İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/782 E. 2025/833 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/782
Karar No
2025/833
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/782 Esas KARAR NO : 2025/833

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 06/12/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında ticari ilişki sonucu mal ve hizmet alımına ilişkin olarak davaya konu icra takibine dayanak teşkil eden 19.03.2024 Tarihli ... numaralı ve 20.03.2024 Tarihli ... numaralı faturalar düzenlendiği; davalı şirket tarafından dava ve icra konusu edilen işbu faturalara ilişkin kısmı ödeme yapılmış olup müvekkilin bakiye alacağının tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı; takibe konu alacağımız likit, muayyen ve haklı olmasına rağmen davalı borçlu tarafından haksız ve kötüniyetli olarak yukarıda esas numarası verilen icra takibine itiraz edildiği; şirket tarafından 25.04.2024 tarihinde mail aracılığıyla ihtarda bulunularak en geç 03.05.2024 tarihine kadar bakiye kalan 7.875,00 USD ödemenin yapılması aksi halde yasal yollara başvurulacağı bildirildiği; bunun üzerine davalı şirket tarafından ödeme yapılmadığı gibi en kısa sürede ödemenin yapılacağına yönelik verilen taahhütler de yerine getirilmediği neticeten davalı tarafından ... İcra Müdürlüğü’nün...Esaslı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, takibe haksız itiraz eden davalı borçlu aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, somut olay kapsamında davacı tarafından, faturaya istinaden icra takibi başlatıldığı; bilindiği üzere, ilamsız icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası ile icra takibi birbiri ile sıkı sıkıya bağlı olduğu; Müvekkil şirket, vadedildiği şekilde yerine getirilen nakliye işlemlerine/ hizmetlere ilişkin olarak ödeme gerçekleştirmediği ancak somut olay kapsamında fatura konusu işin/ hizmetin gereğince yapılmamış olup davacı, takip konusu alacağını ispatlayamadığından davanın reddini talep ettiği; izah edildiği üzere, takip konusunun ve iddia edilen mal veya hizmetin ayıpsız bir şekilde yerine getirildiğinin, davacı tarafından ortaya koyulması ve ispatlanması gerektiği; belirtildiği üzere müvekkil şirket nezdinde, vadedildiği şekilde eksiksiz ve hukuka uygun olarak yerine getirilen hizmetlere ilişkin ödemeler süresi içerisinde gerçekleştirildiği; bu kapsamda davacının, kendi üzerine düşen yükümlülükleri eksik bir şekilde yerine getirdiği açık olup alacağa hak kazanması söz konusu olmadığı; davacı şirket tarafından, ileri sürülen borcun vadesinin geldiğine ilişkin iddialar ispatlanamadığı; somut olayda, dava konusu icra takibi müvekkil şirkete tebliğ edildiği esnada henüz vadesi gelmiş bir borç bulunmadığı neticeten davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın davacının ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasında yer alan faturalar kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı alacaklı ise alacak miktarının tespitine ilişkin olup ispat yükü davacıda bulunmaktadır. Ancak alacak miktarının tespiti hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hal olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususları bilirkişiye tespit ettirmesi mümkündür. Mahkememiz 02/07/2025 tarihli duruşma ara kararı ile 2023 ve 2024 yılına ait taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak davacı tarafından davaya konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespit edilerek dava konusu uyuşmazlık hakkında mali müşavir bilirkişiden rapor hazırlanmasının istenilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda mali müşavir bilirkişi ...'ten alınan 12/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, dava konusu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 19.03.2024 tarihli ... numaralı “Navlun/Taşımacılık Bedeli” açıklamalı 13.675,00 USD (440.947,64 TL) tutarlı fatura ile 20.03.2024 tarihli ... numaralı “Ek Navlun Gideri” açıklamalı 200,00 USD (6.455,82 TL) tutarlı faturaya dayalı kısmi alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 320. Satıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davacının ticari defter ve muavin defteri kayıtları birlikte incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 19.03.2024 tarihli ... numaralı “Navlun/Taşımacılık Bedeli” açıklamalı 13.675,00 USD (440.947,64 TL) tutarlı fatura ile 20.03.2024 tarihli ... numaralı “Ek Navlun Gideri” açıklamalı 200,00. USD (6.455,82 TL) tutarlı faturanın davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği, bu kayıtların tamamının 320 hesap kodu altında takip edildiği, muavin defter hareketlerinden de söz konusu faturaların davacı kayıtlarında borç hanesine işlenmiş olup davacı yan 22.05.2025 takip tarihi itibariyle davalıdan cari hesap boyutunda 248.538,68 TL alacaklı olduğu, Davalı 18.07.2025 günü Saat 14:30'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye gelmemiş ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Takdir Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı şirket tarafından düzenlenmiş olan ve takibe konu edilen faturaların davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, “Navlun/Taşımacılık Bedeli” ve “Ek Navlun Gideri” ne ait ilişkin olduğu, fatura içeriği hizmetin verilip verilmediği ve davalının cevap dilekçesinde belirttiği “fatura bedellerinin fahiş” olup olmadığı hususu uzmanlık alanımız dışında olduğundan bu hususta bir inceleme yapılamadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların kabul edilip edilmeyeceği ile ilgili son karar ve takdir Sayın Mahkemenize ait olduğu, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 19.03.2024 tarihli ... numaralı “Navlun/Taşımacılık Bedeli” açıklamalı 13.675,00 USD (440.947,64 TL) tutarlı fatura ile 20.03.2024 tarihli ... numaralı “Ek Navlun Gideri” açıklamalı 200,00 USD (6.455,82 TL) tutarlı faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iş bu faturalardan dolayı davacının 22.05.2025 takip tarihi itibariyle davalıdan; 19.03.2024 tarihli ... numaralı faturadan 7.875,00 USD, 20.03.2024 tarihli ... numaralı faturadan 62,33 USD, olmak üzere toplamda 7.937,33 USD alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacı tarafından düzenlenen 19.03.2024 Tarihli ... numaralı navlun gideri olarak 13.675,00 usd ve 20.03.2024 Tarihli ... numaralı ek navlun gideri olarak 200,00 usd faturalar yönünden ... İcra Müdürlüğü’nün...Esas sayılı takip dosyası kapsamında iş bu faturalar yönünden 7.875,00 usd asıl alacak ve 62,33 usd işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.973,33 usd üzerinden takip başlatıldığı; davalı tarafından borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 02.07.2025 tarihli duruşma ara kararı uyarınca HMK m.222 uyarınca ihtaratlı olarak 2023-2024 yıllarına ait ticari defterlerin ibrazı istendiği; davalı tarafa iş bu duruşma zaptının tebliğ edildiği halde ticari defterlerin ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Davacı tarafından sunulan ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alındığında davacı taraf ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu anlaşılmıştır. Takibe konu ... numaralı navlun gideri olarak 13.675,00 usd ve 20.03.2024 Tarihli ... numaralı ek navlun gideri olarak 200,00 usd faturaların davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Takibe konu faturaların e fatura olarak düzenlendiği ve faturalara TTK m. 21/2 uyarınca davalı tarafça itiraz edilmediği anlaşılmıştır. Dava dilekçesi ekinde yer alan e mail yazışmaları dikkate alındığında 21 Mart 2024 tarihinde 28.03.2024 tarihinde kalan 7.875$ ödeme konusunda davalıdan destek talep edildiği; 22 Mart tarihinde davalı tarafından ödeme bilgisinin verileceğinin bildirildiği; 28.03.2024 ve 29.03.2024 tarihinde davacı tarafından 7.875$ bakiye için dekont talep edildiği; davalının 29.03.2024 tarihinde "ödemenin haftaya pazartesi yapılacak" bilgisine yer verildiği; davacı tarafın 01.04.2024- 02.04.2024 ve 05.04.2024 tarihli e mailler ile ödemenin talep edildiği; davalının 06.04.2024 tarihli e mail "ödemenizi yetiştiremedik. Çözülmesini beklediğimiz büyük bir tahsilat nedeniyle gecikme oldu. Pazartesi 14:00 kadar netleşecek bilginize" şeklinde cevap verildiği; 16.04.2024 tarihli yazışma içeriklerinde davacı tarafından ödeme yapılmasının talep edildiği; davalının ise "bazı öngörülemeyen sebeplerden dolayı ödemeniz gecikti" ibaresinin yer aldığı; davacının takip kapsamında talep edilen 7.875,00 usd miktarının talep edildiği; davalının 16.04.2024 tarihinde ödemenin geciktiği en kısa zamanda ödemenin yapılacağını beyan ettiği anlaşılmıştır. 17.04.2024 tarihinde davacı tarafından davalının en geç 19.04.2024 tarihinde yapılmasının talep edildiği; 25.04.2024 tarihinde davacı tarafından "bu hafta ödeme olmadığı takdirde aylık vade farkı faturası kesilip tarafınıza iletilecektir" ibaresinin yer aldığı anlaşılmıştır. Yargıtay (kapatılan) 19. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamında"...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve ... Esas, ...Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 69. vd. (6102 sayılı TTK'nın 64.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85) Öte yandan, YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve ...E.,...K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur. Faturaların tebliğ edildiğinin ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığının tespiti halinde, fatura içeriklerini taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekli olup; bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin davacı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da iade edildiğinin davalı tarafça kanıtlanması halinde davalı tarafça davacının hizmet vermediği savunulduğuna göre, faturaya konu hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması; davalının faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın davalı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı davalının (faturayı defterine kaydetmemek ve sözleşme ilişkisini inkâr etmek suretiyle), kabul etmemesi halinde hizmetin verildiğini davacının kanıtlaması gerekeceği gözetilmelidir." dikkate alındığında davacının takip kapsamında talep edilen 19.03.2024 Tarihli ... numaralı navlun gideri olarak 13.675,00 usd ve 20.03.2024 Tarihli ... numaralı ek navlun gideri olarak 200,00 usd faturalar yönünden 7.875,00 usd asıl alacak davacı tarafın usule uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu; davalı tarafın ticari defter ibrazından kaçındığı; takibe konu faturalara itiraz edilmediği; dava dilekçesi ekinde yer alan ve yukarıda açıklanan e mail yazışmalarında davalının 7.875,00 usd yönünden alacağın varlığını, taraflar arasındaki navlun ilişkisini kabul ettiği, ödeme hususunda gecikme nedeniyle ödeme yapılamadığını beyan ettiği anlaşılmakla davalının davacı tarafından hizmet sunulmadığı savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının davasının kısmen kabulüne, Davalının ... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyası kapsamında yapılan itirazın 7.875,00 USD üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı takip kapsamında takibe konu faturalar kapsamında 62,33 usd işlemiş faiz talep edilmiş ise de davacı tarafça davayı taraf ile yapılan yazışmalarda fatura bedelleri ödenmediği takdirde vade farkı faturası kesileceğinin belirtildiği; 25.04.2024 tarihli e mail içeriğinde ise 03.05.2024 tarihine kadar ödeme yapılmadığı takdirde hukuki işlemlerin başlatılacağının belirtildiği ancak faturalar yönünden davalıdan işlemiş faiz talep etme yönünde temerrüt oluşmadığı anlaşılmakla işlemiş faiz yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Bilirkişi raporunun sonuç kısmında ... numaralı faturadan 62,33 USD alacaklı olduğuna dair tespitin iş bu miktarın işlemiş faiz talebine ilişkin olduğundan hatalı değerlendirme yapılması nedeniyle hükme esas alınmamıştır. Rapor içeriğinde takibe konu faturalara ilişkin borç bakiyesinin dikkate alınarak her iki fatura yönünden toplam alacağın 7.875,00 USD olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafçada kabul edilen ve likit olan alacak yönünden takip tarihi itibariyle TL karşılığı değerinin %20'si olan 50.812,96 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kısmen kabulüne, Davalının ... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyası kapsamında yapılan itirazın 7.875,00 USD üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 7.875,00 USD takip tarihi itibariyle %20'si olan 50.812,96 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 18.728,63 TL karar harcının, peşin yatırılan 4.373,14 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 14.355,49 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 2.170,04 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan toplam 5.875,00 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 5.828,86 TL yargılama giderinin ve 4.373,14 TL peşin harç ve 427,60 TL başvurma harcı toplamı 10.629,60 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 3.571,72 TL'nin davalıdan, 28,28 TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 7-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/11/2025

KATİP ... ¸e-imzalıdır

HAKİM ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/782, K. 2025/833, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-782-e-2025-833-k-333e84e6c2de