İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/943 E. 2025/1043 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/943
- Karar No
- 2025/1043
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/943 Esas KARAR NO : 2025/1043
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/11/2024 KARAR TARİHİ : 07/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkiline kargo ile gönderilen çeklerin gecikmesi üzerine müvekkil ..... Kargo firmasına ulaşıp kargo akıbetini sormuşsa da kargoya ulaşılamadığının bildirildiğini, müvekkilinin kargoyu takip ederken ilgili çeklerin keşidecileri olan firma yetkililerinin müvekkile "ilgili çeklerin faktoring firmalardan bozdurulmaya/kırdırılmaya çalışıldığına dair telefon geldiğini" bildirdiklerini, söz konusu çeklere ödeme yasağı kararı verilmesi adına ivedi olarak hukuki işlemlerin başlatıldığını, bu kapsamda öncelikle derhal Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulduğunu, ekte yer verdikleri ..... E sayılı dosya kapsamında 17.01.2024 tarihinde; dava konusu .... Bankası A.Ş, ..... Şubesine ait TR..... IBAN numaralı .... Seri Numaralı, 30.09.2024 Tarihli, 400.000 TL bedelli çek de de dahil olmak üzere 13 adet çekle ilgili teminat mektubu karşılığı ödemeden men yasağı kararı verildiğini, söz konusu çeklerle ilgili ödeme yasağı kararlarınun da Ticaret Sicil Gazetelerinde usulüne uygun biçimde yayımlandığını, aynı şekilde çeklerin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde kaybolduğu düşünüldüğünden derhal şikayet edildiğini ve çeklerle ilgili daha sonra kullanılma durumunda suç duyurusunda bulunulması kararı verilerek İstanbul Anadolu CBS'nin ..... Soruşturma no'lu dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, daha sonra diğer çeklerle ilgili yapılan birtakım kullanım iddiaları üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunulduğunu, ..... soruşturma numaralı dosya kapsamında halihazırda soruşturma işlemlerinin devam ettiğini, maalesef ödemeden men yasağına rağmen söz konusu çekler kötüniyetli kişiler tarafından çalınarak, müvekkilinin kaşesi ve imzası dahi benzemeyecek biçimde şüpheliler ve sair kişiler tarafından taklit edilerek ve çekte tahrifat yapılarak dolaşıma sokulduğunu, bu çeklerden birisinin de davalı tarafından Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. sayılı dosyasına sunulan 08.10.2024 tarihli müdahale dilekçesinde karşılarına çıktığını, konuyla ilgili Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... E. Sayılı dosyasında tarafımıza huzurdaki çek istirdatı davası açmak üzere süre verildiğini; süresi içerisinde dava şartı arabuluculuk işlemleri kapsamında arabulucuya başvurulduğunu, Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu nezdinde açılan ..... sayılı (Büro No:.....) dosyada anlaşma sağlanamadığından huzurdaki davanın açılmasının zaruri hale geldiğini, dava konusu çek kargoda kaybolduğu için kötüniyetli kişilerin eline geçtiğini ve maalesef çekte müvekkilinin kaşesinin ve imzasını taklit suretiyle tahrifat yapıldığını, dava konusu çekle ilgili ekran görüntüleri ve müvekkilinin orijinal kaşesi ve imza beyannamesine yer verilmek suretiyle çekte ne denli tahrifat yapıldığının görüleceğini, söz konusu çekte keşidecinin ..... Mobilya Pazarlama Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin arkası boş olarak müvekiline teslim ettiğini, müvekkilinin kaşesi ve imzası taklit edilmek suretiyle dolaşıma sokulduğunu, tanımadıkları birtakım cirantalardan sonra davalıya ulaştığını, bu sebeple istirdatı talep edilen icra takibine konu çekte ...... yönünden ayrıca imza itirazlarının bulunduğunu, Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E sayılı dosya kapsamında 17.01.2024 tarihinde; dava konusu ..... Bankası A.Ş, ..... Şubesine ait TR...... ıban numaralı ..... seri numaralı, 30.09.2024 tarihli, 400.000 Tl bedelli çek de dahil olmak üzere 13 adet çekle ilgili teminat mektubu karşılığı ödemeden men yasağı kararı verildiğini, söz konusu kararın ticaret sicil gazetesinde yayımlandığını, . söz konusu kararda ilgili çeklerin bulunması durumunda Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurulması gerektiğini bildirdiğini, kötüniyetli alacaklı/davalı tarafından 30.10.2024 çekin ibraz edildiğini, ibraz sırasında çekte bahsettiğimiz ödeme yasağının bulunduğunun bildirildiğini, çekin düzenleme tarihinden 1 ay sonra ibrazının da mevcut durumun birtakım kötüniyetli kişiler tarafından bilindiğini ve bilerek ve isteyerek çek ibrazının geciktirildiğini ispat ettiğini, açıklanan nedenlerle davalı tarafından T.C. Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... E. sayılı dosyasına sunulan 08.10.2024 tarihli müdahale dilekçesi ekinde sunulan çek görseli ile davalıda olduğu anlaşılan .... Bankası A.Ş, ..... Şubesine ait TR..... IBAN numaralı ..... Seri Numaralı, 30.09.2024 Tarihli, 400.000 TL bedelli çekin davalıdan istirdadına ve müvekkiline iadesini, dava konusu çekle ilgili cirantalar ve yetkisiz hamil davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini, emsal yargı kararları kapsamında istirdat davasına konu çekle ilgili derdest T.C. Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... E. sayılı iptal davası mevcut olduğundan işbu istirdat davasının Bursa'daki söz konusu dava ile birleştirilmesi yönünde karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin herhangi bir şirket yöneticisi olmadığı gibi dava konusu çeki de tamamen şahsı adına, yaptığı ticarete karşılık kabul ettiğini, sürekli çek keşide eden veya alan biri olmayıp, sürekli alım satım yaptığı firmalar da bulunmadığını, müvekkilinin çek hakkında ödeme yasağı olduğunu da bankaya ibraz ettiğinde öğrendiğini kaldı ki gerekli özeni göstermesine rağmen işbu çekin kaybolduğunu/çalındığını bilebilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca cirantaların/lehtarın imzasını sahte mi değil mi diye kontrol etme imkanı da bulunmadığını, kendisinin bilirkişi olmadığını, davalı müvekkilinin yetkili hamil olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu bulunmadığını, 6102 sayılı yasanın 686. maddesi hükmüne göre, bu hususta, ciro silsilesinin görünüşte düzgün olmasının yeterli olduğunu, dava konusu çekte mevcut ciro silsilesi içerisinde bu anlamdan bir kopukluk bulunmadığı gibi, ciro silsilesinde ismi geçen lehtar ve cirantaların kaşe ile imzalarının sahte olduğunun tespiti bile müvekkilin yetkili meşru hamil olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, TTK'nın 730. maddesinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanun'un 636. maddesine göre kambiyo senetlerinde "müteselsil borçluluk" esası olduğunu, çekte imzası bulunan herkesin, hamile karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin çeki kendisine veren kişi dışındaki cirantalarla hiçbir irtibatı ve ilişkisi bulunmadığından kendisinin iyi niyetli olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin sadece alacağına binaen kendisine bu çeki veren kişi dışında kimseyi tanımadığını, gerekirse tüm ciranta şirketlerin yetkilileri mahkemede tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporu aldırılarak tüm tarafların ticari defterlerinde inceleme yapılması gerektiğini, kaldı ki müvekkilin kötü niyetli olduğunu ispatlamanın davacı külfetinde olduğunu, davacının, davalının çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmadığını, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırdığını, mücerretlik (soyutluk), kambiyo ilişkisinin temel borç ilişkisindeki sakatlık ve geçersizliklerden etkilenmemesini sağladığını, ayrıca somut olayda davacı, çek üzerine ödemeden men yasağı konulmasını talep etmiş ise de, menfi tespit ve veya istirdat davalarında ihtiyati tedbirle ilgili İİK'nun 72. Maddesi ile özel düzenleme bulunmakta olup, anılan maddede ödeme yasağı kararı verilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, davacı tarafça genel hükümler doğrultusunda HMK 389. Maddesi gereğince de tedbir talebine dayanak olan hususları yaklaşık olarak ispat edebilecek bir bilgi ya da belge bu aşamada ibraz edilmediğini, talep edenin iddiaları bakımından bu aşamada yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından, çekin davalı tarafça bankaya ibrazı halinde ödenmesinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir istemi yerel mahkemece kabul edilmediğini, müvekkilinin iyi niyetli olarak alacağına karşılık çeki devraldığını ve bankaya ibrazını sağladığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, ....... bankası A.Ş. Silivri Şubesi'ne ait .... seri numaralı, 30/09/2024 tarihli, 400.000,00 TL bedelli çekin kargo kaybolduğu, çalındığı iddiası ile dava konusu çekin iradesi dışında davacının zilyetliğinden çıktığı ve davacı tarafın imza ve kaşesinin taklit edildiği iddiası ile çekin istirdadı ile yetkisiz hamil ve cirantalara borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. -TTK'nın 792. maddesine göre; "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." -Söz konusu düzenleme uyarınca rızası hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına yahut menfi tespite karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesinin gerekmektedir. Bu durum karşısında davada ispat yükü, çekin istirdatına karar verilmesini talep eden davacıya ait olup aksinin kabulünün kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldıracağı açıktır. -TTK'nun 792.maddesi uyarınca açılan istirdat davalarında davacının hamili olduğu çekin rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. -Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Dolayısıyla, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). -6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. -Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı yasanın TTK'nın 677. maddesi hükmü gereğince; Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse ,diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.295; Doğanay s.1646-1647; Murat Alışkan; Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998, s. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/İzzet Karataş; Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998, s. 363).
-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 686. maddesi gereğince ciro silsilesinin görünüşte düzgün olması yeterlidir. Ayrıca, davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde imzası bulunanların imzalarının gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu yoktur. -Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada; “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir.
-Her ne kadar bir kısım yargı yargı kararlarında "senette ilk cironun lehtara ait olmaması" nedeniyle senetlerin ve takiplerin iptaline karar verilmiş ise de bu kararların ayrıntılı incelenmesinde ilk cironun lehtara ait olmaması halinin görünüşte mevcut olan bir kopukluktan meydana geldiği, başka bir anlatımla senetteki ilk ciroyu yapan kişi ile lehtarın farklı kişiler olduğu, bu nedenle ciro silsilesinin kopukluğun ilk bakışta inceleme ile anlaşılabilecek görünüştü kopukluk olduğu görülmektedir. (Yargıtay 12. H.D 2022/8798 Esas 2023/2647 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 12. H.D 2021/1411 Esas 2021/7149 Karar sayılı ilamı ) -Somut olayda davacı tarafın iddiası dava konusu senedin rızası dışında elinden çıktığı ve akabinde imzasının taklit edilerek senedin ciro edildiği, davalı tarafın yetkili ve iyiniyetli hamil olmadığı iddiasına dayanmaktadır. Yine davacı tarafın dava dilekçesinde senedin arka yüzünde ciranta-lehtar sıfatıyla yer alan imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği görülmektedir. -İmzaya itiraz mutlak defi niteliğinde olduğundan imza incelemesine karar verilmiş, davacıya ait imzalar dosya arasına alınmış, ıslak imzalı evrak asılları temin edilmiştir. Akabinde senet aslının incelenmesi amacıyla davalı tarafa; "dava konusu senet aslının davalı uhdesinde bulunup bulunmadığı, davalı uhdesinde bulunuyor ise senet aslını ibraz etmek, dava konusu senet davalı uhdesinde değil ise senedin bulunduğu kurum ve kuruluşları bildirmek üzere duruşma zaptının tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde senet aslının ibraz edilmemesi veya senet aslının celp edileceği yerin bildirilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına" karar verilmiştir. -Davalı tarafça sunulan beyan dilekçesinde, dava konusu senedin muhatap bankaya ibraz edilerek çek bedelinin tahsil edildiği bildirilmiş, bu doğrultuda Mahkememizce ilgili Halkbank'a müzekkere yazılmış, banka cevabında senedin bankada bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. -Mahkememizce davalı tarafın daha önceki beyanlarında bildirmiş olduğu banka şubesinde senet aslının bulunmadığını bildirildiği görülmekle, davalı vekiline SON KEZ dava konusu senet aslının davalı uhdesinde bulunup bulunmadığı, davalı uhdesinde bulunuyor ise senet aslını ibraz etmek, dava konusu senet davalı uhdesinde değil ise senedin bulunduğu kurum ve kuruluşları bildirmek üzere duruşma zaptının tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde senet aslının ibraz edilmemesi veya senet aslının celp edileceği yerin bildirilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, davalı tarafça kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı senet aslının ibraz edilmediği görülmüştür. -Kambiyo senetlerinde imzanın keşideciye ait olduğuna yönelik ispat yükü senet alacaklısı üzerinde bulunmaktadır. Senet zamanaşımına uğramış ve adi senet hükmünde olsa dahi, senet altındaki keşideci imzasına ilişkin sahtelik defi, mutlak def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülebilir. ....... Fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılamayacağı gibi fotokopi belge üzerinden rapor düzenlenmesi halinde bu rapor hükme esas alınamaz. Bu durumda; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davalı yanca senet aslının ibraz edilmemesi, ispat yükünün davalıda olduğu, bonodaki imzanın davacıya ait olmadığının kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin karar verilmesi yerindedir. (Benzer mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2011/2989 Esas, 2011/13518 Karar sayılı, 31.10.2011 Tarihli; 2016/7240 Esas, 2017/2345 Karar sayılı, 22.03.2017 Tarihli ilamları) -Bu doğrultuda davacının lehtar ve cirantası olduğu, davanın şekli anlamda son hamili olduğu ..... Bankası A.Ş. ..... Şubesi'ne ait ..... seri numaralı, 30/09/2024 tarihli, 400.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekmiştir. -Her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde "cirantalar ve yetkisiz hamil davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitine" şeklinde talepte bulunulmuş ise de davaya taraf olmayan diğer cirantalar yönünden tespit hükmünün verilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla bu hususta ayrıca inceleme yapılmamış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -..... Bankası A.Ş. ..... Şubesi'ne ait ..... seri numaralı, 30/09/2024 tarihli, 400.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davacı tarafın davalı yana borçlu olmadığının tespitine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 27.324,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 26.896,40-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak olarak yatırılan 427,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 427,60 TL başvurma harcı ve 949,12-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 1.376,72-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 64.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ve dosyada mevcut evrak asıllarının iade işlemlerinin yerine getirilmesinin akabinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/11/2025
Katip ..... e-imzalıdır Hakim .... e-imzalıdır