İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1086 E. 2026/270 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1086
Karar No
2026/270
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1086 Esas KARAR NO : 2026/270

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 23/09/2025 KARAR TARİHİ : 05/03/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/03/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının maliki olduğu ... plakalı araç, müvekkil şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan, maliki ve sürücüsü ... olan ... plakalı araca 27.04.2023 tarihinde İstanbul İli ... İlçesi mevkiinde çarparak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen kazada davalı taraf sürücüsünün KTK m.67/1-B kuralını ihlal etmiş olup yaşanan maddi hasarlı trafik kazası sonrasında olay yerini terk ettiğinden davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 23/09/2025 tarihli, ... esas ... sayılı kararı ile mahkemelerinin görevsizliğine karar vererek dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin yukarıda yazılı esasına kaydedilmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi, 01.08.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralanan müvekkiline yapmış olduğu sürekli sakatlık tazminatı ödemesinin bir kısmının iadesi talebiyle İstanbul Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatmış olduğunu, anılan icra takibinin itiraz üzerine durması neticesinde, davacı tarafça işbu itirazın iptali davası ikame edilmiş olduğunu, ancak; aşağıda detaylı olarak açıkladığımız gerekçelerle; huzurdaki dava haksız ve mesnetsiz olduğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza yargılaması sürecinde elde edilen raporun; hukuk mahkemesini bağlamamakla birlikte söz konusu kusur dağılımını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, öte yandan, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında, davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan ...’ın, kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu açıkça tespit edilmiş olduğunu, kaza tespit tutanağı, olayın meydana geldiği anda düzenlenmiş olması ve kazanın oluş şekline ilişkin ilk ve en sağlıklı tespitleri içermesi nedeniyle, kusur değerlendirmesinde son derece önemli ve dikkate alınması zorunlu bir belge olduğunu, buna karşın, ceza yargılaması sürecinde alınan bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı arasında açık ve giderilmemiş bir çelişki bulunmakta olduğunu, bu çerçevede, müvekkiline atfedilebilecek olası kusur bulunmamakta olduğunu, buna karşılık; dava dışı sigortalı araç sürücüsünün; emniyet şeridini usulsüz biçimde kullanması, hızını yol ve çevre koşullarına göre ayarlamaması ve yaya yoğunluğu öngörülebilir bir bölgede gerekli dikkat ve özeni göstermemesi gibi çok sayıda ve ağır nitelikli kural ihlali söz konusu olduğunu tüm bu nedenlerle; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına talep etmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamında göre; Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Bu durumda eldeki davada dava dışı sigortalı ile davalı açısından değerlendirme yapılması, davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.” Taraflar arasındaki uyuşmazlık mutlak ve nisbi ticari nitelikte olmadığından işbu dava açısından Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyecektir. Davacı taraf, halefiyet gereği sigortalısı yerine geçtiğinden ve mutlak ticari dava olmadığı gibi davalının tacir olmaması nedeniyle nisbi ticari dava da bulunmamaktadır. Bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin daha önce görevsizlik kararı veren Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, davanın görev şartı yokluğundan reddi ile Büyükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermek gerektiği, dosyanın daha önce Büyükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararı ile mahkememize gönderildiği ve iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğu nazara alınarak dosyanın mercii tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin BÜYÜKÇEKMECE 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna, 3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha öncede Büyükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının, halli merci tayini için dosyanın HMK 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BAM 37. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/03/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1086, K. 2026/270, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1086-e-2026-270-k-bce448075db4