İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/883 E. 2026/151 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/883
- Karar No
- 2026/151
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...
HAKİM :... KATİP : ...
DAVACI :... VEKİLİ : Av.... DAVALI :... VEKİLİ : Av.... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı firma ile müvekkili arasında gerçekleşen ticaret neticesinde karşılıklı faturaların kesildiğini, bu kapsamda müvekkili firma tarafından 31/10/2024 tarihli 6.922.705,15-TL bedelli faturanın kesildiğini, söz konusu faturanın bir kısmının davalı firma ile yapılan ticaretten dolayı müvekkili firmaya kesilen 31/10/2024 tarih 6.356.302,00-TL bedelli faturaya mahsup edildiğini, yapılan mahsup neticesinde davalı firmanın müvekkiline 566.408,15-TL'lik bakiye borcu kaldığını, davalı firmanın bu ödemeyi yapmaya yanaşmaması üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, yapılan arabuluculuk görüşmesinin olumsuz sonuçlandığından bahisle davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: tarafların aralarında düzenledikleri arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında, davacı arsa sahibinin arsa payının devrine mahsuben, müvekkilinin ise yüklenici sıfatıyla daire tesliminin devrine mahsuben, KDV faturası düzenlemelerinin yasal bir zorunluluk olması nedeniyle yasalar ve inşaat muhasebesi uygulamasında sembolik "trampa" işlemi olarak görüldüğünden, işbu davaya konu faturaların kesildiğini, tarafların ticari defter ve kayıtlarında para giriş ve çıkış işlemi gerçekleşmediğini, karşılıklı kesilen faturaların tarihi ve yapılan inşaatın özellikleri nazara alınarak davacının arsa payının devrine ilişkin faturada KDV oranını %10 olarak kestiğini, müvekkilinin ise daire teslim faturasındaki KDV oranı %1 olarak kestiğini, aradaki farkın da buradan kaynaklandığını, davacı ile müvekkili arasında cari hesap ilişkisi bulunmadığını, aralarında yalnızca bir kez trampa niteliğinde mal değiş tokuşunu amaçlayan ve borç ilişkisini sonlandıran faturaya dayalı açık hesap ilişkisi olduğunu, öncelikle davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini, alacağın %20'sinden az olmamak üzere müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, arsa karşılığı inşaat sözleşmesinin örneği, takip konusu fatura, vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosyaya mübrez 16/04/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda: davacı ... Loj. İnş. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin ticari defter e-beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, davacı ... Loj. İnş. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti.” nin Ticari defter kayıtlarına istinaden; ... Makine Taah. İnş. İnş. Malz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 566.403,15-TL borçlu olduğu, davalı ... Makine Taah. İnş. İnş. Malz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter e-beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, davalı ... Makine Taah. İnş. İnş. Malz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; ... Loj. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 313.521,85-TL borçlu olduğu, davacı ve davalının karşılıklı arsa ve konut teslimlerinde uygulanan KDV oranlarının yürürlükteki yasal mevzuat hükümlerine uygun olduğu, her iki tarafın da 1 adet ve net 6.293.368,32-TL tutarında alış ve satış yaptığını beyan ettiği, Ba/Bs beyannamelerinin birbiri ile örtüştüğü görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyetinden alınan 24/09/2025 tarihli ek raporda: davacı ... Loj. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter e-beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, davacı ... Loj. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; ... Makine Taah. İnş. İnş. Malz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 566.403,15-TL borçlu olduğu, davalı ... Makine Taah. İnş. İnş. Malz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter e-beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, davalı ... Makine Taah. İnş. İnş. Malz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; ... Loj. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 313.521,85-TL borçlu olduğu, her iki tarafın da 1 adet ve net 6.293.368,32-TL tutarında alış ve satış yaptığını beyan ettiği, Ba/Bs beyannamelerinin birbiri ile örtüştüğü, her iki taraf da düzenlemiş olduğu faturada hesaplamış olduğu arsa teslimi için %10, konut teslimi için %1 oranında KDV uygulamasının yasal mevzuata uygun olduğu, fatura üzerinde gösterilen KDV tutarının toplam fatura bedeli ile birlikte muhatabı tarafından ödenmesi gerekmekte olup yüklenilen KDV olarak yasal defterlerine kayıt etmesi yasal zorunluluk olduğu, karşılıklı kesilen faturalarda farklı KDV oranının uygulaması yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre herhangi bir hak talebi doğurmamakta olup dava konusu borç-alacak durumunun aralarında düzenlemiş oldukları sözleşme hükümlerine göre değerlendirilmesinin yerinde olacağı yönünde görüş bildirmişlerdir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, cari hesap ve bakiye fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. 6102 sayılı TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Görüldüğü üzere tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde: "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK'nun 222/4) Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ... Lojistik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı ... Makine Taahhüt İnşaat İnşaat Malzemeleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 566.403,15-TL asıl alacak ve 203.788,75-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 770.191,90-TL alacak talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde davalı ile gerçekleşen ticaret neticesinde 31/10/2023 tarihinde 6.922.705,15-TL bedelli fatura kesildiğini, söz konusu fatura bedelinden davalı tarafından davacıya kesilen 31/10/2023 tarihli, 6.356.302,00-TL bedelli faturanın mahsubu sonrası davalının bakiye 566.408,15-TL borcu kaldığını, 31/12/2023 tarihli cari hesap bilanço kapama işlemleri ile karşılıklı olarak teyit altına alındığını, borcun ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin görevli olmadığını, sorunun vergi mahkemeleri önünde çözümlenmesi gerektiğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmayıp açık hesap ilişkisi bulunduğunu, davalı ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, iş bitimi sonunda tarafların farklı KDV oranlarına tabi olması nedeniyle 6.293.368,32-TL matrah alınıp davacının %10 KDV oranı, davalının %1 KDV oranı üzerinden fatura kestiğini, aradaki farkın bu sebeple oluştuğunu, kesilen faturaların yasa gereği trampa olarak kabul edilmesi gerektiğini, yasal zorunluluktan dolayı KDV oranlarının farklı olduğundan bahisle açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Eldeki uyuşmazlık bir vergi işleminin iptaline yönelik olmayıp tarafları şirket olan ve fatura alacağına dayalı icra takibinden kaynaklanan TTK 4/1 maddesi uyarınca nispi ticari dava olduğundan mahkememizin görevine dair itirazın reddi gerekmiştir. Davalı ile davacı ve dava dışı Kent Çelik Kapı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında Kayseri 2. Noterliği'nin 12/11/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" düzenlendiği, bu sözleşmeye göre davalının yüklenici, davacının ise 1/2 arsa sahibi olduğu, sözleşmenin konusunun Kayseri ili, Kocasinan ilçesi,... parsel üzerinde inşa edilecek 1 blok yapı ile ilgili kat karşılığı inşaat yapım işi olduğu görülmektedir. Sözleşmede tarafların KDV yükümlülüğü ile ilgili bir madde yer almamaktadır. KDV Uygulama Genel Tebliği'nin I/B-8.I bölümüne göre; Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa payı teslimi TDV'ye tabidir. KDVK'nın 1/4 maddesine göre; gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden elde ettikleri kazançlar ticari kazançtır. Bu çerçevede müteahhit tarafından arsa sahibine konut veya işyeri tesliminde KDV hesaplanması gerekir. Fatura düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca uygulanması gereken KDV oranları ise arsa ve arazi tesliminde 07/07/2023 tarihli 7346 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile %10 olarak tespit edilmiştir. Konut tesliminde ise 29/03/2022 tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile yapı ruhsatını 01/04/2022 tarihinden önce almış 150 metrekareyi aşmayanlar için %1 olarak tespit edilmiş olup dava konusu arsa karşılığı inşaat işine ilişkin... numaralı inşaat ruhsatı 31/12/2024 tarihinde alınmış olduğundan %1 oranında KDV uygulanması gerektiğinden her iki tarafından ödemiş olduğu KDV oranının yürürlükteki yasal mevzuata uygun olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Davacı işbu davasına dayanak olarak kendi düzenlemiş olduğu ... seri numaralı, 31/10/2023 tarihli ve 6.922.705,15-TL bedelli fatura, davalının davacıya düzenlemiş olduğu ... seri numaralı ve 6.356.302,00-TL bedelli fatura ile kendi muavin kayıtlarına dayanmıştır. Muavin kayıtlarında davalının imzası bulunmamaktadır. Bu durumda taraflar arasında her hangi bir mutabakat bulunduğu söylenemez. Davacı, kendi düzenlediği fatura tutarı ile davalının düzenlediği fatura tutarı arasındaki fark olan 566.403,15-TL ile bu tutarın işlemiş faizini talep etmektedir. Vergi mevzuatı içerisinde bu tutarın iadesi gerekip gerekmediğine dair bir düzenleme bulunmadığından taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılması gerekmektedir. Kayseri 2. Noterliği'nin 12/11/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi incelendiğinde yapı denetim ücretlerinden doğan KDV tutarlarından arsa sahiplerinin sorumlu olacağı düzenlenmiş ise de arsa payı ve daireden kaynaklı kesilen işbu faturalardan kaynaklı KDV'den kimin sorumlu olacağına ilişkin bir madde bulunmamaktadır. Bu durumda davacının kesmiş olduğu faturada %10 oranında KDV ödemekle yükümlü tutulması yasal bir zorunluluk olup bundan davalı sorumlu tutulamayacağından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. (Taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre KDV ye ilişkin hüküm bulunmadığı, KDV mükellef ve sorumluluğunun arsa tapusunu intikal ettiren arsa sahibine ait olacağının açık olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yasal gerekçe gösterilmeksizin eşit oranda paylaştırma yapılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....Yargıtay 23.HD 2015/6357 Esas, 2018/2890 Karar) Davalı taraf cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur. İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. Somut olayda reddedilen dava açısından alacaklının kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamına yansıyan bir delil bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Şartları oluşmamakla davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 732,00-TL ilam harcının, tahsil edilen 9.302,00-TL peşin harçtan mahsubuna, artan 8.570,00-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 121.528,79-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/02/2026
Katip ...
Hakim ...