İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/249 E. 2025/778 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/249
- Karar No
- 2025/778
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/249 Esas KARAR NO:2025/778
DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:30/04/2024 KARAR TARİHİ:13/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin, davalıların borcunu ödememesi nedeniyle büyük bir ekonomik sarsıntı yaşadığını ve iflas etmiş olup, maddi olarak huzurdaki davayı açma imkanından yoksun olduğunu, davacının hem iflas ettiğini hem de yaşadığı zorluklar neticesinde kanser hastalığına yakalanmış olup tedavisinin zor şartlarda devam ettiğini, davalının ... üzerinden birçok kişinin mağdur edildiğini ve aslında güveni kötüye kullanma/dolandırıcılık suçuna konu olabilecek eylemlerin faili olarak yurt dışında firari olduğunu tahmin ettikleri ... adlı bir işçilerine suç yıkılmış durumda olduğunu, davalı şahsın amiyane tabirle şirketin içinin boşaltmış olduğunu, yurt dışı ile ticaretine devam etmekte, uluslararası para gönderme sistemleri ile gelir elde etmekte olup, mutat ticaret yönteminin sektörel olarak şifahen yahut adi yazılı senetlerle yapılmasından istifade ederek, piyasada bir süre güven oluşturduktan sonra yüklüce altın toplayıp şirketin içini boşaltmak suretiyle gerçekleştirdiği eylem sayesinde rahat bir hayat yaşadığının bilindiğini, davalı şirket ile birlikte, gerçek şahıs olan davalı ...'ın gerek Borçlar Kanunu kapsamında "adam çalıştıranın sorumluluğu" adı altında değerlendirilen genel hükümler bağlamında sorumlu olduğunu gerekse şirket ile sahibi şahıs arasındaki malvarlığı geçişi "tüzel kişilik perdesinin aralanması" teorisi kapsamında değerlendirilebilecek mahiyet ve şumülde olduğunu, davalı ... ...'ın, vekil eden ile yürüttüğü whatsapp yazışmalarında vekil edene karşı sorumluluğunu kabul ettiğini ancak onu sürekli oyaladığını, bazen tehditkar konuşmalar ve hakaret ifadelerle gözdağı vermeye çalışmaktığını, çok uzun bir süredir müvekkilinin oyaladığını, aslında şirket tüzel kişiliklerinin birçok kez kullanıldığı gibi huzurdaki davada da davalı şahıs ve şirketler arasındaki bağın, üçüncü kişileri aldatıcı şekilde oluşturulduğunu, hukuk alanında çözüme dayalı bir yöntem olarak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile tüzel kişiliğin borç ve yükümlülüklerinden dolayı ortakların sorumluluğuna gidilebileceği gibi ortakların borçlarından dolayı da tüzel kişinin sorumlu tutulmasının söz konusu olabileceğini, uygulamada en çok rastlanan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması halinin ortakların kişiliği ile tüzel kişiliğin veya malvarlıklarının karışması olduğunu, tüzel kişinin malvarlığının kardeş şirket veya ortağın malvarlığı ile karışmasının, bu mal varlığının kime ait olduğunun tespitinin mümkün olmadığı durumlar ile yapılan işlemin hangi şirket ya da kim tarafından yapıldığı konusunda bir ayırım yapılamadığı hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması yoluyla tüzel kişiliğin veya gerçek kişinin sorumluluğuna gidilebilmesinin mümkün olduğunu, somut olaylara bakıldığında mahkemelerin iktisadi bağımlılık durumunda organik bağın varlığını kabul etmiş olduklarını, yine benzer şekilde ortaklarının yakın akraba olmasının da organik bağın varlığına delil kabul edildiğini beyan ederek .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasına vaki davalı itirazın iptaline, borçluların müştereken ve müteselsilen %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından delil olarak ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/ ... Soruşturma numaralı dosyasının gösterildiğini, fakat davacı yana bu davanın haksız fiilden kaynaklı bir tazminat davası olmadığını, itirazın iptali davası olduğunu hatırlatmak istediklerini, davacının dosyaya ibraz ettiği Whatsapp yazışmalarına konu olan davacının yazışma yapmış olduğu telefon numarasının, ... olup, telefon aboneliğinin ... ...'ın üzerine olduğunu, ... ...'ın, dava dosyasında taraf olmayıp üçüncü şahıs olduğunu, ayrıca whatsapp yazışma içerikleri dikkatli bir şekilde okunduğunda, davacı yanın, davanın tarafı olmayan üçüncü şahıs ... ... ile yazışma yaptığının son derece açık olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, Whatsapp yazışmalarının delil olarak kabul edilebilmesi için iki şart bulunduğunu, Yargıtay tarafından belirlenen şartları karşılamadığından delil olarak kabul edilemeyeceğini, icra takibi ve davaya konu olan borç dayanağı belgeye, taraflarıdan imzaya değil borca itiraz edildiğini, her ne kadar müvekkilleri ile davacı yan arasında yazılı bir sözleşme bulunsa da davaya konu olan ticari ilişkinin gerçekleşemediğini, dava konusu olan ürünlerin davacıdan çıkıp satışlarının gerçekleşmesi için irsaliyeli fatura ibraz edilmesi ve ticaretin gerçekleştiğine dair satım faturası sunulması gerektiğini, fakat davacı yan tarafından hiçbir şekilde ne irsaliyeli fatura ne de satım faturası ibraz edildiğini, bu hususun araştırılması için davacı yan ile müvekkili şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, böylelikle davacı ile müvekkilleri arasında ticaretin gerçekleşmediğinin anlaşılacağını, aksi takdirde gerçekleşmeyen ticaretten ötürü iş bu davanın açılmasının açıkça M.K. m. 2' de belirtilen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağının ihlali olacağını ve Borçlar Kanunu m. 77 ve devamı uyarınca davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, davacı yanının sözleşme yapıldıktan sonra irsaliyeli fatura ile satış faturası ibraz etmemesinin de TTK m. 18/2'de belirtilen basiretli tacir ilkesi ile de bağdaşmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, icra takibini kötü niyetle gerçekleşmemiş bir ticaretten ötürü sebepsiz zenginleşme amacıyla başlattığının ve akabinde iş bu davayı açtığının anlaşıldığını beyanlarla davanın reddine, davacı aleyhine haksız icra takibinden dolayı %20 oranında kötü niyet tazminatına, gerektiği takdirde HMK m. 218 uyarınca yerinde inceleme yapılarak davacı ve müvekkili şirketin ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, Arabuluculuk Son Tutanağı, ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, bilirkişi raporu ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir. Davacı vekilince dava dilekçesi ekinde arabuluculuk anlaşamama tutanağı , taraflar arasındaki whatsapp yazışmaları dosyaya ibraz edilmiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne, ... Odaları Birliği'ne yazılan yazılara yanıt verildiği görülmüştür. ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden davacının sosyo-ekonomik durum araştırması yapılmıştır. Yine davacının UYAP malvarlığı sorgusu yapılmış, ESD raporu alınmış ve SGK hizmet dökümleri incelenmiştir. Davacının sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin mahkememizce yapılan araştırma sonucu mahkememizce 26/06/2024 tarihli ara karar ile "Davacının adli yardım talebinin kabulüne, ... T.C. Kimlik Numaralı davacı ...'ın HMK'nun 334 ve devamı maddeleri gereğince adli yardımdan yararlandırılmasına, Davacının ödemesi gereken harç ve masrafların ileride haksız çıkacak taraftan karşılanmak üzere şimdilik devlet ödeneğinden karşılanmasına..." yönünde karar verilmiştir. ...Sicili Müdürlüğü'nden ... Ünvanlı işyerlerinin tüm sicil dosyasının gönderildiği görülmüştür. ...Güvenlik İl Müdürlüğü...Güvenlik Merkezi 'nden ... adına faal olan ... sicil sayılı ... Kuyum.Mücev.Hed.Eşya San.Ve Tic.Ltd.Şti. Ünvanlı işyerinin bulunduğu bilgisi verilerek, sicil dosyasının gönderildiği görülmüştür. İstanbul CBS'nin 2023/... Soruşturma sayılı dosya örneğinin gönderildiği, müştekinin ..., şüphelilerin ..., ... ... olduğu, TCK 37 delaletiyle 155/1, 125/1, 106/2.c ve 53. Maddeleri hükümlerince soruşturma başlatıldığı ve .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile Güveni Kötüye Kullanma, Hakaret, Birden Fazla Kişi İle Tehdit suçlarıyla kamu davası açıldığı, müzekkere tarihi itibariyle dosyanın derdest olduğu görülmüştür. .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının UYAP üzerinden celp edilerek yapılan incelenmesinde; ... tarafından ... ve ... aleyhine 281.246,85. USD aleyhine toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı görülmüştür. 12/12/2024 tarihli ara karar ile .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıların itirazının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı, dava konusu adi senede bağlı olarak davalıların davacıya borçlu olup olmadığı, davalı ... yönünden adam çalıştıranın sorumluluğu ve tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanması gerekip gerekmediği hususlarında tarafların 2018-2019-2020 yıllarına ait ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak bilirkişilerden rapor alınmasına karar verilmiş, Bilirkişi MM ... Ve ... Oruç tarafından düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda neticeten; SONUÇ ve KANAAT: Sonuç olarak tarafımıza iletilen, tüm dosya münderecatı üzerinde yapılan incelemeler sonrasında ve yukarıda paylaşılan bilgiler ışığında nihai karar Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere; Davalı tarafın Yasal Defterlerinde belgelerin kaydedildiği, Davalı tarafın Açılış ve kapanış kayıtlarının Kanun öngördüğü süreler içinde yaptığı, Davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu kararın Sayın Mahkemeye ait olacağı, Dava dosyasında yer alan bilgiler ışığında “... ...” ile Davalı “....” dava dışı ... vergi kimlik numaralı ... Makina Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 15/11/2021 tarihi itibariyle 9650 hisse oranına sahip ortakları olduğu yer almıştır. Davalı firma yetkilisi tarafından ... nolu hattın sahibinin/kullanıcısının Davalı taraf olduğu ve davalı şirket muhasebe kayıtlarında giderleştirilerek (EK 1), ödemelerin Kredi kartı ile yapıldığını, Sayın Mahkeme iletişim hizmeti sunan “.../ ... ve ...” firmalarına yazı yazarak “2018 — 2019 -2020 ve güncel zaman diliminde... nolu hattın kullanıcısına ait bilgilerin dava dosyasına sunulmasını” isterse talep ederek, hattın kullanıcısı açısından daha sağlıklı bilgiye de sahip olunabilecektir. Davalı taraf kanuni defterlerinde, Davacı “... ve ...'" firmasını Muhasebe kayıtlarında yer almadığı, Davacı tarafından “...... ile ... ... isimli şahıslar firmaları olan ... adına birlikte çalışmaktadırlar.” İddiası ile ilgili olarak dava dosyasına sunulan belgelerden ... ...'ın Davalı firmada “06.05.2011 tarihinde başlayıp ve 26.05.2023 tarihinde iş yerinden çıkışı yapılmış olduğu,” Dava dosyasında yer alan ve Davacı tarafından takibe konu edilen 25.11.2019 tarihli Belge kapsamında ".... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden 15.01.2024 tarihinde 232.000.- USD” Altın sektöründe ve Kapalıçarşı esnafı tarafından yapılan sektörel uygulama olduğu paylaşılan belge ışığında Davacı tarafın Davalı taraftan Alacaklı olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, Somut olay incelendiğinde önem arz eden husus taraflar arasında akdedilen 25.11.2019 tarihli belgede davalı şirketin kaşesi gerçek kişinin de imzası olmakla birlikte davalılar cevap dilekçesinde sözleşmeyi kabul ettiği, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere söz konusu sözleşmede yer alan ödeme planına dair ödeme yapıldığı da dosyada görülmediğinden davalı şirketin sözleşmede yer alan tutar kadar- 232.000,00 $- sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, Somut olayda taraflar arasında akdedilmiş sözleşme bulunduğundan davalıların TBK m. 66 uyarınca sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı kanaatine varıldığı; zira diğer yandan da davacının talebi de zarara ilişkin olmayıp sözleşme konusu tutarın kendisine ödenmesine ilişkin olduğu, Davalı şirketin borcunu ödemediği düşünüldüğünden, tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı ve davalı gerçek kişinin tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinden kaynaklı sorumlu olacağının düşünüldüğü, Muhterem Mahkemece bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılması gerektiği; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanması gerektiği ayrıca zarara yol açan gerçek kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için davacının alacaklı olarak TTK m. 553 kapsamında davalının sorumluluğuna gidebileceği değerlendirilir ise; davalı gerçek kişinin sorumluluğuna gitmenin mümkün olmayabileceği..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, sunulan deliller, alınan bilirkişi heyeti raporu ile tüm dosya içeriğine göre; açılan dava .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf; davalı ...'ın, ... Kuyumculuk şirketi üzerinden davacıdan yüklü miktarda alım yaptığını, borcunu ödemediğini, Davalı ... ...'ın davacı ile yürüttüğü WhatsApp yazışmalarında davacıya karşı sorumluluğunu kabul etmekte olduğunu ancak onu sürekli oyaladığını, ... ile ... ... isimli şahısların firmaları olan ... adına birlikte çalışmakta olduklarını, kendi müşterilerine sipariş almak üzere davacının elinde bulunan numune mücevher takıları almak için müvekkilinin ofisine ziyarete birlikte geldiklerini, görüşme sonucunda 19/07/2019 tarihinde 772 parça 232.072 $ değerindeki ürünü kendi müşterilerine gösterip sipariş veya peşin satış olmak üzere teslim aldıklarını, ürünlerin davalı tarafça davacıya teslim edilmemesi üzerine bir ödeme planı düzenleyerek hem yazılı hem de ... kaşeli olarak karşılıklı imzalandığını, davalı tarafça imzası ikrar edilen ödeme protokolü sonrasında ilk ödeme tarihi geldiğinde hiçbir ödeme tahsil edilemediğini, rehincilerin birine 32.500 $ Amerikan doları ödeyerek söz konusu ürünlerinin bir kısmının geri satın alındığını ifade etmiştir. Davalı taraf ise; davacının dosyaya ibraz ettiği WhatsApp yazışmalarına konu olan davacının yazışma yapmış olduğu telefon numarasının, ... olup telefon aboneliğinin ... ...'ın üzerine olduğunu, ... ...'ın dava dosyasına taraf olmayıp üçüncü şahıs olduğunu, WhatsApp yazışma içerikleri dikkatli bir şekilde okunduğunda, davacı yanın, davanın tarafı olmayan üçüncü şahıs ... ... ile yazışma yaptığının son derece açık olduğunu, icra takibi ve davaya konu olan borç dayanağı belgeye, imzaya değil borca itiraz ettiklerini Her ne kadar taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunsa da davaya konu olan ticari ilişkinin gerçekleşemediğini, dava konusu olan ürünlerin davacıdan çıkıp satışlarının gerçekleşmesi için irsaliyeli fatura ibraz etmesi ve ticaretin gerçekleştiğine dair satım faturası sunması gerektiğini, salt sözleşmenin yapılmış olmasının, davacının alacağı olduğu anlamına gelmediğini, sözleşmenin yapıldıktan sonra uygulanmamasının da söz konusu olabileceğini ifade etmiştir. Dava konusu olayda, davacı, davalı şirket ve yetkilisinin kendisinden alınan ürünler karşısında ödeme yapmadığını, Kapalıçarşı esnafları arasındaki ilişkinin güven ilişkisine dayalı olduğunu ifade etmiş olup davalı kendisine ürün verilmediğini, davacının davasını ispat edemediğini savunmuştur. Davacı tarafından sunulan 25.11.2019 tarihli Davalı .../ ... kaşe imzalı belge fotokopisinde “...232.072.- USD ... firmasına borcu olduğu aşağıdaki ödeme planına uygun ödemeler maksimum 5 gün opsiyon tanınmak koşulu ile ... Kuyumculuk tarafından ödenecek olduğu..." yer almıştır. Vadesi | Tutar (USD) 20.12.2019-15.000,00 20.01.2020-15.000,00 20.02.2020- 25.000,00 20.03.2020-15.000,00 20.04.2020 - 15.000,00 20.05.2020 - 25.000,00 20.06.2020 - 15.000,00 20.07.2020 - 15.000,00 20.08.2020 - 25.000,00 20.09.2020 - 20.000,00 20.10.2020- 20.000,00 20.11.2020 - 27.000,00 Toplam ; 232.000,00 Mali müşavir bilirkişi raporu içeriğinde göre; davalı firmaya ait ticari defterlerin 2018- 2019 - 2020 yılları arasındaki açılış tasdiklerinin TTK. Mad. 69 hükmü gereğince yasal süresinde yaptırılmış olduğu, Yevmiye Defterinde TTK mad. 70 / 6 -Son hükmü gereğince bulunması gerekli kapanışları yasal süresinde yaptırılmış olduğu, kanuni defterlerin davalı firma lehinde delil olma kuvvetine sahip olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf ticari defterlerinde davacı “... ve ...” firmasına ait kayda rastlanılmamıştır. Yargıtay 11 HD' nin 2014/8966 E 2014/15380 K sayılı kararında da ifade edildiği üzere, kuyumcular arasında herhangi bir sözleşme olmaksızın borç altın alışverişi teamül değildir. Fakat somut olayda taraflar arasında akdedilen 25.11.2019 tarihli borç ikrarını içeren protokolde davalı şirketin kaşesi gerçek kişinin de imzası olmakla birlikte davalılar cevap dilekçesinde sözleşmeyi kabul etmişlerdir. Buna göre söz konusu sözleşmede yer alan ödeme planına dair ödeme yapıldığı da dosyada görülmediğinden davalı şirketin sözleşmede yer alan tutar kadar sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi bakımından yapılan değerlendirmede; Tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarında da açıklandığı üzere, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda, titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira, tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir. TTSG'den yapılan sorgulamada davalı şirketin sermayesinin 1.950.000,00-TL olduğu görülmüştür. Davalı şirketin borcunu ödememesi, davalı şirketin tek yetkilisinin davalı asil olması ve davalı ... hakkında açılan iddianame içeriği birlikte değerlendirildiğinde tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı ve davalı gerçek kişinin tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinden kaynaklı sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır. İşlemiş faiz talebine ilişkin; davalıların temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtarname örneği sunulmadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2024/... sayılı dosyasında arabuluculuk gideri olarak sistem üzerinden yapılan inceleme neticesinde sarf kararı düzenlenmediğinden ödeme yapılmadığı ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği gözetilerek, ilerde sarf kararı düzenlenmesi halinde arabulucuya ödenecek olan ücretin taraflar aleyhine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen kabulü ile ; a) Takibin; 232.000 USD asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin faiz isteminin reddine, kabul edilen asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 S.K.'nun 4/a madde ve fıkrası gereğince faiz uygulanmasına, b)Alacak likit olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20'si olan 1.394.784,00.-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 476.388,47.-TL karar ve ilam harcının (dosya adli yardımlı olduğundan peşin harç yatırılmamış olup) davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 1.312,00.-TL yargılama giderinin red ve kabul oranı dikkate alınarak 984,00.-TL 'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye gider avansının davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Dosya adli yardımlı olduğundan, suçüstü ödeneğinden karşılanan; 24.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.590,00.- TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 25.590,00.-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 19.192,50.-TL'lik kısmının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, kalan bakiye 6.397,50.-TL yargılama giderinin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul olunan miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 833.913,60.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 341.272,15.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2024 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, 2.700,00.- TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 900,00.-TL'sinin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, davacı asil ve taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği karar verildi.13/11/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır
Üye ... ¸e-imzalıdır
Üye ... ¸e-imzalıdır
Katip ... ¸e-imzalıdır