜRKPATENT YİDK'in... sayılı kararında; "2023/088502 başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun 2003 17230, 2004 32030, 2005 56959, 2005 56960, 2006 11166, 2006 35656, 2006 35658, 2007 60268, 2016 94099, 2017 48703, 2018 100995, 2018 98498, 2022 069735, 2022 069736, 2022 069739, 2022/202401 sayılı ve "... marine şekil", "... marine şekil", "... marine kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri", "... marine pilotage&towage services construction industry trade inc", "... group m şekil", "... marine şekil", "... holding m şekil", "... marine holding", "... marine", "... marine kılavuzluk ve römorkör hizmetleri inşaat sanayi ve ticaret anonim şirketi", "... pilot", "... pilot ... marine", "medtug?", "medboat?", "medpilot?", "voltra ... marine since 1995" ibareli markalarla karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ... İtiraz sahibi tarafından yapılan itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, itiraz dilekçesinde belirtilen eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları ispatlanamadığından ve bu yöndeki iddiaların kabulü yönünde Kurul'da kanaat oluşmadığından, bu yöndeki itirazlar da yerinde görülmemiştir. Her somut olayın kendi özellikleri ve somut koşulları çerçevesinde, ayrı olarak incelenmesi gerekliliği marka hukukunun temel prensiplerinden birisidir. Bu genel ilke çerçevesinde, hele ki marka örnekleri ve esas unsurları işbu başvurudan farklı olan başvurular için verilmiş olan kararların işbu başvuru için emsal karar teşkil etmesi de mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.

Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "..." (2023/088502) 39. sınıf.

Davacı Markaları "... marine şekil", "... marine şekil", "... marine kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri", "... marine pilotage&towage services construction industry trade inc", "... ...şekil", "... marine şekil", "... holding m şekil", "... marine holding", "... marine", "... marine kılavuzluk ve römorkör hizmetleri inşaat sanayi ve ticaret anonim şirketi", "... pilot", "... pilot ... marine", "medtug?", "medboat?", "medpilot?", "voltra ... marine since 1995" (2003/17230, 2004/32030, 2005/56959, 2005/56960, 2006/11166, 2006/35656, 2006/35658, 2007/60268, 2016/94099, 2017/48703, 2018/100995, 2018/98498, 2022/069735, 2022/069736, 2022/069739, 2022/202401) 39 / 41 / 44 / 45. sınıflar.

Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 30/07/2025 havale tarihli raporda özetle; "- Taraf markalarının ihtilafa konu 39. Sınıf hizmetlerde aynı ya da benzer hizmetleri kapsadıkları, - Bununla birlikte rapor kapsamında açıklandığı üzere taraf markaları arasında, ilgili tüketici grubu nezdinde, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin bulunmadığı, - SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, - Heyet değerlendirmelerinin nihai olarak YİDK kararı ile uyumlu olduğu, - Dava konusu markanın rapor tarihi itibariyle tescil işlemlerinin tamamlanmadığı," ifade edilmiştir.

Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor ya da ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.

TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve 2023/088502 başvuru numaralı davalı başvurusunun 39'uncu sınıflardaki kapsamı aşağıdaki gibidir: "39: Sağlık turizmi hizmetleri yani sağlık hizmetleri almak isteyenler için yurtiçi - yurtdışı karayolu, havayolu ve denizyolu seyahatleri düzenleme, tur düzenleme ve bu seyahatler için yer ayarlama, bilet sağlama hizmetleri. Seyahat turları için transfer hizmetleri. Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri."

İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak olan 2003/17230, 2004/32030, 2005/56959, 2005/56960, 2006/11166, 2006/35656, 2006/35658, 2007/60268, 2016/94099, 2017/48703, 2018/100995, 2018/98498, 2022/069735, 2022/069736, 2022/069739, 2022/202401 sayılı davacı markalarının kapsamında ise 39 / 41 / 44 / 45. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir. Bu durumda, dava konusu markadaki 39. Sınıf hizmetler ile davacı yanın önceki tarihli markalarının tamamı kapsamında 39. Sınıfta yer alan hizmetler aynı tür hizmetler oldukları gibi davacı yanın bir kısım markasındaki 44. Sınıfta yer alan “tıbbi hizmetler” ile de dava konusu markadaki sağlık turizmine yönelik sunulan hizmetler birbiri ile benzer, birbirlerini tamamlayıcılık düzeyinde bir ilişki içerisinde oldukları, zira günümüzde ve özellikle ülkemizde sağlık turizmi adı altında sunulan hizmetlerin birçoğunun tıbbi hizmet sunumu gerçekleştiren işletmeler ile aynı kaynak tarafından benzer tüketici kitleleri hedef alınarak sunulan hizmetler oldukları, dolayısıyla dava konusu markada spesifik olarak sağlık hizmetine özgülenmiş “turizm hizmeti” kategorisinde değerlendirilebilecek faaliyetler ile 44. Sınıftaki “tıbbi hizmetlerin” somut olay özelinde benzer olduğu kanaatine varılmıştır.

Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, taraf markaları kapsamında yer alan hizmetler yönünden tek tip bir tüketici profili belirlenmesi mümkün olmamakla birlikte genel anlamda dava konusu markadaki hizmetlerin “sağlık turizmi”, “sağlık sektörü”ne özgülenmiş nitelikleri itibariyle ilgili hizmetlerin tüketicilerinin de ortalama market tüketicisi olarak görülmelerinin isabetli olmayacağı, sağlık hizmetine ulaşmak adına dava konusu hizmetlerden yararlanacak olan tüketicilerin anlık kararlar ile bu tercihlerini somutlaştırmayacakları gibi görece yüksek hizmet bedelleri ile de bu hizmetlerden yararlanacak oldukları gözetildiğinde, dikkat, özen ve seçicilik düzeyinin ortalamanın daha üstünde kimselerin ilgili tüketicilerden oluştuğu değerlendirilmiştir.

B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Dava konusu başvurunun "..." şeklinde renk kombinasyonu, şekil ve sözcük unsurlarının bileşimi ile oluşturulmuş bir bileşke marka olduğu, markanın üst bölümünde dairesel bir formda, dönüş hareketini imgeleye yapıda birçok renkle oluşturulmuş bir logo ve bu logunun merkezinde sağlık sektörünü temsilen kullanılan “+” formunda bir şekle yer verildiği, logonun hemen altında yine geçişken renkli harf karakterleri ile oluşturulmuş “...” şeklinde bir kelimeye yer verildiği, bu kelimenin bütün olarak bir anlama sahip olmadığı, “...” ön sesinin esasen sağlık – medikal sektöründe faaliyet gösteren işletmeler açısından “ilaç – medikal - tıp” kavramları için kullanılan bir kısaltma olduğu, bununla birlikte doğrudan sahip olduğu kelime anlamlarının başında ise “Akdeniz/Akdeniz Bölgesi” anlamının geldiği, bu anlamından ötürü de özellikle deniz taşımacılığı, denizcilik hizmetleri, turizm hizmetleri gibi sektörlerde de oldukça yaygın tercih edilen bir kavram olduğu, dolayısıyla esasen ihtilafa konu hizmetlerde münhasıran ayırt ediciliğinin ve kaynak gösterme fonksiyonunun zaten bulunduğundan bahsedilmesinin doğru olmayacağı, kaldı ki bu tür yabancı sözcüklerde tüketicilerin markaları bir bütün olarak algılayarak belli bölüm ya da hecelere ayırmak gibi bir eğiliminin olmayacağı, dolayısıyla tüketicinin dava konusu markayı tek başına “...” ibaresi ile değil “...” şeklindeki bütünü ile algılayacağı değerlendirilmiştir.

Davacı yanın redde gerekçe markaları ise "... marine şekil", "... marine şekil", "... marine kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri", "... marine pilotage&towage services construction industry trade inc", "... ...şekil", "... marine şekil", "... holding m şekil", "... marine holding", "... marine", "... marine kılavuzluk ve römorkör hizmetleri inşaat sanayi ve ticaret anonim şirketi", "... pilot", "... pilot ... marine", "medtug?", "medboat?", "medpilot?", "voltra ... marine since 1995" gibi markaları olup davacı markalarının her birinde davacı markalarının her birinde “...” ibaresinin yer aldığı, bu ibarenin kimi markada bağımsız ayırt edici karakterde kullanıldığı kimi markada ise “pilot, marine, boat, tug, holding, group” gibi bir kısmı ayırt edici bir kısmı jenerik nitelikte kabul edilebilecek ek sözcük unsurları ile birlikte kullanıldığı, davacı yanın hiçbir markasının tek başına “...” kelimesinden oluşmadığı görülmüştür. Taraf markaları görsel anlamda karşılaştırıldıklarında dava konusu "..." markası ile davacı yan markaları arasında belirgin bir görsel ve imaj farklılığı bulunduğu, davacı yanın bir kısım markasında denizcilik sektörüne yönelik gemi, deniz, çapa figürleri yer alırken bir kısım markasının ise düz yazım karakterinde markalar oldukları, ancak bu markaların hiçbirinin dava konusu markada ile benzer bir şekil ya da renk kombinasyonunu ihtiva etmediği, dolayısıyla salt şekli algıda işaretler arasında görsel anlamda bir benzerliğin mevcut olmadığı, bununla birlikte dava konusu markanın esas unsuru olarak değerlendirilen “...” kelimesinin ön kısmını oluşturan “...” harf diziliminin, davacı markalarında da doğrudan kullanımı olan sözcüğün kendisini verdiği, bu durumun işaretler arasında harf dizilimsel açıdan sınırlı bir benzerlik yarattığı, ancak “...” bütünü itibariyle taraf markaları arasında başkaca bir harf dizilimsel benzerliğin mevcut olmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla taraf markaları arasında “...” harfleri dışında görsel bir benzerlik halinin mevcut olmadığı değerlendirilmekle birlikte markaların işitsel ve kavramsal olarak da incelenmesi gerekmiştir.

Dava konusu markanın esas unsuru “... - nav” şeklinde iki hecede telaffuz edilecektir. Davacı yanın redde gerekçe markaları ise yine “...” sesi ile başlayan “MARİNE, PILOT, BOAT, TUG, GROUP, HOLDING” gibi ek sözcüklerle birlikte telaffuz edilecek olan markalardır. Davacı yanın hiçbir markası münhasıran “...” sesinden oluşmamaktadır. Başka bir ifadeyle her iki taraf markasında “...” ön sesi münhasır bir kullanıma konu edilmemiş bir bütünün parçasını oluşturan unsur olmuşken dava konusu markada da bağımsız nitelikte bir kullanıma konu edilmemiştir. “...” sesinin kısa ve üç harften oluşan bir ses olmasının yanı sıra özellikle denizcilik/sağlık/turizm gibi hizmetlerde yaygın bir kullanımı bulunduğu sonucuna varılmasından kaynaklı tüketicinin sadece üç harften oluşan bu ibareye münhasıran güçlü bir anlam yüklemeyeceği de değerlendirilmelidir. Kaldı ki yukarıda da belirtildiği üzere özellikle tescil edilmek istenilen hizmetlerin doğrudan sağlık sektörüne de özgülenmiş niteliği gözetildiğinde, tüketicinin aynı pazarda çok sayıda farklı marka ile karşı karşıya kalmış/kalacak olmasından kaynaklı bu ibareye münhasıran güçlü bir ayırt edicilik zaten yüklemesi mümkün görülmemektedir. Dolayısıyla taraf markaları “m-e-d” harflerinden oluşan ön sesleri ortak olarak taşımakta iseler de bu ön sesin varlığının tek başına işaretler arasında kelimeler yönünden yüksek düzeyli bir benzerlik yarattığı yorumunun yapılması da mümkün değildir.

Neticesinde her ne kadar taraf markaları kapsamları itibariyle aynı hizmetleri kapsamakta iseler de ilgili tüketicilerinin dava konusu markayı bir bütün olarak algılayacak oluşları gözetilerek yapılması gereken iltibas değerlendirmesinde, taraf markaları arasındaki farklılıkların işaretlerin iktisadi – idari anlamda ayrıştırılmaları açısından yeterli görülmesi gerektiği, dolayısıyla somut ihtilaf özelinde işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik halinin mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır.

2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME 6769 s. SMK 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait markanın sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.

3.KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME

Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.

4. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/5, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

1-Davanın REDDİNE,

2-Alınması gereken 615,40 TL harç dava açılırken peşin olarak yatırılmış olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kurum'a verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/10/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/111, K. 2025/379, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-111-e-2025-379-k-58995d59d823