İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/881 E. 2026/145 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/881
Karar No
2026/145
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/881 KARAR NO : 2026/145

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 02/12/2024 KARAR TARİHİ : 26/02/2026

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -/---AsliyeTicaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -/--- sigorta şirketinin --- kasko poliçesi ile sigortaladığı ---- plakalı aracın 07.04.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında; davalı ----- Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olduğu ----- plakalı aracın "Geçmenin herhangi bir trafik işaretiyle yasaklandığı yerlerde sürücünün önündeki aracı geçmesi" kuralını ihlal ederek çarpması neticesinde hasarlandığını kazada kolluk tarafından tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağına göre davalının sigortalısının tam kusurlu olduğunu, davacının kasko sigortalısı araç hakkında tanzim edilmiş olan eksper raporuna göre aracın hasarının 143.000,00-TL olarak tespit edildiğinden hasar tutarının 17/07/2024 tarihinde sigortalıya ödenerek zararın tazmin edilmiş olduğunu, sigortalısının hasarını tazmin edilen davacı sigorta şirketince TTK. 1472 hükmü uyarınca rücuen tazmini için davalı sigortacıya başvurulmuş ise de davalı tarafından 71.500,00 TL ödeme yapıldığı, hasar miktarının kusur oranları dikkate alınarak 71.500,00 TL'lik kısmının karşılanmamış olduğunu; bakiyenin davalıdan tahsili için, ---- İcra Müdürlüğü'nün -----. Sayılı dosyasıyla takibe geçilmiş ise de davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, kazada davalının sigortalısı tam kusurlu olduğundan davalı trafik sigortacısının hasardan tam sorumlu olduğunu, sigortalısının zararını tazmin eden sigortacının TTK.'nun 1472. Maddesi gereğince davalıya rücu hakkının bulunduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bakiye hasar bedelinin tazmini ve tahsile kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili için açılan ----- İcra Müdürlüğü'nün ----. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline takibin aynen devamına, icra takibinin devamına ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ücreti vekâletin ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP : Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126 -131 maddeleri kapsamında süresinde cevap dilekçesi vermemiştir. Davalı bilahare kendisini vekille temsil ettirmiş; vekilin dava ve duruşmalara kabulüne karar verilmiştir.

DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,----.İcra Dairesinin ----- sayılı dosyası, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, --- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Hasar Dosyası, Kaza Tutanağı, Fotoğraflar, Poliçeler, Ekspertiz Raporu, Faturalar, Banka Dekontları, Bilirkişi Kusur Raporu, sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi nedeniyle dava dışı sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle, dava dışı sigortalısına maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için ödediği tazminatın; 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten şirketin ZMMS sigortacından tahsili için ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine karşı davalılarca yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazların iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken dava şartı zorunlu arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan taraf vekillerinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde de ; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Davacının aktif dava ehliyeti yönünden ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre de ; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütünü sigortanın teminatı kapsamındadır.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK. madde 61. gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ; davacı sigorta şirketi tarafından ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davalı sigorta şirketi hakkında dava dışı sigortalısına maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için ödediği tazminatın davalı sigortalısı araç sürücüsünün kusuru gereği rücuen tahsili için icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş ve davalı taraf süresinde davaya yanıt vermediğinden iddianın inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen tüm deliller toplanmış; ilgili tüm bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Buna göre olayda kaza, hasar, hasar miktarı ve davacının sigortalısına ödediği miktar olan 143.000,00 TL üzerinde herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Burada taraflar arasındaki temel mesele kazada sürücülerin kusur durumu ve oranı üzerinde yoğunlaştığı anlaşılmıştır. Mahkememizce, haksız fiil sorumluluğu kusurun ispatına bağlı olması, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun da kusura dayalı olması, kusurun ve zararın ispatının da davacıya ait olmasına göre HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince konu teknik ve özel bilgi de gerektiğinden dosya alanında uzman bir bilirkişiye verilerek kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı hakkında rapor düzenlenmesi istenmiştir. ----- Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen Adli Trafik Bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 16/12/2025 tarihli raporda özetle; davacıya Kasko Sigortalı ---- Plakalı Otomobil Sürücüsü ----- 84 f maddesinde kazalarda asli kusur sayılacağı hüküm altına alınan “Doğrultu Değiştirme Manevralarını Yanlış Yapma” eylemi kapsamında kalarak kazanın esas ve tek nedenini oluşturmuş olduğundan asli ve tam kusurlu olarak % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş; davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir. Mahkememizce bilirkişi kusur raporunun olaya uygun olduğu, gerekçeli şekilde açıklanmak suretiyle kural ihlallerinin gösterildiği, kaza yerinin harita üzerinde gösetirilip açıkça sergilendiği, davacının dayandığı trafik kazası tespit tutanağının raporda tartışıldığı ve trafik kurallarıyla bağlantısının belirlendiği ve sonuçta kazada kusur dağılımının yerinde olduğu tespit, tayin ve takdir edilmiştir. Burada hassaten vurgulanmalıdır ki hakimlik bilgi ve tecrübesine göre özelliklikle kroki üzerinden kazada kusurun aidiyeti ve oranı kolayca bulunmuştur. Buna göre davacıya sigortalı araç sürücüsünün eylemi trafik kural ihlalinden başka psikoteknik muayeneyi dahi gerektirdiği söylenebileceğinden vaki itirazlar kesinlikle yerinde görülmemiştir. (TBK, 74, HMK,198, 266 vd, 282, Yargıtay ---HD.-----Binaenaleyh; yukarıda ayrıntılı olarak yasal nedenleri ve ilkeleri gösterildiği üzere davalının sorumluluğu KTK'nin 86/1 maddesi gereğince sigortayı araç sürücüsünün kusuruna bağlı olduğundan davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TBK, 49 vd., TMK'nin 6 , HMK'nin 190. maddeleri gereğince ispat edilemeyen davasının esastan reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3,83, 84, 85, 86, 88, 91, 109/1, Kara Araçları kasko Sigortası Genel Şartları, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, TBK, 49, 50/1,51/1, 61, 62,162, 166, 74/1, 117/1,2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 ,1472, 1483 vd, HMK, 25,27, 30,31,33, 128, 146, 187/1-2, 190,194,196, 198, 266 vd,281,282 ) Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden dava değeri gözetilmek suretiyle aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 968,84 TL harçtan mahsubu ile bakiye 236,84 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/4 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/881, K. 2026/145, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-881-e-2026-145-k-3513e0aa1110