İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/123 E. 2025/258 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/123
- Karar No
- 2025/258
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/123 Esas - 2025/258
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/123 KARAR NO : 2025/258
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 15/03/2024 KARAR TARİHİ : 30/06/2025 Yazım Tarihi: 11/07/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili tarafından 35/39/41/44 ve 45.sınıflarda tescil edilmek üzere “...” ibareli marka başvurusu yapıldığını, başvurunun yayınına davalı tarafından “... +...” markasına dayanarak yapılan itiraz üzerine, ... tarafından, başvuru kapsamından 39. Ve 44. Sınıfta yer alan hizmetlerin çıkarılarak başvurunun 35.41. ve 45.sınıflarda yer alan hizmetler bakımından devamına karar verildiğini, karara yaptıkları itirazın ... tarafından reddedildiğini, Müvekkili şirketin Türkiye diş sağlığı turizminde dünyada ikinci sırada yer aldığını ve sektörün öncüsü olduğunu, Müvekkili şirketin “...” “.../...” ve “...” ibareleri ile birlikte yanına eklenen tatil beldelerindeki şehir isimleri ile Kurum nezdinde tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu markalara yapmış olduğu yatırımlar ve reklam harcamaları ile markayı tanınmış hale getirdiğini, markanın aynı zamanda Ticaret ünvanının da ana unsurunu teşkil ettiğini, bu markaları tıbbi hizmetler, sağlık turizmi/seyahat sektöründe aktif olarak kullandığını ve gerek kullanımları ve gerekse tescilleri ile marka üzerinde gerçek hak sahibi olduklarını, Müvekkili şirketin .... alan adını 2013 yılında aldığını, şehir isimleri ve türevi esas unsurlu çok sayıda markayı itiraza mesnet markanın başvuru tarihinden çok daha önce kullandıklarını, ...’nın verdiği kararın: “taraflar arasında görülen davaların devam etmekte olduğu ve bu nedenle önceki markaların, öncelikli hak sağlamayacağına” dair gerekçesinin yerinde olmadığını, önceki tarihli markaların haken geçerli ve ayakta olduğunu, Dava konusu başvurunun önceki markaların serisi niteliğinde olduğunu, bu nedenle müvekkilinin 39.ve 44.sınıflar bakımından kazanılmış hakkı bulunduğunu, önceki markaların kapsamında da 39.ve 44.sınıfların bulunduğunu, “...” “.../...” ibarelerinin ilk müvekkili şirketin kullandığını, davalının kötüniyetli olarak müvekkili şirketi taklit ettiğini, Davalının itiraz dilekçesinde “...” ibaresinin sektörde yoğun kullanımı neticesinde ayırt ediciliğini yitirdiğini beyan ettiğini, “...” marka başvurusu ile de bu beyanlarıyla çeliştiğini, müvekkili tarafından davalıya karşı açılan marka hakkına tecavüz ve markanın hükümsüzlüğü talepli davanın.... E. Sayılı dosyası ile derdest olduğunu, Davalı tarafından, müvekkilinin .... alan adına sahip internet sitesi ile neredeyse aynı olan “....” alan adına sahip internet sitesi açtığını, bu site üzerinden müvekkilinin markalarının birebir taklit edilerek kullanıldığını, müvekkili tarafından delil tespiti ve ihtiyati tedbir talep edildiğini, ....D.İş sayılı dosyasında, davalının internet sitesine erişimin engellenmesine karar verildiğini, beyanla ... kararının iptaline karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın ... başvuru sayılı markasının davalı şahsa ait ... nolu itiraz mesnedi marka dolayısıyla başvuru kapsamından çıkartılan 39. ve 44. Sınıftaki hizmetler dolayısıyla taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiası ile önceki tescilli markaları dolayısıyla müktesep hak iddiasının alınan ... Kararına etki edip etmeyeceği ... ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 17/01/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15/03/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... sayılı "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Bu çerçevede yapılan incelemede "..."ibareli marka ile itiraz gerekçesi ... sayılı "... ..." ibareli markalar arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin üst düzeyde olmasının yanı sıra, markaların kısmen aynı/benzer mal/hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. İtirazda, başvuru sahibi adına tescilli önceki tarihli ''...'' ibaresini ihtiva eden markalara dayalı öncelikli hak iddiası bulunduğu görülmekle birlikte, taraflar arasındaki ihtilafa ilişkin dava sürecinin devam ettiği hususları dikkate alındığında, önceki tarihli markaların öncelikli hak sağlar nitelikte olmadığı tespit ve kanaatlerine varılmıştır. Öte yandan Kısmi ret gerekçesi ... sayılı marka işbu başvurunun yapıldığı tarih itibariyle henüz Türkiye'de en az beş yıldır tescilli durumda olmadığından, ayrıca kullanım ispatı talebinin yayına itiraz aşamasında ilk kez öne sürülmesi gerektiğinden başvuru sahibinin bu yöndeki talebi isabetli bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, yayına itiraz incelemesi neticesinde verilen başvurunun kısmen reddine yönelik karar ve gerekçesi isabetli görülmüştür. KARAR İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.” ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. Kazanılmış hak kavramı, .... daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markası ....
08/04/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE;" 1-Davacı başvurusunun, 44.sınıfta yer alan “Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri” yönünden davalı markasından farklılaştığı, karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 2- Davacı başvurusunun 44.sınıfta yer alan “Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri” ile 39.sınıfta yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” yönünden davalı markası ile benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, 3-Davacının, önceki tescilli markalarının ve davalının tescil başvurusundan önceki kullanımlarının, davacıya, davalı karşısında öncelik hakkı tanıdığı ve bu kapsamda başvurunun kısmen reddine dair ... kararının yerinde olmadığı, iptalinin gerektiği "şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " ...+... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; taraf markalarında davacının "..." ( başvuruda yer alan ... ve ... yöre ismi olduğundan tali nitelikte olup) , davalının ise "... "şeklinde ibarelerin öne çıktığı; Diğer yönden başvurunun kapsamında olup da reddedilen 39 ve 44 sınıftaki hizmetlerin davalı markasındaki hizmetlerle aynı/benzer olduğu bilirkişi raporunun 3 ve 4.ncü sayfasında kırmızı taralı kısım ile gösterildiği; bu açıdan emtia benzerliği şartı da gerçekleştiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "...+..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının "...+..." ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davacının "...+... " ibareli başvuru markalı hizmetleri satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceğinden ve taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiası anılan SMK 6/3 maddesindeki düzenlemeler kendi başvurusu için değil başkasının markasını engelleyen düzenleme olduğundan oluşan sonuca etkisi olmadığı; Davacının önceki markası olan ... sayılı "...+..." markası 22/10/2018 tarihinde tescil edilip bu markası da 14.04.2022 tarihinde başvurusu yapıldığından 5 yıldan uzun süredir tescilli olmadığı, dolayısıyla henüz çekişme konusu olmaktan çıkmadığından; Davacının önceki markası olan ... sayılı "...+..." markası 15/02/2016 tarihinde tescil edilip bu markası da 14.04.2022 tarihinde başvurusu yapıldığından 5 yıl geçse de bu markanın fiilen kullanıldığına dair marka işlem dosyasında doküman bulunmadığı ve ayrıca başvurudan çıkartılan hizmetlerle aynı hizmetlerde tescilli olmadığından; Davacının önceki markası olan ... sayılı "...+..." markası 07/09/2017 tarihinde tescil edilip bu markası da 14.04.2022 tarihinde başvurusu yapıldığından 5 yıl geçse de bu markanın çekişme konusu 39. Sınıf hizmetlerinde fiilen kullanıldığına dair marka işlem dosyasında doküman bulunmadığından ; Diğer açıdan ; ...., sayılı davacı markaları açısından dava konusu markanın 14.04.2022 başvuru tarihi itibariyle 5 yıldan uzun süredir tescilli olmadığı, dolayısıyla henüz çekişme konusu olmaktan çıkmadığından Müktesep hak oluşturmayacağı sonucuna varılmıştır. ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle bilirkişi raporunun aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir. Davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 30/06/2025
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır