İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/82 E. 2025/231 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/82
- Karar No
- 2025/231
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/82 Esas - 2025/231
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/82 KARAR NO : 2025/231
DAVA : Marka ...Sayılı ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 22/02/2024 KARAR TARİHİ : 18/06/2025 Yazım Tarihi: 02/07/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı tarafça “... ...” ibareli marka başvurusuna müvekkiline ait “...” “...” ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötüniyet gerekçeleri ile yapmış oldukları itirazın ... tarafından kısmen kabul edildiğini, ... kararında başvuru markasının ... ve renk unsurları itibarıyla benzer bulunmasına rağmen itirazın tamamen değil, kısmen kabul edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline ait markaların ...’da halk tarafından bilinen ve ünlenmiş markalar olmasına rağmen, ... tarafından tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazlarının haklı görülmediğini, davalı başvurusunun tescil edilmesi halinde müvekkili markasının tanınmışlığından faydalanarak haksız kazanç sağlayacağını, davalı tarafın başvurusunda yer alan logonun müvekkilinin tescilli markasında yer alan logo ile aynı/benzer olduğunu başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek dava konusu ...sayılı ... kararının iptalini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “...” ibaresinin genel olarak bir yiyecek türünü belirttiğini, sadece bir markaya atfedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Başvuruda kullanılan kırmızı-beyaz renklerin ülkemizin rengi olduğunu, aynı zamanda ... Spor’un da rengi olduğunu, ... ilinde yeme içme faaliyeti gösteren birçok işletmenin bu renkleri kullandığını, Logoda kırmızı ve beyaz renklerin davacı markasından farklı kullanıldığını, ... unsurunda bulunan kepçenin davacı markasında kasenin içinde olmasına rağmen müvekkili markasında kaseye kepçe ile üstten çorba döküldüğünü, tüketicide karıştırmaya yol açacak benzerliğin bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı şahsın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre isim hakkı, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ...Sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 22/01/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 22/02/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun. ...sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..., ..., ... sayılı "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ..... Karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığı gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi ... sayılı marka hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 20/12/2021 tarihinde anılan markanın beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan marka bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu tespit edilmiştir. İtiraz sahibi tarafından sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde ... sayılı markanın "yiyecek ve içecek hizmetleri"nde kullanımını ispatladığı tespit edilmiştir. Ancak söz konusu itiraz gerekçesi markanın ... ve renk unsuru içermeksizin münhasıran "..." ibarelerinden oluştuğu, söz konusu marka ile işbu başvurunun "yiyecek ve içecek hizmetleri" için ortak unsurları olan "..." ibaresinin ayırt edici niteliği bulunmayan/zayıf bir unsur olması, markalardaki diğer unsurların benzer olmaması nedeniyle karıştırılma ihtimali yaratacak mahiyette benzer markalar olmadıkları tespitine varılmıştır. Bu nedenle söz konusu ... sayılı marka kapsamında yapılan 6/1 gerekçeli itirazın reddine karar verilmiştir. Öte yandan ... sayılı itiraz gerekçesi markanın ise itiraza konu başvurudan sonra kayıtlarımıza girdiği tespit edildiğinden 6/1 gerekçesine konu olamayacağı anlaşılmıştır. Yapılan incelemede ... sayılı ... kararı da dikkate alınarak işbu ... numaralı "... ..." ibareli başvuru ile ... sayılı "..." ibareli itiraza mesnet marka örneğinde yer alan ... unsurları ve renk unsurlarının benzerlik arz ettiği anlaşılmış, tüm bu unsurlar ile birlikte başvuru ile ... sayılı markanın özellikle görsel düzeyde olmak üzere, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim itibariyle benzer markalar oldukları kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla başvuru ile ret gerekçesi ... sayılı markanın 6. madde kapsamında "Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." malları ve "Sınıf 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." hizmetleri bakımından karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış, söz konusu mal ve hizmetler için itiraz kısmen haklı bulunmuştur. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6(5) maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. .... Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli ... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. İtiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. Son olarak, itiraz sahibinin eskiye dayalı kullanım ve diğer fikri haklar veya kişi hakları gerekçeli itirazları ise, itiraz ekinde söz konusu iddiaların ispatlanamamış olması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle karar aşağıdaki şekilde tesis edilmiştir. KARAR İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." malları ve "Sınıf 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." hizmetleri bakımından kısmen reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ...+... (...) ... (...) ...+... (...) 14/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "......davalı başvurusunda 43 sınıfta yer alan “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” ile davacının ... sayılı markası kapsamında bulunan 43.sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri.” aynı/benzer bulunmuştur. Davalı başvurusunda 40.sınıfta yer alan hizmetler ise davacı markalarının tescilli olduğu mal/hizmetler ile benzer bulunmamıştır. Davaya konu başvuru ile davacı markaları kıyaslandığında markaların esas unsurlarının “... ...” ve “...” olduğu, ortak olan “...” kelimesinin yanında yer alan şehir ve kişi isimlerinin markalara yeterli ayırt edicilik sağladığı, davaya konu başvuru ile davacının ... sayı ile tescilli “...” markasının benzer olmadığı, başvuru konusu marka ile davacının ... sayılı markasında yer alan şeklin ve kırmızı beyaz renklerin markalara görsel olarak düşük düzeyde bir benzerlik sağladığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak; davaya konu başvuru ile davacının ... sayılı markasının benzer olmadığı, davacının ... sayılı markası ile düşük düzeyde benzer olduğu kanaatine varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta: Davaya konu başvuru ile davacının markaları arasında ortak olan ...” ibaresi yiyecek içecek sektöründe yanına ayırt edici bir ibare eklenmek suretiyle sıklıkla kullanılmaktadır. Bu nedenle tüketici açısından ... ibaresinden çok, yanına eklenen ibare ayırt edici nitelik taşımaktadır. ... kararı ile 43.sınıfın 01.alt grubunda yer alan “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” başvurudan çıkarılmış olduğundan uyuşmazlık konusu değildir. Davalı başvurusunda her ne kadar 43.sınıfta yer alan “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” davacının ... sayılı markasında yer alsa da, bu markalar arasında markayı oluşturan işaretler heyetimizce benzer bulunmadığından karıştırılma ihtimali olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacının ... sayılı markası ise davaya konu başvuru ile düşük düzeyde benzer bulunmuş ancak, kapsadığı mal/hizmet sınıfları benzer olmadığından bu markalar arasında da karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna varılmıştır Sonuç olarak: Davaya konu başvuru ile davacının ... sayılı markası benzer bulunmadığından karıştırılma ihtimali olmadığı; davaya konu başvuru ile davacının ... sayılı markasının tescilli bulunduğu sınıflar farklı olduğundan karıştırılma ihtimali bulunmadığı, SMK 6/1 kapsamında ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. SONUÇ; 1-Davaya konu başvuru ile davacının “...” esas unsurunu içeren markaları arasında SMK 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 2-Davacının SMK 6/3 kapsamında önceye dayalı kullanım, SMK 6/5 kapsamında tanınmışlık ve 6/6 kapsamındaki itirazlarının yerinde olmadığı, 3- Davacının kötüniyete ilişkin iddialarının ispatlanamadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından sonuca da etkili olmayacağı, 4- ... kararının yerinde olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin başka mahkemelere ait dosya celbi ve ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; ... (...) markasında; Davalının " ... ...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markası arasında kısmi emtia benzese de ; ... ayırt ediciliği düşük olduğundan biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... ...+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacını "... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... ...+..." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; ...+... (... ) markasında; Davalının "... ...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...." ibareli tescilli markası arasında ... ayırt ediciliği düşük olduğundan biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da emtia benzerliği/ilişkili ve bağlantılı emtialar oluşmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Her iki marka açısından; Davacı tarafın " ... ...+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "... ...+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.18/06/2025 Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır