İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/799 E. 2025/490 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/799
- Karar No
- 2025/490
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/799 Esas KARAR NO : 2025/490
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 25/06/2025
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sahibi olduğu düğün.com portalı faaliyete geçtiği 2008 yılından bugüne düğün sektöründe faaliyet gösteren müşterilerine yıllık hizmet bedeli karşılığı internet üzerinden tanıtım ve reklam hizmeti verdiğini, bu reklam ve tanıtım hizmeti, www.düğün.com internet portalında reklam ve tanıtımının yapılmasını isteyen firma için bir sayfa oluşturularak gerçekleştirdiğini, ... ünvanlı işletmesinin reklam ve ilanını portalında yayınlamak isteyen davalı şirket ile 22.04.2022 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında borçludan 22.01.2023, 22.02.2023, 22.03.2023, 23.04.2023, 23.05.2023, 23.06.2023, 23.07.2023, 23.08.2023, 23.09.2023, 23.10.2023, 23.11.2023, 23.12.2023, 23.01.2024, 23.02.2024 ve 23.03.2024 tarihlerinde toplam 20.141,40TL ödeme sağlandığını, bakiye ödemelerin davalı tarafından yerine getirilmemesi üzerine alacağın tahsili talebi ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu icra takibinde yetkiye, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini olup itiraz ile icra takibi durduğunu, zorunlu arabuluculuk kapsamında 16.10.2024 tarihinde müvekkili şirket ile davalı arasında... arabuluculuk numarasıyla Ticari Dava Şartı arabuluculuk süreci başladığını, 04.11.2024 tarihli arabuluculuk son tutanağında da belirtildiği üzere arabuluculuk süreci görüşme sonunda anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının yetki itirazları yerinde olmadığını, borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra takibine itirazının iptalini ile takibin devamını, davalının aleyhine, alacağın %20’si olmak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP : Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; bu davanın yetkisiz mahkeme de açıldığını, davanın usulden reddini talep ettiklerini, dava dilekçesi ile faturalara, cari hesaba ve internet üzerinden verilen hizmete dayalı olarak soyut gerekçeler sunularak bu dava haksız yere ikame edildiğini, dava dilekçesi eklerinin müvekkiline tebliğ edilmediği gibi davacı şirkete ödenmemiş fatura da bulunmadığını, fesihten önceki tüm fatura ve sözleşme bedelleri müvekkili tarafından ödendiğini, fesihten sonra ki dönemde de müvekkili adına fatura düzenlenmediği bilgisi verildiğini, fatura düzenlenmiş ve borç tahakkuk edilmişse haksız ve usulsüz olduğunu, Müvekkili sözleşmenin iptalini sağladıktan sonra fatura ödemesine veya herhangi bir borca ilişkin müvekkille iletişime geçilmediğini, doğrudan haksızca ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, davacı ile müvekkili arasında bir dönem var olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde talep edilebilecek tek kalem aylık ödemeleri olduğunu, Aylık ödemeler haricinde müvekkili aleyhine herhangi bir ödeme külfetinde bulunamayacaklarını, sözleşmenin devam ettiği aylar itibariyle müvekkili tarafından ödenmesi gereken aylık ödemeler davacı şirkete ödendiğini, banka kayıtlarıyla da bu hususun bildirildiğini, davacı şirket tarafından dava dilekçesinde "bakiye ödemelerin yerine getirilmemesi" nedeniyle yargılamaya konu icra takibinin başlatıldığı iddia edildiğini, hangi aya yönelik ödemelerin yerine getirilmediği açık ve somut bir şekilde belirtilmediğini, soyut bir alacağa dayalı söylemlerin kabulünün mümkün olmadığını, dava şirketin ilgili yetkilileriyle yapılan telefon görüşmeleri neticesinde 12 aylık sözleşme süresi sonrasında müvekkili hizmet almak istemediğini birçok kez belirttiğini, sözleşmenin sona erdiğine dair işlemin de onayladığı bilgisi müvekkiline iletildiğini, açıklanan hukuksal sebepler ve emsal Yargıtay kararlarıyla da sabit olunduğu üzere, işbu davaya konu edilen faturalar, cari hesaplar ve internet üzerinden verilen hizmete dayalı soyut gerekçeler sunulduğunu, bu hususlar da tek başına alacağın varlığına delil teşkil etmediğini, bunun yanı sıra sözleşmeler Kanun'a aykırı tek taraf lehine düzenlendiğini, davacı tarafından sunulan hiçbir delil de müvekkiline tebliğ edilmediğini, davaya konu icra takibi ve takibe itiraz sonucu açılan işbu haksız ve kötü niyetli davanın reddinin gerektiğini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın usulden ve esastan reddi ile icra takibinin iptalini, Müvekkilinin itibar kaybı nedeniyle uğratıldığı zararın davacı yanca karşılanmasını, haksız ve kötü niyetli davacının takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkili adına vekaleten talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasının uyap üzerinden mahkememiz dosyası arasına alınmıştır. Davalının bağlı bulunduğu Vergi Dairesi ve Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı asilin tacir kaydının bulunup bulunmadığının, mükellefiyet bilgilerinin, hangi usulde vergilendirildiğinin, hangi usulde defter tuttuğunun ve TTK'nın 12. ile VUK'un 177. maddesi uyarınca (1. fıkra 1 ve 3 nolu bentteki limitlerin yarısını, 2 nolu bentteki limitin tamamını aşıp aşmadığı) tacir sayılıp sayılmadığı hususların sorulmuş olup verilen yanıtlar mahkememiz dosyası arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davacının davalıdan cari hesaba dayalı alacak istemine dayalı başlattığı İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takibine davalının vaki itirazının iptali isteminden ibarettir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince görev hususu kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla mahkememizce davanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktada incelenmiştir.
TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların;'' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın "a-f" bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır. Huzurdaki davanın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinin "a-f" bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı görülmüştür. Mahkememizin görevli olup olmadığının anlaşılması için TTK 4/1. maddesi gereği davanın nispi dava niteliğinde olup olmadığının tespiti gereklidir. Bunun için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması kriterinin bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda davalı hakkında İstanbul Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye;..." Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristimizde yapılan incelemede yazınızda kimlik bilgisi verilen ...'nin gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamamıştır. Bilgilerinize arz olunur..." şeklinde cevap verildiği..." ve davalı hakkında... Vergi Dairesine yazılan müzekkereye: "....Dairemiz... vergi kimlik numaralı mükellefi ... hakkında evdo kayıtlarımız tetkikinde; 07/01/2022 tarihinde diğer uzmanlaşmış tasarım faaliyetleri (endüstriyel ürün ve moda tasarım, iç tasarım ve grafik tasarım faaliyetleri hariç) dolayısıyla işe başladığı ve mükellefiyetinin halen devam ettiği, işletme esasına göre defter tuttuğu anlaşılmış olup mükellefe ait sicil formu yazımız ekinde sunulmuştur. ..." şeklinde yanıt verildiği anlaşıldı. Yapılan incelemeler sonrası; davacının cari hesaba dayalı alacak talebinde bulunduğu, davalının işletme esasına göre defter tuttuğu, VUK 177'de belirlenen hadleri de aşmadığı yani tacir olmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı tespit edilmiş olup işbu dava için genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle davanın, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı Kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine ve Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 3-HMK nın 331. Maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Dosyanın kanuni süresi içinde gönderilmemesi durumunda talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin mahkememizce karara bağlanmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır