Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1607 E. 2025/1713 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1607
- Karar No
- 2025/1713
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1607
KARAR NO : 2025/1713
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/10/2025 (Ara Karar)
NUMARASI : 2025/709 Esas
TALEP: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkilinin murisi babası Ali ... 17.08.2025 tarihinde vefat ettiğini, murisin davalı ... Giyim Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’nde %20 oranında ortaklık payı bulunduğunu, bu payın terekeye intikal ettiğini ve müvekkilinin, limited şirket ortağı sıfatını kazandığını, şirketin diğer ortakları olan davalı Yüksel ... ve Erdoğan ...'ın şirketin %40 + %40 oranında hissedarı olduklarını ve aynı zamanda şirketin fiilen yönettiklerini, müvekkilinin, ortaklık sıfatına rağmen şirket defter ve belgelerine erişemediğini, bilgi alma hakkını kullandırılmadığını, davalı ortakların şirket adına yapılan satışlardan doğrudan kendi şahsi banka hesaplarına tahsilat yaptıklarını yahut şirket adına yapılan nakit tahsilatları şirket kasasına aktarmaksızın şahsi hesaplarına yatırdıkları yönünde kuvvetli şüphe bulunduğunu, bu nedenle, sadece şirketten şahsi hesaplara yapılan transferlerin değil, şirket adına yapılan satış ve tahsilatların da davalı ortakların şahsi hesaplarına yansıyıp yansımadığının incelenmesi gerektiğini, arz izah olunan ve resen gözetilecek nedenlerle; davalı şirketin 2020-2025 yılları arasındaki tüm defter, kayıt, banka ve vergi belgelerinin celbine, uzman bilirkişi marifetiyle şirketin gerçek satışlarının, cirosunun ve kârının tespitine, gayri resmî satış yapılıp yapılmadığının ve bilançoların gerçeğe uygun olup olmadığının incelenmesine, şirket hesaplarından davalı ortakların şahsi hesaplarına yapılan para transferlerinin yanı sıra, şirket adına yapılan satış ve tahsilatlardan doğrudan davalı ortakların şahsi hesaplarına aktarılan tutarların veya şirket kasasına intikal etmeyen nakit tahsilatların da tespit edilerek bilirkişi tarafından incelenmesine, bilançoların gerçeğe aykırı olduğunun anlaşılması halinde iptaline, gerçek bilanço üzerinden müvekkilin payına düşen kâr payının belirlenmesine, dava süresince şirketin sermaye artırımı yapmaması, ticari defter, kayıt, e-fatura/e-arşiv, banka hesap ve muhasebe belgelerinin değiştirilmemesi, yok edilmemesi ve bilirkişi incelemesine sunulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, dava süresince şirket yönetiminin tarafsızlığını ve ortaklık haklarının korunmasını sağlamak amacıyla, davalı şirketin yönetimine bağımsız ve tarafsız bir kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Davanın tespit davası niteliğinde olduğu, davacının 1/4 miras payına sahip olduğu, muris Ali ...'un, davalı şirketin pay oranının %20, davalı gerçek şahısların ise % 40'ar olarak beyan edildiği, dosya kapsamında belgelendirilmeyen somut olgulara dayanmayan davacının iddiaları dışında, dosya kapsamı mevcut delil durumuna göre yaklaşık ispat koşulları oluşmadığından, davacının, dava süresince şirketin sermaye artırımı yapmaması, ticari defter, kayıt, e-fatura/e-arşiv, banka hesap ve muhasebe belgelerinin değiştirilmemesi, yok edilmemesi ve bilirkişi incelemesine sunulması ve davalı şirket yönetimine kayyım atanması ihtiyati tedbir taleplerinin ayı ayrı reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin diğer ortaklarının fiilen yönetimde olduğu ve davacıya bilgi verilmediği hususlarının açıkça dilekçede açıklandığını, müvekkilinin bilgi alma hakkının ihlal edildiğini ve şirket kayıtlarının gizlenme riski bulunduğunu, ihtiyati tedbirin temel şartı olan “mevcut durumun değişmesiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı” durumunun gerçekleştiğini, müvekkilinin, miras yoluyla limited şirkette ortak sıfatını kazandığını, TTK m. 614 gereğince bilgi alma ve inceleme hakkı bulunan ortağın, defterlere erişemediğini, şirketin cirosunun ve kârının gerçeği yansıtmadığı, gayriresmî satışların bulunduğu, ortakların şahsi hesaplarına para aktarımı yapıldığı iddiasının şirket içi denetime izin verilmemesiyle birleşince kayıtların yok edilmesi veya değiştirilmesi tehlikesini doğurduğunu, bu durumda ihtiyati tedbirin, yalnızca müvekkilinin hakkını değil, şirketin mali bütünlüğünü korumaya yönelik olduğunu, kararın, HMK m. 389’un amacına ve TTK m. 553’ün koruma mantığına aykırı olduğunu, somut olayda, şirketin defterlerinin değiştirilebileceği, kayıtların yok olabileceği ve delillerin ortadan kalkabileceği riskinin bulunduğunu, bu durumun, tespit davasının etkinliğini ortadan kaldıracağını, bu nedenle, tedbir kararı verilmemesinin davacı bakımından telafisi imkânsız zararlar doğuracağını, şirket yönetimine kayyım atanması talebinin geçici koruma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, TTK m. 616 ve 630 hükümleri uyarınca, ortaklık haklarının korunması için kayyım atanmasının mümkün olduğunu, mevcut durumda, davalı ortakların şirketi tamamen kendi lehlerine yönettikleri gibi, davacıya bilgi vermediklerini ve defterleri sakladıklarını, bu nedenle, mahkemece kayyım atanması talebinin ihtiyati nitelikte değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin sunulan belgeleri, ortaklık payı ve mirasçılık durumunu, şirket içi yönetim dengesizliğini, delillerin korunması ihtiyacını tartışmadığını ve gerekçesiz karar verdiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Talep, bilgi alma hakkının kullanılması, bilançonun iptali ve kar payının tespiti istemiyle açılan davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf, dava süresince şirketin sermaye artırımı yapmaması, ticari defter, kayıt, e-fatura/e-arşiv, banka hesap ve muhasebe belgelerinin değiştirilmemesi, yok edilmemesi ve bilirkişi incelemesine sunulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, dava süresince şirket yönetiminin tarafsızlığını ve ortaklık haklarının korunmasını sağlamak amacıyla, davalı şirketin yönetimine bağımsız ve tarafsız bir kayyım atanmasına karar verilmesi talep edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Davacı taraf, davalı şirket, müdür ortakların yönlendirmesiyle satışlarının önemli bir kısmını faturasız/gayriresmî olarak gerçekleştirmekte, böylece gerçek ciro ve kâr gizlenmekte ve bilançolar gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmekte olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun 614. maddesi uyarınca limited şirket ortaklarının bilgi alma ve inceleme hakkı bulunduğu, taleplerine rağmen şirket kayıtlarının gösterilmediğini, bu durumun, şirket yöneticisi sıfatını haiz davalı müdürlerin sorumluluğunu doğurmakta (TTK m. 553 vd.) olduğunu iddia ederek davayı şirket müdürlerine yöneltmiştir. Bu durumda davanın niteliği de nazara alındığında, dosyaya sunulan deliller davacı iddiaları yönünden yaklaşık ispat şartını sağlamaya elverişli değildir. Bunun yanı sıra şirkette organ eksikliği bulunduğu da iddia edilmediğine göre bu haiyle şirkete kayyım atanması da mümkün değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025