İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1 E. 2025/362 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1
- Karar No
- 2025/362
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1 Esas KARAR NO : 2025/362
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2025 KARAR TARİHİ : 17/04/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticari faaliyeti gereği ....... plakalı ticari taksi sahibi olduğunu ve bu aracın müvekkilinin temel gelir kaynağı olduğunu, dava dışı 3. Kişi olan ...... 'in ..... Mah. ..... Cad. No:3/1A Bahçelievler/İstanbul adresinde ,..... Mağazacılık A.Ş bünyesinde hizmet veren Ekojet Trendyol mağazasında tavanından olmak suretiyle su akıntısı olduğunu belirttiğini ve bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek kendisinin sigorta şirketi olan davalı yandan zararının tazmin talebi sonrası davalı yan tarafından söz konusu olayın müvekkili ile hiçbir ilgisi bulunmadığı halde rücu gerekçesi ile müvekkiline karşı Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, sonrasında icra takibinin usule aykırı olarak kesinleştiğini ve davalı yan tarafından müvekkilinin ticari faaliyet gösterdiği ....... plakalı araca haciz konularak yakalama şerhi konulduğunu ve akabinde aracın Trafik Ekipleri tarafından muhafaza altına alındığını, ancak davalı tarafın haksız olarak başlattığı icra takibini geri çektiğini, bu süreçte aracın trafikten çekilmesinden dolayı ticari faaliyette bulunamadığını, müvekkilinin bu sebeple maddi ve manevi zarara uğradığını, kâr kaybı, kazanç kaybı ve müvekkilinin ödediği sair tüm masraflara ilişkin taleplerinin bulunduğunu, bu sebeplerle davalı yanın haksız ve hukuka aykırı şekilde başlattığı icra takibi neticesinde müvekkilinin uğradığı kâr, kazanç ve sair her türlü maddi zararına ilişkin olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı yandan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, HMK 6/1 uyarınca kazanç kaybı talepli maddi tazminat konulu davalarda yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, bu sebeple yetkili mahkemelerin İstanbul Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın, sigortalı araç sürücüsüne raci kusur ve zararı kanıtlayamaması halinde müvekkili şirketin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketin kazanç kaybından doğan borcu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin kazanç kaybını ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini, bu sebeplerle açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. Maddesinin ikinci fıkrasında , bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. Maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesinde , "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. Maddesine göre " bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. Maddesi hükmünce de ; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'nın 1463. Maddesinde de önce 17. Maddeye gönderme yapılarak , Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardar aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. Maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. İkinci sınıf tacirler esnaf olarak kabul edilecektir. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Tarafların tacir kaydına esas olmak üzere bağlı oldukları vergi dairesine ve ticaret sicil müdürlüğüne müzekkereler yazılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabının incelenmesinde davacının adına gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı görülmüştür. Yenibosna Vergi dairesinin yazı cevabının incelenmesinde davacının Basit Usulde Ticari Kazanç'a göre defter tutan mükellef olduğu belirtildiği görülmüştür. Dava, haksız fiileden kaynaklı alacak talebine ilişkindir. Davacı tarafın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı , davacının davacının Basit Usulde Ticari Kazanç'a göre defter tutan mükellef olduğu taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK m.4/1'de belirtilen mutfak ticari dava niteliğinde olmadığı ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair, davacı vekilinin yüzlerine karşı, davalı tarafın yokluğunda yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/04/2025
Katip ..... ¸e-imzalıdır
Hakim .... ¸e-imzalıdır