İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/770 E. 2026/57 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/770
- Karar No
- 2026/57
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/770 Esas KARAR NO : 2026/57
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/12/2024 KARAR TARİHİ : 26/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığı denetimine tabi olarak 27/12/2004 tarihinde almış olduğu ... sayılı dağıtıcı lisansı ile ... adresinde petrol sektöründe faaliyet gösteren bir sermaye şirketi olduğunu, davalı şirketin ise 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığı denetimine tabi olarak almış olduğu ... sayılı bayilik lisansı ile ...adresinde bayilik faaliyeti gösteren bir şirket olduğunu, davalı şirketin davacı müvekkil ile ... tarihinde 5 yıl süreli bir akaryakıt bayilik sözleşmesi akdettiğini, davalı şirketin davacı müvekkil ile ayrıca 22/01/2021 tarihli bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası ve eki niteliğinde olması amacıyla 22/01/2021 tarihli bir bayilik protokolü akdettiğini, davalı şirket bayilik sözleşmesi ve protokole ilave olarak 22/01/2021 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi düzenleyerek davacı müvekkile teslim ettiğini, Bayilik sözleşmesinin davalı şirket tarafından tek taraflı ve haksız şekilde feshi sebebiyle taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmesi ve bayilik protokolünde, haksız ve süresinden önce yapılan feshe ilişkin akdi düzenlemelerin davalı şirket aleyhinde uygulanması zorunlu hale geldiğini, davalı şirketin bayilik sözleşmesinin 1. Taahhüt periyodu olan 22/01/2021 – 22/01/2022 döneminde şirketimizden sadece 57.510 litre kurşunsuz benzin ve 534.595 litre motorin (beyaz ürün) satın aldığı; ancak toplamda 697.895 litre eksik alım yapmış olması sebebiyle ihtarname tarihi itibarıyla son cari fiyat olan ... Motorin ... depo satış fiyatı 13.6862 TL/litre üzerinden hesaplanan bedelin % 5’ i olan 477.576,55 TL cezai şart borcu tahakkuk ettiği ve muaccel hale geldiğinin tespit edildiğini, muaccel olan alacağın tahsili amacıyla davalı tarafa ... 25. NOTERLİĞİ'nin ...tarih ve .. yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmiş ve ihtarnamede ayrıca 2. Taahhüt dönemi yönünden tonaj taahhütlerinin yerine getirilmesi eksik alımların kabul edilmediği ve edilmeyeceği ihtar ve ihbar edildiğini, "sözleşme süresi içinde çekince koymadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşup oluşmadığı" hususu araştırılırken somut olayın özelliklerine bakılarak tacir olan taraflar arasındaki akdi düzenlemeler ve karşılıklı taahhütlerin incelenmesi ve dürüstlük kuralı kapsamında ve güncel Yargıtay içtihatları doğrultusunda bir karar verilmesinin zorunlu olduğunu, bu sebeple iş bu dava dosyası önünden de basiretli bir tacir olarak sözleşme, protokol ve asgari mal alım taahhütnamesini imza eden davalılar lehine bir yorum ile eksik ifanın çekincesiz kabul edildiği ve davalı tarafta kendisinden cezai şart talep edilmeyeceğine dair bir güven duygusu oluştuğu iddia edilemeyecek aksi yönde bir değerlendirme dürüstlük kuralına aykırı ve bir hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağını, bunun yanı sıra davalı şirketin bayilik sözleşmesini tek taraflı ve haksız feshetmiş olması sebebiye, 07/03/2023 fesih tarihinden sözleşmenin normal süre sonu olan 22/01/2026 tarihine kadar olan dönem yönünden de oluşan toplam 3.629.166 litre eksik beyaz ürün alımı sebebiyle ... Motorin ... depo satış fiyatı 19.953 TL/litre üzerinden hesaplanan bedelin % 5’ i olan 3.620.637,46 TL kar mahrumiyeti alacağının da tahakkuk etmiş ve muaccel hale geldiğinin tespit edildiğini, davalı şirket ve garantör davalı akaryakıt bayilik sözleşmesinin Garantörlerin Hukuki Sorumluluğu başlıklı 27'nci maddesi hükmüne göre garantör YUNUS DURUK davalı şirket ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalı olarak gösterilmiş olup davalı şirketin davacı şirkete karşı olan her türlü borcundan Türk Borçlar Kanunu 128. Maddesi kapsamında şahsen herhangi bir miktar ve süre sınırlaması da olmaksızın sorumlu olduğunu, iş bu davanın konusu olan cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarına tek taraflı ve haksız fesih tarihi olan 07/03/2023 tarihinden itibaren bayilik sözleşmesinin 21/5 maddesinde yazılı olduğu şekilde tahsil tarihine kadar aylık % 4 oranında akdi temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, izah edildiği üzere davacı müvekkil Yargıtay içtihatlarında aranan şartları sağladığından cezai şart ve kar mahrumiyeti alacakları talep ve dava edilebilir hale geldiğini, bununla birlikte davacı müvekkilin sahip olduğu cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarının tespitinin yargılamayı gerektirmesi ve hükme bağlanacak olan gerçek cezai şart ve kar mahrumiyeti alacak tutarlarının ancak bilirkişi incelemesi neticesinde mahkemece tespit edilebileceği dikkate alınarak davanın 378.290,00 TL kısmi taleple açılması gerektiğini, Arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek sözleşmenin başlangıç tarihi olan 22/01/2021 tarihinden haksız fesih tarihi olan 07/03/2023 tarihine kadar olan dönem yönünden 189.145,00 TL cezai şart alacağının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, 07/03/2023 fesih tarihinden sözleşmenin süre bitim tarihi olan 22/01/2026 tarihine kadar olan dönem yönünden 189.145,00 TL kar mahrumiyeti alacağının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, Cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarına fesih tarihi olan 07/03/2023 tarihinden itibaren bayilik sözleşmesinin 21/5 maddesinde yazılı olan aylık %4 oranında akdi temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında düzenlenen istasyon akaryakıt bayilik sözleşmesi davalı müvekkil tarafından haklı nedenle feshedildiğini, bayilik sözleşmesi ve asgari mal alım taahhütnamesinden doğan yükümlülükler davalı açısından çekilmez bir hal almış ve işlem temelinin çöktüğünü, davalının kendi kusuru olmaksızın ifa imkasızlığına durumu oluştuğunu, bu sebeplerle ifa imkansızlığı def'inde bulunduklarını, davacının dağıtıcı şirket akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında davalı müvekkil bayilik şirketine herhangi bir pompa ya da havasu saati gibi ekipman desteğinde bulunmamış; maddi yatırım yapmamış, kredi, dbs veya muafiyet olanağı sağlamamışken; davalı müvekkil davacının muğla/yatağan bölgesinde markanın bilinirliğini arttırmış ve reklam vergilerini ödemediğini, davacı ile davalı müvekkil arasında akdedilen akaryakıt bayiliği sözleşmesi çerçeve sözleşme hükmünde olup, sözleşme kapsamında yer alan maddeler genel işlem koşulları mahiyetinde olduğunu, sözleşmede anılan maddeler büyük çoğunluğu tek yanlı olması, davacı lehine düzenleme içermesi, davalı müvekkil lehine çok az düzenleme içermesi nedeniyle TBK M. 27 uyarınca kesin hükümsüz olduğunu, davacı tarafın ilk yıl ihtirazi kayıt sunacak şekilde ihtar sunması ile işbu davaya konu sözleşmenin feshinden önceki tarihler için cezai şart talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın 07/03/2023 tarihinden önceki dönemler için talep ettiği cezai şartın reddi gerektiğini, şayet Mahkeme aksi kanaatte ise, sözleşme kapsamında belirlenen cezai şart fahiş oranda olup, hüküm tesis edilirken cezai şartta indirim uygulanmasını talep ettiklerini, bayilik sözleşmesinin 26.2. maddesi uyarınca davacı tarafından talep edilen cezai şart, ifaya eklenen cezai şart değil, ifa yerine istenen cezai şart olduğunu, davacı tarafından talep edilen aylık %4 temerrüt faizi, yukarıda izah edilen sebeplerden dolayı sözleşmenin geçersiz ve faiz talebini içerir maddenin genel işlem koşulu mahiyetinde olması sebepleriyle haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle kabul ettiklerini belirterek davanın reddine, davacının tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dağıtıcı şirket akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı bayilik şirketine herhangi bir maddi yatırım yapmadığını ancak bunun karşılığında davacının ... bölgesinde markanın bayilik sebebiyle bilinirliğini artırdığını, dolayısıyla davacının bir zararı doğmadığını, hem gelir elde etmiş, hem reklamını yaptırmış hem de diğer dağıtım şirketlerinin aksine herhangi bir yatırım yapmadığını, sözleşme dönemi içerisinde şirket yetkilisi olan Davalı Müvekkil ve yetkilisi olduğu Davalı Bayi şirket açısından bayilik sözleşmesi ve ilişkisi çekilmez bir hal almış ve işlem temeli çöktüğünü, gerek pandemi gerek ekonomik koşullar sebebiyle ifa imkansızlığı durumu oluştuğunu, asgari mal alımında taahhüdün edilen seviyede yakıt alınması anılan yıllar açısından imkansız olduğunu, imkansızlık def'i öne sürdüklerini, Bayilik sözleşmesi tamamen tek yanlı olması sebebiyle TBK m.27 gereği geçersiz olup, buna bağlı olarak davalı müvekkilin garantörlük hükmü de geçersiz olduğunu, kaldı ki davalı müvekkilin o dönem yetkilisi olduğu firma açısından işbu sözleşme imzalandığını, bu sebeple bayi ile davalı müvekkilin arasındaki Yargıtay kararları çerçevesinde taraflar arasında temsil/yakınlık ilişkisi olması, menfaat ilişkisinin olmaması, bayiye özgü kişisel bir ilgi sebebiyle garantör olarak yer alması ve sözleşmenin 27. Maddesinde "...’ e olan tüm borç, yükümlülük ve taahhütlerini yerine getireceğini" anılan ifadeyle davalı müvekkilin, Davalı Bayinin yükümlülüklerini yerine getireceğinin temini olarak sözleşmede yer alması gibi tüm bu hususlardan çıkarılacak sonuç; davalı müvekkil'in, davalı bayiye garantör değil, kefil olduğu yönünde olduğunu, TBK kapsamında kefalete ilişkin şekil şartları sağlanmadığından akaryakıt sözleşmesi kapsamında düzenlenen garantörlük teminatı/sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacı tarafın ilk yıl ihtirazi kayıt sunacak şekilde ihtar sunması ile işbu davaya konu sözleşmenin feshinden önceki tarihler için cezai şart talep etmesi hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın 07/03/2023 tarihinden önceki dönemler için talep ettiği cezai şartın reddi gerektiğini, Bayilik sözleşmesinin 26.2. maddesi uyarınca davacı tarafından talep edilen cezai şart, ifaya eklenen cezai şart değil, ifa yerine istenen cezai şart olduğunu, Bayilik sözleşmesinin 26.2. Maddesi uyarınca davacı seçimlik olarak zarar/ziyan veya cezai şart talep edeceğinin ifade edildiğini, ancak derdest dava uyarınca davacı her ikisini birden talep etmekte olduğunu, davacının kar mahrumiyetine veya cezai şarta ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, istenilen cezai şart ve temerrüt faiz oranı ise fahiş ve haksız olduğunu, ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü def'i öne sürdüklerini belirterek davanın reddine, davacının tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, davacı ve davalı şirketin 2021 - 2023 yılları arası BA - BS formları, vergi kayıtları, EPDK'dan lisans metni ve faaliyet konusu evraklar, davalı ...'un sicil bilgileri, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Ceza Dava Dosyası UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır. Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve LPG/ Akaryakıt Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 20/10/2025 tarihli raporda; davacının elektronik ortamda tutulan e mühürlü yevmiye ve kebir defterinin Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, usulen uygun tutulduğu, defterlerin kesin delil niteli taşıması hususunun ise Mahkemenin takdirinde olduğu, taraflar arasında imzalanan bayilik Sözleşmesi ile aynı gün ve onun ayrılmaz bir parçası olarak imzalanan ekli Ürün Alım taahhütnamesine göre davalının yıllık eksik alımlarının olduğunun tespit edildiği, eksik alım nedeniyle davalının 189.145-TL cezai şart talebi olduğu, sözleşmenin erken feshinden kaynaklı davacının tamamlanmayan süre için 189.145- TL kar kaybı talebi olduğu, davacının taleplerinin iş bu raporun hesaplamalar kısmında 3 aylık net kar kaybı 239.244,49 TL'sı hesap edilmiş olup, benzer bilirkişi raporlarına göre hesaplanan cezai şart ve kar kaybının davacı talebinin üstünde olması sebebiyle davacının taleplerinin kadri maruf olup ödenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı talepleri doğrultusunda takdir edilecek tutarların davalının iflasına -borca batık hale gelmesine sebep olmasa da ancak davalıyı mali açından zorlayacağını, feshi gerçekleştiren davalı bayi, dayandığı haklı nedenin varlığını ispatla yükümlü olduğunu, bu hususun Mahkemenin takdirinde olmakla birlikte dosya kapsamından haklı nedenin anlaşılamadığı, davacı tarafın cezai şart talebi ve yoksun kaldığı kâra ilişkin talebi birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın feshinin haklı nedene dayandığını ispat edemediği sonucuna varıldığı takdirde davacı tarafın cezai şart talebinde bulunabileceği ancak yoksun yoksun kaldığı kâra ilişkin talebinin ancak ödenen cezai şart bedelini aşan bir zararı olduğunda gündeme gelebileceği ve bu aşkın zararın da davacı tarafın ispatına muhtaç olduğu, tarafların sair taleplerinin Mahkemenin takdirlerinde olduğu belirtilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, taraflar arasında düzenlenen 22/01/2021 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve 22/01/2021 tarihli bayilik sözleşmesine ek protokol hükümleri uyarınca asgari mal alım taahhütlerini yerine getirilmemesi ile sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin tahsiline yönelik tazminat davasıdır. Mahkememizce alanında uzman bilirkişilerden aldırılan rapor ile; davacının elektronik ortamda tutulan e mühürlü yevmiye ve kebir defterinin Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, usulen uygun tutulduğu, taraflar arasında imzalanan bayilik Sözleşmesi ile aynı gün ve onun ayrılmaz bir parçası olarak imzalanan ekli Ürün Alım taahhütnamesine göre davalının yıllık eksik alımlarının olduğunun tespit edildiği, eksik alım nedeniyle davalının 189.145-TL cezai şart talebi olduğu, sözleşmenin erken feshinden kaynaklı davacının tamamlanmayan süre için 189.145- TL kar kaybı talebi olduğu, davacının taleplerinin iş bu raporun hesaplamalar kısmında 3 aylık net kar kaybı 239.244,49 TL'sı hesap edilmiş olup, benzer bilirkişi raporlarına göre hesaplanan cezai şart ve kar kaybının davacı talebinin üstünde olması sebebiyle davacının taleplerinin kadri maruf olup ödenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı talepleri doğrultusunda takdir edilecek tutarların davalının iflasına -borca batık hale gelmesine sebep olmasa da ancak davalıyı mali açından zorlayacağını, feshi gerçekleştiren davalı bayi, dayandığı haklı nedenin varlığını ispatla yükümlü olduğu, bu hususun dosya kapsamından haklı nedenin anlaşılamadığı, davacı tarafın cezai şart talebi ve yoksun kaldığı kâra ilişkin talebi birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın feshinin haklı nedene dayandığını ispat edemediği sonucuna varıldığı takdirde davacı tarafın cezai şart talebinde bulunabileceği ancak yoksun kaldığı kâra ilişkin talebinin ancak ödenen cezai şart bedelini aşan bir zararı olduğunda gündeme gelebileceği ve bu aşkın zararın da davacı tarafın ispatına muhtaç olduğu tespit edilmiştir. Yine bilirkişi raporu ile; davalının incelenen öz kaynaklarında, sözleşmenin kuruluş tarihinde borca batık olduğu, 2023 yılı beyannamesinden ise şirketin enflasyon muhasebe düzeltme farklarından önce borca batık olduğu enflasyon farkları nedeniyle öz kaynaklarının artışa geçtiği görülmüştür. Raporun ilgili bölümlerinde bire bir hesaplanan kar kayıp ve cezai şartlarının davalı mahvına sebep olacağı, ancak davacının 189.145 kar kaybı ve 189.145 cezai şart toplam 378.290-TL'lik talebinin şirketi mali açıdan zorlayacağı görüşüne varılmış olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesi incelendiğinde; sözleşme konusunun "Taraflar arasında ... adresinde bulunan ve tapunun ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... Sokağı No:...Mevkinde bulunan ve ... Tapu Sicil Müdürlüğü'nün ... ADA - ... PAFTA 42 PARSEL sayısında kayıtlı.... m2 yüz ölçüme sahip tasınmaz üzerinde kurulu bulunan kurulacak olan akaryakıt satiş istanyonunun ... Kurumsal Kimliği ile marka ve amblemleri altında 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile Petrol Piyasa Lisans Yönetmeliği ve ilgili mevzuat kapsamında BAYİ tarafından işletilmesine ve ...'ten ikmal edilen akaryakıt ürününün istasyonda satılmasına ilişkin tarafların karşılıklı hak ve hak yükümlülüklerini düzenleyen hükümleri içermektedir. Taraflar 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 18/2 hükmü kupsamında basiretli tacir ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 26.maddesi kapsamında sözleşme serbestisi ilkeleri doğrulusunda yetkili temsilcileri vasıtası ile sözleşmede yer alan koşullarda karşılıklı mutabakata varılmıştır."şeklinde olduğu, sözleşmenin 26.1 Maddesinde; BAYİ “nin sınırlayıcı olmamak kaydıyla, yukarıda açıklanan bayilik Sözleşmesi ve ekleri hükümlerini ihlal hallerinden birini gerçekleştirmesi ya da böyle bir halin meydana gelmesi durumunda kusurlu olmadığını ispat ederse BAYİ “nin cezai şart ya da Tazminat ödeme sorumluluğu bulunmaz fakat herhalukarda böyle bir durumda dahi ....'in Bayilik Sözleşmesi ve eklerini ve yürürlükteki tüm sözleşmeleri fesih hakkı bakidir.", " Fesih ve Sona Erme Halinin Sonuçları" başlıklı Madde 26.4; 1.Bayilik sözleşmesinin herhangi bir seheple sona ermesi (Bayilik sözleşmesi ve eklerinin ... tarafından yukarda açıklanan sebeplerle feshi veya ...'in yazılı müvatakatini almaksızın ...'in kabul etmediği sebeplerle BAYİ tarafından tek taralı olarak feshedilmesi veya karşılıklı fesih anlaşması yolu ile feshedilmesi veya bayilik lisansının EPDK tarafından her ne sebeple olursa olsun iptal edilmesi veya sonlandırılması ) hallerinde halinde tüm ek sözleşme ve protokollerde ayrıca bir yazılı bildirime gerek olmaksızın sona erer. Madde 26.8 ;" ... fesih veya sona erme sebebiyle fesih tarihine kadar olan zarar ve ziyana karşılık bir tazminat alacağı ve ayrıca cezai şart alacakları ile fesih ve sona erme tarihinden sözleşme süresinin sonuna kadar hesap edilmek üzere satış yapılmamasından kaynaklanan mahrum kaldığı kar karşılığı, kar mahrumiyeti alacağı tazminat olarak bayiden talep edebilir. İş bu cezai şart ve kar mahrumiyeti tazminatı alacağın tespitinde fesih sona erme tarihinde uygulanmakta olan ve m3 akaryakıt için ...'in motorin ürünündeki dağıtıcı şirket karının esas alınarak hesaplanmasını kabul etmiştir. Bakiye sözleşme süresi için aylık asgari satış tutarı olarak bayinin geçen bir yılda en yüksek satışı gerçekleştirdiği ay toplamı esas alınacaktır. Bayinin ...T'e bayilik sözleşmesine ek olarak bir asgari mal alımı taahhütnamesi düzenleyerek vermiş olması halinde kar mahrumiyeti ve cezai şart alacaklarının hesabında bu taahhütte belirtilen hesaplama yöntemleri esas alınacaktır. " , Madde 12.8; "... tarafından verilecek ilan ve reklam malzemeleri, ... tarafından belirlenecek yerlerde teşhis edilecektir. BAYİ, ...” in izni olmadan bunların yerini değiştiremez, alt ve üstlerine yazı veya resim koyamaz. İstasyon alanına konacak akaryakıt tesis pompası ve reklam panosu yeri ...' in onayı ile belirlenecektir. Bu malzemeler sebebiyle istasyona tahakkuk ettirilecek her türlü vergi harç ve rüsum BAYİ tarafından ödenecektir.” şeklinde hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. Davalı ...her ne kadar davacı ve davalı arasındaki bayilik sözleşmesi ve protokole kefil olmadığını, sözleşmenin tüm sayfalarında imzası bulunmayıp, yalnızca son sayfada imzası olmasının bu durumu doğruladığını ileri sürmüş ise de, davalı ...'ın dosyaya sunulu bayilik sözleşmesi ve protokolün son sayfalarında garantör olarak imzasının bulunduğu, davalının iddia ettiği üzere kefil olarak değil garantör sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, kaldı ki sözleşmenin son sayfasındaki imzanın sahteliğini de ileri sürmediği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (TBK md. 179/3) dur. TBK'nun 179/2 maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/2.maddesi hükmü emredici yapıda olmayıp, düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740) Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya sözleşme eki taahhütnamelerde yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu hükümleri TBK'nun 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. TBK.'nun 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yani her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T.... E....K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir(Yargıtay 19. HD'nin 04/12/2019 Tarih... E. - ... K. Sayılı Kararı). Öte yandan, “Kâr kaybı Türk Borçlar Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesi hükümleri ve genel hükümleri arasında ayrı bir başlıkta düzenlenmemiştir. Kâr kaybı olumlu zarar kapsamındadır ve Yargıtay içtihatlarında da borçlanılan edimin ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının uğradığı zarar, başka bir ifade ile sözleşme tam ve vaktinde ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının ulaşacağı durum ile ifa edilmemesi nedeniyle mevcut durum arasındaki fark olarak tanımlanmaktadır. Dairemizin içtihat ve uygulamalardan kâr kaybının 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 356. maddesi yollamasıyla 325. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408 ve 438/11 maddesindeki kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Kesinti yöntemine göre davacı alt taşeronun sözleşme konusu olup yapılmayan işler nedeniyle mahrum kaldığı kâr, işin geri kalanının yaptırılmaması anında yaptırılmayan iş bedelinden alt taşeronun işin yaptırılmaması sebebiyle tasarruf ettiği malzeme ve işçilik bedelleri ile genel giderler ve bu sure içerisinde başka bir iş yapıp kazanç temin etmiş ise bu işten elde ettiği kâr veya başka bir iş bulmaktan kasten kaçınmış ise elde etmekten kaçındığı kârın düşülerek hesaplanmalıdır (Yargıtay 15 HD 09.01.2016 gün ...Esas, ...Karar; 03.03.2014 gün... Esas, ...Karar; 27.03.2017 gün ... Esas, ... Karar ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.2010 gün...Esas, ... Karar sayılı ilamları).” şeklinde ifade edilmiştir. Yargıtay'ın sektörel olarak bilinen yerleşik kararlarında, tazminatın yargılamayı yürüten hakim tarafından, hakkaniyet ilkesine göre ve davacının da zararı azaltma ilkesine uygun davranması zorunluluğuna göre belirleyeceğini, sözleşmedeki bu tür belirlemelerin hakkaniyete aykırı olduğunu ve davacının yeni bir bayilik anlaşması yapmak suretiyle bu zararı azaltabileceğini, Mahkemenin yapması gerekenin yeni bir bayilik anlaşması yapılana kadar geçen süre içinde uğranılan zararın karşılanmasına hükmetmek olduğu ve bu sürenin tespitinin gerekli olduğunun ifade edildiği, söz konusu makul sürenin ne olacağı hakkında Yargıtay kararlarında açık bir belirleme bulunmamakta olup, Yargıtay sürenin bilirkişi incelemesi ile tespit edileceğine ve ayrıca bu süre hesabı ile birlikte kar kaybının NET Kar üzerinden yapılması gerektiğini hükmetmektedir.(Yargıtay 19. HD.... E.,... K; ... E., ... K. ; ...E, ...K.; Yargıtay 11. HD...E., ... K.; Söz konusu makul sürenin ne olacağı hakkında Yargıtay kararlarında açık bir belirleme bulunmamakta olup, Yargıtay bu sürenin bilirkişi incelemesiyle tespit edileceğine ve ayrıca bu süre hesabı ile birlikte kar kaybının "NET KAR" üzerinden yapılması gerektiğini, hükmetmektedir. (Yargıtay 19. HD.... E., ... K; ... E., ... K. ;... E, ...K.; Yargıtay 11. HD...E., ... K.; ) Somut olayda, davacı ile davalı arasında 22.01.2021 tarihinde ''standart otogaz bayilik sözleşmesi'' imzalanmış olup, sözleşmenin, imza tarihinden itibaren başlamak üzere 5 yıl geçerli olacağı, davalı bayi tarafından sona erme tarihinden önce sözleşmenin feshedilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından keşide edilen ... Noterliği'nin ... tarih-... yevmiye no'lu ihtarnamesinde taraflar arasında akdedilen sözlemenin hangi nedenle feshedildiğine dair açıklama bulunmamaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde asgari mal alım taahhütnamesinden doğan yükümlülüklerin davalı açısından çekilmez bir hal almış olduğunu ve işlem temelinin çöktüğünü, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedilmiş olduğunu ileri sürmüştür. Haklı nedenle feshin gerçekleşmesi için, tarafların sözleşmeyi feshe götüren davranışları belirli bir ağırlık taşımalı, ortaya çıkan olaylara dayalı iyi niyet kurallarına göre de sözleşmeye devam etmenin taraflardan beklenememesi gerekmektedir. Tarafları sözleşmeyi haklı nedenle feshe götürecek davranışlar olarak bir tarafın diğerine veya üçüncü kişilere karşı hileli davranışları, kötü ünlendirme gibi güveni temelden sarsacak sözleşmenin devam ettirilmesini olanaksız hale getirmesi, yine taraflardan birinin sözleşmeden doğan esaslı yükümlülüklerini kusurlu olarak yerine getirmemesi sayılabilir(Tandoğan, s. 57) Sözleşmeden doğan esaslı yükümlülüklere aykırı davranılması sözleşmeyle yasaklanmış ise bayinin rekabet yapmama yükümlülüğüne aykırı olarak sözleşme konusu ürünlerin farklı markalara ait muadillerini satmaya başlaması ve bu şekilde sürüm ve pazarlama yükümlülüğünü yerine getirememesi örnek verilebilir. Bayi üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirse bile ekonomik koşullar nedeniyle satış ve pazarlama sonuçları, sağlayıcıyı tatmin etmediği durumlarda bayiyekusur yüklenemeyeceğinden bu sebeple sözleşmenin haklı nedenle feshedilebileceği kabul edilmemelidir. Sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerde taraflar arasında bulunan güven ilişkisi bir tarafın kusuru nedeniyle çökerse diğer taraftan bu ilişkiyi sürdürmesi beklenemez. (Seliçi, s. 34) Bayilik sözleşmesinin temelini karşılıklı kurulan güven ilişkisi oluşturduğu göz önüne alındığında taraflar arasındaki bu güvenin sarsılması veya güvenin ortadan kalkması durumları önemli ve haklı bir neden olarak kabul edilmelidir. Feshi gerçekleştiren davalı bayi, dayandığı haklı nedenin varlığını ispatla yükümlü olup, sözleşme ile kararlaştırılan asgari alım taahhütnamesinden kaynaklı yükümlülüklerin yerine getirilemeyeceğinden bahisle haklı nedenin olduğunu ileri süremez. Bayilik sözleşmesi ve ürün alım taahhütnamesi uyarınca davacı tarafça her yılın sonunda ihtirazı kayıt konulmadan mal verilmeye devam edildiğinden davacı şirket, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarının yerine getirilmemesi hâlinde taahhütnamede yer alan kâr kaybının davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturmuştur. Davacı şirketin davranışları ile davalı şirkette yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu edilen kâr kaybını talep etmesi çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranışın hukuken korunması beklenemez (Yargıtay HGK'nın 02.12.2020 Tarih, ... E. - ... K. Sayılı Kararı) .Taraflar arasında imzalanan taahhütnamede kar mahrumiyetinin anlaşmanın hitamında istenebileceği ve davalının buna muvafakat ettiği yönünde düzenlemeler bulunmakta ise de anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulması şarttır. Davacının dayandığı düzenlemeler bu şartı kaldırır nitelikte değildir.(Emsal için bkz İst. BAM 43 HD'nin ... E ...K) Somut olayda, bayilik sözleşmesi ile aynı gün ve onun ayrılmaz bir parçası olarak imzalanan ekli Ürün Alım Taahhütnamesine göre davalı yılda 1100 M3 Motorin, 200 M3 Kurşunsuz benzin 1 ton madeni yağ akaryakıt almayı taahhüt ettiği görülmüştür. Davacı tarafça birinci dönem (22.01.2021-30.12.2022) sonunda davalıya yeniden ürün satışı yapılmadan önce (ikinci dönem ilk ürün satış tarihi 08.02.2022) ... 25.Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile eksik alım taahhüdünden kaynaklı cezai şart borcunun ödenmesinin davalıya ihtar edildiği, ihtarnamesinin davalı yana 24.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.¸ Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile, eksik alım tutarları yukarıdaki tabloda gösterildiği şekilde toplam eksik alım tutarının 23.379.902,19-TL olarak tespit edilmiş ise de; yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca davacı tarafın çekince koyduğu birinci dönem ve sözleşmenin feshedildiği üçüncü dönem 22.01.2023-07.03.2023 tarih aralığındaki eksik alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart talebinde bulunabileceği, davacının ikinci dönem (22.01.2022-22.01.2023) için cezai şart talebinde bulunamayacağı değerlendirilmek sureti ile bu dönem dışlanarak toplam eksik alım tutarının 14.168.185,14-TL olduğu, sözleşmeye göre bu tutarın % 5'i oranında 708.409,26-TL tutarında cezai şart talep edilebileceği, yine bilirkişi raporu ile 239.244,49-TL 'lik kar kaybı hesaplandığı anlaşılmış olup, söz konusu tutarların tahsili halinde davalı şirketin ekonomik açıdan zorlanacağına dair mali yönden yapılan tespitler uyarınca Mahkememizce bu tutarlar üzerinden % 60 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kanaatine varılarak davacı yanın davalıdan talep edebileceği cezai şart tutarının 283.363,70-TL olabileceği ve kar kaybı bedelinin 95.697,79-TL olabileceği tespit edilmiş olup, taleple bağlı kalınarak neticeten Mahkememizce davacının davasının kısmen kabulü ile 189.145,00-TL cezai şart alacağı ve 95.697,79-TL kar kaybı olmak üzere toplam 284.842,79-TL alacağının fesih tarihi 07.03.2023 tarihinden itibaren bayilik sözleşmesinin 21.5 maddesi uyarınca işleyecek aylık % 4 oranında işleyecek akdi temerrüt faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, -189.145,00-TL cezai şart alacağı ve 95.697,79-TL kar kaybı olmak üzere toplam 284.842,79-TL alacağının fesih tarihi 07.03.2023 tarihinden itibaren bayilik sözleşmesinin 21.5 maddesi uyarınca işleyecek aylık % 4 oranında işleyecek akdi temerrüt faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 19.457,61-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 6.460,25-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 12.997,36-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 45.575,00-TL nisbi vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Reddedilen kısım hakkaniyet indiriminden kaynaklandığından davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan; 6.460,25-TL Peşin/nisbi Harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 18.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 380,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 18.380,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 13.839,67-TL lik kısmanın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin 2.409,51 TL'sinin davalıdan, 790,48 TL'sinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, 9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 26/01/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır