İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1096 E. 2026/443 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1096
Karar No
2026/443
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1096 Esas - 2026/443 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/1096 KARAR NO : 2026/443

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/11/2025 KARAR TARİHİ : 22/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ile müvekkili davacı şirket arasında fuar nakliye ve organizasyon hizmetlerine ilişkin ticari ilişkinin bulunduğunu, davalı borçlunun 04/07/2025 tarih ve ..... no.lu e-faturadan kaynaklı borcunun bulunduğunu, müvekkili davacı şirketin uzun yıllardan beri fuar sektöründe taşıma ve organizasyon işleri ile uğraştığını, borçlu tarafın ise bilhassa elektrik jeneratörü üretim, satış ve pazarlaması hususunda tanınan bir firma olduğu, borçlu tarafın 07-09 Nisan 2025 tarihleri arasında Dubai'de düzenlenen Middle East Enerji Fuarı'na katılmak üzere müvekkili şirket ile mutabakata vardığını, 2025 yılı başından itibaren iki firma yetkilileri arasında görüşme ve yazışmaların devam ettiğini, borçlu firmanın belirtilen tarihlerde fuara katıldığı, fuarın başarı ile tamamlandığı, müvekkili şirketin fuar nakliye ve servis hizmetini başından sonuna kadar eksiksiz olarak yerine getirdiği, bu süreçte herhangi bir sorun yaşanmadığı ve borçlu firmaya ait fuar mal ve malzemelerinin 09 Temmuz 2025 tarihinde yurda getirildiği, Taraflar arasındaki anlaşmaya göre fuar nakliye ve servis hizmeti bedelinin %30'unun peşin, kalan %70'inin ise fuar bitiminde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin toplam alacağının 29.485 USD olduğunu, 8.694 USD tutarında ön ödeme alındığı ve bakiye 20.791 USD alacağın kaldığı, bu bakiye alacak nedeniyle müvekkili tarafından 04/07/2025 tarih ve .... no.lu e-faturanın tanzim edildiği, fatura bedelinin 20.791,00 Amerikan Doları karşılığı (fatura tarihi itibarıyla 824.924,51 Türk Lirası) olduğu, faturanın borçlu şirkete elektronik tebligat yoluyla gönderilerek tebliğ edildiği, borçlu tarafın faturaya herhangi bir itirazda bulunmadığı, müvekkili şirket tarafından fatura borcunun ödenmesi için borçlu şirket ile yapılan yazışmalarda ve defalarca yapılan temaslarda herhangi bir ödeme yapılmadığı, borçlu şirket yetkililerinin telefonlara cevap vermediği ve hiçbir şekilde dönüş sağlanmadığı, alınan duyumlara göre borçlu şirketin bir kısım personelini işten çıkardığı, fiilen faaliyetlerine devam etmediği ve fuar nedeniyle Dubai'ye gönderilen ürünlerini dahi gümrükten çekmediğinin öğrenildiği, bu kapsamda davalı borçlunun; dava dilekçesi ilişiğinde sunulan ve Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinde de takip dayanağı yapılan 04/07/2025 tarih ve ..... no.lu fatura kapsamında müvekkili davacı şirkete 20.791,00 Amerikan Doları karşılığı (824.924,51 Türk Lirası) borcunun bulunduğu, davalı tarafın, müvekkili ile arasındaki ticari ilişki sonucu ortaya çıkan faturadan kaynaklanan borcunu ödemediği, borçlu tarafın söz konusu borcunu ödememesi üzerine, davacı müvekkili tarafından davalı taraf aleyhine aralarındaki ticari ilişki kapsamında ortaya çıkan faturaya dayalı olarak Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafın haksız bir şekilde borca ve takibe itiraz ettiği, alacak devam ettiğinden borçlu tarafça yapılan bu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu, Ayrıca davalı borçlu şirketin malvarlığı üzerinde ciddi tahsilat riski bulunduğu, şirketin fiilen faaliyetlerini durdurduğu yönünde bilgiler alındığı, bu nedenle alacağın tahsilinin imkansız hale gelme tehlikesi doğduğu, bu itibarla İcra ve İflas Kanunu'nun 257.maddesi uyarınca davalı şirketin malvarlığı üzerine ihtiyati haciz uygulanmasının zorunlu hale geldiği, davacı/alacaklı müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ve yapılacak yargılama neticesinde davalının müvekkili firmaya borçlu olduğu hususunun görüleceği ve borca itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunun ortaya çıkacağını, davalı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun borca, faiz ve fer “ilerine itirazının iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkili firmaya ödenmesine, ayrıca davalı şirketin malvarlığı üzerine ihtiyati haciz uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddia ettiğinin aksine müvekkilinin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacı tarafın takip kartında bulunmayan ve sair nitelikte de olmayan alacakları da işbu davanın konusu yaptığı, Ankara Batı İcra Dairesi .... E. Sayılı dosyası ile icra takibinde, 824.924,51 TL 04 Temmuz 2025 tarih, ..... no'lu Fatura 20.791,00 Amerikan Doları karşılığı ve fatura tarihi itibarı ile 824.924,51 Türk Lirası tutarındaki yurt dışı fuarı hizmeti karşılığı kesilen ve ödenememiş fatura bedelinin tahsili (İstenen: Yıllık Reeskont Avans) 824.924,51-TL toplam alacak olan ilamsız icra takibine girişilmiş olduğu, süresi içinde itirazda bulunulduğu, borcun var olup olmadığı, davacı tarafından nasıl hesaplama yapıldığı, faizin var olup olmadığı, faiz hesabı yapılmışsa hangi tarihten itibaren işletildiği gibi hususların talep edilen alacağı likit kılmadığı, Faturanın tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğinde olduğu, faturaya dayalı bir borcun varlığının her şeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurmasının da söz konusu olmadığı, bu nedenle faturada yazılı bedelin taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı sürece teamül haline geldiği de düşünülemeyeceği, Yargıtay uygulaması ve doktrinde de aynı görüşün hakim olduğu, diğer bir yandan, alacağın varlığını ispatla birlikte ortada kesinleşmiş bir fatura bulunduğunun ispat yükünün de, faturaları keşide eden davacı şirket üzerinde olduğu, faturanın herhangi bir şekilde muhatabına ulaştırılmasının yeterli olmayacağı, faturaya tanınan karineden faydalanmak isteyen tacirin hem faturanın gönderildiğini hem de faturanın muhatap tarafından alındığını ve alınma tarihini ispat zorunda kalacağı, doktrinde hakim olan görüşe göre de temel borç ilişkisinin faturayı veren kişi tarafından kanıtlanması gerektiği, fatura sözleşmenin ifa safhası ile ilgili olup mutlaka bir sözleşmeye dayanması gerektiği, sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesinin, akdi ilişkinin varlığının kanıtı olmadığı, bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını da kanıtlaması gerektiği, ayrıca taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belgenin fatura sayılmayacağı ve bu belgeye itiraz edilmemesinin de yeni TTK m. 21/2 fıkrası anlamında bir sonuç doğurmayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.09.2018 T. 2017/19-915;1338 sayılı kararı ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2004 tarihli, 2003/4214;1479 sayılı ilamında “fatura düzenlenip davalıya tebliğ edilmiş olması buna itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli değildir” denildiği, ayrıca davacının dava konusu ettiği alacağın likit olmadığı, zira davacı yan bir akit ilişkisi olmayan alacakları için çok fahiş faiz oranları üzerinden müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, söz konusu icra takibinde belirtilen faiz oranlarının da fahiş miktarda hatalı olarak hesaplandığı, nitekim bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi ile de sübut bulacağını belirtmiş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığının tespitine ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında ödeme emrinin davalıya 02/09/2025 tarihinde e- tebliğ edildiği, davalı tarafından29/08/2025 tarihli borca itiraz dilekçesi sunulmak suretiyle takibin durdurulduğu, davacı tarafından işbu davanın 20/11/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, davacı tarafça ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, defter üzerinde inceleme yapmak üzere Mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Mahkememizce davacı defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen SMM Bilirkişi tarafından sunulan raporda davacı tarafın defterlerinin kanunun aradığı şartları taşıdığı, sahibi lehine delil gücüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından verilen süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği anlaşılmıştır. Vergi dairelerinden celp edilen BA&BS formlarının da birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Defterler ile vergi kayıtlarının incelenmesinde davalının söz konusu faturayı vergi dairesine bildirerek bu faturadan haberdar olduğu, yine vergi dairesine bildirerek kabul edip kayıtlara girdiği, dolayısı ile söz konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir.

Davaya konu uyuşmazlığın temelindeki iş taşıma işidir ve davalı tarafından reddedilen akti ilişkinin olup olmadığı yani taraflar arasında geçerli bir taşıma sözleşmesinin olup olmadığı ihtilaf konusudur. Öncelikle taşıma sözleşmesinin kurulup kurulmadığı hususunun irdelenmesi gerekmiştir. Her ne kadar taraflarca yazılı bir sözleşme sunulmamış ise de dosyadaki maillerin incelenmesinde ayrıntıları belirlenmemiş olsa da bir taşıma sözleşmesinin varlığının TTK 856/2 maddesi gereğince kabulü gerekmiştir. Yine dosyaya sunulan gümrük belgeleri ile fotoğrafların ve yazışmaların incelenmesinde tarafların arasındaki ilişkinin kurulduğu ve taşıma işi ve gümrükleme işlerinin yapıldığı görülmüş, bu husus taşıma hukuku alanında uzman bilirkişi tarafından da tespit edilmiştir. 30/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı tarafın dava dosyasına sunmuş olduğu e-mail yazışmaları, gümrük belgeleri ve fotoğraflardan, davacı taraf ile davalı taraf arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 856. Maddesi kapsamında taşıma sözleşmesinin kurulduğu, davacı tarafça taşıma işinin ve gümrükleme işlemlerinin yapıldığı, Davacının 2025 yılına ilişkin ticari defterlerinin e defter olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı yanca düzenlenen faturalar ile alınan ödemelerin ticari defterlere işlenmiş olduğu, ticari defterlerinin ayrıntılı, anlaşılır VUK ve TTK hükümlerine uygun tutulmuş olduğu, e-defter beratlarının yasada belirlenen sürede GİB sistemine yüklenmiş olması nedeniyle defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıyacağı kanısına varılmış olmakla birlikte bu husus Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu, Davacının 2025 yılı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; Davacı ..... Uluslararası Nakliye Denizcilik ve Lojistik Hizmetler Ticaret Limited Şirketi tarafından Davalı .....Elektromekanik Sanayi Anonim Şirketi adına keşide edilen dava ve takibe konu edilen 04.07.2025 tarihli, .... no.lu USD 20.791 ( 824.924,51 TL) tutarındaki faturadan dolayı 824.924,51 TL ve 37.868,72 TL oluşan kur farkı nedeniyle toplamda 862.793,23 TL alacaklı gözüktüğü, Davalı şirketin ticari defterleri ile kayıtların dayanağı belgeler ibraz edilmediğinden, inceleme yapılamadığı, Dosya kapsamında yer alan 2025 yılına ilişkin Ba-Bs (Alış-Satış analiz) formlarının incelenmesi neticesinde; Davacı ..... Nakliye Denizcilik ve Lojistik Hizmetler Ticaret Limited Şirketi tarafından Davalıya düzenlenen 04.07.2025 tarihli, .... no.lu USD 20.791 ( 824.924,51 TL) tutarındaki faturanın hem davacı hem de davalı tarafından beyan edildiği, Davalının dava ve takibe konu edilen faturaya ve içeriğine, yasal sürede itiraz ettiğini gösterir herhangi bir belge ibrazında bulunmadığı, Dava dosyası içeriği bilgilerine göre takibe itiraz ederek takibi durdurduğunun belirlendiği, "anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporunun tarafların ve mahkememizin denetimine açık, dosya kapsamı ile uyumlu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle mahkememizce kurulan hükme esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının takibe konu ettiği faturalara ilişkin yukarıda açıklanan taşıma işlerini yaptığı ve bedelini almadığı tüm dosya kapsamı ile sabit olmakla; davacının davasının kabulüne karar verilmiş, taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura alacağına dayalı olduğundan talep edilen tutarın belirlenebilir mahiyette olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatı talebi yönünden kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KABULÜ ile; Ankara Batı İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı dosyasında; 824.924,51 TL Asıl Alacağa yönelik davalı itirazının İPTALİ ile; takibin DEVAMINA, 2-Kabul edilen asıl alacak (824.924,51-TL) miktarı üzerinden %20 oranında (164.984,90 TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 56.350,69-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 9.963,03-TL harcın mahsubu ile bakiye 46.387,66-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 9.963,03-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 129.738,68-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yapılan 8.121,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 22/05/2026

Katip .... E-imzalıdır Hakim ....E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1096, K. 2026/443, T. 22.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1096-e-2026-443-k-26c359aade71