İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/712 E. 2025/782 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/712
- Karar No
- 2025/782
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/712 Esas KARAR NO : 2025/782
DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 21/10/2024 KARAR TARİHİ : 28/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İstirdat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkil firma adına kayıtlı ... IBAN numaralı hesaptan, 28.07.2023 tarihinde üçüncü kişiler ... ve ... adına olmak üzere toplam 247.950,00 TL’nin rızası dışında usulsüz şekilde transfer edildiğini, davalı bankanın ne SMS ne de e-posta yoluyla bilgilendirme yapmadığını ve hesabın tasfiye edilmesine engel olamadığını ileri sürmüş, bunun üzerine müvekkil yetkilisinin derhal bankayla irtibata geçmesine ve savcılığa şikayette bulunmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını belirtmiş, ayrıca mevzuat ve Yargıtay içtihatları uyarınca bankaların sahip oldukları güven kurumu vasfı gereği internet bankacılığı işlemlerinde müşteri paralarını koruma yükümlülüğünün bulunduğunu, güvenlik önlemlerini ihmal eden davalı bankanın sorumluluğunun ağır olduğunu, şifrelerin ele geçirilmesinin bilişim sistemi üzerinden gerçekleştiğini ve müvekkilin kusurunun bulunmadığını, dolayısıyla usulsüz şekilde çekilen paraların bankanın zararına ilişkin olduğunu iddia etmiştir. Davacı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... E. sayılı soruşturma dosyası, banka kayıtları, loglar, SMS kayıtları, hesap hareketleri, arabuluculuk tutanağı ve tanık-bilirkişi delilleri ile iddiasını ispatlamayı teklif etmiş, bu nedenle söz konusu 247.950,00 TL’nin ticari avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline, alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil davalı, davacının iddialarını kabul etmediğini, söz konusu olayda haksız bir fiilin veya ihmalkarlığın bulunmadığını, tüm işlemlerin yürürlükteki mevzuata ve hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacının talep ettiği maddi ve manevi zararların müvekkil tarafından yaratılmadığını, davacının iddialarının somut delillerle desteklenmediğini, mevcut belgelerin ve tanık beyanlarının davacının iddialarını çürüttüğünü, davacının iddialarının sübjektif yorumlara dayandığını ve gerçek dışı olduğunu, bu nedenle davanın reddini talep ettiğini, yasal haklarını saklı tuttuğunu ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ettiğini beyan etmektedir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Davacı tarafın rızası dışında yapılan para transferleri nedeniyle davalı banka kusurunun bulunup bulunmadığı ile havale edilen paranın avans faizi ile iadesi yasal şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, ve Mahkememizce 11/03/2025 tarihli ara karar ile dosyanın bankacı ve bilişim uzmanı bilirkişiye tevdi ile, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle, tüm dosya kapsamı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. 15/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda; 28.07.2023 tarihinde davacı ... Şirketi'nin ... nezdindeki kurumsal hesabından, şirket yetkilisi Mehmet İnci'nin bilgisi ve rızası dışında toplam 247.950 TL tutarında para transferi gerçekleştirilmiştir. Söz konusu tutarın 100.000 TL'si ...'a, 147.950 TL'si ...'ya aktarılmıştır. İşlemler mobil bankacılık kanalı üzerinden 4 dakika 36 saniye içinde yedi ayrı transfer şeklinde tamamlanmış, davacı durumu aynı gün saat 16:00 civarında fark ederek bankaya bildirmiştir. 3. Maddi Delillerin Değerlendirilmesi: Dosyada sunulan SMS kayıtları, çağrı merkezi ses kayıtları, hesap hareket dökümleri ve dijital bankacılık log kayıtları incelenmiştir. Kritik öneme sahip 13:23:04'teki IVN teyit aramasının ses kaydı dosyada bulunmamaktadır. Sistemde kayıtlı telefon numarasının...'den 514 ile başlayan farklı bir numaraya değiştirilmesine ilişkin değişiklik log kayıtları, IP adresleri ve cihaz bilgileri sunulmamıştır. Bu eksiklikler, davalı bankanın BDDK yönetmeliğinde öngörülen iz kayıtlarını saklama yükümlülüğünü yerine getirmediğini göstermektedir. 4. Dolandırıcılık Yöntemi ve Tespiti: İşlemlerin sistematik yapısı dolandırıcılık desenini göstermektedir. Beş adet 19.990 TL'lık FAST transferinin günlük limit altında kalacak şekilde bilinçli olarak parçalanması, profesyonel bir yaklaşımın göstergesidir. Davacının güvenlik bilgilerinin bir şekilde ele geçirildiği, bu bilgiler kullanılarak telefon numarasının değiştirildiği ve ardından hızlı para transferlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bankanın anomali tespit sistemleri ilk 199.950 TL'lik altı işlemi tespit edememiş, yalnızca son 48.000 TL'lik işlemde güvenlik kontrolü devreye girmiştir. 5. Müşterinin Kişisel Bilgileri Koruma Yükümlülüğü: Davacının 5464 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca kendisine tahsis edilen şifre ve güvenlik bilgilerini koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Telefon numarası değişikliği ve mobil bankacılık aktivasyonunun yapılabilmesi için şifre bilgisine ihtiyaç duyulması, davacının güvenlik bilgilerinin ele geçirildiğini göstermektedir. Bu durum, davacının güvenlik önlemlerinde kısmi ihmali bulunduğuna işaret etmekle birlikte, bankanın sistematik güvenlik zafiyetleri karşısında bu ihmalin etkisi sınırlı kalmaktadır. 6. Banka Güvenlik Protokolleri ve Doğrulama Prosedürleri: Davalı banka, telefon numarası değişikliği için gerekli iki faktörlü doğrulama protokolünü uygulamamıştır. Güvenli alıcı listesinde bulunmayan ... ve ...'ya ilk kez yapılan transferlerde çift faktör kimlik doğrulama yapılmamıştır. BDDK yönetmeliğinin 34. maddesinin 1. fıkrası ve 39. maddesinin 3. fıkrası uyarınca zorunlu olan bu kontrollerin eksikliği, bankanın temel güvenlik protokollerini ihlal ettiğini göstermektedir. Kurumsal hesap niteliği gereği daha sıkı güvenlik önlemleri alınması gerekirken bunun yapılmadığı tespit edilmiştir. 7. Dijital Bankacılık İşlem Kayıtları: Sunulan log kayıtları yetersiz kapsamdadır. İşlemlerin gerçekleştirildiği cihazın IMEİ numarası, işletim sistemi, IP adresi gibi kritik bilgiler bulunmamaktadır. Log kayıtlarında görülen 10.20.144.x IP aralığı bankanın iç ağına aittir, davacının gerçek IP adresi kaydedilmemiş ya da dava dosyasına sunulmamıştır. Bu durum, coğrafi konum anormalliklerinin tespit edilmesini ve risk analizinin yapılmasını imkansız kılmaktadır. Modern bankacılık sistemlerinde zorunlu olan bu kayıtların eksikliği, bankanın dijital güvenlik altyapısının yetersizliğini ortaya koymaktadır. 8. Finansal İşlemlerin Analizi: 28.07.2023 tarihinde davacı hesabına 244.800 TL giriş olmuş, hemen ardından 247.950 TL çıkış gerçekleşmiştir. İşlemler 12:58:36'da başlamış, 13:03:06'da tamamlanmıştır. Bu kısa sürede gerçekleştirilen yüksek tutarlı transferler normal kullanıcı davranışından sapma göstermektedir. İlk altı işlem için toplam 199.950 TL transfer edilirken hiçbir güvenlik kontrolü uygulanmaması, risk yönetimi sisteminin başarısızlığını göstermektedir. Yalnızca son 48.000 TL'lik işlemde kontrol mekanizmasının devreye girmesi sistemin tutarsızlığının kanıtıdır. 9. Bankanın Yasal Yükümlülükleri ve Mevzuata Uygunluğu: Davalı banka, BDDK Yönetmeliğinin 11. maddesi (kimlik ve erişim yönetimi), 13. maddesi (iz kayıtları), 24. maddesi (değişiklik yönetimi), 34. maddesi (kimlik doğrulama), 36. maddesi (işlem takibi), 37. maddesi (müşteri bilgilendirme) ve 39. maddesinde (mobil bankacılık güvenliği) düzenlenen yükümlülüklerini sistematik şekilde ihlal etmiştir. Özellikle işlem sonrası bilgilendirmedeki 4 saatlik gecikme ve güvenlik biriminin 9 saat sonra araması, yasal yükümlülüklerin ihlalidir. 10. Davacının Yüküml deri: Davacı, şifre ve güvenlik bilgilerini koruma yükümlülüğünde kısmi eksiklik göstermiştir. Ancak durumu fark eder etmez bankayı aramış, şüpheli işlemleri bildirmiş ve kanalların kapatılmasını talep etmiştir. Savcılığa suç duyurusunda bulunarak yasal haklarını kullanmıştır. Davacının aktif müdahale çabaları, sorumluluklarının bilincinde olduğunu göstermektedir. Güvenlik bilgilerindeki ihmali, bankanın sistematik zafiyetleri yanında ikincil düzeyde kalmaktadır. 11. Tarafların Sorumlulukları: Davacının güvenlik bilgilerini koruma yükümlülüğündeki eksikliği kabul edilmekle birlikte, davalı bankanın telefon numarası değişikliğini belgeleyememesi, yeni alıcılara transfer için çift faktör doğrulama yapmaması, anomali tespit sistemlerinin çalışmaması ve müşteri bilgilendirmesindeki ağır gecikmeler, kusur oranının büyük ölçüde bankada olduğunu göstermektedir. Bankanın müşterisini koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve güvenlik sistemlerindeki çoklu hataların bir araya gelmesi, sorumluluğun ağırlıklı olarak bankada olduğunu ortaya koymaktadır. 12. Teknik Sorumluluk Tespiti: Bankanın teknolojik altyapısında tespit edilen sistematik güvenlik zafiyetleri belirleyicidir. Değişiklik yönetimi protokollerinin eksikliği, anomali tespit sistemlerinin başarısızlığı, cihaz güvenlik profillemesinin yapılmaması, gerçek zamanlı bildirim sistemlerinin yetersizliği ve dijital iz kayıtlarının eksikliği, bankanın teknolojik güvenlik yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiğini göstermektedir. Modern bankacılık teknolojisi standartlarının gerisinde kalan bu altyapı, müşteri varlıklarının korunmasında yetersiz kalmıştır. 13. İspat Yü 13: ilişkin log kayıtları, aktivasyon cihazı bilgileri ve işlem IP adresleri gibi kritik deliller dosyada bulunmamaktadır. ... müzekkeresi eksik yanıtlanmıştır. BDDK yönetmeliği uyarınca bu kayıtların 5 yıl saklanması zorunlu olmasına rağmen sunulamaması, ispat yükünün yerine getirilmediğini ve bu eksikliğin hukuki yönden değerlendirilmesi mahkemenin takdirine aittir. ve Maddi Delil Eksiklikleri: Davalı banka, savunmasının temelini oluşturan J4'teki IVN teyit aramasının ses kaydını sunamamıştır. Telefon numarası değişikliğine 14. Sonuç ve Kanaat: Yapılan teknik ve bankacılık değerlendirmeleri sonucunda, 247.950 TL tutarındaki zararın oluşmasında davalı bankanın sistematik güvenlik ihlalleri ve mevzuata aykırı uygulamalarının belirleyici rol oynadığı tespit edilmiştir. Davacının güvenlik bilgilerindeki kismi ihmali kabul edilmekle birlikte, bankanın çok katmanlı güvenlik sistemlerindeki başarısızlık ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi, kusur oranının büyük ölçüde bankada olduğunu göstermektedir. Nihai takdir mahkemenin yetkisindedir. Yukarıda sunulan bulgular doğrultusunda, dava dosyası tarafımızca kapsamlı olarak incelenmiş ve bilirkişi görevlendirmesi kapsamında değerlendirmeler bağımsız şekilde tamamlanmıştır. İşbu bilirkişi raporu sunulmuştur. 5411 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; Türkiye'de bir bankanın kurulmasına veya yurt dışında kurulmuş bir bankanın Türkiye'deki ilk şubesinin açılmasına, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun alacağı kararla izin verileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 3 üncü maddesinde; yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde, halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para, mevduat olarak tanımlanmış ve anılan Kanun'un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasında; kredi kuruluşları ile özel kanunlarına göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişinin, aslen veya fer'an meslek edinerek mevduat veya katılım fonu kabul edemeyeceği, ticaret unvanları ve kamuya yapacakları açıklamalar ile ilân ve reklamlarında bu izlenimi yaratacak ifade ve deyimleri kullanamayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca 5411 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi gereğince halkın parasının bankalarca değerlendirilmesi sırasında halka güven vermek için kredi kuruluşları (mevduat bankaları ile katılım bankaları) tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere ait katılım fonlarının ... tarafından sigorta edileceği açıklanmıştır. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (..., Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren ve somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Kanun'un 99/2 ve 100/3 üncü (6098 sayılı Kanun'un 115/3 ve 116/3) maddeleri gereğince, özel yasa ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların, hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. 6762 sayılı Kanun'un 20/2 nci (6102 sayılı Kanun m. 18/2) maddesi gereğince; tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Ancak bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklılık arz etmektedir. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu... Esas ve ...Karar) Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (...; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun115/3 ve 116/3. maddeleri gereğince, özel yasa ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların, hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 18. maddesinin 2. fıkrası gereğince; tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Ancak bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklılık arz etmektedir. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, şubesiz bankacılığı müşterilere özendiren davalı banka, kendilerine emanet edilen mevduatı korumaya özen yükümlülüğü gereğince internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli alt yapıyı sağlayarak güvenlik önlemlerini almak zorundadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2022Tarih ve .... E.- ... K. Sayılı Kararı) TBK'nın 114/2. Maddesi gereğince, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır. Bu halde temerrüt haksız fiilin işlendiği tarihte gerçekleşmiş olur ve bu tarihten itibaren faiz istenebilir. Davalının tacir olması ve taraflar arasındaki ilişkinin TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca ticari ilişki niteliğinde bulunması, ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümlerinin(TTK m. 9) uygulanacak olması ve 3095 sayılı Kanunun 2/2. Maddesine göre ticari işlerde temerrüt faizinin avans faizi olarak istenebilecek olması nedeniyle dava konusu alacağa dava konusu para transferinin yapıldığı 08/08/2018 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanması gerekir.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi ... Esas ve... Karar sayılı ilamı) Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Davalı ... A.Ş. Müşterisi davacı .... Şti.'nin 28/07/2023 tarihinde 247.950,00 TL tutarın iradesi dışında çekildiği ve banka güvenlik açığı nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığından bahisle zararın tazmini istemiyle iş bu davanın açıldığı, davalı bankaca güvenlik açığının bulunmaması nedeniyle davanın reddinin savunulduğu, 28/07/2023 tarihinde davacı ... Şirketi'nin Fibabanka nezdindeki kurumsal hesabından, şirket yetkilisi ...'nin bilgisi ve rızası dışında toplam 247.950 TL tutarında para transferi gerçekleştirildiği, söz konusu tutarın 100.000,00 TL'si ...'a, 147.950,00 TL'si ...'ya aktarıldığı, işlemler mobil bankacılık kanalı üzerinden 4 dakika 36 saniye içinde yedi ayrı transfer şeklinde tamamlandığı, davacı durumu aynı gün saat 16:00 civarında fark ederek bankaya bildirildiği, 19.990 TL'lık FAST transferinin günlük limit altında kalacak şekilde bilinçli olarak parçalanması, profesyonel bir yaklaşımın gösterdiği, davacının güvenlik bilgilerinin bir şekilde ele geçirildiği, bu bilgiler kullanılarak telefon numarasının değiştirildiği ve ardından hızlı para transferlerinin gerçekleştirildiği anlaşıldığı, bankanın anomali tespit sistemleri ilk 199.950 TL'lik altı işlemi tespit edememiş, yalnızca son 48.000 TL'lik işlemde güvenlik kontrolü devreye girdiği, dosyada sunulan SMS kayıtları, çağrı merkezi ses kayıtları, hesap hareket dökümleri ve dijital bankacılık log kayıtları incelenmiştir. Kritik öneme sahip 13:23:04'teki IVN teyit aramasının ses kaydı dosyada bulunmamaktadır. Sistemde kayıtlı telefon numarasının ...'den 514 ile başlayan farklı bir numaraya değiştirilmesine ilişkin değişiklik log kayıtları, IP adresleri ve cihaz bilgileri sunulmamıştır. Bu eksiklikler, davalı bankanın BDDK yönetmeliğinde öngörülen iz kayıtlarını saklama yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterdiği, davacının 5464 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca kendisine tahsis edilen şifre ve güvenlik bilgilerini koruma yükümlülüğü bulunmadığı, telefon numarası değişikliği ve mobil bankacılık aktivasyonunun yapılabilmesi için şifre bilgisine ihtiyaç duyulması, davacının güvenlik bilgilerinin ele geçirildiğini gösterdiği, bu durum, davacının güvenlik önlemlerinde kısmi ihmali bulunduğuna işaret etmekle birlikte, bankanın sistematik güvenlik zafiyetleri karşısında bu ihmalin etkisi sınırlı kaldığı, davalı banka, BDDK Yönetmeliğinin 11. maddesi (kimlik ve erişim yönetimi), 13. maddesi (iz kayıtları), 24. Maddesi (değişiklik yönetimi), 34. maddesi (kimlik doğrulama), 36. maddesi (işlem takibi), 37. Maddesi (müşteri bilgilendirme) ve 39. maddesinde (mobil bankacılık güvenliği) düzenlenen yükümlülüklerini sistematik şekilde ihlal edildiği, davalı bankaca, savunmasının temelini oluşturan 13:23:04'teki IVN teyit aramasının ses kaydını sunamadığı, telefon numarası değişikliğine ilişkin log kayıtları, aktivasyon cihazı bilgileri ve işlem IP adresleri gibi kritik deliller dosyada bulunmadığı, Turkcell müzekkeresi eksik yanıtlanmıştır. BDDK yönetmeliği uyarınca bu kayıtların 5 yıl saklanması zorunlu olmasına rağmen sunulamaması, ispat yükünün yerine getirilmediği bu hususların mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğu, davalı bankanın ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, dava dilekçesinde dava tarihi itibariyle ticari faizin talep edildiği, taleple bağlı kalınarak; davanın kabulü ile; 247.950,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; 247.950,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 16.937,46-TL nispi karar harcının, peşin alınan 4.234,37-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 12.703,09-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 39.672,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan dava açılarken yatırılan toplam 4.722,77-TL (Vekalet Harcı 60.80-TL, Başvurma Harcı 427.60-TL, Peşin Harç 4.234,37-TL, ) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 16.085,00-TL (85,00-TL tebliğler ve posta, 16.000,00-TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL’nin davalıdan alınarak, hazineye GELİR KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/10/2025
Katip ¸
Hakim ¸