İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/789 E. 2025/1037 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/789
Karar No
2025/1037
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/789 Esas KARAR NO : 2025/1037 Karar

DAVA : İtirazın İptali

DAVA TARİHİ : 08/10/2024 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin; davalı/ borçlu şirkete ekli faturadan da görüleceği üzere bir kısım mal dikim işlemi yapmış ve faturalarını düzenleyerek davalıya gönderdiğini, fakat davalı borçlu şirketin borcunu ödememesi nedeniyle, ödenmeyen bakiye borç için İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, borçlu tarafından borca ve fer’ilerine itiraz edildiğini, itirazın iptali için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkili ile davalı şirketin çalışmasına yönelik olarak fatura da borçlu/davalı şirkete ödeme emriyle birlikte tebliğ olunduğunu, davalı şirketin ödeme yapmadığı hususunun ve borç durumunun banka kayıtlarından da görülebilir nitelikte olduğunu, ayrıca ticari defterlerin de buna delil niteliğinde bulunduğunu, tarafların ticari defterleri ve deliller incelendiğinde borca yönelik itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunun görüleceğini, ayrıca tarafların ticari defterleri incelendiğinde davalının borçlu olduğu ve itirazın haksız olduğunun ortaya çıkacağını, davalı şirkete e fatura üzerinden faturalar doğrudan gittiği sabit olup faturalara bir itirazı da olmadığının açık olduğunu, ayrıca tarafların ticari defterleri ve banka kayıtları incelendiğinde müvekkilin alacaklı olduğu hususunun da açıkça görüleceğini, ayrıca taraflar arasındaki ilişki ticari ilişki olduğundan avans faizi talep edilmiş olup, işbu durumun da yasaya uygun olup, işbu nedenle faize itiraz edilmesi de haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı borçlu yan ile ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali için arabuluculuğa da başvurulmuşsa da Bakırköy Arabuluculuk Bürosu ... Arabuluculuk N: ... nolu ve 18.09.2024 tarihli arabuluculuk son tutanağı çerçevesinde anlaşma sağlanamamış olduğunu, arabuluculuk son tutanağı e-imzalı düzenlenmiş olup, barkodlu son tutanağın dilekçe ekinde sunulduğunu, davalının borcunu ödemediği gibi haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ederek borcunu ödememek ve geciktirmek maksatlı olarak hareket ettiğini, davalının tacir olup, ticari defterlerine de bu faturaları kaydetmiş olması gerektiğini, davalının basiretli tacir olarak borcunu bilmekte ve bilmesi de gerekmekte olduğunu, işbu nedenle haksız ve kötüniyetli borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, beyan ederek, davanın kabulü ile davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, haksız ve kötüniyetli borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava harç ve masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; Davacının haksız ve hukuka aykırı talebini, iddia ve davasını kabul etmemekte ve davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin dava dışı "... Mah. ... Cad. ... Otel 12 / 636 Kapaklı/TEKİRDAĞ" adresinde bulunan "... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ne tekstil iş yapmakta olup, işi gereği almış oluğu siparişleri bazen fason olarak başka yerlerde diktirdiğini, müvekkilinin, dava dışı ... şirketinden almış olduğu tekstil işinin dikim işini davacıya fason dikim işi olarak verdiğini, iş bu iş karşılığı olarak ta davacı, müvekkile 13.03.2024 tarih, ... numaralı ve 51.407,30TL tutarlı faturayı kestiğini, müvekkili tarafından ise mezkur iş nedeniyle dava dışı ... şirketine ... nolu ve 196.440,12TL tutarlı fatura kestiğini, davacının yapmış oluğu dikim işinin belirtilen nitelikte, nicelikte ve kalitede olmaması nedeniyle mezkur siparişler dava dışı ... şirketi tarafından müvekkiline iade edildiğini, bu iade nedeniyle dava dışı ... şirketi tarafından müvekkile 08.05.2024 tarih, ... nolu ve 196.440,12TL tutarlı iade faturası kesildiğini, ayrıca bu ürünlerin nakliye bedeli de dava dışı ... şirketi tarafından 31.05.2024 tarih, ... nolu ve 28.000,00TL tutarlı fatura olarak ayrıca müvekkiline fatura edildiğini, davacı tarafın tacir olmasına, işini gereği gibi özenli ve istenilen nitelik, nicelik ve kalitede yapması gerekmesine rağmen, bunları yapmayarak ve tacirin basiretli davranma ilkesine aykırı davranarak işi gereği gibi teslim etmemesi nedeniyle müvekkilinin dava dışı ... şirketşine tüm bedeli iade etmekle kalmamış aynı zamanda ürünlerin iadesi için ayrıca nakliye bedelini de ödemek zorunda kalmış olduğunu, davacının gerekli özeni göstermemesi nedeniyle müvekkilinin tüm ürünlerin bedellerini ve nakliyesini ödemekle kalmamış işçilik maliyetleri, kumaş bedelleri vs tüm zarara da ayrıca katlanmak zorunda kaldığını, davacıdan kaynaklanan tüm bu zararlara rağmen müvekkilinin sadece davacıya 19.03.2024 tarih, ... nolu ve 54.901,00TL lik reklamasyon faturası kestiğini, diğer zararlarına ilişkin fatura kesmediğini, müvekkilininin diğer zararlarına ilişkin dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını, davacının her ne kadar ticari defter kayıtlarında alacaklı olduklarını iddia etmekte ise de, müvekkili tarafından kesilen reklamasyon faturası nedeniyle hiç bir hak ve alacağı bulunmadığını, hatta davacının eylem ve özensizliği nedeniyle müvekkilinin oluşan zararlar nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunun açık olduğunu, iş bu nedenle davacının soyut ve dayanaktan yoksun iddia, talep ve davasının reddinin gerektiğini, davacınun yukarıda belirtilen hususlara rağmen müvekkili aleyhine İstanbul .... İcra Müd. .... Esas sayılı dosyası ile haksız ve hukuka aykırı olarak takip başlatmış, tarafımızca da iş bu takibe itiraz edilmiş, arabuluculukta da iş bu husus bildirilmesine rağmen anlaşma sağlanamadığını, akabinde de mezkur dava açıldığını, davacının istemiş olduğu faiz oranı da yüksek olup, ayrıca müvekkilinin temerrüte düşürülmeden faiz istenmesi de yasaya açıkça aykırılık oluşturmakta ve itiraz ettiğini, davacının alacaklı değil aksine borçlu olması nedeniyle davasının reddi gerektiğini, yukarıda belirtilen hususlara ilişkin tüm delillerin toplanmasını ve gerekli yerlere yazı yazılmasını ayrıca talep ettiklerini, davacının kötü niyetli olarak başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istediklerini beyan ederek, davacının haksız ve dayanaktan yoksun davasının reddine, yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari ilişki nedeni ile düzenlenen faturaya dayalı başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ... numaralı dosyasında; 18/09/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı. Dosya kapsamında bulunan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 51.407,30-TL Alacak, 1.014,06-TL işlemiş faiz 13/03/2024-01/06/2024 arası 80 gün %9,00, 134,21-TL işlemiş faiz 01/06/2024-05/06/2024 arası 4 gün %24 faiz olmak üzere toplam 52.556,57-TL alacak için 05/06/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak faturanın gösterildiği, davalı tarafından 15/08/2024 tarihinde müvekkillerin borçlu bulunmaması nedeniyle borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür. Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu fatura nedeni ile alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne olduğu, reklamasyon ve iade faturalarının süresinde olup olmadığı ve içeriklerinin doğru olup olmadığı, davacının tahsili gereken alacak miktarının olup olmadığı var ise miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 18/02/2025 tarihinde inceleme günü verilmiş olup dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 28/11/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Rapor içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacı ve davalı yana ait incelenen ticari defteri ile yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Dava Konusunun; 6100 Sayılı HMK'nın 105 ile 113. md arasındaki düzenlemeye göre; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının İtirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosya ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, Davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 08.10.2024 tarihinde T.C. Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı huzurdaki davanın ikame edildiğinin belirlendiği, Davacı tarafın davalı yana kestiği faturaların E-Arşiv Portalından Davalı yana gönderildiği, davalı tarafından itiraz edilmediğinin görüldüğü, bu hususta takdirdin mahkemeye ait olduğu, Davacı tarafından kesilen faturaların 2024 yılında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı taraf kanuni süresinde itiraz edilmediği, Davalının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünlerin davalının müşterisi ... Tekstil'e 06.03.2024 tarihli ... nolu faturası içeriği “siyah ve beyaz dalia elbise” olduğu, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin davacı tarafından dikilmediği, davacının elbise değil t-shirt diktiği, ayıplı olduğu iddia edilen dalia elbiseler davalı tarafından müşterisi ... Tekstil'e satıldıktan 7 gün sonra, davacı tarafından dikilen t-shirtlerin ... nolu faturasının 13.03.2024 tarihinde kesildiği, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ürünler dikilmeden dikili ürün satışının olamayacağı, Davacının dikmiş olduğu t-shirtler bilirkişi incelemesine sunulmadığından ve davacının diktiği, t-shirtlerin ayıplı olduğunu gösteren tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu da sunulmadığından davacının diktiği t-shirtlerin ayıplı olduğu iddiasının ispata muhtaç olduğu, Davacı tarafından davalıya 13.03.2024 tarihli 51.407,30 TL tutarlı fason dikim hizmetine ilişkin satış faturasının düzenlendiği, bu faturanın davalıya E-Arşiv sistemi üzerinden iletildiği ve davalı tarafından yasal süresinde herhangi bir itiraz yapılmadığının tespit edildiği, davalı tarafından ayıplı imalat iddiasına dayanak gösterilen iade faturası ve reklamasyon kayıtlarının, davacının diktiği ürünlerle tarih, nitelik ve ürün türü bakımından örtüşmediği, tekstil bilirkişisinin incelemesine göre ayıplı olduğu bildirilen “dalia elbise” ürünlerinin davacı tarafından üretilmediğinin değerlendirildiği, davalı defterlerinde görülen 54.901,00 TL tutarlı iade/reklamasyon faturası ile 3.493,70 TL alacak bakiyesinin, davacı tarafından düzenlenen fatura konusu t-shirtlerle aynı ürüne ilişkin olmadığı; bu nedenle cari hesapta mahsup etkisi yaratabilecek nitelikte ticari bir illiyet bağının kurulamadığı kanaatine varıldığı, davacının davalıdan 51.407,30 TL tutarında alacaklı olduğu, davalının ileri sürdüğü iade ve ayıp iddialarının mali kayıtlarla ve teknik raporla desteklenemediği, Davalı tarafın borca süresinde itiraz etmeyerek fatura içeriğini zımnen kabul etmiş sayıldığı, Bu doğrultuda davacının icra dosyasına konu alacağının mali açıdan doğru, gerçek ve ispatlı olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi uyarınca, bilcümle hukuki takdir ve tavsif münhasıran mahkemeye ait olmak koşulu ile, 12 sayfadan oluşan raporumuzu, elektronik ortamda ve UYAP bilirkişi portalı üzerinden, mobil imza ile imzalayıp gönderildiği şekliyle mahkemenin takdirlerine sunulduğu" sonuç ve kanaate varılmıştır. Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir., Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır. Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar. Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir. TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; fatura alacağının doğduğuna ilişkin ispat yükünün davacı üzerinde olması, ayıp iddiasına ilişkin ise ispat yükü davalı üzerindedir. Her iki tarafın da bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; davacı tarafından kesilen faturaların 2024 yılında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı taraf kanuni süresinde itiraz edilmediği, davalının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünlerin davalının müşterisi ... Tekstil'e 06.03.2024 tarihli ... nolu faturası içeriği “siyah ve beyaz dalia elbise” olduğu, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin davacı tarafından dikilmediği, davacının elbise değil t-shirt diktiği, ayıplı olduğu iddia edilen dalia elbiseler davalı tarafından müşterisi ... Tekstil'e satıldıktan 7 gün sonra, davacı tarafından dikilen t-shirtlerin ... nolu faturasının 13.03.2024 tarihinde kesildiği, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ürünler dikilmeden dikili ürün satışının olamayacağı, davacının dikmiş olduğu t-shirtler bilirkişi incelemesine sunulmadığından ve davacının diktiği, t-shirtlerin ayıplı olduğunu gösteren tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu da sunulmadığından davacının diktiği t-shirtlerin ayıplı olduğu iddiasının ispata muhtaç olduğu, Davacı tarafından davalıya 13.03.2024 tarihli 51.407,30 TL tutarlı fason dikim hizmetine ilişkin satış faturasının düzenlendiği, bu faturanın davalıya E-Arşiv sistemi üzerinden iletildiği ve davalı tarafından yasal süresinde herhangi bir itiraz yapılmadığının tespit edildiği, davalı tarafından ayıplı imalat iddiasına dayanak gösterilen iade faturası ve reklamasyon kayıtlarının, davacının diktiği ürünlerle tarih, nitelik ve ürün türü bakımından örtüşmediği, tekstil bilirkişisinin incelemesine göre ayıplı olduğu bildirilen “dalia elbise” ürünlerinin davacı tarafından üretilmediğinin değerlendirildiği, davalı defterlerinde görülen 54.901,00 TL tutarlı iade/reklamasyon faturası ile 3.493,70 TL alacak bakiyesinin, davacı tarafından düzenlenen fatura konusu t-shirtlerle aynı ürüne ilişkin olmadığı; bu nedenle cari hesapta mahsup etkisi yaratabilecek nitelikte ticari bir illiyet bağının kurulamadığı kanaatine varıldığı, davacının davalıdan 51.407,30 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Burada tespiti gereken davalının 54.901,00 TL tutarlı iade/reklamasyon faturasının içeriğindeki ürünlerin ayıplı olduğunun davalı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda mahkememiz kaleminde ürünlerin incelenmesine karar verilmiş olup yapılan incelemede davacının diktiği ürünlerle tarih, nitelik ve ürün türü bakımından örtüşmediği, "dalia elbise" ürünlerinin davacının üretmediği, İade faturasının aynı ürüne ilişkin olmadığının tespiti karşısında davalının iade/reklamasyın faturasının davacının takibe koyduğu satış fatura alacağı ile ilgisinin olmaması, davalının cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı da anlaşılmakla ayıp iddiasını ispatlayamamıştır. Neticeten, ayıp iddiasının ispatlanamaması karşısında davacının takibe konu fatura nedeni ile alacaklı olduğunu her iki tarafın usulüne uygun düzenlenmiş ticari defter ve kayıtları ile ispatlandığı anlaşılmakla fatura alacak miktarı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının takip talebine konu ettiği takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağına ilişkin talebi bakımından; TTK'nın 1530. madde başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" şeklindedir. TTK'nın 1530/7 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olmakla birlite TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisinin mevcudiyeti kanıtlanmadığından, TTK'nın 1530/7 maddesinde öngörülen faiz oranlarının uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki dosya içerisinde TBK'nın 117. maddesi uyarınca, takip öncesi borçlunun temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt da bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Davacının ticari defterleri ve faturalar ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE, 1-İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın kısmen iptali ile asıl alacak olan 51.407,30-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren davacının talebi aşılmamak üzere yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan 10.281,46-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 3.511,63-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 634,76-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 2.876,87-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvuru harcı, 634,76-TL peşin nispi harç, 60,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 1.123,16-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 12.612,00-TL toplam yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 12.335,80-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin rabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.521,16-TLsinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 78,84-TL sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalının kendisini vekille temsil ettiği anlaşılmakla, davanın reddedilen miktar dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.149,27-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine, 9-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2025

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/789, K. 2025/1037, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-789-e-2025-1037-k-d8f6804909e1