İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/771 E. 2025/713 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/771
Karar No
2025/713
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/771 KARAR NO : 2025/713

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 30/10/2024 KARAR TARİHİ : 25/09/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket,------- no’lu Kasko Poliçesi ile------- plakalı aracı, 25.12.2021–25.12.2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere sigortaladığını, ekte sunulan trafik kazası tespit tutanağına göre; 17/09/2022 TARİHİNDE----- plakalı vasıta ---- idaresinde ------ kara yolu mevkiinde seyrederken güzelce sapağı mevkiinde -----plakalı vasıta ile çarpışmaları sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kazanın oluşumunda; kaza/olay tutanağına göre; ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı araç %100 oranında kusurlu bulunduğunu, davalı ----- Sigorta bu aracın zorunlu trafik sigortacısı olduğunu, maddi hasar ile sonuçlanan işbu kaza sonucu; davacı şirket sigortalısına; 51.816,33-TL tutarında hasar ödemesi yapıldığını, anılan ödeme ile davacı şirket, hem Türk Ticaret Kanunu m. 1472 uyarınca sigortalısının dava ve talep haklarının halefi olduğunu, ekli ödeme dekontuna istinaden anılan ödeme ve temlikname ile davacı şirket, Türk Ticaret Kanunu m. 1472 uyarınca sigortalısının dava ve talep haklarının halefi olduğunu, davalı sigorta şirketine dava öncesi yapılan taleplerimize olumlu cevap verilmemesinin akabinde; alacağımıza ilişkin olarak başlattığımız ----. İcra Müdürlüğü ------. numaralı dosyasına yansıyan takibe, borçlu tarafından herhangi bir borcunun bulunmadığı belirtilerek, elle tutulur bir sebep gösterilmeksizin, borca, faizine ve tüm fer’ilerine itiraz edilmiş olması hukuken korunamayacağını, icra takibatına devam ederek haklı alacağına kavuşabilmek adına müvekkil şirket tarafından arabuluculuğa başvurulmuş olup, ekte sunmuş olduğumuz arabuluculuk son tutanağında görüleceği üzere, süreç anlaşmama olarak sonuçlandığını, tüm bu nedenlerden dolayı, işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, açıklanan sebeplerle ve davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; borçlunun -----. İcra Müdürlüğü -------sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı yaptığı haksız itirazların iptaline ve takibin aynen devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme huzurundaki dava sigorta şirketinin sigortalısının halefi sıfatı ile açılmış olup uyuşmazlığın sigortalının tabi olduğu mahkemede çözümlenmesi gerektiğini, dava konusu haksız fiil ilişkisine dayandığını, yerleşik içtihatlar gereği uyuşmazlığın çözümünde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin uyuşmazlık mevcut olduğundan TTK gereği asliye hukuk mahkemeleri görevli olduğunu, Kanun gereği, davacının uyuşmazlığın çözümlenmesi için gerekli belgelerle birlikte davalı şirkete yazılı olarak başvurması gerektiğini, Kanun ile düzenlenen emredici nitelikteki özel dava şartını yerine getirmeyen davacının talebi; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, işbu davada hasar 17/09/2022 tarihinde gerçekleştiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı olarak taraf olan davalı şirket nezdinde her ne kadar ------ numaralı ZMMS Poliçesi ile 17/09/2022 - 17/09/2023 vadesi boyunca teminat altına alınmış gözükse de kaza akabinde poliçe tanzim edildiğinden sorumluluk atfı mümkün olmayacağını, davaya konu poliçe teminatları işbu dilekçe içeriğinde de belirtildiğini, poliçenin 17.09.2022 15:19 saatinde oluşturulduğu görüldüğünü, her ne kadar KTT üzerinde kaza saati 16:00 görülse de, evraklar içerisinde yer alan alkol raporunun zamanı 14:45 olduğunu, davacının, sigortalının kusurlu olduğu yönündeki iddiası kabul edilemez nitelikte olduğunu, zira kusur konusu ancak uzman bir bilirkişinin incelemesi neticesinde anlaşılabileceğini, davacının kusurla ilgili iddialarını kabul etmediklerini, davacının açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın tümden reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı-----İcra Dairesinin ------- Esas sayılı dosyası, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, ------- Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ve Hasar Dosyası, ZMMS poliçesi, Kaza ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Sigorta Ekspertiz Raporu, Faturalar, Banka Dekontları, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi nedeniyle dava dışı sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle, dava dışı sigortalısına maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için ödediği tazminatın; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketinden tahsili için başlatılan ---. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine karşı davalıca yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince görevsizlik kararı sorucunda mahkememizce gelen işbu davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek mevcut ve toplanan deliller nezdinde tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Davacının aktif dava ehliyeti yönünden ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre de ; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütünü sigortanın teminatı kapsamındadır. Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK'nin 61.maddesi gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ; davacı sigorta şirketi tarafından----- İcra Dairesinin ------- Esas sayılı takip dosyasından davalı-borçlu sigorta şirketi hakkında dava dışı sigortalısına maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için ödediği tazminatın davalı sigortalısı araç sürücüsünün kusuru gereği rücuen tahsili için icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da maddi hasarlı trafik kazasında kusur, hasar ve hasar onarım bedeli üzerinden çözülmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen tüm deliller ve olaya özgü bilgi belgeler toplanmıştır. Olayın temeli dosyada bulunan maddi hasarlı kaza tespit tutanağına ve diğer delillere göre 1709/2022 tarihinde ----- ili, ------ ilçesi, ------- istikametinde davacı sigorta şirketine 25/11/2021-2022 başlanğıç bitiş tarihli Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı----- adına kayıtlı ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı hususi otomobil ile ------ adına kayıtlı ve sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine 17/09/2022-2023 tarihli araç başına maddi 10.000 TL limitli ZMMS sigortalı ------- plaka sayılı kamyonet nitelikteki araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazasına dayanmaktadır. 2918 sayılı KTK'nin 83.maddesi gereğince ------ Bölge Trafik İstasyon Amirliği tarafından düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre vaki kazada kusurun, KTK'nin 52/1-b maddesi gereğince Sürücüler: b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar, kuralını ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmiş olup davacıya sigortalı araç sürücüsüne herhangi bir kural ihlali ve kusur atfedilmediği görülmüştür. Mahkememizce kaza tespit tutanağı ve aracın hasar aldığı noktalar ile özellikle kaza tespit tutanağındaki çizim ve açıklamaya göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün otobüs durağından çıkmak suretiyle önündeki caddede hareket halinde bulunan davacıya sigortalı araca çarpması şeklinde gerçekleşen kazada tam ve asli kusurlu olduğu kabul ve takdir edilmiştir. (TBK, 74/1, Yargıtay -----HD.-----) Buna kabulden hareketle zarara gelince; somut olayda davacı sigorta şirketi tarafından ekspertiz raporuna göre aracın onarılması suretiyle sigortalısının zararı giderilmiş ve anılan kusura göre ZMMS sigortacısı sıfatıyla davalıya rücu edilmiştir. Davacı sigorta şirketinin kendi sigortalısına yaptığı ödeme bir lütuf (Ex Gratia) ödemesi olmayıp, kasko sigorta sözleşmesinin gereğinin yerine getirilmesinden ibarettir. Yapılan ödeme miktarı ise hasar ihbarına bağlı olarak Sigortacılık Kanununa göre delil niteliğindeki ekspertiz raporuna dayanmakta olup, ödenen miktar işin niteliği ve meydana gelen hasara göre günün sosyal, ekonomik ve piyasa koşullarına göre de kadri maruf ve maku olduğundan gerçek zararı yansıttığı ve sonuçta işbu miktarın davalının sorumluluğu bakımından her halde poliçe limitinde kaldığı tespit edilmiştir. Davacı sigorta şirketinin TTK'nin 1472/1 maddesi gereği sigortalısının halefi sıfatıyla zararını davalıdan isteyebileceği, somut olayın özellikleri, usul ekonomisi ilkesi ve hakimlik bilgi ve tecrübesine göre tüzel kişi tacir sigorta şirketi olan tarafların menfaatleri birlikte değerlendirildiğinde tahkikatı gerektirir bir husus bulunmadığı, özellikle kusur ve hasara ilişkin bilirkişi raporu alınmasının yargılamayı uzatmaktan ve gereksiz gider yapılmasından başka uyuşmazlığın çözümüne bir katkı sağlamayacağı işin hakimlik bilgi ve tecrübesi kapsamında dosyadaki bilgi ve delilere göre kesin olarak aydınlandığı ve çözüldüğü anlaşılmıştır. (HMK,146,187,198, 266 ) Filhakika, gerçekleşen işbu durumlara ve davalı sigorta şirketine sigortalı aracın davalı sürücünün tespit ve tayin olunun kusur oranı nazarında sorumlu tutulması ilkesi gereğince davacının gerçek zararının ZMMS sigorta poliçesi kapsamında davalı şirketin ödemesi gerektiği değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TTK'nin 1472/1 gereği TBK 49, 50/1,74, KTK, 85/1-son, 86/1 , 88/1 , 90, 91/1, maddeleri, İMMS ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde; TMK, 6, HMK, 190. maddeleri esaslarına göre ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; taleple bağlılık ilkesine göre davacının zarar gören sigortalısına ödeme tarihi itibarıyla oluşan temerrüt tarihi, sigortalı aracın kamyonet vasfına göre ticari avans faizi istenebileceğinden işlemiş ve işleyecek faiz; miktar, tür ve oranı, teminat limiti hususları da denetlenmek ve gözetilmesi sonucunda davanın kabulü ile;davalı-borçlunun, ----- İcra Dairesinin ------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptaliyle icra takibinin aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3,83, 84, 85, 86, 88, 91, 109/1, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, TBK, 49, 50/1,51/1, 61,62,162,166, 74/1 117/1,2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 ,1472, 1483 vd, HMK, 25,27, 30, 31, 33, 146, 187/1-2, 190,194,196, 198, 266.320,322,) 2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın yaptırım amacına göre yapılan inceleme sonucunda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle takibe konu alacağın davalı yönünden likit/muayyen kabul edilemeyeceği sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, -----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptaliyle icra takibinin aynen devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.539,57 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 625,82 TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 259,08 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.654,67 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 625,82 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 215,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.329,22 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen toplam 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/771, K. 2025/713, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-771-e-2025-713-k-dbd633538ace