İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1082 E. 2026/389 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1082
- Karar No
- 2026/389
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/1082 Esas KARAR NO:2026/389 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 25/11/2025 KARAR TARİHİ: 16/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; "Müvekkil ----- ----- faaliyet göstermektedir. Davalı borçlu --- müvekkilden icra takibinde sunulmuş faturalardan da anlaşılacağı üzere farklı tarihlerde ----- sipariş etmiştir. Müvekkil, bu konteynırların kurulumunu yapmış ve davalıya teslim etmiştir. Bunun karşılığında kendisine ----- faturalar düzenlenmiştir. Davalı tarafından faturalara itiraz edilmediği gibi borcun da ödenmemesi üzerine müvekkil tarafından ----- Esas sayılı dosyası ile Örnek 7 ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçlu, tebligatı alması üzerine süresi içinde vekili aracılığıyla dosyada mevcut dilekçe ile itiraz etmiştir. Bunun üzerine kanun hükmü uyarınca icra takibinin borçlu yönünden DURDURULMASINA karar verilmiştir. Dolayısıyla İİK'nun 67.maddesi uyarınca genel mahkemelerde dava açma zarureti doğmuştur. 3-) İtirazın hükümden düşürülmesi başlıklı İİK'nun 67.maddesi aynen şöyledir: "Madde 67 ------ Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ---- Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.---- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Davalı/borçlunun itirazları hukuken dayanaksızdır. Faturalar, cari hesap ekstre ve tarafların defter kayıtları incelendiğinde takibe konu borcun ödenmediği açıkça görülecektir. Davalının itirazları haksız ve hukuki temelden yoksundur. Sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşımaktadır. Alacak likit bir alacak olup, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takip durmuş, müvekkil şirket mağdur olmuştur. Bu nedenle alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ediyoruz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesine göre, alacak ve tazminat taleplerine ilişkin davalardan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu çerçevede, ----- tarihinde ---- dosya numarasıyla başvuruda bulunulmuş, ancak yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamamıştır. Anlaşma sağlanamadığından dolayı mahkemeye başvuru zorunluluğu doğmuştur.Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm alacak talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile; Öncelikle müvekkilin haklı alacağının güvence altına alınmasını teminen davalının tüm mal varlığı üzerinde İİK 250 vd hükümleri uyarınca ihtiyati haciz UYGULANMASINA,Davanın KABULÜ ile davalı/borçlu -------- Esas sayılı dosyasından gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli İTİRAZIN İPTALİ İLE birlikte takibin DEVAMINA, Takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli davalı/borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine HÜKMEDİLMESİNE, Tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı/borçlu tarafa yüklenmesine karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın görevsiz mahkemede açılmış olması nedeniyle, davacının haksız ve kötü niyetli davasının öncelikle USULDEN REDDİNE, makkemece aksi kanaate varılması hâlinde, DAVANIN ESASTAN REDDİNE, Mahkemece esasa girilmesi ihtimalinde dahi. dava konusu işin bilirkişi marifetiyle incelenmesine, davacının borcu asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşme konusu bedeli hak edip etmediğinin tespitine, davacının hak ettiği bir bedel bulunduğu kanaatine varılması hâlinde ise hakkaniyet gereği indirim yapılmasına, kötü niyetli davacının icraya konu ettiği alacak nedeniyle İİK ve ilgili mevzuat uyarınca alacağın 420'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup, taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklı ihtilaf doğduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle söz konusu ihtilafın TTK'nun 4. maddesinde sayılan, başka ifade ile bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan değildir------cevabi yazısında; davalı --- davacı ---gerçek kişi ticari işletme kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.Yine ---- tarihli cevabi müzekkere yazısında ----- olduğunun bildirildiği görülmüştür.Sonuç olarak,-----yazısına göre tarafların gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olmadığı gibi ortada mutlak ticari bir dava da bulunmadığı,----- cevabi müzekkere yazısından davacının esnaf olduğu, davacı vekilinin ---- tarihli beyan dilekçesinden davacının esnaf olduğu anlaşılmakla bu haliyle tacir kabul edilemeyeceği, ihtilafa konu eser yapım işinin davalının ticari değil şahsi için yapıldığı değerlendirmeleri ile uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Benzer konuya ilişkin ----- karar sayılı ilamında; " Somut uyuşmazlık taraflar arasında gerçekleşmiş olmakla birlikte, her iki tarafın da gerçek kişi tacir sıfatını taşıması, aralarındaki hukuki ilişkinin mutlak surette ticari dava niteliği taşıdığı anlamına gelmediğini, taraflar arasındaki ----- tutarındaki para transferi, ticari bir faaliyet kapsamında gerçekleşmemiş; aksine tamamen şahsi ve özel nitelikte bir ödünç para verme işlemi olarak vücut bulduğunu, bu durum, hem işlemin mahiyeti hem de bilirkişi raporundaki teknik tespitler ile açıkça ortaya konulduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. ve 19. maddeleri ile ------- görüşleri uyarınca, ticari işletme ile ilgisi bulunmayan bu tür işlemler ticari iş karinesinin dışında kalır ve adi iş niteliği taşıdığını, dolayısıyla, dava konusu borç ilişkisinin ticari işletmelerle herhangi bir bağlantısı bulunmadığından, davanın asliye ticaret mahkemesi'nde değil, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararı hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. " şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür.Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ------ Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere -----Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------ Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/04/2026