İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/749 E. 2026/633 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/749
Karar No
2026/633
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/749 Esas - 2026/633 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/749 Esas KARAR NO : 2026/633

HAKİM : ........ KATİP : ............

DAVACI : ............. VEKİLLERİ : ......... . DAVALILAR : 1..............

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/02/2024 KARAR TARİHİ : 22/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kuruluşun Adapazarı 5. Bölge Müdürlüğü ile davalılar arasında hizmet alımına dair sözleşme imzalandığını, bu kapsamda çalışan bir kısım personelin emekliye ayrılması nedeniyle kendilerine toplam 130.241,65-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, müvekkilinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre ödediği bu tutarı davalılardan talep edebileceğini iddia ederek 130.241,65-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava hizmet sözleşmesinden doğan rücuen tazminat davasıdır. Dava, ilk olarak Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinde 2024/142 esas sayılı dosya ile açılmış, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi üzerine dava dosyası mahkememize tevzi edilmiş, dosya yukarıdaki esasa kaydolunarak yargılamaya devam olunmuştur. TTK'nın 4. Maddesi hükmüne göre dava Mahkememizin görev ve yetki alanına girmektedir. Bilindiği üzere; 19 Aralık 2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "7155 sayılı Kanun'un 20. Maddesi'nde; ''dava şartı olarak arabuluculuk'' Ticaret Kanunu'na eklenmiş olup (TTK'nın 5/A Md'si) , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4. Madde ve diğer kanunlarda da belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat ve alacak talepleri hakkında dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 5 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan '7445 sayılı kanun'un 31 maddesinde itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları arabuluculuk kanun yoluna tabi tutulmuş, madde kapsamı bu şekilde değiştirilmiştir. 6235 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesinde; ‘Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usuldan rededileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açılmadığından anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.’ denilmektedir. Dosya kapsamı incelendiğinde, davalı şirketler adi ortaklığın ortakları olup davacı kuruluş sözleşmesini adi ortaklık ile yapmıştır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından adi ortaklığı oluşturan her bir ortağın yargısal faaliyetlere taraf olarak katılması ve ortaklığın birlikte temsili yasal olarak zorunludur. Davaya konu arabuluculuk tutunağı incelendiğinde, arabuluculuk görüşmelerinde taraf olarak adi ortaklığın yazdığı, davalı şirketlere ayrı ayrı husumet yöneltilmediği, görüşmelerin bu şekilde sonlandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda arabuluculuk görüşmeleri usulüne uygun yapılmamış olup, taraf sıfatı yokluğu nedeniyle geçersizdir. Kanunun açık ifadesine göre arabucuculuk yoluna başvuru dava öncesi yerine getirilmesi zorunlu olan bir dava şartı olup, sonradan tamamlanması mümkün değildir. Anılan gerekçe ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 732,00-TL'nin peşin alınan 2.224,21-TL'den mahsubu ile bakiye 1.492,21-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 3-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/749, K. 2026/633, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-749-e-2026-633-k-341eb3ee6517