İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/885 E. 2026/164 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/885
Karar No
2026/164
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/885 KARAR NO : 2026/164

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/11/2024 KARAR TARİHİ : 18/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili 27.11.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Davacı ----- ile Davalı-----. arasında 22.03.2024 imza tarihli ----SÖZLEŞMESİ, 22.03.2024 imza tarihi ------- SÖZLEŞMESİ imzalanarak yürürlüğe girmiş, ürünler, lisanslar ve hizmetler Müvekkili Şirket tarafından Sözleşme ve eklerine uygun şekilde sunulmuştur. Ancak Davalı Şirket tarafından defaatle uyarılmalarına rağmen sözleşme bedelleri ödenmemiş, Davalı Şirket'e karşı ----.İcra Müdürlüğü --------. numarasıyla icra takibi başlatılmıştır. Müvekkili Şirket tarafından cari hesap ekstreleri, faturalar, sözleşme ve ekleri dayanak gösterilmek sureti ile takip çıkış miktarı 86.991,22 EURO (Filli ödeme günündeki TL karşılığı talep edilmektedir) olan icra takibi -----. İcra Müdürlüğü ----. sayılı dosyası ile ikame edilmiştir. İcra takibine haksız, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin itiraz edilmesi nedeniyle, itirazın iptali, tüm asıl alacak ve ferilerinin tahsili ile icra inkar tazminatı alacağı talebine ilişkin dava ikame edilmeden önce arabuluculuk sürecine başvurulmuştur. İcra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiştir. Zorunlu ticari arabulucuk süreci anlaşmama ile sonuçlanmış olup, son tutanak ekte sunulmuştur. Davalı Şirket tarafından yapılan somut ve hukuki mesnetten yoksun itirazın iptali ve alacaklarının tahsili amacıyla huzurdaki davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur. İcra İnkar Tazminatı Talebi: İcra inkar tazminatı taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Davalı Şirket tarafından icra takibine yapılan itiraz haksız ve kötü niyetlidir. Müvekkili Şirket'in somut ve hukuka uygun alacaklarının tahsilini geciktirmeye yöneliktir. Şirket borcunu bilmekte iken ve takip dayanağı belgeler kapsamında Müvekkili Şirket'in alacaklı olduğu açık olmasına rağmen yapılan itiraz haksız olup itiraz kötü niyetlidir. Bu haksız itiraz üzerine takip durmuştur. Davalı Şirket sorumlu olduğu miktarı bilmekte iken yapılan itiraz tam anlamıyla haksızdır. Nitekim faturalar düzenlenmiş olup fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edilmemiştir. Bilinen borca karşılık yapılan haksız itirazlarda borçlunun icra inkar tazminatı ödemesine hükmedileceği açık olup Yargıtay görüşleri de bu yöndedir. Bu nedenle borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptali, takibin devamı ve davalının alacağın %20'ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedilmesi için işbu davayı açma zarureti hasıl olmuştur. İhtiyati Haciz Talebi : Müvekkili Şirket ---- menşeili ------ yazılım ürünlerinin satış ve danışmanlık faaliyetiyle iştigal etmektedir. Dava konusu - ilgili taraflar arasında hiçbir ihtilaf bulunmamaktadır. Sözleşmeye uygun şekilde yazılım ürünleri Davalı Şirket'e temin edilmiş, faturalar düzenlenmiş, defaatle hatırlatma yapılsa da ödeme yapılmamıştır. Müvekkilinin, Davalı Şirket'ten alacaklı olduğuna ilişkin dosya kapsamında şüphe olmadığı gibi taraflar arasında çekişme de yoktur. Bu noktada Davalı Şirket'in icra dosyasına sunduğu itirazda hiçbir gerekçe olmadığı gibi, öncesinde faturaya itiraz vs de söz konusu değildir. İcra takibine tamamen haksız, gerekçesiz ve süreci geciktirme amaçlı itiraz edilmiştir. Alacağın varlığı ve muhteviyatı taraflar arasında sabitlir. Bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda alacağın varlığı; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yeterli kabul edilen yaklaşık ispat koşulunun (Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 06.03.2013 tarih ve -----Sayılı ilamı ve benzer diğer emsal kararında sıklıkla vurguladığı üzere) çok üzerinde ispat edilmiştir. Ayrıca İstinaf Mahkemelerinin de çok sayıda emsal kararları bulunmaktadır. “Somut olayda; sunulan e-faturalar, ödeme talimatları, taraflar arasında yapılan mail yazışmaları (konaklama yapacak kişilere, ne tür oda tahsis edileceği ve hangi metlerin verileceğine, bedele yönelik bir kısım yazışmalar) incelendiğinde 187.731,71 TL alacak tutarı yönünden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla, mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddedilmiş olması isabetli görülmemiştir.” Müvekkili Şirket, müşterilerinin temin etmek istediği yazılım ürün lisanslarını ana lisansör ---- temin etmekte, bu lisans bedeli ödemelerini ----- yapmakta, akabinde Müşterisinden tahsil etmektedir. Davalı Şirketin ödemeyi yapmaması Müvekkili Şirketi çok zor durumda bırakmıştır. Müvekkili Şirket'in telafi edilemez mağduriyetine neden olunmaması açısından; alacağın rehinle temin edilmediği ve vadesinin üzerinden uzunca zaman geçtiği, üstelik Davalı Şirket tarafından uzun süredir ödenmediği göz önünde bulundurularak ihtiyati haciz kararı verilmesi Yargıtay içtihatları gereğidir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 vd. maddeleri ihtiyati haciz kurumunu düzenlemiştir. Anılan maddeye göre; Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğinden bahisle müvekkili alacağını teminat altına almak gayesiyle ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne, davalı borçlu adına kayıtlı bulunan taşınır, taşınmaz malvarlığı ile 3. Kişilerdeki alacak ve hakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulü ile ---- İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve takibin devamına, alacağın likit olması ve davalı tarafın itirazında haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle, davalı taraftan takip konusu asıl alacağın en az %20 si oranında icra inkar tazminatı alınarak davacı Müvekkili Şirket'e verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 18.03.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Usule İlişkin İtirazlar Davacının açmış olduğu dava zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçtikten sonra ikame edilmiştir. Bu kapsamda davaya karşı zamanaşımı defiinde bulunduklarını ve hak düşürücü süre yönünden de mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini mahkemeye bildirdiklerini, 13.09.2018 Tarihinde ------ Numaralı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında -----Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar İle Sözleşmelerin Ve Sözleşmelere Bağlı Yükümlülüklerin Döviz Cinsinden Yapılma Yasağı Getirilmiştir. İşbu dava konusu aynı zamanda ---.İcra Müdürlüğü ----- Dosyasında takip dayanağı belge olarak sunulan sözleşmede, sözleşme bedeli Euro/Döviz cinsinden kararlaştırılmıştır. Sözleşme unsuru olan bedelin özel düzenlemelere aykırı olarak Euro cinsinden kararlaştırılarak fatura düzenlenmesi hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın 1. maddesi uyarınca, Türkiye'de yerleşik kişilerin, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen istisnai durumlar dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satımına, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerine ilişkin sözleşme bedelleri ile bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması yasaklanmıştır. Anılan düzenleme, dövizle sözleşme yapma yasağı kapsamında olan tüm sözleşmelere uygulanmaktadır ve bu kapsamda, 13 Ekim 2018 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme, hem bu tarihten önce hem de sonra akdedilmiş sözleşmeleri kapsar. Zira, yasağın yayımlandığı 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın 2. maddesi, yasağın yürürlük tarihinden önce döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmiş bedellerin taraflarca yeniden Türk Lirası olarak kararlaştırılmasını öngörmektedir. Bu sebeple sayın mahkemeden davanın usul ve esastan tümden reddine karar verilmesini talep ederiz. Esasa İlişkin İtirazlar İcra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerekmektedir. Önemle Belirtmek Gerekir Ki; Asla Kabul Anlamına Gelmemekle İmzalı Cari Mutabakat Formundaki İmza Müvekkili Şirketin İmza Yetkilisince İmzalanmamıştır. Yetkisiz Bir İmza İle İmzalanan Cari Mutabakatın Yaklaşık İspat Olarak Dahi Değerlendirilmesi Açıkça Hukuka Aykırı Olacaktır. Davacı Tarafından Müvekkili Şirkete Herhangi Bir Hizmet Verilmemiştir. Davacı dava dilekçesinde, Müvekkili şirkete ürün satışı yapmış olduğunu ve ürünlerin teslimini gerçekleştirmiş olduğunu iddia etmektedir. Söz konusu iddia tamamen gerçek dışıdır. Zira Müvekkili şirkete dava dilekçesinde bahsedilen faturalara konu ürünler teslim edilmemiştir. Bu sebeple davacı tarafça davaya konu faturaların ödenmesi talebi hukuki dayanaktan yoksundur. Davacının dava dilekçesinde dayanak olarak göstermiş olduğu faturalar malın teslim edildiğine karine teşkil etmemektedir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmesi gerekmektedir. Hizmetin verildiği ve Teslimin gerçekleştirildiği davacı tarafından fatura haricinde başkaca belgeler ile kanıtlanması gerekmektedir. Zira Yargıtay kararları da bu yöndedir. Yargıtay------ sayılı kararında; “Satıcı/davalı malı teslim ettiğini ispatlamak zorundadır. …davalı, mal satıp teslim ettiğini iddia ederek icra takibi yapmış, davacı ise akdi ilişkiyi ve mal teslimini inkarla borçlu olmadığını iddia etmiştir. 818 sayılı BK’nın 182.maddesi (6098 sayılı TBK’nın 207.maddesi) uyarınca satım sözleşmesinde satıcı davalı, satılan malların davacıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Yargıtay ------ sayılı kararında; “…Salt fatura düzenlenmesi davacıya alacak hakkı vermez. Davacının fatura konusu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun deliller ile kanıtlaması gerekir. Faturaların davacı defterlerinde kaydının olması ve davacının tek taraflı düzenlediği kantar fişlerinin mal teslimini kanıtlamaya yetmediği gibi TANIK BEYANLARI İLE DE MAL TESLİMİ KANITLANAMAZ.” Yargıtay ------ sayılı kararında; “…tebliğ edilen faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olması hali faturada yazılı malın davalı alıcıya teslim edildiğini göstermez; bu sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına gelir. Davacı satıcının fatura yazılı malı alıcıya (davalıya) teslim ettiğini bu tesliminde borç doğurucu bir hukuksal ilişki sonucu olduğunu ayrıca ispat etmesi gerekir.” Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere, teslimin gerçekleştirildiği davacı tarafından fatura haricinde başkaca belgeler ile kanıtlanması gerekmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. İcra İnkar Tazminatı Talebi Yerinde Değildir. İcra inkar tazminatına hak kazanılabilmesi için gerçekleşmesi gereken şartlardan birisi de icra takibine karşı haksız itiraz yapılmasıdır. Müvekkili şirket tarafından herhangi bir ürün teslim alınmamış ve dolayısıyla yapılan icra takibinde Müvekkili şirketin itirazı haksız bir itiraz değildir. İşbu nedenle davacının icra inkar tazminat talebi yerinde değildir. Kötüniyet Tazminatı Talebi Davacı gerçekleşmemiş bir satışın ve teslimin yapıldığı iddiasıyla kötü niyetli bir icra takibi başlatmıştır. Bu durum yukarıda ayrıntıları ile izah edilmiştir. İşbu sebeple dosya kapsamında davacının kötü niyeti açıkça ortada olup davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir. Davacı ticari defterlerini delil olarak sunmuş olsa da müvekkilinin ticari defterleri ile davacının ticari defterleri birbirini doğrulamadığından davacı ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamaz. Davacı, alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altındadır. İzah edilen nedenlerle, müvekkili aleyhine açılmış davanın reddine, müvekkili aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep zorunluluğu doğduğundan bahisle davanın usul ve esastan tümden reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İcra Dosyası: ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının ----- Şirketi, borçlusunun------ Şirketi olduğu, Cari Hesap Ektresine, Sözleşme ve eklerine, Faturaya dayalı olarak 86.991,22 EUR Fiili Ödeme Tarihi Toplam Alacak için 25/09/2024 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 14.10.2024 tarihinde icra takibine, ödeme emrine, dayanak belgeye, borca, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve borcun tüm ferilerine açıkça itiraz ettikleri gerekçeleriyle borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür. Dosyanın konusunda uzman Yazılım Mühendisi (------ Konusunda uzman), nitelikli hesaplamalar uzmanı ve mali müşavir bilirkişilere tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda rapor hazırlanmasının istenilmesine, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Prof. Dr. ---- , SMMM ----- ve Bilgisayar Mühendisi ------ tarafından sunulan 01.09.2025 tarihli raporda özetle; "SONUÇ VE KANAAT: Takdir ve nihai karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davacı işletmenin sayın Mahkemenin incelenmesini istediği döneme ait ticari defterlerini sunduğu ve bahsi geçen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna göre; 6762 sayılı eski TTK'da belirtildiği haliyle “Kati Delil” olma niteliğinin aksine 6102 sayılı yeni TTK'nın atfıyla, 6100 sayılı HMK'nın 222.md.'sine göre “Takdiri Delil” sayılacağından delil niteliği hususunda takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacı ------Şirketi Ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler doğrultusunda, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin mevcut olduğu, 2021 Temmuz ayı sonrasında elektronik belgelere ilişkin (e-Arşiv ve e-Fatura gibi) bildirim zorunluluğu kalmadığından hareketle; davacı işletmenin de düzenlemiş olduğu elektronik alış ve satış faturaları için BA ve BS formları ile bildirme yükümlüğü bulunmadığı, Dosya kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda dava konusu faturanın içeriğinde yer alan dosyada mevcut olmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” hükmü uyarınca davacı yanca tanzim edilen faturalara davalı işletmeden herhangi bir itirazın söz konusu olmadığı, Davacı ------- Şirketi tarafından tanzim edilen 5 adet faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğu, 01/10/2024 tarihli ------- numaralı 4.144,06€ değerinde olan fatura haricinde toplam 86.991,22€ değerinde olan bakiyenin “Şüpheli Ticari Alacaklar” hesaplarında takip edildiği, dava konusu faturalar “e-Arşiv Faturası” olup, cari hesap muavin dökümü incelemesinde başka düzenlenen hizmet, ürün satış faturası, fiyat farkı faturası veya iade faturası düzenlenmediği/kayıtlara geçirilmediği, Davacı tarafından düzenlenen dava konusu fatura karşılığında ödeme kaydı oluşturulmadığı, Davacı ------ Şirketi'nden toplam (27.11.2024 tarihi itibariyle) 91.135,28€ karşılığı 3.196.936,02$ alacaklı olduğu, yönünde görüş ve kanaate varılmıştır. İş bu raporu HMK 282. Maddesi “Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir” hükmüne istinaden Sayın Mahkeme Hakim'inin yüksek takdirlerine arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Davalı vekilinin itirazları doğrultusunda ayrıca bilirkişilerin davalı ticari defterleri üzerinde de inceleme yapmaları, bundan başka teknik bilirkişinin davacının dava konusu hizmetleri davalıya verdiğine ilişkin daha açık ve belgeli olarak beyanını delillendirmesi noktasında bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Prof. Dr. ------ tarafından sunulan 07.01.2026 tarihli ek raporda özetle; "SONUÇ VE KANAAT: Sayın Mahkeme'nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar gerekçeleriyle; Sayın ----- 08.10.2025 tarihli ara kararı uyarınca, davalıya ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılması ve davacının dava konusu hizmetleri davalıya verdiğine ilişkin hususun teknik bilirkişi tarafından belgeli olarak değerlendirilmesi istenmiştir. Mahkeme dosyasında yer alan iletişim bilgilerinden davalı vekili Av. ------ ve e-posta yoluyla iletişim kurulmaya çalışılmış, ancak kendisine ulaşılamamış ve yanıt alınamamıştır. ---- şirketi avukatlarından Av. ------ ile iletişime geçilmiş, yazılı başvuru yapılması talep edilmiş ve ilgili e-posta iletilmiş olsa da rapor tarihi itibarıyla herhangi bir yanıt alınamamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde, defter ibrazından kaçınan taraf aleyhine değerlendirme yapılacağı hususu Sayın Mahkemenin takdirlerindedir. Bu nedenle, davacıya ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılamamış olup, kök raporumuzda yapılan tespit ve değerlendirmelere iştirak ettiğimizi beyan ederiz. İş bu raporu HMK 282. Maddesi “Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir” hükmüne istinaden Sayın Mahkeme Hakim'inin yüksek takdirlerine arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, satış ve hizmet sözleşmesine istinaden tanzim edilen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında 22/03/2024 tarihinde -----) Hizmetleri Sözleşmesi, yine aynı tarihte -----Sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça sözleşmeler ve eklerine konu olan ürünler, lisanslar ve hizmetlerin verildiği halde bedelinin ödenmediğinin iddia edildiği, davalı tarafça ise sözleşmelerin gereğinin yerine getirilmediğinin savunulduğu görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, davacı taraf ticari defterlerinin, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı ve davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden davacı taraf ticari defter kayıtlarının davacı lehine delil olarak kabul edileceği, defter kayıtlarına göre de davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 86.991,22 Euro alacaklı gözüktüğü, davalı tarafın fatura konusu malları teslim almadığını ve hizmetin verilmediğini aksi yöndeki kesin delillerle ispat etmesi gerektiği ancak dosyaya bu yönde bir delil sunmadığı kaldı ki bilirkişi incelemesiyle de davacı tarafça sözleşmelerin gereğinin yerine getirildiğinin tespit edildiği anlaşıldığından davanın kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava kabul ile sonuçlandığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, - ----- İcra Dairesi'nin---- Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu ------ Şirketi'nin yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 86.991,22 EUR toplam alacak üzerinden AYNEN DEVAMINA, - Asıl alacak 3.305.561,97 TL'nin %20'si olan 661.112,39 TL icra inkar tazminatının davalı/borçlu -----Şirketi'nden alınarak davacı/alacaklı------Şirketi'ne verilmesine, 2- Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 225.802,94 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 16.552,60 TL peşin harç ile mahkememize yatırılan 39.898,14 TL peşin harç olmak üzere toplam 56.450,74 TL harçtan mahsubu ile bakiye 169.352,20 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 39.898,14 TL peşin harç ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 30.170,00 TL olmak üzere genel toplam 70.495,74 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 471.723,06 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/885, K. 2026/164, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-885-e-2026-164-k-73b7aa9c6f43